Gazeteci Faysal Dağlı, dünyadaki dijital devrim ile birlikte yeni medya modellerinin üretildiğini, liberal ve katılımcı bu modelin tüm kültürel sınır ve kalıpları belirsizleştirdiğini ifade ediyor. Birey ve toplumun medya ile ilişkisininin yeniden tanımlandığı bir sürece girildiğini söyleyen Dağlı, Kürd toplumunun bu model üzerinden inşa edilen yeni dünyada aktif olarak yer almasının ve görünür olmasının, seçenek değil, zorunluluk haline geldiğine dikkat çekerek, Kürdlerin artık liberal bir TV kanalı ve yayınlarına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Dağlı’ya göre politik hareketlerin uzantısı olarak şekillenenen Kürd medyası, siyaset sınıfının ideolojik/politik amaçlarının hasıl olması açısından önemli bir rol oynadı. Ancak gelinen aşamada yeni bir özgürlükçü/bilinçli toplum inşasının kaçınılmaz olduğunu söyleyen Faysal Dağlı, bunun için de; sivil, liberal, modern, hayatın gerçekleri ile iç içe olan, toplumsal katılımcı demokrasiyi amaçlayan bir medyanın da kurulması gerektiğine dikkat çekti.

FB_IMG_1591730828819

Diasporanın liberal bir TV kanalı kurma girişiminde öncülük yapabileceğini söyleyen Dağlı, özellikle Kürd medya ve akademik çevrelerinin, iş insanlarının, sivil toplum yöneticilerinin, siyasetçilerin öncü rollerini oynayarak bu konuyu konuşması gerektiğini ve topluma ortak refleksler kazandıracak bir TV kanalının kurulması için harekete geçmesi gerektiğini söylüyor. Gazeteci Faysal Dağlı ile Kürd toplumu ve yeni medya modeli ile ilgili yaptığımız söyleşi:

-Son zamanlarda baş döndürücü bir hızla gelişen bir dijital döneme girdik. Bu olgu nasıl etkiliyor hayatımızı?

Evet sadece insanın başı değil, her yanı dönüyor! Twitter, Trump’a şiddeti teşvik ettiği için kısıtlama getiriyor, böyle bir çağa girdik. Elbette her çağ, her dönem kendi alışkanlıklarını da üretiyor. 21. yüzyılda insanlık globalizmin de dinamosu olan dijital bir devrim sürecine girdi. İnternet teknolojisinin yarattığı bu yeni kültür; bilginin sonsuz ulaşılabilirliğinin yanısıra, bireyin ve toplumun ve her türden grupsal kimliklerinin varoluşlarını, sorunlarını, çelişki ve çatışmalarını, amaç ve etkinliklerini, ürün ve yaratımlarını dijital teknoloji üzerinden inşa edebildikleri bir endüstriye dönüştü.

Dünyada; ekonomi, politika, toplum, haber, kültür, sanatsal üretim ve tüketimlerde belirleyici olan motif, artık yeni medya üzerinden kurulan bu endüstridir. Bu nedenle günümüz dünyasının alt ve üst yapı yatırımları ve etkinlikleri dijital teknoloji esas alınarak planlanıyor. Bu şekilde alışkanlıklar ve kültürler değişti ve sonuçta sosyal yaşamda dahi küresel sanal platformları hayat tarzımızı belirler hale geldi.

-Peki bu dijital devrim olgusu medyayı nasıl değiştiriyor, nasıl yansıyor medyaya?

Dijital devrimin kültürel boyutta en çok etkilediği alanların başında medya sektörü geliyor tabi. Dünyamızda dijital ve sosyal medya teknolojisi yaygınlaştıkça, klasik/konvansiyonel medya geriliyor. Bu çerçevede dönüşmeyen medyanın artık rolünü yitirdiği bir döneme girdik. Bireyi edilgen tutan, tek taraflı mesajlar dışında bir seçenek sunmayan ajit-prop medya etkisizleşti. Yeni medya modelleri ortaya çıktı. Birey ve toplumun medya ile ilişkisi yeniden tanımlandı. Yeni medya insana eleştirel öz kazandırıp, veriye ulaşma ve faydalanma konusunda sonsuz seçenek ve beceri kazandırıyor. Katılımcı demokrasi kültürünü geliştiriyor. Bu model üzerinden inşa edilen yeni dünyada yer almak, artık seçenek değil, zorunluluk haline geldi.

