HDP’nin bugün Edirne ve Hakkari’den olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlatacağı Demokrasi Yürüyüşü’nün Edirne koluna polis müdahale etti. Müdahalede milletvekillerinin de olduğu grup darp edildi, 9 kişinin gözaltına alındı. Gözaltına alınanların 3’ü alanda, 6’sı ise ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

 

HDP’nin bugün Edirne ve Hakkari’den olmak üzere iki koldan Ankara’ya başlatacağı Demokrasi Yürüyüşü’nün Edirne koluna polis müdahale etti. Müdahalede milletvekillerinin de olduğu grup darp edildi, 9 kişinin gözaltına alındı. Gözaltına alınanların 3’ü alanda, 6’sı ise ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Enis Berberoğlu, Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın milletvekilliklerinin düşürülmesinin ardından, Edirne’den ve Hakkari’den Ankara’ya ‘Demokrasi Yürüyüşü’ düzenleyeceğini açıklamıştı. Yürüyüşün ilk durağı olan Silivri’den Edirne’ye hareket edecek olan HDP’lilerden 9 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlardan 3 tanesi alanda, 6 tanesi ise ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

 

HDP’li Piroğlu: Beni ezip geçmen lazım

 

HAKKARİ’DE ZIRHLI ARAÇLI ÖNLEM

 

Hakkari’de başlatılacak yürüyüş öncesi sabah saatlerinden itibaren kenttin birçok noktasında polis kontrol noktaları oluşturuldu. Resmi kurumların önünde özel harekat polisleri, zırhlı araçlar ve çevik kuvvet bekletildi.

 

Yürüyüş öncesi HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın açıklama yapacağı partinin il binasının bulunduğu sokağın girişlerinde polis dururken, bekleyen kalabalık polis engelini protesto ederek slogan attı. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın parti binasına gelerek, yapacağı açıklama sonrası yürüyüşün başlaması planlanıyor.

GİRİŞ ÇIKIŞLAR KAPATILDI

Yürüyüşü engelleme çabaları kapsamında günler öncesinden Edirne ve Hakkari’nin yanı sıra Tekirdağ, Van ve Kocaeli Valilikleri kentin girişlere sınırlama getirip, yine bu kentlerin genelinde yapılacak her türlü eylem ve etkinliğe yasak getirmişti. Son yasağın geldiği Adana’da Valilik, giriş ve çıkışların 15 gün süreyle kısıtlandığını duyurdu.

Demokrasi yürüyüşü için Edirne’de toplanmak isteyen HDP’lilere karşı polis, plastik mermi ve gaz bombası kullandı. Gözaltına alınanlar oldu.

Demokrasi yürüyüşü için Edirne’ye gidecek olan heyet bugün Silivri’de buluştu. Burada henüz bekleme halindeyken vekillerle birlikte giden en az 9 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 3’ü HDP ilçe ve il yöneticileri. Eş Genel Başkan Pervin Buldan Silivri’de kısa bir açıklama yaptıktan sonra heyetle birlikte Edirne Cezaevinin önüne doğru yola çıktı.

BULDAN: BARIŞ GELENE KADAR DEVAM

 

Eş Genel Başkan Pervin “Asla bizi kararlı yürüyüşümüzden geri adım attıramayacaktır. Biz bu kadar değiliz. Biz binleriz, milyonlarız. Türkiye’nin bir çok kentine giriş ve çıkışları yasaklayarak, Anayasaya aykırı bir şekilde meşru olmayan demokratik olmayan kararlar aldınız. HDP’yi asla halkla buluşturmamak için aldığınız tedbirler, halkımızla bir araya gelmemize engel olamayacaktır. Barış, demokrasiden, Demirtaş’tan, Yüksekdağ’dan bu kadar korkulmaz. Onlar milyonların iradesidir. Bu yürüyüş aynı zamanda Osman Kavala içindir. Bugün AKP hükümeti tarafından açlığa, yoksulluğa, sefalete maruz bırakılan milyonlar içindir. Bu yürüyüş devam edecektir. Bu ülkeye barış, özgürlükler, demokrasi gelene kadar bu yürüyüş devam edecektir” diye konuştu.

