48178195-4A05-4456-A2D0-16B151F50A11

Hasan H. Yıldırım & Hüsein Erkan

Mustafa Selim, büyük bir komploya kurban gitti. Komployu tezgahlayan, İran Molla rejiminin bilgisi dahilinde, Irak-PDK istihbarat örgütü Parastındir. Mustafa Selim, cezaevinde kaçtıktan sonra Parastın tarafından alınıp, İran ve Kürdistan’ın güneyi arasında, sınırın sıfır noktasındaki Siya Gwez köyüne getiriliyor. Köyün camisine götürülüyor. Orada fotoğrafları çekiliyor. Bu süreçte Amerikan’ın Sesi Muhabiri ve aynı zamanda Irak-PDK’nin istihbarat örgütü Parastın üyesi olan Ali Javanmardi Hewler’e getiriliyor. Bu operasyonun bir parçası olarak görev alıyor. Irak-PDK’ye bağlı basında Mustafa Selim olayını manuple etmek görevini icra ediyor.

Dikkat ederseniz, Siya Gwez köyün camisinde çekilen Mustafa Selim’in fotoğrafı anında Ali Javanmardi’ye gönderiliyor ve o da zaman kaybetmeden kendi fecebook sayfasında bunları servis ediyor. Mustafa Selim’i daha sonra YNK’ye bağlı asayış alıp götürüyor. Vakit yitirilmeden, alalacele Mustafa Selim, İran Molla rejimine teslim ediliyor. Teslim emrini veren de YNK‘nin merkez yürütme üyesi bir şahsiyet. YNK içindeki Irak-PDK yanlısı çok etkili biri. YNK yetkilileri komployu biliyor. Bunu deşifre ederler mi, etmezler mi bilmiyoruz. Ama eğer, komploda yer alan asayiş ekibini ve onlara ‘Mustafa Selim’i İran Molla rejimine teslim edin’ diyen merkez yürütme üyesini deşifre etmezler ve yargılama yoluna açmazlarsa, Irak-PDK kadar, işlenen cinayetin suç ortağı olurlar. Çünkü olay çok vahimdir.

Mustafa Selim’in İran’a teslim edilmesiyle, komployu hazırlayanlar hemen harekete geçtiler. “YNK ihaneti“ diye yaygara koparmaya başladılar. Bu arada Aras ve Lahor Şex Cengi’yi sorumlu ilan ettiler. Ondan sonra da Irak-PDK yanlısı tüm çevrelerin yanı sıra, komplodan habersiz birçok çevre, aynı frekanstan “YNK ihaneti“ senaryosunu dillendirdiler. Bu kesimler, bu tutumlarıyla işlenen suçun bir nevi ortağı oldular.

Bu komployu açığa çıkarmak YNK yönetiminin, özelikle de Talabani ailesinin sorumluluğudur. Onlar YNK içinde olup ta, Irak-PDK ile işbirliği halinde olan merkez yürütme üyesini deşifre edecekler mi? YNK yetkili organları, Mustafa Selim’i İran Molla rejimine teslim edeni deşifre etmekle sorumludurlar. Bunu göze alırlar mı, almazlar mı bilmiyoruz. Eğer göze almazlarsa, suçlu durumuna düşerler. Mustafa Selim’in katili olarak Kürd milleti nezdinde mahkum olurlar. Bu da büyük bir suçtur. YNK yetkilileri ve özelikler de Talabani ailesi, bu suçla anılmak istemiyorlarsa, derhal Mustafa Selim’i Asayış’a, İran’a teslim edin diyen kendi merkez yürütme üyesi şahsı deşifre etmelidirler. Kürd kanı o kadar ucuz değildir. Bu büyük suç cezasız kalamaz. Mutlaka suçlu(lar) deşifre edilmeli ve gerekli ceza verilmelidir. Böylelikle kendilerine karşı oynanan komployu da açığa çıkarmış olurlar.

Rojhat Badiki arkadaşın tercüme ettiği, Kürdistan Parlamentosu beş üyenin hazırladığı ve Kürdistan Parlamento Başkanlığına sundukları Mustafa Selim‘i olayının aydınlanmasına ilişkin raporu okuduk. Üstünkörü hazırlanan bir rapor. Bazı bilgiler var ama öze ilişkin bilgileri vermekten özenle kaçınmışlar. Aslında ortaya çıkarılması gereken şu olmalıydı: Mustafa Selim’i İran Molla rejimine teslim eden asayiş ekibi kimlerden oluşuyordu ve bunlara kim emir vermiştir? Bu beş Parlamenter bunu aydınlatsaydı büyük bir iş yapmış olurlardı. Fakat bundan özelikle kaçınmışlar. Sebebini onlara sormak gerekir. Kuşkusuz bir amaçları vardır. Mustafa Selim hukukuna sahip çıkmak isteyen her samimi yurtsever bu amacın peşine düşmelidir. Çünkü hiç kimse olayın üstünü kapatma hakkına sahip değildir. Çünkü hem bir insanlık suçu, hem de milli bir ihanet suçu işlenmiştir.

