Yavuz Özcan

İnsanın gözünü her zaman “cehalet” kör etmiyor.
Bazen fazla bilmek de,bildiğini düşünmekte önümüzdeki haberleri okuyup anlamamıza engel oluyor maalesef.
Okumuş yazmış takımının, özellikle de siyasette gidip gidip duvara toslamasının sebebi belki de “gereğinden fazla bilmek” durumu ile açıklanabilir.
Çünkü bilginin fıtratında bu durum var. Detaylara giriyorsun, ayrıntılarla boğuşuyorsun, ihtimallerle yüzleşiyorsun. Sonra basit ve çıplak bir gerçekle karşılaştığında “gerekçenin basitliğini” kabullenemiyorsun.
Kürtlerin ulusal birliğine giden yolu sıradan bir Kürt başka anlatır, bir partiye bağlı olan başka anlatır.
Siyasetçi ulusal birliği sağlayacak partilerin geçmişine gider ve kuruluşundan itibaren hangi süreçlerden geçtiğini, nerelerde kırılma yaşadığına dair ipuçları bulmaya bakar. Bulduğu zaman da mesele aydınlanmaz daha da karmaşıklaşır.
Sıradan biri için olay daha basittir. “Hepiside Kürt partileri ve örgütleridir der geçer.

“Çok bilen çok yanılır!”

ABD Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin sorumlu olduğu yeni Amerikan siyaseti iki tarafı birlikte ele almayı öngörüyor. Bunun için hem Suriye tarafında hakim Kürt unsurlarını dönüştürmeyi, hem de ters yönde akan iki Kürt akımını aynı havuza bağlamayı deniyor. Suriye’de askeri kanatta Halk Koruma Birlikleri (YPG) ve siyasi kanatta Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) direniş kulvarında olması başından beri Amerika için en büyük açmaz.

Amerikalılar Türkiye’yi teskin için YPG’nin PKK ilintisini koparmak gibi olmayacak beklentilere yattı. PKK çizgisini KDP’lileştirmenin imkansızlığı karşısında şimdi iki uyumsuz yapıyı birleştirmeyi deniyor. PYD liderliğindeki Kürt Ulusal Birlik Partileri (PYNK) ile KDP destekli Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) arasında 20 Eylül’de gerçekleşen onuncu toplantıda 40 üyeli bir ‘Kürt Yüksek Mercii’ oluşturulması kararlaştırıldı. Ancak daha kat edilecek çok uzun ve çetin geçitlerle dolu bir yol var ve bu yol üzerinde tablon tava misali kaygan zeminler var. Basında çıkan “iç ısıtıcı” demeçlere rağmen “Kürt birliği tamam” demek için daha çok erken. Kürt birliğini tesise yönelik çabalara karşı Türkiye’nin görünürdeki tepkisi çok tehditkâr ama bazı kaynaklar kulislerde ENKS ittifakları olduğundan çok laf etmek istemedikleri söyleniyor.

Şu ana kadar vardıkları en somut ortak görüş “Kürt Yüksek Mercii” (Kürt Yüksek Konseyi) oluşturulması için 6 maddede uzlaşmaları oldu. Bu 6 madde; 1- Serêkaniyê, Efrin ve Girê Spî’den göç edenlerin geri dönmesi 2- Suriye geneli için izlenilecek strateji 3- Kürtlerin uluslararası arenada temsili 4- kadınların temsiliyet oranı 5- iç kuralları belirleme mekanizmaları 6- kazanımların korunması.
Burada ENKS yüzde 40, PYNK yüzde 40, ENKS ve PYNK dışında kalan küçük partiler ve hareketler yüzde 20 oranında temsil edilecek. Yani Kürt Yüksek Mercii’nde 40 sandalye bulunacak. 16 sandalye PYNK’de, 16 sandalye ENKS’de, 8 sandalye bağımsız isimlerde olacak. Bu ne meclis nede yönetim organıdır.
Sadece Kürtleri ilgilendiren mercii ya da konsey.
Bütün kentlerin temsilcilerinin seçildiği Meclis ve yönetimler ise başlı başına kapsamlı bir mesele. ENKS genel seçimden önce de yönetimde kendilerine kota verilmesinde ısrar ederken, PYNK, her kentte ve merkezde görev yapanların ve meclislerin seçimle geldiğini, seçimlere ENKS’nin de katılmasını ne alırsa temsil edileceğini söylüyor.

Jeffrey, KDP ve ENKS’nin hedefi KDP ile YNK gibi iki başlı askeri güç oluşturmak. ENKS Başkanı Suud Melle, Rojavalı olmayan Kürtlerin kentlerden sürülmesini de ısrarla istiyor.Rojava devriminde şehit düşen 12 bin savaşcinin 7 bininin Kuzey Kürdistan kentlerinden gidenlerin olduğunu belirten Rojavalı yetkililer, ENKS’ nin bunda ısrar etmesi gidişatın nereye gideceğini aslında ortaya koyuyor diyorlar. Rojava halkı bunun bir Ankara dayatması olarak değerlendirmekte. Masada özellikle bu konu kabul edilemez olarak görülüyor.Yine askeri konularda Roj peşmergelerinin Rojava’ya getirilmesi iki başlı bir duruma yol açacağı ve Güney Kürdistan modelinin kabul edilir görülmeyeceği, mali ve stratejik konuların da kolay kolay aşılmıyacağı belirtiliyor. Rojavalı siyasetçiler,ENKS’nin Türkiye’ye rağmen imza atmasının, ÖSO’dan kopmasının da ABD caydırıcılığına bağlı olduğunu kaydetdiyorlar ve ekliyorlar”Onlar için son şanstır.” Kalan başlıklar için ” kritik” değerlendirmesi yapıyorlar.En kritik başlık için “Demokratik özerklikte ENKS nasıl yer alacak” Çünkü yönetimde bütün halkların yer alması esas alınmış durumda. Askeri konularda nasıl yol alınacağının henüz netleşmediği ise ayrı bir konu . Petrol-doğalgaz gelirleri, sınır kapıları gibi konularda cabası.
Her kes anlaşmanın ABD seçimleri sonrasına sarkabileceğini söylemekte. Bir başka gerçek ise, ENKS’ye bağlı silahlı gruplarının da içinde olduğu SMO’dan ve SMDK’den kopmasının zor olacağı. Ankara’ya rağmen bütün konularda anlaşmaya varıp uymasının daha da zor olacağı bilinmeli.

