48178195-4A05-4456-A2D0-16B151F50A11

Hasan H. Yıldırım & Hüsein Erkan

Türkiye, Irak hava sahasını sürekli ihlal etmekte, hedef gözetmeksizin Kürdistan’ın güneyini bombalamaktadır. Karadan işgali sürdürmektedir. Katliamlar yapmaktadır. Bu eylemler korsan eylemlerdir ve uluslararası sözleşmelerin açık bir ihlalidir. Fakat uluslararası hiçbir kurum bu ihlaller karşısında tavır almamaktadır. Sessizliği tercih etmektedir. Normal bir durummuş gibi davranmaktadır. Irak ve Kürdistan’nın güneyinin kimi çevreleri buna itiraz etse de kimse onların sesini işitmemektedir. Hewler hükümetinin Irak-PDK kanadı ise, üç maymunu oynamanın ötesinde, Türkiye’nin bu korsan eylemlerini haklı çıkaran açıklamalar yapmaktadır. “Benim egemenliğimdeki topraklara giremezsin, bombalayamazsın“ demediği gibi, Türkiye’nin bu korsanca eylemlerini haklı çıkaran açıklamalar yapmaktan da çekinmemektedir. “Türkiye eğer Kürdistan’ın güneyini işgal ediyor ve bombalıyorsa bunun nedeni PKK’nin burada olmasıdır. PKK burada olmasa Türkiye buraları ne işgal eder, ne de bombalar“ diyebilecek kadar da Türkiye’yi haklı çıkarmaya çalışmaktadır.

557318B9-BA3D-4047-8CD4-2FAF6E455206

Bu politika Kürd milli politikası olamaz. Böylesi bir tutum Irak-PDK’nin Türkler ile var olan kirli ilişkilerinin sonucu olabilir. Türkiye’nin güneyi korsanca işgal etmesinin, keyfi olarak, istediği zaman hedef gözetmeksizin bombalamasının nedeni PKK’nin güneyde olması değildir. Bu ancak bahanesi olabilir. Esas mesele, Türkiye’nin Kürd milletine karşı olan yok etme, sindirme politikası gütmesidir. PKK güneyde olmasa Türkiye aynı tutumu sergilemeyecek mi? Hangi aklıevvel bunu iddia edebilir. Aklı başında olan her Kürd bunun böyle olmadığını bilir. Tersi iddiada bulunanlar Türkiye ile kirli ilişki içinde olan güçler olabilir.

Sorun PKK’nin güneyde olup olmaması değildir. Sorun Kürd kazanımlarıdır. Türkiye’nin hedefi bu kazanımları boşa çıkarmaktır. Ki, bunu her seferinde de ifade etmekten kaçınmamaktadır. “Dünyanın neresinde Kürdler lehine bir gelişme olursa bizi karşılarında bulacaklardır“ demektedirler. Nedeni, Kürdlerin her kazanımını kendi yok oluşları olarak gören bir politikaya sahip olmalarıdır. Bu nedenle, tarihte Kürdler lehine ne gibi bir gelişme olmuşsa Türkler müdahale etmiştir. Birkaç örnekle bunu açıklayalım. Mısır’da Kürd radyosu açıldığında Türkiye devreye girmiş, yayının durdurulması için Mısır’ı uyarmıştır. Güney önderliğin Irak merkezi hükümeti ile süren otonomi anlaşmasının olmaması için Irak devleti nezdinde girişimlerinde bulunmuşlardır. SSCB döneminde Kürdlere bazı demokratik haklar verilmesini kabul edilemez diyerek Moskova nezdinde girişimlerde bulunulmuştur. Daha dün Japonya’da üniversitede Kürdçe eğitim verilmesini diplomatik düzeyde protesto etmişlerdir. Burada soru şudur: Bunun nedeni PKK mi? Bu meyanda Irak-PDK aklını başına toplasın. PKK’yi ikide bir eleştireceğine Türkiye ile var olan kirli ilişkilerini gözden geçirirse iyi olur.
32E3FE83-25E8-4EA2-83F0-4910FD43C60E

Irak-PDK bir kere şunu anlamalıdır. Kürdistan kimsenin babasının tapulu malı değildir. Hele Irak-PDK’nin, dahası Barzanilerin hiç değildir. Her Kürd örgütü gücü yetiği alanda örgütlenir ve mücadelesini sürdürür. Yeter ki, bunu yaptığı zaman sömürgecilerle kirli ilişkilere girmesin ve diğer Kürdistan’ı hareketlere karşı sömürgecilerle birlikte savaşmasın. Bunun dışında her Kürd örgütü Kürdistan’ın her alanında örgütlenme ve mücadele etme hakkına sahiptir. Ki, Irak-PDK de bunu yapmıştır. Irak’a karşı savaşırken on yıllarca İran ve Kürdistan’ın doğusunda kalmıştır. Ki, kendileri bu süreçte çok kötü bir rol da oynamışlardır. İran ve Kürdistan’ın doğusunda kalmalarına karşılık İran devletiyle beraber doğulu Kürd siyasal hareketlere karşı soykırıma varan eylem sahibi olmuşlardır. İran Şahı ile anlaşarak, kendisinden para ve silah alarak İran-PDK’nin tüm önderlerini ve yüzlerce kadrosunu 1967-1968 yıllarında katletmişlerdir. Daha sonra 1980 tarihinde Molla rejimi ile anlaşarak, aldıkları para ve silah karşılığı İran Pastarlarıyla beraber yüzlerce İran-PDK kadro ve önderini katletmişlerdir. Daha sonra Türklerin istemi üzerine bir komplo ile kuzey Kürdistan’ın iki partisinin önderliğini katletmişlerdir. Mezarları bile yoktur. Kendileri bunu yapmasına karşın peki bir başka Kürd örgütü niye Kürdistan’ın güneyinde kalmasın?