-Kürdler bu gelişmelerin neresinde? Biz yeterince uyum gösteriyor muyuz dijital döneme?

Elbette Kürd toplumunun da iletişim uygarlığının olanaklarını aktif olarak kullanması kaçınılmaz. Ancak politik gerçekliğimiz ve sosyal sorunlarımız nedeni ile bu alanda etkili ve yeterli yer de alamıyoruz. Kürd toplumu da klasik medya anlayışlarının gerilediği bu süreçte, genç kuşakları kapsayabilecek, geniş toplumsal katmanları hedefleyen ‘yeni medyadan’ azami derecede faydalanmak, bunun önünü açmak, bunu organize bir şekilde yapmak, bu sürecin aydınlatmacı yönünden azami şekilde yararlanmak durumundadır.

Yani?

Yani Kürdistan’da basın/yayın etkinliklerinin siyasetin ihtiyaçlarına yoğunlaşmasından dolayı, toplum, objektif haber ve kültürel ihtiyaçları için farklı arayışlara yönelmiştir. Geldiğimiz aşamada toplumumuzun bu gereksinimleri için katılımcı, sivil ve tamamlayıcı yani görsel medya projelerinin üretilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.

Yani bir TV kanalından sözediyorsun?

Evet tam olarak liberal bir TV kanalından sözediyorum. Tüm toplumumuza hitap edebilecek, özgürlükçü-katılımcı bir çerçevede yayın yapacak bir TV kanalının kurulmasından sözediyorum.

Nedir liberal bir Kürd TV kanalı?

Aslında ne olmadığını söylemek daha kolay. Sansürsüz, kimseye ateş etmeyen, hakaret etmeyen, sadece propaganda ile meşgul olmayan bir medya. Yani siyasi güçlere eşit mesafede, Kürdlerin iç sorunlarını çoğaltmayan, kimseyi ötekileştirmeyen, insanların kişisel özgürlük alanlarına girmeyen, Kürdleri birbirleri ile konuşmaktan alıkoymayan, karşıt görüşlerin uygarca tartışabileceği, kendinden olmayanı dışlamayan, toplumuzun gerçek sorunları ile ilgilenen, reel dünyaya ait, modern, çok sesli, çok renkli, kadınların ve genç gazetecilerin aktif olduğu bir TV, liberal bir kanaldır. Ve Kürdlerde de artık olması gereken bir medya anlayışıdır.

-Şu sıralar çok sayıda insan artık özel kanallar açıp kişisel TV yayıncılığına başladı. Yani bu işler için artık büyük sermaye falan gerekmiyor?

Günümüz dünyasında dijital yayıncılık insanların her an ve her yerde görüntülü haber ve programlara ulaşabilmesini/üretebilmesini sağlıyor. TV-Radyo yayıncılığının kişisel düzeyde dahi yapılabilir kolaylığa ulaşması ile medya monopolleri de sona erdi. Gelecekteki sınırları kestirilemeyen iletişim teknolojisindeki gelişmeler TV yayıncılığını da oldukça basitleştirdi, ucuzlattı, çok seçenekli yöntemlerle büyük kitlelere ulaşma olanakları yarattı. Keza dijital devrim uydu yayıncılığını da ortadan kaldırıyor. Şöyle ki; aktüel bir araştırmaya göre insanların yüzde 63’ü TV yayınlarını internet üzerinden izliyor. Bu anlamda klasik TV ekranlarına bağımlılık büyük oranda geriledi, bu trendin giderek yükseldiği söylenebilir. Bence önümüzdeki yıllarda uydu tabanlı TV yayıncılığı, kağıt baskılı gazete okuma alışkanlığı gibi giderek zayıflayacak ve büyük oranda ortadan kalkacaktır.

-Herhalde dört parçada yüzden fazla ulusal ve yerel Kürd TV kanalı var ancak tümü de siyasi partilerin yayın organı. Örneğin hiç ‘bağımsız’ bir TV kanalı bilmiyorum.