Yine de kimse emin olamaz!

Jeffrey Amerikalı yetkililer arasında oyunu en açık oynayan biri. Rojavalı yetkililere 21 Eylül’de Kamışlı’daki toplantıda DSG’ye Türkiye’nin yeni bir askeri harekat düzenlemeyeceği güvencesini vermiş.
Peki bu güvence neye dayanıyor.Türkiye işgal ettiği bütün bölgelerde genişlemeye gitmek istiyor ve günlük olarak yaptığı saldırılarla,Kürtlere uyguladığı baskı,kaçırma ve işkenceler BM raporunda kısmen dile getirilirken Jeffrey neye dayanarak bu güvenceyi veriyor. Ankara bir şey istemeden bir şey vermeyeceğini cahil-Cühela takımı dışında her kes biliyordur.
Jeffrey,ayrıca Cenevre’deki anayasa yazım sürecine taşıma amacından da söz etmiş. Genel anlamda hesapta şu var: Eğer Kürt birliği sağlanırsa Suriye’de siyasi geçiş sürecinde müttefik cephe için yeni bir temel atılmış olacak. Bunu Suriye muhalefetinin yeniden güç alacağı bir zemin olarak da düşünüldüğü şekilde de okuyabiliriz.
Pentagon ise meseleye daha uzun vadeli bakıyor.
Jeffrey ziyareti sırasında Deyr el Zor, Rakka, Tabka ve Menbic’den aşiret liderleriyle görüşerek güvencelerden bahsetmiş.
Rusya Arap aşiretlerini yakın markajda tutarken Şam yönetimi de Arap aşiretlerini DGS’le karşı karşı getirmek için elinden geleni yapıyor.

Rojavadaki özerk yapının ENKS ‘nin katılımıyla çeşitlendirilmesi ve buranın Güney Kürdistan ile uyumlu hale getirilmesi öngörülen uzun vadeli stratejinin önünü açabilir oyun kurucular için. Fakat iç çelişkiler bir yana Türkiye’nin Kürtlerin statü kazanacağı herhangi bir çözüme ya da Kürt birliğine karşı yok edici tavrı sürüyor. Diğer tarafta Rusya’nın siyasi ve askeri kanallardan durumu etkileme çabaları her gün biraz daha artıyor.

Jeffrey,Kürtlerin birleşmesini istemeyen biri olduğu, Türk devleti adına lobicilik yaptığı açığa çıkmasına rağmen, hala “Kürt dostu” görüntüsü ile, güya sorunların çözümüne yardımcılık rolü ile ortalıkta dolaşıyor’.

ABD eski Güvenlik Danışmanı John Bolton’ın, “Kürtleri sevmiyor, bir Türk diplomat gibi çalışıyor. Bizden habersiz Türkiye‘nin Suriye’de işgal edeceği bölgelerin haritasını yaptı ve Trump’a sundu” dediği kişi olarakta artık anılıyor…

Kürtler genel kanı, Jeffrey’in Rojava‘yı ziyaret amacını “Kürtler arasında birlik” diye açıkladı. Jeffrey’e göre Kürtler arası birliğin olmazsa olmazı, Kürdistan’da adı sanı olmayan; Rojava’da DAİŞ’e karşı tek bir mermi sıkmayan ENKS denilen oluşumu PYD’nin sırtına bir küfe olarak koyma olarak değerlendiriliyor..

PKK ise daha değişik bir yelpazeden değerlendiriyor.PKK göre, ‘James Jeffrey’nin “Kürt Partisi” diye sırtını sıvazladığı, savaş sürerken bazen El Kaide, bazen ÖSO, bazen El Nusra ve kimi zaman DAİŞ’e destek sunan ENKS…

James Jeffrey ve KDP yönetiminin, utanma sıkılma duygusuna kapılmadan, Rojava yönetime ortak etmek istediği “PYD terör listesine alınsın” diye gösteri yapan ENKS’dir.

ABD, Türkiye ve KDP’nin ortaklaşarak hayata geçirmek istediği, “Kürtler arası ulusal birlik” Kürdistan’ın dört parçasında da örgütlü olan, halk desteği en güçlü olan PKK’nin yok sayıldığı, KDP zihniyeti ve etkisinin hakim olduğu “birlik”tir ‘.
Sonuç olarak bu birlik zorlanmalar sonucu imzaların atılacağı aşamaya gitsede pratikte yürümesi oldukça zor.