7359D865-78CB-4C42-B829-46AE09588D7F

Yavuz Özcan

Habercilik her babayiğidin harcı değildir. Ama babayiğitlik sözkonusu olunca bizde mantar türer gibi türüveriyor aniden. Allahtan her konuda uzman,uzman olduğu kadarda hamarat habercilerimiz varda dünyada ne olup bitiyor anında öğrenebiliyoruz. Tabi bu çok önemli bir lüksttür bizim için.

Bu teknolojiyi üretenler bile ürettikleri teknolojileri bizim kadar ustaca ve efendice kullanma başarısı gösteremiyorlar. Allah razı olsun coğrafyamızın ne kadar verimli ne kadar ürenken insan yaratmasıyla ilgili bir mevzu bu. Lakin yalnızca coğrafyaya bağlamakta haksızlık olur ,biraz da insanın kendi içindeki cevhere bağlı bu ve cevherde bizde fazlasıyla var…

TV haberciliği “zamana yetişme” konusunda önceliklidir. Toplumu sarsan haberlerde Tv’ler ve gazeteler, tarihe bırakılan arşiv belgeleri gibidir. Gazeteler habere ulaşmada televizyonlarla rekabet edemiyor.

Ama bakıyoruz ki bizde tersi oluyor. “Haber çıkarmakta yetersiz, anlatmada çaresiz” televizyonlar gazetelerin ağzının içine bakıyor. Dün yine Türk savaş uçakları Güney Kürdistanı vurduğunda sivil ölümler oldu. Uçakların ilk kalkışında, yani sivil yerleşimlere vurduğu günün ilk saatlerinin hemen ertesinde söyleyecek laf bulamayıp “Bakın bakın, uçak iniyor” veya “kalkıyor” arasında kalan televizyon habercileri, gün içinde gazetelerden okudukları yorumları sahiplenip, kendi fikirleriymiş gibi vermeye başlıyorlar.

Bizim medyadaki değerlendirmelerini okuduğunuz A.K ile M. Ö arkadaşlarımız, televizyonları kurtaran iki isim oluyorlar. Yarattıkları fark sadece olaylara hâkim olmalarından gelmiyor. Coğrafyamız’daki sistemin işleyişini iyi biliyorlar allah için…

Olayları doğru okuduklarından yaptıkları yorumlar cuk oturuyor. Televizyon habercilerini, bu işi dizi oyunculuğu ile karıştıranlar da dahil olmak üzere, toptan kurtarıyorlar.
A.K ile M.Ö arkadaşlarımızın yorumları olmasa “özgür medya” söyleyecek laf bulamadığından susacak. En büyük hasarı da “kameraya dik dik bakabildikleri için” kendilerini “enchorman” kategorisine sokan yılların deneyimli TV cileri görecek.
Başlarına, program yapacak bir-iki kişi topluyorlar. Adamların ağzına lafı verip, araya girerken kuracakları cümleyi düşünmeye başlıyorlar. O cümle kafalarında oluşur oluşmaz da konuşanın sözünü kesiyorlar.

Ben bugüne kadar nisa taifesinden “enchorman” olanın söylenen bir şeyi sonuna kadar dinlediklerini görmedim. (Enchorman: Enkırman diye okunuyor, habercinin çokbilmişi manasına geliyor.)

Uzun zaman yan gelip yattıktan sonra, sahaya çıkıp dökülen yıldızlar için sıkça kullanılan bir bahane vardır. “Maç eksiği var” derler. Halbuki bizdekilerde maç fazlalığı var ama nedense maç eksiklikleri varmış gibi duruyorlar…

Heyecanlı haber spikerlerinin sesleri, arşiv görüntülerinden gelen uçak homurtularına eşlik ediyor. O haber sıcaklığında televizyondan görebildiğimiz tek şey, gecenin karanlığındaki Diyarbakır’ın şehir ışıkları oldu. Arada bir haberi sunan muhabir “Bakın bakın! F-16 uçağı iniyor. Şu otomobil farı gibi görünen ışık uçağın motorundan geliyor” deyip haberi (!) yellemese ne olduğunu anlamayacağız.
TV haberciliğinin gövdesi “görüntüdür”. İnsanlar “görüntüsü var” diye televizyonun gözünün içine bakarlar.

Bizimkiler ne yapıyor? Ekranın üçte birinden fazlasını, haberi tarif için verdikleri bantlara ayırıyor.
Üstte bir bant: “Güney kürdistan’a hava harekâtı.” Alttaki bant daha kalın ve cümle tek satıra sığacağı halde ikiye bölünüyor ki ekran biraz daha kapansın: “F-16 uçakları sivil yerleşim yerlerini bombaladı” En altta bir bant daha: “Uçak saldırıları kınanmadı…”

Altta kalan görüntünün canı çıksın. Bu, habercilikte tabela uygulaması rahatlığıdır. Nasıl olsa belediye bizden tabela vergisi almıyor rahatlığıdır.
Şimdi diyecekler ki “Amerika’nın en büyük habercileri de böyle yapıyor, sen daha mı iyi bileceksin?” O Amerikalı, İran’a 41 yıldır ambargo uyguluyor. Geçen ay kendi kendilerine bir anket yaptılar bu Amerikalılar. O anket Amerikan ahalisinin yetmişinden fazlasının İran’ın haritadaki yerini bilmediğini ortaya çıkardı.

Eğer akıl almanın tek ölçüsü buysa, haberciliğinize diyecek bir şey yok.