Hasan H. Yıldırım & Hüsein Erkan

Ermeniler ve Azerilerin Kafkasya Kürdistan’ı toprakları üzerinde bitmeyen savaşı yine kızıştı. Kim bu topraklar üstünde hakim olacak diye yine kapıştılar. Savaş giderek boyutlanıyor. Nerede duracağı ve sonucun ne olacağına şimdiden hükmetmek olası değil. Bize düşen bunu gözlemektir. Kim kazanırsa kazansın sonuçta Kürdlerin hanesine şimdiden kaybetti yazılacaktır. Zaten o tarihi Kürd topraklarında Kürd kalmamıştır. Daha evvelki çatışma/savaşlarda Kürdlerin kimi katledildi, kimi sürgüne gönderildi, birkaç yüz kişi kalmışsa onlar da denetim altına alınmıştır. Bu konuda Ermenilerin suçunun Azerilerden katbekat fazla olduğu inkar edilemez. Kürdleri anavatanında kovan ve soykırımdan geçiren Ermeniler olmuştur. Ermenilerin Kürdlere bu yaklaşımı yeni değildir, tarihseldir. Medlerden beri Kürd düşmanlığı Ermenilerde milli bir politika olagelmiştir. Bugün de Kürdlere karşı tutumu değişmemiştir. Ah bunu Kürdler bir anlasa! Ama ne gezer. Tarihte Ermenilerin Kürdler lehine attığı olumlu Tek bir adımı olmadığı gibi, her dönem Kürdlere karşı duran Kürd düşmanlarına destek vermişlerdir.

Bunun en bariz örneği Ermenistan devletinin ideologlarından biri olan Profesör Harnik Asatryan’nın dile getirdiği şu düşüncelerdir: “Bugün Türkiye’nin toprak bütünlüğü ve bu ülkenin istikrarı Ermenistan’ın çıkarınadır. Öteki tüm durumlarda Türkiye’nin parçalanması ve batımızda bir Kürt devletinin kurulması Ermenistan’ın ulusal güvenliği için ciddi bir tehlike olacaktır. Tarıhi topraklarımız üzerinde devlet kurma iddiasında olan etnik unsurun, son 400 yılda masum Ermeni halkına yönelik sonu gelmeyen talan ve kıyımları uygulayan, kutsal mekanlarımızı ve mezarlıklarımızı kirleten ve Batı Ermenistan’ı Ermenisizleştirenler olduğunu unutmamak gerekir.“

Görüldüğü gibi bu pislik, Kürd düşmanlığını gizlenemeyecek kadar açık ve net olarak dile getiriyor. Azılı bir Kürd düşmanı olduğunu açıkça söylüyor. Bu tutum sadece bu ırkçı pislik Profesör Harnik Asatryan ile sınırlı değildir. Tümüne yakın Ermeni aydın, siyasetçi ve daha ötesi, Ermenistan devletinin resmi tutumudur. Bu tutum Kürd millet düşmanlığı üzerine oturtulmuştur. Kürdlerin bırak devletleşmesini, bir hak sahibi olmaması için de ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Kürdlere zarar veren her girişimi destekleyen bir politika sahibidirler. Bunun için Kürd milletini içten bölmek için çok yönlü bir program ortaya koymuş bulunuyorlar. Kırdıki ve Alevilerin Kürd olmadığı tezini devamlı işliyorlar. Onlar üzerine “Batı Ermenistan“ dedikleri Kürdistan’ın kuzeyi üzerindeki işgalci emellerini icra etme politikasını güdüyorlar.

Ermeniler bunu gizli de yapmıyorlar. Açık ve aleni yapıyorlar. Durum bu olmasına karşın kimi Kürdler, “Ermenistan-Azerbeycan savaşında gönlümüz Ermenistan‘dan yanadır“ diye belirlemelerde bulunuyorlar. Bunun siyasal literatürdeki karşılığı düşmanına sevdalanmak oluyor. Bunun nedeni ne olabilir? Kimi Ermenilerin politikasını bilmeden diyebilir. Kimi yakın çevresindeki bir kaç Ermeniye hoş görünmek için yapabilir. Kimi Türklere duyduğu nefretten yapabilir. Kimi işgüzarlığından yapıyor. Sözde “aynı ırktan mışız, amca çocuklarıymışız, yüzyıllardır birlikte yaşamışız“ gibi saçma tezlere sarılıyorlar. Ama yüzyıllardır Ermeniler ile Kürdler arasında ne yaşandı konusu onları pek ilgilendirmemektedir. Ki, bu konunun cahili oldukları işin bir başka boyuttudur.

