“Yakup Sabah ile bir konuşmasında, Kurdo; “Yakup Baba!” dedi. “Sizden bir konuyu öğrenmek istiyorum. Nedir bu İsrail ve Türk devletinin derin ilişkisi? Bu beni korkutuyor. Yazılıp çizilenlere bakılırsa, korkunç bir durum ortaya çıkıyor. Yanılıyor muyum yoksa!?” diyerek sordu.

 

FED40E5E-F753-448A-B28F-6A5DD5EDEA64

Hasan H. Yıldırım

Yakup Sabah; “Yanılmıyorsunuz. İsrail ve Türk devleti arasında geçmişe dayalı derin bir ilişki vardır. ‘Siyasette; sabit dostluk ve düşmanlıklar yoktur, sabit çıkarlar vardır’ sözünü bilirsin. İsrail devleti, düşman okyanusu ile sarılı küçük bir adadır. Kendisini geleceğe taşıma politikası vardır. Herkesi düşman görüp kılıç sallaması doğru değildir. Düşman saflarında gedik açması ve nefes alması gerekir. Türk devleti ile ilişkisi de bu temeldedir. Şunu görmen gerekir ki; ne Türkler İsrailoğullarını sever ve güvenir, ne de İsrailoğulları.
Bak sana anlatayım. Devletin, topluma yanlış temelde empoze ettiği bir durum var. Hani kime sorarsan sor, İsrailoğullarının, devletle hiçbir sorun yaşamadığı propagandası yapılır. Bu koca bir yalandır.
İster Osmanlı dönemi, isterse Cumhurriyet döneminde olsun; devlet, vatandaşı olan İsrailoğullarına, sürekli şüpheli gözüyle bakmıştır. Yahudi düşmanlığı hiç eksik olmamıştır, sürekli diri tutulmuştur. Herhangi bir ortamda ve sohbet esnasında bile; Yahudi’yim dediğimde, insanların yüz hatlarının gerilişi, tüm bedenimi sarsar. Bunun ne demek olduğunu, bir Kürt olarak sen de bilirsin.
1934 yılında, devlet Trakya’da İsrailoğullarına, pogrom* uyguladı. 1942 yılında; “varlık vergisi” adı altında mal varlıklarına el koydu. Aşkale’de kurulan kamplara, diğer gayrı müslim azınlıklarla birlikte, İsrailoğullarını da doldurdu. Amaç belliydi, Anadolu’yu terke zorlamak…
Devlet, Anadolu’da İsrailoğullarını istemiyordu. Bak sana bunun somut bir örneğini anlatayım. Nazi soykırımından korkan, Romanya’da yaşayan İsrailoğulları, olanakları ile kırık dökük Sturnu adlı bir gemiyle İsrail’e gitmek için boğazlardan geçmek istediler. Bu uluslararası yasalara uygundu. Yasaları ayaklar altına alan Türk yönetimi, gemiyi İstanbul’da üç ay’ı aşkın bir zaman alıkoydu.
İnsanlarımız yardım etmek isteyince, engellediler. Açlık ve hastalık baş gösterdi.
25 Şubat 1942 tarihinde, gemi geldiği Romanya’ya geri çevrildi. Fakat, oraya ulaşması engellendi. Faili belli bir şekilde, Karadeniz’de batırıldı. 764 kişiden, sadece bir kişi kurtulabildi. Dönemin Başbakanı Refik Saydam; ‘Türkiye, başkaları tarafından arzu edilmeyen insanlara mekan olamaz…’ dedi. Böylelikle katliamın adresini gösterdi.
Oysa, bu insanların Anadolu’da kalma diye bir amacı ve istemi yoktu. Onlar, sadece İsrail’e gitmek için Türk hükümetinden geçiş izni istiyorlardı. Geçiş izni vermedikleri gibi, Nazi’lerin yaptığı işin aynısını kendileri yaptı.
Türkler, İsrailoğullarını sevmezler.
Devletin organize ettiği görevli yazar- çizerler, sürekli; ‘Yahudi tehlikesi’ne karşı halkı kışkırtmakla uğraşırlar. Her kötülüğün altında; ‘Yahudi parmağı’nı ararlar. Anadolu’da yaşayan İsrailoğullarının kafası üstünde sürekli sallanan bir sopa oluverirler…” dedi, Kurdo’nun sorusunu yanıtlarken.
Kurdo; “Peki, Yakup Baba size bir sorum daha olacak. Konumun gereği olarak yanıt vermek zorunda değilsin. Ben, yine de sorumu sorayım. İsrail devleti açıkça niye; ‘bağımsız Kürdistan’ı’ desteklediğini açıklamıyor?”
Yakup Sabah; “Bu sorunun yanıtını, senin de bildiğini biliyorum. Ama, ben yinede direk olarak bu veya şu devletin niye açıkça bağımsız Kürdistan’ı istemediklerini açığa vurmadıklarını genelleştirerek açıklayayım ki, İsrail devletinin de tutumunu bulabilesin.
Kimi Kürt çevreleri, zaman zaman kimi güçleri öne çıkarak; “Bunlar, niye bağımsız bir Kürt devletini desteklemediklerini” söylüyorlar.
Düşünmek gerekir. Bu ne kadar doğru?
Bana sorarsan, kimi güçler bunu istese de, açıkça dile getiremezler.
Şunu görmek gerekir ki; bir çok devlet, büyük Kürdistan’nın kurulmasını ister. Yanlış anlama, bunu Kürtleri sevdiklerinden değil, kendi çıkarlarına oldukları için isterler. Ama aynı devletler; kalkıp Kürdistan’ı egemenliğinde bulunduran devletlere, topraklarınızın bölünmesi, bu topraklar üzerinde bir Kürt devleti kurulması gerekir. Biz bunu destekliyoruz. Sizler de buna rıza gösterin demesi ne kadar doğru?” dedi, bilinçli bir anlatımda.
Kurdo, söze karışarak; “Çok siyasi konuştunuz Yakup Baba!” dedi, espiri yaparak.
Yakup Sabahta, espiriye gülümseyerek, yanıtında; “Oğlum, ma sadece sen mi siyasi konuşursun. Sen ne zannetin? Bu saçları değirmende mi ağarttım? O buz gibi soğuk demirlerin ardında, bir ömür tükettim!” deyince de, birlikte güldüler.” (Kurdo Romanı’nda Bir Parça)

Fakat yeni bir süreç başlamıştır. İsrail devlet yetkilileri bugün açıkça bağımsız bir Kürd devleti kurulmalıdır ve biz bunu destekliyoruz diyorlar. Bu, aynı zamanda bağımsız bir Kürd devletinin kurulacağı anlamınada gelir. İsrail’in destekleyeceği Kürd milli hareketi bağımsızlıkla sonuçlanacağı anlamınada gelir. Kürd bunu bilince çıkarmalı ve buna uygun bir örgütlenme ve politika oluşturmalıdırlar. Uğrunda ağır bir bedel ödeyeceğiz ama Kürd milleti devletleşecektir. 21. Yüzyıl Kürd Milletin Olacaktır!

15 Temmuz 2018