Bu durum gerçekten ciddi bir sorun. Dediğin gibi Kürd medyası politik hareketlerin uzantısı olarak şekillendi ve Kürdistan’da basın/yayın etkinlikleri genel olarak siyasi partilerin medya faaliyeti çerçevesinde kaldı. Halen Kürd toplumuna yönelik yayınlar yapan TV kanalları medya grupları siyasi aktörler tarafından finanse ve kontrol ediliyor. Devasa maddi olanaklar gerektiren (Satalit) TV yayıncılığı ve diğer etkinlikler esas olarak siyaset sınıfının propagandası üzerinden dizayn edildiği için ideolojik/siyasi öncelikler esas alınıyor. Büyük emekler ve masraflarla yürütülen bu medya etkinlikleri, siyaset sınıfımızın ideolojik/politik amaçların hasıl olması açısından önemli bir rol oynadı. Ancak bu etkinlikler aynı zamanda iç politik çekişmelerde negatif şekilde kullanılıyor, kitleleri kutuplaştırıyor. Bir dilemeya dönüşen bu misyon toplumu rahatsız etmenin yanısıra, medyanın rolünü yitirmesine de neden oluyor.

Bu haliyle Kürd medyasının hakim devletlerin asimilasyon/kara propagandasına karşı koyma kabiliyeti de kalmadı. Kürdistan’dan devletin gizlediği veya çarpıttığı haberleri yansıtmanın artık anlık sosyal medya platformlarında ‘yurttaş gazeteciliği’ ile yapılması da bu fonksiyonları ellerinden aldı. Mevcut medyamızın ülkemizdeki gelişmelerle ilgili olarak dahi referans olmamasının temel nedeni bu aşırı politik yapısından kaynaklanıyor.

-Kürd medyasında değişim dönüşüm mümkün mü sence, nasıl olacak bu?

Mevcut medyamız ancak siyasi güçlerin ajandasının dönüşümü ile yani ancak siyasetin dönüşümü ile değişebilir. Bu mümkün mü bilemiyorum. Sonuçta her yayın organı kendi sponsorunun gündemi ile ilgilidir. Siyasi medyamız da olmalıdır elbette, ancak konuşmamız gereken bağımsız medyadır, sivil toplum medyasıdır.

Eskinin tabiri ile 4. kuvvet olan, ancak çağımızda iktidarları dahi belirleyecek rıza imalat merkezlerine dönüşen hakim medya etkinliklerine karşı, Kürd toplumunun ihtiyaçlarını karşılamayı esas alan, yeni bir özgürlükçü/bilinçli toplum inşasının ve elbette bunun temel zemimlerinden biri olan medyasının da koşulları oluşmuştur.

Değişim-dönüşüm geçiren toplumumuzun enformasyon ve kültürel gereksinimlerini evrensel standartlar ve objektif yayıncılık anlayışıyla karşılayarak; insanlarımızın hakim kültürlerin/devletlerin medyası tarafından etkilenmesinin de önünü almamız gerek. Maalesef toplumumuzun büyük kısmı Kuzey ve Güney’de özellikle Türk medya/haber ve sinema/dizi sektörünün psikolojik harekatının esiri haline gelmiştir. Bu ciddi bir bilinç kaybına ve asimilasyona neden olmaktadır. Ajitatif politik bir karşı medya faaliyeti bu realiteye alternatif değil. Tek çıkar yol; sivil, liberal, modern, hayatın gerçekleri ile iç içe olan, toplumsal katılımcı demokrasiyi amaçlayan bir medyanın gelişmesidir.

-Seçenek nedir peki?

Seçenek büyük kitlelere ulaşmanın yolunu açan liberal, katılımcı yayıncılık imkanlarını kullanmaktır. Kürd gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum ve sermaye sahipleri tarihsel rollerini oynama ve sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Bence hem ülkede ve hem diasporada; “haber, kültür, sanat, sinema, müzik, bilgi, dokümanter, çok sesli tartışma platformları” gibi gereksinimlerin bu ‘yeni medya’ anlayışı ve evrensel normlar çerçevesinde giderilmesine yoğunlaşmak seçenek değil, zorunluluk olmuştur.

-Bunu uygulayacak donanım var mı?

