ACFB74B8-FE4E-4492-AA96-01144A91F60E

Nami Temetaş

Ayasofya’nın ibadete açılması çağrılarına bir yıl önce “tezgah” diyen Cumhurbaşkanı, dün itibarıyla Ayasofya’nın ibadete açılmasını onaylayarak gereğini yapmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığını göreve çağırdı!

500 lü yıllarda Katedral olarak inşaa edilen Ayasofya, İstanbul’un fethi olan 1453 yılına kadar bu görevini sürdürmüş, daha sonra ise camiye çevrilmişti.

1934 yılında müze statüsüyle korunan Ayasofya, dün itibarıyla, Danıştay 10. Dairesinin, 1934 yılında Bakanlar kurulu tarafından müze statüsü verilen kararını iptal etmesiyle yeniden tartışmalı bir şekilde cami statüsüne döndürüldü.

Danıştay’ın, Bakanlar Kurulu kararını iptal etme yetkisi var mıdır?

Alınan karar Anayasa’ya aykırı ise evet.

Alınan karar Anayasa’ya aykırı mı?

Hayır!

Danıştay’ın hukuka, kendi görevleriyle ilgili yasalara ve Anayasaya aykırı bir şekilde aldığı bu kararın iptali mümkün mü?

Evet!

İptali gerçekleştirecek kurum Anayasa Mahkemesidir.

Eder mi? Hayır!

Baroların ayağa kalktığı, gösteri ve protestolar düzenlediği, çoklu baro sistemi ile ilgili yasa tasarısının Mecliste oylandığı bir günde, Danıştay 10. Dairesinin böyle bir karar alması, Cumhurbaşkanlığının onaylaması ve Diyanet işleri başkanlığını göreve davet etmesi elbette oldukça anlamlıdır.

Değil virüsten, tosdan bile koruyamayacak kalitede maske kullanan insanlar kararmaya yüz tutmuş beyaz maskelerle dolaşırken Ayasofya’nın cami statüsüne geçmesini çılgınca alkışlaması beklenirken hiç de beklenen gibi olmadı!

“Adam kazandı” diyen Muharrem İnce!yi saymazsak, Ayasofya önünde toplanan bir kaç yüz kişilik kitle ve yandaşlar dışında pek de sevinen olmadı.

Uluslararası hukuk ve evrensel kurallar çiğnenerek yapılan bu uygulamaya beklenen uluslararası tepkiler gelmeye başladı.

1934 tarihli Ayasofya’ya müze statüsü tanıyan Bakanlar Kurulu kararını iptal eden Danıştay 10. Dairesi de dahil, bu kararı destekleyen yöneticiler ve onun alkış korosu da dahil herkes yapılanın yasal olmadığını, evrensel kurallara, uluslararası yasalara ve anlaşmalara aykırı olduğunu biliyor!

Buna rağmen neden bu karar alındı ve acilen işleme koyuldu?

Ayasofya Cami olduğunda işsizlik bitecek miydi? Taciz ve tecavüz, Kadın ve işçi cinayetleri, şiddet, toplumsal öfke, gelecek kaygısı bitecek mi? Ekonomi şahlanıp milli gelir tavan mı yapacak?

Neydi acele?

Ayasofya perdesine neden ihtiyaç duyuldu?

Elbette sonradan camiye çevrilen ilk ve tek yapı değil, Ayasofya! Bir çok kilise daha sonraları camiye çevrilmiş ve halen cami olarak kullanılmakta!

Sadece İstanbul’da camiye çevrilen yirmiden fazla kilise var. Fethiye Cami, Koca Mustafa Paşa cami, Zeyrek cami, İmrahor cami, Küçük Ayasofya cami, Bodrum cami ve Arap cami, sonradan camiye çevrilen kiliselerden bazılarıdır!

Ayasofya’yı önemli kılan, uluslararası bir eser statüsünde olmasından kaynaklanmasıdır ve bu nedenle de fazla ses çıkarmaktadır.

Gerek ülkede gerekse uluslararası arenada çok fazlaca ses çıkarılacağı tahmin edildiğinden dolayı acilen işlemlere başlandı ve bir günde, çoklu baro yasası onaylanırken, bu yasaya karşı olan avukatlar adliyeye alınmazken, sokaklarda şiddete uğrarken işlem tamamlandı.

“Adam kazandı” diyerek muhteşem desteğini sunan Muharrem İnce de, karar sonrası yeniden desteğini sunmakta gecikmedi, “davet gelirse Ayasofya’da namaz kılarım” diyerek mesajını duyurdu.

Adam yeniden kazandı! Kazandırdı!

Gelinen noktada “Ayasofya gibi büyük, dikkat çekici ve ses getirici perdeye hangi nedenle ihtiyaç duyuldu?” sorusunun cevabını bulmak çok kolay değil elbette.

Suriye’de işler hiç de istenildiği gibi gitmedi, gitmiyor! Ne Amerika ne de Rusya, Türkiye lehine taleplerinden vaz geçmeyecek.

Aynı durum Libya için de geçerli.

Uluslararası arenada itibarımız hiç de iyi değil.

Ekonomi tıkırında diyebilecek tıkırtılar da duyulmuyor. Lira değer kaybetmiyor ama Dolar değer kazanmaya devam ediyor!

İşçi tazminatlarına göz dikilmiş.

Taciz ve tecavüz, kadın ve işçi ölümleri hızlanan biçimde artarken gündemde yer bile bulamayacak kadar basitleşti, basitleştirildi.

Ayasofya perdesi büyük ancak mızrak da çuvala sığamayacak kadar büyük.

Ne olacağı bilinmezse de olacakların iyi olmayacağı açık ve net.

Sümela manastırı İmam Hatip’e dönüştürülmese iyi, o derece.