48178195-4A05-4456-A2D0-16B151F50A11

Hasan H. Yıldırım & Hüsein Erkan

Bu aralar ortalığı bulandıran epey siyasi komiser gerdan kırıyor. Herkese ayar vermeye çalışıyorlar. Bunu yaparken “birlikçi” zırhına bürünüyorlar. Eleştiri sahiplerini anti-birlikçi ilan ediyorlar, kendilerinin birlikçi olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. Oysa bu tutumlarıyla işlenen suçlara suç ortakları olduklarını teslim ediyorlar.

 

 

Nedeni açık ve seçiktir. Suç işleyenlere, ihanet edenlere, vatan, millet ve halkı satanları temize çıkarmayı iş edinmiş olduklarının bilincinden olmadıkları söyleyemeyiz ama şunu açıkça diyebiliriz. Ortada yemeyi, kenarda yatmayı yaşam tarzları edindiklerini iddia edebiliriz. Bir aferin, bir koltuk, bir maaş, bir ihale kapmanın peşinde koşanlar oldukları da. Bunlar, bu tutumlarıyla kişisel ikbal kazanabilirler ama bu tutumlarıyla Kürd milletine telafisi olmayan zararlar veriyorlar. Bu kişi ve çevreler “birlik” zırhı ile zaaflarını kapatmayı kurtuluş sayıyorlar. Ama yanılıyorlar. Ne ederlerse etsinler kafalarını koma soksalar da kıçları açıkta, onu gizleyemiyorlar. Biz bunlara siyasi komiser diyoruz. Fakat ne hikmetse bu siyasi komiserler Kürd aydınları geçiniyorlar. Oysa toplumumuzun en bireyci tipleri bunlar oluyor. Gelene ağam, gidene paşam diyen tipler oluyor. Toplumumuzun Nasrettin hocaları da diyebilirsiniz bu tiplere.

 

 

Hani iki kavgalı Nasrettin hocaya ayrı ayrı gelip meramlarını anlatırlar. Nasrettin hoca heriki tarafa da haklısınız der. Buna şahit olan hocanın eşi,Herif bu nasıl olur? Herikisine de haklısın dedin. Oysa birisine haksızsın demen gerekmiyor muydu?” dediğinde hoca, “Karı sende haklısın” dediği gibi bizim bu siyasi komiserlere göre de herkes haklı. Bunca ihanete karşın ortalıkta haksız olan yok. Sorun herkesle iyi geçinip pirim yapmaksa, kendini burada yaşatmaksa bundan daha doğru bir yol yoktur. Fakat bu yol çirkin bir yoldur. Suçluyu temize çıkarma ve suça ortaklık etme tavrıdır.

 

 

Kimileri Kürd milletinin ezeli, böyle giderse ebedi düşmanı olacak Türk egemenlik sistem sahiplerine “kardeş, dost, stratejik müttefiğiz,” diyor. Sömürgeci ülke askerlerini Kürdistan’a taşıyor, MİT ve İtlaat bürolarını açtırıyor. Gün aşırı Kürd gençlerini vinçlerde sallandıran İran’a “dostumuzdur” diyor. Bunu görmemezlikten gelenler, sessiz kalanlar ama bu doğru değil diye eleştiren, teşhir eden bizleri “milli birliği bozan” ilan ediyorlar. Aydın geçinen bu çevrelerbaşımıza siyasi komiser kesiliyorlar.

 

 

İŞID terör örgütü Kürdistan’a saldırıyor. Halkımızı yaşlıgenç, erkekkadın ayırmaksızın soykırımdan geçiriyorlar. Kadınlarımıza el koyuyorlar, pazarlarda sex kölesi olarak satıyorlar ve orada bulunan peşmergeye çekil emrini veriyorlar, buna sessiz kalanlar, suç işleyenleri değil, biz bunu eleştirdiğimizde bizi “birliğe zarar veriyorlar” diye teşhir ediyorlar? Kürd milleti soykırımdan geçirilirken oralı olmayanlar, Türkiye’nin Musul Konsolosunu korumayı kendine dert ediniyorlar. Biz bunu eleştirip teşhir ettiğimizde siyasi komiserlerin hedefi oluyoruz.

