img_7644

Nihat Veli Yüce

Son yarım yüzyılın Türkiye tarihini nasıl özetlersiniz denirse sanırım en özlü tanım; Soygun, talan, yoksulluk, katliamlar ve darbeler silsilesi tarihi olarak özetlemek mümkündür. 50 yaşındayım ve doğduğum günden itibaren yaşanan iki askeri darbe, iki başarısız askeri darbe girişimi ve bir dizi sivil darbenin yaşandığı bu tarihi sürece eklemlenen, sokak infazları, gözaltı kayıpları ve bir dizi toplu katliamın damga vurduğu tarihsel sürecin içinden geçerek bugüne geldik. 

Kısaca Dünya’nın son yarım yüzyılını nasıl özetlersiniz denirse; kapitalizm sevicisi çakma solun ve liberal ideologların kapitalizme yaptıkları güzellemelerin, bizzat kapitalist sistemce dinamitlendiği, tarihte görülmemiş düzeyde küresel tiranlaşma ve totaliterleşme çağına giriş olarak tanımlamak mümkündür.
Güncel siyasetin magazin boyutunu bir yana bırakırsak, içinden geçtiğimiz süreç, küresel ve bölgesel düzeydeki kaygı verici tiranlaşma, totaliterleşme ile iç içe geçen bir sürece tanık olmaktayız. 20’li yaşlarda Kapitalizm-sosyalizm sorunsalını anlamaya çalışırken, doğu blokunun çökmesi ile 1990’larda zafer sarhoşluğuna giren liberal ideologlar, küreselleşme çağını ilan ederlerken, kapitalizmin insanlık için tek ve gerçekçi adil model olduğunu salık verdikleri yıllara tanık olduk. Çok geçmeden milenyuma giriyoruz tek kutuplu dünyada küresel çapta yoksulluğa, savaşlara veda ediyoruz, refaha ve demokrasinin altın çağına doğru hep birlikte yol alıyoruz diyen liberal düşünce akımlarının gürültüsü ile ikibinlere merhaba dedik.
Dünya küçüldü, küresel köy oldu, bilişim teknolojisi sayesinde herşeyden haberdar olacağız, bilgi elimizin altında, klavyenin tuşlarında olacak derken, bilgiyi elimizdeki küçücük telefonlarda aramaya başladık, tuşlu telefonu anlamaya çalışırken, dokunmatik telefonlarla küresel çapta uygarlığa, bilime, bilgiye, habere ulaştık derken, mahalle muhtarına dahi ulaşamaz olduk. En küçük idari birim olan mahalle muhtarının veya mahalledeki cami imamının çevirdiği ve hayatımızı bire bir etkileyen dolaplardan haberdar olamazken, dünyada olup bitenden açık seçik haberdar olduğumuz kanısına kapıldık.
2000 yılının başlarından itibaren liberallerin kapitalizme güzellemeleri sürerken kapitalizm iddia edilenin aksine her yönüyle bir totaliterleşme, tiranlaşma içeriksizleşme, halkın dışlanması, katılımın geri plana itilmesi, oyunun yeni kurallarının icat edilmesi gibi kendi meşrebine uygun yönelime doğru hızla dümeni kırarak, özüne aykırı olan, kısa süreli demokrasi oyununa nokta koydu. Liberal ideologların ortalığa saçtıkları incilerinin havı döküldü. Bugün bu liberal ideologlar derin bir sessizliğe gömülmüş durumdadırlar. Bunlardan insanlığın en ideal demokrasi modeli kapitalizmdir türünden yapılan güzellemeleri duymaz olduk.
Küresel çapta kapitalizmin tiranlaşma, totaliterleşme eğiliminin tarihte görülmemiş düzeyde vuku bulduğu günümüz dünyasında, çevre ülkelerde, kaba biçimsel parlamenter sistemler, tek adam rejimlerine doğru hızla evrilmektedirler. Bu devletlerden biride Türkiye’dir. Türkiye Türk-İslam sentezi eksenin de, tek adam rejimi ile hızla, yoksullaşma, işsizlik, bölgesel savaş tamtamları arasında, bir iç savaş tehlikesine doğru evrilmektedir.
Sivas Madımak katliamının üzerinden 27 yıl geçti ve bugün daha büyük katliamlar gerçekleştirebilecek bir devlet düzeni ile baş başayız. Katliamları gerçekleştiren bireyler, gruplar, topluluklar değişsede, arkasındaki karanlık el devletin eli olmuştur. Katliamı yapan önemlidir, yaptıran daha önemlidir. Aşağıda tarihsel kronolojiye göre sıraladığımız bütün katliamlarda, karanlık devlet eli vardır. Arkasında devlet içindeki şu yada bu klik vardır. Bu realite görülmeksizin ne geçmiş katliamların sebep sonuç ilişkileri anlaşılır, ne de önümüzdeki süreçte planlanan katliamların ve suikastların hangi saikle yapılacağı anlaşılmaz ve savunmasız kalınır.
1 Mayıs 1977 Katliamı:
1 Mayıs günü Taksim Meydanı’nda kutlanan İşçi Bayramı’nda 34 kişinin hayatını kaybetmesi ve 136 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan katliam.
Maraş Katliamı:
19 Aralık ile 26 Aralık 1978’de
 maraş’ta Alevilere yönelik katliam da 120 insan öldürüldü. Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi.
Çorum Katliamı:
Çorum’da 1980 Mayıs-Temmuz aylarında yapılan saldırılarda çoğu Alevi olmak üzere resmî kaynaklarca 57 kişi öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı.
Sivas Madımak Katliamı:
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan
düşünürün yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan katliam.
19 Aralık Katliamı:
Türkiye’de cezaevlerindeki bazı tutuklu ve hükümlülerinin F tipi hücre sistemine ve tecrit uygulamasına direnmek için 20 Ekim’de başlattıkları açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerine karşı, 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan saldırıda, 30 tutusak katledildi, yüzlercesi yaralandı.
Roboski Katliamı:
28 Aralık 2011 gecesi Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu
(Kürtçe: Robozkê) köyünde F-16
savaş uçaklarıyla yapılan bombardıman sonucunda 34 sivil Kürt vatandaş hayatını kaybetti.
2013 Reyhanlı bombalı saldırıları:
11 Mayıs 2013’te Reyhanlı, Hatay’da düzenlenen iki ayrı bombalı saldırı. Saldırıda 52 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştır
2015 Suruç katliamı:
20 Temmuz 2015’te Urfa ilinin Suruç ilçesinde düzenlenen bombalı intihar saldırısı. Saldırıda 34 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı
Ankara Gar Katliamı:
10 Ekim 2015’te Ankara ilinin
Altındağ ilçesinin Ulus semtindeki
Ankara Garı kavşağında düzenlenen bombalı intihar saldırısı.109 ölü ve 500 den fazla yaralı
Gaziantep saldırısı:
20 Ağustos 2016’da Antep ilinin Şahinbey ilçesinde bir sokak düğünü sırasında düzenlenen bombalı saldırı. Saldırı sonucunda 59 kişi hayatını kaybetti, 90’ın üzerinde kişi yaralandı.