BF4157C3-2B1A-4529-8163-0487BB1D92D9

Şu da biliniyor. Türk askeri PKK güneyde var diye güneye girmiş değildir. Hatırlayınız. 1992 yılında Kürdistan’ın güneyinin bir kısmı özgürleşti. Seçimler yapıldı. Irak-PDK ve YNK ortak hükümet kurdular. Fakat Irak-PDK varılan anlaşmaya uymadı. Petrol ve gümrükten gelen paraları hükümete aktarmadı. YNK ile paylaşmadı. YNK buna itiraz etti. Türklerin teşvikiyle Irak-PDK, YNK’ye saldırdı. Onbinlerce Kürd yurtseveri katledildi. Fırsat bu fırsat diyen Türkiye aralarına girip “barış güvencini“ oldu. İki güç arasında kendilerine bir alan verildi. Türk askeri oraya yerleşti. Irak-PDK ve YNK’nin çatışması için çok provakasyonlara imza attı. Bunun üzerine ABD devreye girerek Irak-PDK ve YNK liderlerini bir araya getirerek barıştırdı. Fakat Türkler boş durmadı. Bunun üzerine YNK ve ABD’nin ortak eylemi ile Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına çuvalı geçirdi. Bu gelişme Irak-PDK’yi Türkiye’ye dahada yakınlaştırdı. İlişkiler giderek derinleşti. Irak-PDK kendi geleceğini Türkiye’ye bağladı. “Türklerle kardeş, dost ve stratejik müttefiğiz“ dedi. Güneye habire Türkleri taşımada başat rol oynadı. Şu an Türk MİT ve askerin güneyde bulunmasının nedeni de budur. Bu gelişmeler olurken PKK’nin burada hiçbir rolü yoktu. İsmi hiç telefuz edilmedi. Şimdi Türk MİT ve askerin güneyde olmasını nasıl PKK’ye fature edebilir? Türklerin güneye taşınmasının sorumlusu Irak-PDK ve Barzani ailesi iken bunu nasıl sıfatlandırırsanız sıfatlandırın işin gerçekliği budur. Bunun nedenide Irak-PDK ve Barzani ailesinin diğer Kürd siyasal hareketlere karşı olan uzlaşmaz tutumunda kendini destekleyecek güç olarak Türkleri görmesindedir. Kendi söylemleridir. “Stratejik müttefiktirler.“ Ortak düşmanlarıda diğer Kürd siyasal güçleridir. Sorun bu kadar açık ve nettir.
8E865105-7019-4841-8DBA-C66383CE9E2D

PKK Qandil’dedir. Hewler, Duhok ve Süleymaniye’de değildir. Ama buralarda resmi olarak açılan üç MİT bürosu vardır. Şu an Türk devletinin açıklamalarına göre güneyde 16 tane askeri karargahı vardır. Dünyanın neresinde böyle bir durum söz konusudur? Hangi ülke bir başka devletin istihbarat örgütünün ve askerinin kendi ülkesinde aleni bürolarını kurabilir ve konuşladırmasına müsaade eder? Bu mümkün değildir. Ama Hewler hükümeti buna yol vermiştir. Burada özelikle Hewler’e methiyeler dizen kuzey Kürdlerine soruyoruz. Hanginize soracak olursak şunu dediğinizi biliyoruz. “Kürd milletinin baş düşmanı Türkiyedir.“ Peki o zaman bu baş düşmanın Kürdistan’ın güneyinde ne işi var? Kim oraya çağırmış? Kim onlara bu imkanı sağlamış? Bu imkanlarla onlar sadece PKK gerillararına karşı mı savaşıyor? Başka ne yapıyor sizce? Bunun cevabını doğru olarak verirseniz Hewler hükümetinin Kürd milletinin baş düşmanı dediğiniz Türkiye ile ne gibi kirli bir ilişki içinde olduğunu görürsünüz. O günden sonra da onların boynuna “yurtseverlik“ boncuğu takar mısınız, takmaz mısınız; sizin sorununuzdur.
0DA9B23D-AB1E-49FD-882D-8DF62011BC13

Mesele uzun. Fazla detaylara inmek istemiyoruz. O nedenle kısa kesiyoruz. Ama şunu bilmeniz gerekir. 1992 yılından bu yana birfiil güneyde iktidar olanların izlediği gayri milli politika sonucu bu gelişmeler olmaktadır. Eğer bugün Türkler “Musul bizimdir“ diye güneylilere dikte ediyorsa, Irak merkezi hükümeti federa Kürdistan statüsünü tartışma gündemine sokmuşsa 1992’den beri Hewler iktidarının izlediği gayri milli politikanın sonucudur. Başka bir nedeni yoktur.

30 Haziran 2020