MİTHAT SANCAR: DARBECİLİK HALKIN İRADESİNİ GASP ETMEKTİR

 

Yürüyüş öncesi parti binası önünde açıklamalarda bulunan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, polis ablukasına tepki göstererek, “Bir araya gelmemize bile izin vermiyorlar. Ancak biz yürekten bağlıyız. Kimse birliğimizi bozamaz. Yüreklerde de sokaklarda da birlikte olacağız” dedi. “Yüreklerimiz bir, halkımızla aramıza hiç kimse duvar öremez” diyen Sancar, “Hiç bir güç imkan ve ihtimal yaratamaz. Bizim yürüyüşümüz darbeye karşı demokrasi yürüyüşüdür. Darbecilik, halkın iradesini gasp etmektir. Halkı zulüm altına almaktır. Darbe sadece tankla, topla yapılmaz. Darbe yargıyı kullanarak, iktidarın imkanlarını kullanarak da yapılır. Her darbecinin ilk işi halkın iradesini gasp etmektir” diye konuştu.

“PANDEMİ BAHANE”

12 Eylül ve 27 Mayıs darbelerini hatırlatan Sancar, “Bu iktidar da aynı yöntemleri kullanıyor. Yargıyı kullanıyor, iktidarın imkanlarını kullanıyor. Bunun da adı siyasi darbedir. Darbecileri en çok korktuğu özgürlüktür. Önce halkın iradesini gasp ederler, hemen özgürlükleri yok ederler. Yürüme hakkımız, mevcut Anayasa’dan kaynaklanıyor. Halkımız sağlığı bizim için çok değerlidir. Sağlık şartlarını iktidardan önce düşünüyoruz. Eğer gerçekten pandemi iktidarın sorunu olsaydı, en başta halkın sağlığını koruyacak düzenlemeleri düşünürdü. Şimdi bizim demokratik haklarımızı kullanmamız söz konusu olduğunda pandemiyi bahane ediyor” şeklinde konuştu.

“SİYASETİ BOĞMAK SİSTEYEN HER ANLAYIŞ DARBECİDİR”

Sancar, konuşmasına şöyle devam etti:

“Eğer Anayasa’nın tanıdığı hakkı uygulatmıyorsa bu darbeciliktir. Hukuk tanımamak, Anayasayı tanımamak darbeciliktir. HDP demokratik siyasette her şart altına var olmayı kafasına koymuştur, ruhuna yerleştirmiştir. Siyasetle, demokrasiyle ülkenin özgürlük, Kürt sorununu çözmek için buradayız. Onun için siyasetteyiz, ama iktidar siyaseti de boğmak istiyor. Siyaseti boğmak isteyen her anlayış darbecidir. Halkın sorunlarını bir kenara bırakın, yandaşa rant, iktidarını devam ettirmek için hedefleri, kendi varlık meselesi haline getiren iktidar, demokrasiyle hiç bir alakası olmayan anlayıştır.

Bu yürüyüş demokrasi yürüyüşüdür. Demokrasinin vazgeçilmez şartı halkın iradesine sahip çıkmaktır. Kayyım politikası en büyük darbedir. Hakkari halkı belediye başkanlarını yüzde 65 oyla seçti. Belediyeye el koymak, kendi memurunu belediyenin başına getirmek, Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. İşte biz bu iradeyi korumak için buradayız.