Burada bu Kürdlere çağrımız şudur: Tahihinizi inceleyen. Kimin dost, kimin düşman olduğunu öğrenin. Düşmanlarınızı tanıyın. Kürd olun. Kürd çıkarını esas alın. Bunu yapmadığınız sürece düşman nezdinde bir değeriniz olmayacaktır. Bunu bilin.
Burada Azarbeycan desteklenmelidir sonucuna varılmasın. Evvet Kürdler ile Azeriler arasında soykırıma varan olaylar yaşanmadı ama Azerilerde Kürdlerin devletleşmemesi için ellerinden ne geliyorsa onu yapıyorlar. Kendi alanlarında olan Kürdlere göz açtırmıyorlar. Milli kimlikleri ile politika yapmasına izin vermiyorlar. Kürdleri, Ermeniler gibi soykırımdan geçirmiyorlar ama asimile etmek için ellerinde geleni yapıyorlar. Aslında Azeriler ile Kürdler arasındaki savaş İran’a karşı gündemde olan savaş sırasında daha açık gün yüzüne çıkacaktır. Kürdistan’ın doğusunda büyük bir kapışma yaşanacağı kaçınılmaz olacaktır.

Olsalık dahilindedir ki, Koalisyon Güçleri İran’a karşı bir askeri operasyon koşullarında Türklerin desteği ile Azerilerİn, Kürdistan’nın doğusunda Kürdlere karşı savaşacağı kesindir. Çünkü Kürdistan’ın doğusunun bazı Kürd bölgelerini Azeri bölgesi olarak adlandırmaktadırlar.

Burada şu tespiti yapmak çok önemlidir. Her kim ki; Kürdlerin devletleşmesini, Kürdlerin milli kimlikleriyle bir hak sahibi olmasını istemiyorlarsa onlar, Kürd millet dostu olmamaları bir yana Kürd millet düşmanlarıdırlar. Ne Ermeniler, ne Azeriler Kürdlerin devletleşmesi istiyor, ne de milli kimlikleriyle bir hak sahibi olmasını istiyorlar. Bunu açıkçada dile getiriyorlar. O halde bu iki millet Kürd dostu olamazlar. Bize dost olmayan bir millete biz niye dost olalım demek çok mu zor? Ey Ermeni ve Azeri sever Kürdler biraz silkenin! Kendiniz olun!

Ermenistan-Azerbeycan arasındaki Kürdistan toprakları üzerindeki savaşta Kürdlerin tutumu bu işgalci devlerlerden birini desteklemek olamaz. Daha ötesi, Kürdlerin bağımsız bir politikası olmalıdır. Bu politika bu her iki işgalci devletin Kürdistan’dan def edilmesi üzerine inşa edilmelidir. Bu konuda bir politika oluşturulması ve bunu başta BM olmak üzere dünyanın karar kılıcı merkezlerine dayatması gerekir. Bu merkezlere Kafkasya Kürdistan’ından sürülen Kürdlerin anavatanlarına dönmesi dayatılmalıdır. Ne yazık ki, Kürd siyasal hareketinin böyle bir politikası yoktur. Acı olan da budur.

Gelelim İsrail devletinin Azerbeycan-Ermenistan savaşından Azerbaycan’ı destekleme politikasına. Kimi Kürdler bunu çok yanlış değerlendiriyor. Deniliyor ki, “Türkiye, Azerbeycanı destekliyor. İsrail’de Azerbaycan’ı desteklemekle Türkiye ile aynı safta yer alıyor, bu Kürdlerce kabul edilemez.“

Mantık bu. Fakat düz bir mantık. İsrail, Azarbaycan-Ermenistan savaşından niye Azerbaycan’ı destekliyor peki? Bunu biraz kurcalayalım.

Azerbaycan’ın Kafkasya’da işgal ettiği alan çok stratejik bir konuma sahiptir. Başta İsrail olmak üzere Orta Doğu ülkeleri, bugün Rusya egemenliğinde olan ülkelerle olan ilişkisini sağlayan yol Azerbaycan üzerinden geçiyor. Rusya ve egemenliğindeki ülkelerle ticaret Azerbaycan üzeri yol veriyor. Azerbaycan burada bir tampon ülke görevini görüyor. Azerbaycan’ın önemi buradan geliyor. Bu nedenle İsrail, Rusya ve egemenliğindeki ülkeler ile ticaretini emin olarak sürdürmek için Azerbaycan ile ilişkilerini iyi tutmaya çalışıyor. İsrail, çıkarını bu politikada görüyor.

