48178195-4A05-4456-A2D0-16B151F50A11

Hasan H. Yıldırım & Hüsein Erkan

Kürdistan’da legal politika ne olmalıdır meselesi açığa çıkarılması gereken can alıcı bir sorundur. Bilindiği gibi bu alan da izlenen politika Kürd milli politikası olmadığı açıktır. Sorun HDP bağlamından tartışılmaktadır. Bu dar bir yaklaşımdır. Sorun HDP’yi aşan bir konudur. Tartışılması gereken milletçe ortak bir politikamızın ne olması gerektiğidir. Buna binaen elbette HDP politikasıda irdelenmelidir. Sahte bağımsızlık postuna bürünmüş Türkün kapısından şelte sermişleri bir yana bıraksakta samimi yurtseverlerinde HDP’nin izlediği politikadan rahatsız olduğu gerçeği ortadadır. Bunun arka planını deşmek gerektiği de bir o kadar önem kazanmaktadır.

 

HDP; kim ne derse desin, ister HDP yöneticileri, ister HDP’de çalışan Kürdlerin bir kesimi, ister Türkiye sol hareketinin HDP içindeki eklentileri ifade etsin bu, şu gerçeği değiştirmiyor. HDP‘yi, HDP yapan Kürd seçmenin desteğidir. Bu, Kürdistan milli kurtuluş mücadelesinin legal alandaki potansiyelidir. Bu potansiyel Kürdistanidir. Bu potansiyeli kimse Türkleştiremez, Türkiyeleştiremez. Bu bağlamda bu potansiyel HDP yönetiminin yanlış yönetimi altında da olsa dağıltılmamalı, desteklenilmelidir. Çünkü legal alanda en örgütlü, en bilinçli, en fedekar kitle HDP bünyesindeki potansiyeldir. Bu potansiyel, şimdi olduğu gibi önümüzdeki süreçte de Kürd milletini ileriye taşıyacak olan potansiyeldir. Bunu birçok çevre manipüle etmeye çalışsada bu potansiyel ne yaptığının farkındadır. HDP’ye üye olduğunda faaliyetlerine katıldığında, sandık başına gittiğinde düşündüğü tekbir düşüncesi var: “Bizim partimiz.“ Bu, Kürd milletine sahiplenmedir. Önemlidir. Bu tutum desleklenlmelidir.

Burada dikkat edilmesi gereken Türk egemenlik sistem sahiplerinin bu potansiyele karşı izlediği tutumdur. Alınan tutum düşmancadır. Bu potansiyeli dağıtmak, tasfiye etmek için her yönteme baş vurmaktadır. Buna rağmen bu potansiyel teslim olmamaktadır. Çocuklarını kızlı-erkekli düğüne gönderir hevesiyle dağ dahil mücadelenin tüm alanlarına hazırlamaktadır, göndermektedir. Yanı sıra Kürd milli kurtuluş mücadelesi için maddi ve manevi olarak her şeyini vermektedir. Ölümü göze almayı, işkencelerden geçmeyi, zindana atılmayı, ülkesini terketmeyi göze almaktadır. HDP yönetimin olumsuz yaklaşımlarına rağmen bunu yapmaktadır. Sistemi çileden çıkaranda budur. Buna rağmen diğer Kürd partileri tıpkı Türk egemenlik sistem sahipleri gibi HDP’ye bir bütün olarak saldırmaktadır. Yönetim ile tabanı ayırmaksızın bunu yapmaktadır. Bunu sözde bağımsızlıkçı olduğu adı altında yapmaktadır. Fakat sistem bu sözde bağımsızlık mücadelesi verdiği iddiasında olan bu partilere karşı HDP’ye karşı takındığı tutumun aynısını takınmamaktadır. Bu boyut ta irdelenmelidir. Niye diye.

 

Bu bağlamda HDP bünyesinde toplanmış potansiyelin kıymeti bilinmeli, sahiplenilmelidir. Bu tutum, HDP’nin başına ve belli karar mercilerine belli merkezlerce atanmış, Türkçülük ve Türkiyecilik yapan kesimlerin politikası destekleniyor anlamına gelmiyor. Ki, kuşkusuz bu atanmışlar sistemin kayyumlarıdır. Görevi Kürd milli potansiyelini Türkleştirmek ve Türkiyeleştirmektir. Bunlar, Kürd milli mücadelesini boşa çıkarmaya çalışanlardır. HDP’ye üye olan, faaliyetlerine katılan, seçimlerde oy veren kitleye ihanet eden kesimlerdir. Başından da belirtiğimiz gibi bunun bir arka pılanı var. Nedir bu?