Bir halkın iradesine saldırmak, onun haysiyetini hedef almak demektir. Burada, Van’da, Diyarbakır’da, Iğdır’da, Kürt halkının iradesini yok sayan bu kayyım politikası, aynı zamanda Kürt halkının haysiyetine saldırıdır. Bu mücadele Kürt halkının haysiyet mücadelesidir. Kürtçeyi belediye hizmetlerinden çıkarmak, kısaca Kürtçeye saldırıdır. Bir halkın diline saldırmak, haysiyetini hedef almaktır. Dilimize, kimliğimize sahip çıkma mücadelesi her şeyden önce bir haysiyet mücadelesidir.

Bu yürüyüşümüz adalet içindir. Yargıyı muhalefeti tasfiye etmek için kullanan iktidar, adaleti yelteniyor. Bir toplumu çürütebilecek, siyaseten, ahlaken çürütebilecek en önemli şey adaleti yok etmektir. Biz adalet için buradayız. Haksız ve hukuksuz yere milletvekillikleri düşürülen Leyla Güven için, Musa Farisoğulları ve Enis Berberoğlu için yürüyoruz. Haksız hukuksuz yere rehin olarak tutulan önceki dönem Eş Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, Abdullah Zeydan, Gültan Kışanak, hapiste tutulan bütün gazeteciler için, aydınlar için yürüyoruz. Osman Kavala için yürüyoruz. Hapiste haksız yere tutulan basın emekçileri için yürüyoruz.

“İKTİDARA ÇAĞRI YAPIYORUZ”

Sevgili kardeşlerim, Kürt sorununun demokratik çözümü için yürüyoruz. Kürt sorunu ancak siyasi yöntemlerle demokratik zeminde çözülebilir. Gelin Kürt sorununu, ülkenin vicdanlı insanları, adaletten yana herkes bir araya gelsin, demokratik zeminde birlikte çözelim. İktidara da çağrı yapıyoruz: Kürt sorunu bombalarla, tankla, şiddetle çözülmez. Hapisle çözülmez. Bunu deneyen bütün iktidarlar tarihin çöplüğündedir. Atılan her bomba, sıkılan her mermi, bu ülkede yaraları derinleştirir, barışı uzaklaştırır, halkın ekmeğini küçültür, işini elinden alır. Barış için yürürken, özgürlük için de aş için de iş için de yürüyoruz. Gelin el ele verelim. Onurlu bir barış için yürüyelim, Kürt sorunun demokratik çözümü için yürüyelim. bu ülkenin bütün halkları eşit bir şekilde yaşasın diye hep birlikte yürüyelim.

“ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Biz buradan başladık, diğer arkadaşlarımız Pervin Buldan’la birlikte Edirne’den başladı. Sebebini defalarca açıkladık. Ülkenin bir ucundan diğer ucuna halkları kucaklayacak tek parti biziz. Hakkari’nin sesi selam olarak Edirne’ye gidiyor. Edirne’nin sesi Hakkari’ye geliyor.

Biz umudu canlı tutmak için yürüyoruz. Herkesi susturduklarında, umutsuzluk bütün yüreklere yerleşir. Herkes teslim olur. Umutsuzluk teslimiyettir. Umutsuzluğu yaratan şey susmaktır. Biz demokratik haklarımızı kullanarak itiraz ediyoruz, sesimizi yükseltiyoruz, umudu yükseltiyoruz. HDP umuttur, halkların birlikte mücadelesinin umududur.

Günlere bu yürüyüş için televizyonlarda olmadık hikayeler uydurdular, HDP’yi provokasyon peşinde olan bir parti olarak gösteriyorlar. HDP hiç bir provokasyona malzeme vermez, izin vermez. Hiçbir provokasyona zemin sunmaz. Asıl provokasyon Anayasal demokratik hakların kullanılmasını engellemektir. Bir buçuk saattir orada bekliyoruz. Kalabalık bir toplantı yapmayacağız. Biz de halkımızın sağlığını düşünüyoruz. Bilmez miyiz Hakkari halkı kendi çocuklarını yalnız bırakmaz. Ama biz kendimiz istemiyoruz. Halkın sağlığı da bizim sorumluğumuzdur. Fakat vekillerini çarşının başında bir açıklama yapmasına izin vermiyorlar. Bu sadece gerilimi arttırmaya yarar ama HDP’yi kimse bu yoldan gerilim sebebi olmaya çekemez. Biz siyasette ısrarcıyız. Demokratik siyaset zeminini asla terk etmeyeceğiz. Demokratik haklarımızı kullanmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.