İsrail’in Azerbaycan -Ermenistan savaşından Azerbaycan’ı desteklemesinin nedeni sadece bu değildr. Çok boyutlu çıkar ilişkilerin sonucudur. Bir kere İsrail bu destek ile Türkiye ve İran’ın Azerbaycan üzerindeki hakkimiyetini aza indirme politikası gereği bu desteği veriyor. Türkiye ve İran Azerbaycan üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyor. İsrail’in Azerbaycan’ı desteklemesi ile Türkiye ve İran’ın etkisini kırmaya çalışıyor. Azerbaycan’ı onların hakimiyetinden çıkarmaya çalışıyor. Özelikle Türkiye ile Azerbaycan arasına anlaşmazlık yaratmaya ve Türkiye’nin Azerbaycan üzerinde Turki cumhuriyetler arasındaki bağı engellemeye politikası uyguluyor. İkincisi, yarın İran’a karşı bir askeri operasyon koşullarında Azaerbaycan’nın desteğini şimdiden garantiye almaya çalışıyor. Üçüncüsü, zaman zaman Arap ülkeleri ile baş gösteren olumsuz koşullarda Azerbaycan’dan petrol almak önemli bir rol oynuyor.

İsrail bu politikasını hem Rusya’da, hem Azerbaycan’da var olan Yahudiler vasıtasıyla icra ediyor. Bilindiği üzere Yahudiler hem Rusya’da ve hem de Azerbaycan’da önemli bir güçtürler. Kültürden tutun ekonomiye kadar önemli bir rol oynamaktadırlar. Hele Azerbaycan’da önemli bir Yahudi topluluk var ve ekonomik olarak güçlü bir konumları var. Deyim yerindeyse, Azerbaycan ekonomisi üzerinde tartışılmaz bir hakkimiyetleri var. Bu İsrail ile Azerbaycan’ı ortak bir çıkar birliğinde buluşturuyor. Bu nedenle İsrail kendi çıkarı gereği Azerbaycan-Ermenistan savaşında Azerbaycan’ı destekliyor. Bize göre bu politika yanlış değildir. Uzun vade açısından soruna bakılırsa bu politikanın Kürdlerin lehinde bir politika olduğu anlaşılır. Şimdi belki kimi Kürdler bunu görmeyebilir ama süreç içinde bu politikanın Kürdlerin lehine olduğu açığa çıkacaktır. Bunu bir yere not edin.

Türkiye’nin tutumuna gelince; Ermenistan‘nın Azerbaycan’ın egemenliğindeki toprakları işgali altında tuttuğu ve Azerbaycan’nın bunu değiştirmek için başlattığı savaşı fırsat bilerek kendi iç krizini unutturmanın yanı sıra Azerbaycan üzerinde etkisini artırıp petrol ve gazından yararlanmak istemektedir. Rusya’dan Suriye ve Libya’da taviz kopartmak hesapları ile Rusya’nın daha önce Suriye’de kendilerine sunduğu tavizler gibi yeni tavizler koparmaya çalışmaktadır. Nükleer santral, mavi akım (doğal gaz), S-400, NATO içindeki çatlak ve jeostratejik konumundan dolayı Rusya ile direk karşı karşıya gelemeyeceğini hesaplayarak Azerbaycan’a açık destek sundu. Ayrıca Dağlık Karabağ koridorunun kalkmasıyla Kafkas ülkelerinden ta Çin’e kadar ulaşacağı hesaplarını yapmaktadır.
Türkiye‘nin içerde ve dışarda sıkışmışlığını iyi gören ve Rusya’yla ciddi istihbari ve başka alanlarda zıtlık taşıyan İngiltere’nin bu dönemde Türkiye‘ye beli ölçüde kredi sağlaması İngiltere‘nin de bu saldırıda etkisinin olabileceği kuşkularını güçlendirmektedir. Türkiye’nin Azerbaycan’ı desteklemesi ayrıca Batının uzun süredir Ukranya ve en son olarak Belarus ile Rusya’yı kuşatma çabalarına da ters düşmemektedir.

Türkiye, Azerbaycan’ı desteklemekle aslında Azerbaycan’ı çok zor durumda bıraktı. Nedeni, oraya dünyaca terör örgütü olarak bilinen Cihatçıları taşıması birçok devlet tarafından kabul edilemez olarak görüldü. Bu Rusya’yı çok rahatsız etti. Hatta Azerbaycan bu konuyu kendi içinde yoğun tartıştı. Azerbaycan Güvenlik Konseyi’nin yapmış olduğu toplantı da Azerbaycan Genelkurmay Başkanı bu konuyla birlikte Türkiye ile ilişkileri gündeme taşıyarak; “Ordumuzu Türkiye’ye teslim ettik, karılarımızıda teslim edecek miyiz?“ diye tepkisini ortaya koydu. Bunun üzerine Aliyev, onu Genelkurmay Başkanlığından azletti. Anlaşılacağı üzere Azerbaycan’da Türkiye’nin savaşa dahil olmasına karşı büyük bir muhalefet var.