Mustafa Selim’iye kurulan komployu açığa çıkarmak için daha evvel de sorduğumuz şu soruların cevabını bulmayı gerektiriyor.

1-Mustafa Selim’nin resmini kim çekti? Amaç neydi?
2-Resim niye kimseye değilde Ali Javanmardi’ye gönderildi?
3-Mustafa Selim’i ciddi olarak İran tarafından aranmasına rağmen Ali Javanmardi niye anında bu resmi sosyal medyada servis etti?
4-Mustafa Selim’in resmini çekenlerin Ali Javanmardi ile ilişkisi nedir?
5- Ali Javanmardi’nin Irak-PDK veya Parastın ile ilişkisi nedir?
6-Mustafa Selim’e karşı kurulan komplo süresince Ali Javanmardi’nin Hewler’de olması bir tesadüf sonucu mudur?
7-Mustafa Selim’in sığındığı Siya Gwez köyünde alan asayış ekibi kimlerden oluşuyor?
8-Mustafa Selim’iyi alan asayış sorumlusuna İran’a verin emrini YNK’nin hangi Merkez Yürütme üyesi verdi?

Eğer bu soruların arkasına düşerseniz Mustafa Selim’e karşı konulan komployu çözersiniz. Bu değilde karşıt güçlerin birbirini yıpratmak için masa başında yalan haber üretmeyi iş edinirseniz Mustafa Selim hukukunu değil, komploda yer alan katilleri temize çıkarırsınız. Bu da çok adice bir iştir. Mustafa Selim’in katledilmesinin suç ortaklığıdır. Bu suç bugün birçok kesimin boynunda asılıdır. Bu neye yol açar? Daha çok Mustafa Selim vakalara yol açar.

Mustafa Selim’in teslimi ve İran Molla resimi tarafından anında idam edilmesi kabullenilecek bir olay değildir. Bu bir cinayettir. Bu cinayete yol açan bir yönetim hak, hukukun olduğu bir ülkede olsaydı, Devlet Başkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı anında istifa ederdi. Fakat ne yazık ki; Hewler yönetimi bundan çok uzaktır. Çünkü komplo o yönetim tarafından organize edilmiştir.

Kürdistan’ın güneyinde olan biten yabancımız değildir. Var sayılan kurumlar Kürd milletinin kurumları olmaktan öte, Irak-PDK’nin birer icra organı olarak iş görmektedirler. Her kurum gibi Parlamento da öyledir. Parlamentoda Irak-PDK’ye karşı çıkacak bir muhalefet gücü yoktur. Var olanlar da etkisizleştirilmişlerdir. Bu nedenle, orada Mustafa Selim’in hukukuna kimse sahip çıkmayacaktır. Kurulan komisyoalarda daha önceki olaylarda olduğu gibi, bu olay da hasıraltı edilecektir. Kimse bu komisyonlardan gerçeği söylemesini beklemesin. Bu komisyonlarla yapılmak istenen, sadece trajik olay karşısında yükselen halkın tepkisini azaltmak ve süreç içinde olayı unutturmaktır. Tıpkı, daha evvelki olaylarda yaptıkları gibi…

İşin bir başka boyutu, bu insanlık suçu işlenirken, sözde Kürdistan Başkanı, Başbakanı, Parlamento Başkanı, İçişleri Bakanı ve cümle yetkililer; ağız birliği etmişler gibi, bu olaya ilişkin tek bir cümle etmemişlerdir. Bu ilginç değil midir sizce? Acaba niye susuyorlar? Fakat, işin tuhaf tarafı, çakallarını ortalığa salmışlar. Tirübinlerde seyre dalmışlar. Devlet adamlığı bu mudur? Sahi bunlar devlet adamı mıdır? Ne gezer! Onlar, olsa olsa mafya üyesi olurlar. Ki; öyledirler.

Irak-PDK’ye gelince; kanlı bir tarihleri var. Tam bir ihanet tarihidir. Sömürgecilerin hizmetinde tetikçilik icra etme tarihidir. Lejyonerliği meslek edinmişlerdir. Bu inkar edilmeyecek kadar belgelidir. Onbinlerce Kürd önder, kadro ve yurtseverini katletme tarihidir. Bunun en büyük sorumluları da Barzani ailesidir. Şu bir realitedir ki; Mustafa Barzani‘den bu yana Barzanilerin tarihi ihanet tarihidir. Biz kuzeyliler bunun çok az bölümünü biliyoruz. Bu konuda Kürdistan’ın doğu ve güneyinin aydın ve siyasetçilerinin ortaya çıkardığı sayısız ihanet örneği vardır. Bunu kuzeylilere aktarma görevi orta yerde durmaktadır. Umarız birileri bu ulvi görevi yerine getirir. Böylelikle Barzanilerin ihaneti tüm yönleriyle belgelerle ortaya çıkmış olur.