Fazlasıyla olduğunu düşünüyorum. Kürdistan’da son 30 yılda ciddi bir medya deneyimi oluşmuştur. Binlerce gencimiz medya branşında okumuş, bu alanda başarılı örneklerimiz birikmiştir. Her bir partimizin birer düzine TV kanalı vardır. Birçok ülkenin medya kurumlarında çalışan sayısız Kürd gazeteci, teknik elemanı yetişmiştir. İnsanlarımızın birçoğu değişim-dönüşümden yanadır, toplumdaki tartışmalarda beliren temel eğilim yeni medya talebidir. Mevcut medya kurumlarının kapsama alanı dışında kalan bu entellektüel potansiyelimiz çok rahatlıkla liberal bir TV kanalı açıp, bunu sürdürebilir.

Yani TV yayıncılığı bunca basitleşip, ucuzlamışken Kürd sivil toplumu kendi olanakları ile liberal TV kanallarına kavuşabilir?

Demin anlattığım bu gelişmeler, şimdiye dek devasa bütçelerle yapılmak zorunda kalınan TV yayıncılığının üzerindeki büyük finans gruplarının veya siyasetin tekelini sonlandırdı, az sayıda insan ile kaliteli TV yayıncılığını mümkün hale geldi artık. Ucuzladı, basitleşti, küçüldü ve ‘patronsuz’ yapılabilir hale geldi.

Yani kesinlikle evet, Kürd sivil toplumu artık kendi olanakları ile liberal, modern, ulusal TV kanalları kurabilir. Kürd sivil toplumu artık siyaset anlayışını da sorguluyor ve geleneksel kalıpların aşılmasını dayatıyor. Mevcut siyasi yapıların dışında kalan, onları aşan, onlardan kopan ve ilişki kuramayan çok daha büyük bir potansiyelimiz birikmiştir. Siyaset medyası ya toplumun talep ve ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenecek ya da aşılacaktır. Kürdler mevcut medyasına mesafe koymuştur. Okur ve izleyici sayısından, interaktif tepkilere kadar ki tüm reaksiyonlarından anlaşıldığı üzere Kürd toplumu mevcut medyayı artık aşmış ve değişim-dönüşüm talep ediyor. Buna direnenler kaybedecektir.

-Diaspora nasıl bir rol oynayabilir bu alanda?

Bence bu alanda öncü rolü diaspora oynayabilir. Avrupa’da 2 milyonu aşkın, Rusya ve periferisi ile Amerika’da 3.5 milyon Kürd Kuzey yarı küreye dağılmıştır. Artık binlerce kalifiye insanımız siyaset, ekonomi ve teknoloji ve bilim arasındaki kulvarda yer edinmiştir. Ancak bu mevcuda rağmen, bu nüfusumuz belirgin ortak özellikler gösteren bir diaspora özelliği kazanamamıştır. Siyaset diasporayı da parçalamıştır. Özel durumlar haricinde asgari müştereklerde dahi bir araya gelmekten uzaktır. Sadece Almanya’da 1.3 milyon Kürd, (Almanya’da 80 kişiden biri Kürd) yaşamasına rağmen en ciddi konulardan biri olan çocuklarımızın ana dil ile eğitim sorunu çözüm bulamamıştır ve burdaki nüfusumuz dahi TC’nin, Almanya üzerinde kullandığı bir dolgu malzemesine dönüşmüştür. Ancak gelinen aşamada artık bu kaderin değişmesini isteyen güçlü bir sivil toplumumuz gelişiyor. Diasporanın ülkeye de, siyasete de sirayet edebilecek, bağımsız TV kanalları kurmak dahil birçok alanda öncü olabileceğini düşünüyorum.

-Yani bağımsız TV ve medyamızın olmaması da diasporada sorunların devamına neden oluyor?

Elbette, medya ortak reflekslerin üretilebileceği bir olanak yaratmanın yanısıra, olmaması da ciddi sorunlara neden oluyor. Son yıllarda devletin baskısından kaçan ciddi bir beyin göçü de oldu. Binlerce gazeteci, siyasetçi, akademisyen ve her türden meslek grubudan Kürd insanı Almanya merkezli olarak Avrupa’ya göçtü. Diasporada insanlarımız, özellikle medya ve akademik çevrelerimiz, iş insanlarımız, sivil toplum yöneticilerimiz, siyasetçilerimiz bu konuyu konuşmalı ve toplumumuza ortak refleksler kazandıracak özgül bir medya en azından bir TV kanalı kurulması için harekete geçmelidir.