“BU ÜLKE BAHARI YAŞAYACAK”

Provokasyonları kendisi engellese bu devlet, zemin sunmasa, göreceksiniz biz belirlenen heyetlerle yürüdüğümüzde, bütün halklarla gönül bağını en güçlü şekilde ortaya koyacağız. Halklar arasında düşmanlık yoktur. Bunların hepsi kendi iktidarlarını ayakta tutmak için yapay duvarlardır. O duvarları mutlaka yıkacağız. Barışla, demokrasiyle, siyasetle yıkacağız. Bunun yolunu hiç bir güç kapatamayacaktır. Bu ülke baharını yaşayacaktır. Bahar aydınlıktır. Orada yalan çöker, orada kan politikası işlemez. Bunu kararlılıkla yapacağız. Ama kimse HDP üzerinden provokasyon hesapları yapmasın. Sonuna kadar demokratik kararlılığımızı sürdüreceğiz. Hep birlikte demokrasi yolunca, özgürlük yolunca, barış yolunca, iş ve aş yolunca el ele tutuşarak, yürüyeceğiz. Bu bizim bu topraklara borcumuzdur, her bir insana sözümüzdür. Söz veriyoruz; bu ülkeye barışı getireceğiz. Bu ülke nefes alma ihtiyacı duyuyor. Bu ülkenin nefesini kısmak isteyen darbeci anlayışa karşı, oksijenini bütün halklarına taşıyacağız.

“YOLUN SONU ÖZGÜRLÜK VE BARIŞTIR”

Bütün halklara çağrımızdır; Kendini vicdanlı sayan, adaletten yana derdi olan, barış içinde yaşamak isteyen, ülkenin bütün iyi insanlarına çağrımızdır; Bu gidişatı hep birlikte durduralım. Gücümüz var, yeter ki inanalım, kendimize güvenelim. Bu ülkenin hiç bir ferdi, hiç bir inanç grubu, böyle bir yönetime, düzene müstahak değildir. Bu ülkenin insanları bu düzeni hak etmiyor. Bu topraklar özgürlük istiyor. Bu yürüyüş bunun içindir, buradan başlıyoruz. Bu yolun sonu er yada geç özgürlüktür, adalettir, demokrasidir, barıştır.

Buna inancımızı bir an bile kaybetmedik. Halkımızla birlikte olduğumuz sürece alnımız yere eğilmez, dizimiz yere değmez. Biz direnmeyi biliyoruz, bugüne kadar parti olarak da arkadaşlarımıza da birey olarak da her türlü zulüm uygulandı. Ama biz ayakta kalmayı biliriz. İşte şimdi kazanma vaktidir. Bu ülkede barışı, adalet, özgürlüğü inşa etme vaktidir. Türkiye’nin bütün halklarıyla, vicdanlı bütün bireyleriyle inşa etmeye kararlıyız. Bunun için elimizden geleni yapmaya söz veriyoruz.”

Konuşmanın ardından Sancar ve beraberindekiler yürüyüşe başlamak için araçlarına doğru yöneldi. Ancak barikatlar kuran polisler buna izin vermedi. Partililerin bekleyişi sürüyor. (MA)

HDP HEYETİ GENÇLİK KÖPRÜSÜ’NDEN GEÇTİ

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve beraberindeki milletvekilleri, ‘Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü’ öncesi Hakkari’de 1969 yılında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaptığı ‘Devrimci Gençlik Köprüsü üzerinden geçti.