Bu pencereden bakılırsa, Mustafa Selim’e karşı kurulan komplo da daha iyi anlaşılır. Barzaniler için bir Kürd hakkında komplo kurmak, sömürgeciye teslim etmek veya sömürgeciler adına onu katletmek sıradan işlerdir. Mustafa Selim, sadece bunlardan bir tanesidir. Ne ilki, ne de sonuncusu olacaktır. Yeter ki; sömürgeciler Barzanilere para ve silah versin. Barzanilerin bunun için satmayacakları hiç bir değer yoktur. Ülke, millet, halkın çıkarı önemli değildir. Onlar için önemli olan sadece Barzani ailesinin çıkarlarıdır.

Mustafa Selim’in İran Molla rejimine teslim edilmesi ve anında idam edilmesi, büyük bir trajedidir. Kürd milleti açısından utanç verici bir durumdur. Komplo açıktır. Bu, İran istihbaratı İtlaat, Irak-PDK istihbarat örgütü Parastın ve YNK içindeki Irak-PDK yanlısı ekibin ortak bir eylemidir. Amaç; Lahor Şex Cengi grubunu Kürd milleti nezdinde şeytanlaştırmaktır. Mustafa Selim, Kürdistan’ın güneyine ayak basar basmaz, Irak-PDK basını ve onların kapısında maaş ve ihale alan bazı kuzeyli çevreler düğmeye basıp harekete geçtiler. Masa başında üretilen yalan haberleri habire servis ettiler. YNK adına yalan haber üretilerek servis edildi. Bu konuda birçok çevreyi de inandırdılar. Öyle haberler uydurulduki; kendileri bile buna inandı. Yok, Aras Şex Cengi şunu dedi, yok Lahor Şex Cengi bunu dedi, yok, YNK yetkili kurumları şunu dedi, şeklinde yalan haberler üretildi. Hiçbir kaynak ta gösterilmedi. Buna rağmen Irak-PDK kapısında ikbal arayan çevreler bunun üzerine balıklama atladı.

Burada soru şudur: Aras ve Lahor Şex Cengi ve YNK‘nin herhangi bir sorumlusu, “Biz Mustafa Selim’i İran’a teslim ettik“ yönlü bir açıklamayı nerede yapmıştır? Bunun linkini verebilirler mi? Veremezler. Çünkü böyle bir açıklamaları yoktur. O halde, her kim ki; bu haberleri üretiyor, servis ediyor ve bu haberlerin doğru mu, yanlış mı olduğunu araştırmadan, bu algı operasyonuna ortak oluyorlarsa, bilinsin ki; bu çevreler Mustafa Selim cinayetinin suç ortaklarıdırlar.

Mustafa Selim’in İran Molla rejimine teslim edilmesi ile Hewler İktidarı’nın Zeravan güçlerini Zine Werte’ye göndermesinin eş zamanlı gelişmesi tesadüf değildir. Bunlar, İran ve Türkiye’nin ortak planının birer sonuçlarıdır. Mustafa Selim hakkındaki komplo, bizce tüm yönleriyle açığa çıkmıştır.

Yanı sıra, Zeravani güçlerinin Zine Werte alanına kaydırılması Türk devletinin planının gereğidir. Kimileri bunu ABD planı olarak yazdı. Bu doğru değildir. Bir kere ABD, hem Türk devletinden, hem de Barzanilerden çok rahatsızdır. Onların bu hamlesi karşısında da rahatsızdır. Fakat bu aşamada onlara yönelik bir girişimden bulunmayı doğru. Nedeni, İran düşürülmeden Türkiye ve Barzanilerle papaz olmak istememeleridir. Ha, bu arada şu bilinmelidir: Türkiye, ABD’nin İran’a karşı bir operasyonunu ne ister, ne de destekler. Elinden gelse bunu tüm gücüyle engeller. Türkiye’nin istemediği bir şeyi Irak-PDK haydi haydi istemez. Eğer bu bile anlaşılmamışsa, vay Kürd siyasetçi ve aydının haline.

İran İtlaat‘ı ve Barzanilerin Mustada Selim’e karşı sahneledikleri komplo ile Türkiye’nin ve Barzanilerin Zine Werte provokasyonun amacı; Kürdler arası bir iç savaş çıkarmaktır. Başta Türkiye ve İran olmak üzere, sömürgecilerimiz Kürd iç savaşını körüklüyorlar. Bunun için tüm yol ve yöntemlere başvuruyorlar. Sahada güçlü olan Kürd siyasal güçleri de bu oyuna geliyorlar. Çünkü sömürgecilerle kirli ilişkilere sahipler. Sömürgecilerin her dediğini emir telakki ediyorlar. Emirlerine uygun olarak politika oluşturmuşlar ve ona göre kendini örgütlüyor ve pratikleştiriyorlar. Kürd milleti oynanan bu oyunlara karşı uyanık olmalıdır.

Bu arada biz Kürd yurtseverler olarak, Mustafa Selim’e sahip çıkamadık ama hiç değilse, onun hukukuna sahip çıkalım. Katillerinin ortaya çıkarılması için herkes elinden geleni yapmalıdır. Eğer bu yapılmazsa, yarın Mustafa Selim örneğinden olduğu gibi, daha çok trajedilerle karşı karşıya kalırız.

25 Nisan 2020