 

Şengal’de Kürd soykırımı gerçekleştikten bir süre sonrahavadan ABD, Koalisyon Güçleri ve karadan YPJ’ninçabasıyla Şengal İŞID terör örgütünden kurtarılıyor. Sonra Mesud Barzani binlerce peşmerge korumasından Şengal’egeliyor. Yaptığı iş mi? Ceset toplamak oluyor. Göndere Kürdistan bayrağını çekmesinin yanı sıra Irak bayrağını daçekiyor. Şengal’e sorumlular atıyor. Ve bir açıklama yapıyor. Irak merkezi hükümeti Şengal’in memurlarının maaşını vermelidir diyor. Ve Şengal’ı bu açıklamasıyla Irak’a teslim edip Hewler’e dönüyor. Şimdi Şengal soykırımın yıldönümünde kalkıyor diyor ki, Şengal sahiplerine verilmelidir. Ya Şengal’de Irak bayrağını göndere çeken, Irak hükümetinden Şengal memur maaşlarının verilmesini talep eden sensin, sonra Şengali Irak’a bırakıp arkana bakmadan Hewler’e kaçan sensin. Şimdi kalk “Şengal sahiplerine verilmedir” diyorsun. Bu gelişmeler karşısında sessini çıkarmayan siyasi komiserler, biz bu ihanettir, suçtur dediğimizde anti-birlikçi ilan ediliyoruz. Dostlara şenlik.

 

 

ABD’nin Irak işgali ile Kürdistan’ın güneyinin bir bölümü Kürdlerin denetimine girdi. Kürd siyasal güçleri bu olanağı değerlendirip devleti devlet yapan kurumları oluşturması gerekirken Kürdleri siyasi olarak bölüp, kurtarılmış bölgenin ortasında Dergele sınır kapısını koyup ülkeyi de böldüler. Devlet kurumlarını değil, parti kurumlarını oluşturup aile hanedanlıklarını kurdular. Milli ordu, milli istihbarat kuracaklarına parti askeri kurumlarını, istihbaratlarını oluşturdular. Çifte yargı, çifte eğitim kurumları oluşturdular. Şeffaf bir ekonomi oluşturacaklarına Kürd milli servetine el koyup sömürgecilerle birlikte hortumladılar. Biz zamanında bunu eleştirip teşhir ettik. Biz bunu eleştirip teşhir ettiğimizde siyasi komiserler bizi güneye “düşmanlıkla” suçladılar. Bununla ne kadar birlikçi olduklarını empoze ettiler. Bugünde yaptıkları budur. Burada soru şudur: Kürdistan’ın güneyinde olup bitenden memnun musunuz? İstediğiniz bu muydu? Yok bu değil de bağımsız bir ülke istiyorduysanız niye yer ve zamanında olan biteni görmediniz? Niye eleştirmediniz, teşhir etmediniz? Biz eleştirip teşhir ettiğimizde niye bizi düşmanlıkla suçladınız? Yurtseverlik, milliyetçilik bu mudur? Aydın tavrı bu mudur? Değildir baylar. Bu yaptığınız suça ortak olmak demektir. Bilin istedik.

 

 

Adamlar öyle bir soygun ve baskı sistemi kurmuşlar ki, dünyada bunun benzeri yoktur. Yolsuzluk, rüşvet diz boyu. Hukuk hak getire. Astıkları astık, kestikleri kestik. Buna baş kaldıran gazeteci ve aydınlar anında infaz ediliyor. Biz bunu eleştirdiğimizde yaşanan rezalete karşı üç maymunu oynayanlar, bizleri “milli birliği baltalıyorlar” diye suçluyorlar. Alsan alamasın, satsan satamasın. Düşman başına.

 

 

Bir lideri sevebilirsiniz, lideriniz olarak görebilirsiniz. Bir partiyi beğenebilirsiniz, destekleyebilirsiniz. Bu gayet normal. Fakat bu, o lider ve partinin her dediğine evvet demek anlamına gelmemeli. Yanlışlarını eleştirebilmelisiniz, varsa suçları teşhir edebilmelisiniz. Bunu yapmadığınız zaman yapılan her suçun ortakları olursunuz. Bugün ortalıkta gerdan kıran siz siyasi komiserlerin yaptıkları budur. Bu aydın tavrı değildir. Olsa olsa birilerinin dalkavukluğunu yaşam tarzı edinmektir. Bunu kimseye tasvip etmeyiz. Çünkü çok kötü bir meslektir. Ne yazık ki, bugün Kürd çevrelerinde bunu meslek edinen sayısız kişi vardır. Sözde bağımsız takınıp, aslında işlenen her suçun militanı oluyorlar. Kendilerine diyeceğimiz şudur: Kürd milletinin ayakları altında dolaşmayın. Kürdmilletinin kafasını bulandırmayın.

 

5 Ağustos 2020