 

Kürd legal partileri kurulurken oluşturulan politikalardır. Bu politikalar Kürd milli mücadekesini boşa çıkarma üzerine oluşturulmuştur. Kılıfı da bulunmuştur. Adınahalkların kardeşliğidenilmiştir. Bu temelde Kürd milletini Türkleştirme kve Türkiyeleştirmek planlanmıştır. Türk ahırı olan TBMM Kürd sorununun çözüm adresi olarak sunulmuştur. Kürd/Kürdistan sorununu sistem için bir sorun derekesine indirgenmiştir. Durum bu olunca izlenen politika Türk yasal sistemine uygun olarak oluşturulmuştur. Bu da Kürd partilerini sistemin farklı kanat’taki partilerin olduğu zemine çekmiştir. Bununda kılıfı bulunmuştur. “Mevcut yasal zorunlulukdenmiştir. İşte teslimiyetin, ihanetin teorisi burada boy göstermiştir. Biz her dönemde buna özelikle dikkat çekmeye çalıştık. Bu politika kendini inkardır, kendin olmamadır, düşmana hizmettir dedik. Bunu dediğimiz için saldırıya uğradık. Şimdi olan bitene bakıldığında gidişat daha net görülmektedir. Tam bir teslimiyet yaşanmaktadır. Bu olmayabilirdi. Nasıl diye sorulabilinir. İşte böyle.

 

Bakınız. Kürdlerin şu an içinde bulunduğu durum tıpkı bir dönemin Katalanların, Baslıların, İrlandalıların olduğu duruma çok benzemektedir. Bu milletlerin aldığı tutum bizim için emsal teşkil etmektedir. Bu milletlerde hem genel, hem yerel seçimlere katılırlardı. Yerelde milli esasa göre iktidarlaşmanın olumşumlarını inşa ederlerdi. Genel de ise egemen devleten uzaklaşırlardı. Seçimlerde milletvekili çıkarırlardı. Ama egemen ülkenin parlamentosuna gitmezlerdi. Kral ve kraliçeye bağlılıkyemini etmezlerdi. Kendilerine yasal zorunluluğa mahkum etmezlerdi. Tersi bir tutumu kendini inkar ve ihanet olarak görürlerdi. Kürd basında bu konuda kendileriyle yapılan çokröportajda vardır.

 

Peki, Kürd partileri adına seçime katılan ve seçilen vekiller ne yaptılar? Türk ahırı TBMM’ne gittiler. Kendilerini inkar eden yemini ettiler. İşte o metin:

 

Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmezbütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğinikoruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâikcumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışıiçinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerdenyararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum veşerefim üzerine and içerim.“

 

Bu metni okuyan bir Kürd, kendini inkar etmiş olur, Türke biatetmiş olur. O günden sonrada o kişide Kürd millet lehine olumlubir şey beklemek hayaldir. Ki, zaten o vekillerin verdiği mesajlara bakın esas aldıkları Türkiye’nin nasıl düzlüğe çıkarması gerektiği şeklindeki mesajlardır. Bu nedenle biz niye bu mesajlar veriliyor diye dert ettiğimiz yoktur. Çünkü o yemin edildikten sonra bu vekiller kendi sınırlarınıda belirlemiş oluyorlardı. Şu an HDP içindeki vekillerin konumu budur. Şu an mecliste yer almasalar da mevcut diğer Kürd legal partilerin konumuda budur. Kürd milletine kayıp ettirende budur.

 

Biz bunu derken kimse bizi şu, bu partiye düşmanlık ettiğimizi veya savunduğumuzu iddia etmesin. Bizlerin yapmaya çalıştığımız şudur: Milletçe çıkarımız nedir, legal alan da nasıl bir polirika izlenmesi gerekir ki, Kürd milli mücadelesine ivme kazandıralım. Yaptığımız budur. Bu yazımızda dile getirdiğimizden hareketle şunu çok iyi biliyoruz. Kimi bizi HDP politikasını desteklediğimizi, kimi çevrelerde HDP’ye düşmanlık yaptığımızı iddia edecekler. Bizde şunu net olarak söylüyoruz. Her iki iddiada doğru değildir. Yapmaya çalıştığımız Kürd milli mücadelesine ivme kazandıracak bir politikanın nasıl olması gerektiği meslesidir. Artık kim ne anlarsa.

 

21 Ağustos 2020