-Tamam da iyi niyetine rağmen, bu işler maddi olanak gerektiriyor. Kürd sermayedarları bu işlere yanaşmıyor, zenginlerimiz kamu yararına bağış yapmak yerine, eğlencelerde para saçmayı tercih ediyor. Herhalde bu işin de devlet olmakla ilgisi yoktur. Avrupa vatandaşı zengin çok sayıda Kürd var, onlar da öyle.

Yani sermayeyi politik bir varlık olarak tanımlarsak, Kürd toplumunun en apolitik, en ürkek kesimini zenginleri oluşturuyor. Bu nedenle doğrusu ‘Kürd sermayesi, sermayedarı yok’ demek daha doğru. Şöyle diyeyim, çok parası olan, çok para biriktiren çok Kürd iş insanı vs var, Avrupa veya ülkede veya hakim devletlerin metropollerinde. Ancak bunlar, istisnalar hariç genelde ruhsal olarak doygun veya politik olarak ‘sermayedar’ değil. Aklı olmayan, yönetmeyen para klasik anlamda ‘sermaye’ olmaz zaten, sadece maddi varlık, kağıt, değerli maden veya mülktür. Doğrusu ben de para sahibi Kürd iş insanlarının böylesi sivil toplum faaliyetlerine bağış yapmalarının kolay olduğunu düşünmüyorum. Birçok para sahibi insanımız böylesi sivil etkinlikler için bağış/yardım talebini ‘sadaka’ olarak algılama veya sıvışma konusunda yaratıcı! Ancak sayıları az da olsa, duyarlı zenginlerimizin olduğunu, onların sorumluluklarından kaçmayacaklarını düşünmek istiyorum.

-Ama dünyada kültür devrimlerini sermaye yönetiyor, milyarlık vakıflar var, sanatçılar, gazeteciler, bilim ve kültür insanları bu vakıflardan, fonlardan yararlanıyor. Yani dünyada olan ve Kürdlerde olmayan ne?

Dünyada olan ve henüz bizde olmayan ‘burjuvazi’ dediğimiz şey. Olumlu veya olumsuz, ilerici veya gerici icraatları ile burjuvazi. Devletler kuran, yıkan, devrimler yapan, çağlar açan, kapatan, politize olmuş bilinçli modern zenginlik yani. Para ile ilişkisini, varlıklı olmayı sadece kişisel doyumu için değil, toplumsal gelişim, iktidar için kullanma aklı ve cesaretine sahip olmaktan sözediyoruz. Senin de dediğin gibi dünyada özellikle kültür alanı bağış etkinlikleri ile gelişen bir sektör. Modern burjuvazi küresel vakıflar kurabilen, globalizmi artık vakıf, kamu yararını destek fonları veya bağışlar ile kontrol eden, ilerleten bir role sahiptir. Dünyada bir çok TV kanalı, küresel sinema, müzik, bilim, medya faaliyetleri bağışlarla yapılmaktadır. Dünyamız artık bir biçimiyle vakıflar yolu ile yönetiliyor.

-Nasıl yani? Kürd zenginleri var ama aslında yok, peki finans nasıl olacak?

Artık bir TV kanalı için artık milyonlar gerekmiyor. Oldukça mütevazi rakamlarla bu işlere başlamak mümkün. Ancak devamını sağlamak önemli. Bu tür projeleri, ciddi sermayeler olmadan da yürütülebilecek mekanizmalar üzerinden kurmak gerek. Yani böylesi bir girişimin maddi altyapısı; farklı ülkelerdeki uygulama ve deneyimler göz önüne alındığında; girişimcilerin temin edeceği kolektif sermaye, esas olarak lokal ve uluslararası fonlar ve iş dünyasının bağışları ile karşılanabilir. Ancak bu tür bir projenin garantisi Kürd sivil toplumunun sahiplenmesi ve desteğidir.