Aynı durum Rusya’da da yaşanmaktadır. Görüldüğü kadarıyla şimdiye kadar Rusya devlet olarak bu savaşa müdahale etmedi. Bir tarafı desteklemedi. Tarafsızlık politikası güttü. Her iki devlete karşı eşit kalmayı politika edindi. Bunun nedeni Rusya’da iktidarın yanı sıra farklı güç odakların olmasıdır. Bu güçlerin bu savaştaki tutumu farklıdır. Kimi Azerbaycan’ı, kimi Ermenistan’ı desteklemektedir. Putin yönetimi de bunu bildiği için iç dengelerin bozulmaması için bu savaşta şimdilik tarafsızlık politikasını güdüyor. İleriki günlerde nasıl bir politikaya başvurur; bekleyip göreceğiz.

Azerbaycan yaklaşık olarak 30 yıldan beridir petrol ve gaz gelirleri ile ordusunu modernize etti, kendisini bu savaşa hazırladı. Şimdi Ermenistan‘dan daha güçlü bir konumdadır. Bu süreç içerisinde eskiye nazaran Rusya ile ilişkilerini her alanda geliştirdi. Rusya’dan silah aldı, başta Gazprom olmak üzere birçok Rus şirketi Azerbaycan petrol ve gazını çıkarmaktadır. Gerek Azerbeycan ve gerekse Rusya karşılıklı olarak büyük ölçüde ekonomik yatırımlar yaptılar. Ekonomik olarak entegre oldular. Karşılıklı çok yönlü çıkar ve ilişki geliştirmiş durumdalar. Rusya kolay kolay Azerbaycan‘ı karşısına almak istemez. Stratejik çıkarları tehlikeye girmediği sürece bu durum devam edeceğine benziyor. Türkiye ve Azerbaycan bunu bildikleri için, bu konumu Rusya’ya karşı koz olarak kullanmaktadırlar.

Rusya, belirttiğimiz gibi Azerileri de, Ermenileri de kaybetmek istemez. Kontrollü bir savaştan fazla rahatsız olmaz. Ama Türkiye’nin savaş alanına Cihadistleri getirmesi İle Türklerin farklı hesaplarından rahatsızlarlar. Rusya dış istihbarat Başkanı Sergey Narişkin bunu açıkça dillendirdi. Rusya, Azerbaycan‘ın Türkiye ile karadan bütünleşmesini istemez. Her halükarda bunu engellemeye çalışacaktır. Karabağ’ın yüzde 70’i Ermenidir. Eskiden 7 bölge veya vilayette Azerilerin çoğunlukta olduğu söylenmekteydi. Burada Kürdler de yaşamakta idi. 1993‘te Ermeniler bu 7 bölgedeki (Ruslar rayon diyorlar) insanlara yöneldi. Buradaki, insanlar kaçtı ve başka akibetlere uğradılar. Ermeniler bu bölgeleri Rusya’nın baskısıyla tampon bölge olarak bıraktılar. Çatışmalar şu anda bu bölgelerde yaşanmaktadır.
Rusya Ermenistan’ın bugünkü yönetiminden rahatsızdır. Çünkü mevcut Ermenistan yönetimi Batı yanlısı görünmekte. Rusya, bunların burunlarının sürtülmesinden rahatsız olmaz. Fakat her halükarda Ermenistan’ın büyük bir hezimete uğramasını da istemez. Her halükarda belli bir süre sonra daha önceki görüşmelerde Rusya bu reyonların 5‘nin Azerbeycan‘a verilmesi Ermenistan‘dan İran sınırına kadar Karabağ‘da dahil olmak üzere burada barış gücü olarak yerleşme planı vardı. Rusya, halen bu plan üzerinde durmakta ve kısmen Ermenistan‘dan taviz vererek savaşı durdurmak istemektedir.

Her ne kadar Donald Trump, şu an seçim ile uğraşıp Azerbaycan-Ermenistan savaşı konusunda bir politika ortaya koymasa da, ABD, bir yandan Rusya’yı kuşatırken, bir yandan da Türkiye‘yi kuşatıyor. Yunanistan, Bulgaristan, Irak ve Suriye’de üsler kuruyor. Genişletilmiş Orta Doğu Projesi gereği 22 ülkeyi Orta Doğu’da dizayn ederken, sakat yönetimiyle Türkiye‘yi mi es geçecek? Türkler, bunun farkında ve bu nedenle de sağa-sola saldırmakla ömrünü uzatmaya çalışıyor. İlk günden beri adamlar parçalanacaklarını farketmişler. Bunun gereği olarak çatışmadan geri adım atmayacaklarını herkese gösteriyorlar. Bu planla ne kurtarabilirizin hesabını yapıyorlar. Bakalım Türklerin bu sonucu belli maceraya karşı Rusya dahil, Koalisyon Güçlerinin sabrı ne kadar sürer? Ki, bu güçler ağırlığını koyduğunda kaybeden Türkiye olacaktır. Nüfuz alanı genişletme çabaları fiyasko ile bitecektir. Türkiye’nin maceraları böylelikle son bulacaktır.

10 Ekim 2020