Reklamlar


Haydar Işık

Yolunu yordamını bilenin sırtı yere gelmez, derler. Peki Kürtlerin sırtı neden hep yerdedir?

Bu soruya partiler ve politikacılar, sosyal analistler değişik bakış açısından bakarlar. Derin analizler yaparlar. İzin verirseniz ben de 83 yılın tecrübesi ve öğretisiyle anlatmaya çalışayım. Kürtler kendilerine gelmezlerse, sırtının yerden kalkmasını bırak, bu yüzyılı da kaybederler. Müslümanı, „Dinim ırkımdan öndedir.“ deyip ulusunun katillerine katılırsa, Alevisi, TERTELE dediğimiz Dersim soykırımı katillerinin posterleri altında hu çekerse, en çok kafa kesen tarihi şahıs kutsanırsa, tarihini bilmeyen halk, nasıl geleceğin yolunu bulabilsin. Körün değnekle yürümesine benzer.

Kürdistan‘ı işgal eden İslam ordularının AMED‘de insanları canlı canlı Fis Kayalıklarından Dicleye atmasını, kilometrelerce çarmıha gerilen insanları düşünmez ama Hz Ömer‘in adaletini düşünür. DAİŞ, Musul‘a girdikten sonra Yezidi Kürtlerin kadın ve kızlarını esir alıp satanlar, ömür boyu beraber yaşadıkları Müslüman Arap komşularıydı. Ali‘nin, Ömer‘in zamanında yayılmacılık nasıl olmuşsa, bugün de aynı anlayışla yürümektedir. Efrîn‘e bakınız. „Reis beni de götür.“ diyen Kürtler de vardı. Efrîn‘in durumu nasıl? Kürde ait ne varsa talan ediliyor, yok ediliyor. Kürdün vergileriyle satın alınan uçaklar her gün Kürdistan‘a bomba yağdırıyor. Kürt şehirleri yerlebir ediliyor. Müslüman ve Alevi Kürtler ne yapıyor? Ulusunu baz alıp gücünü birleştirip tepki veriyor mu? Eğer Rojava‘da Öcalan öğretisiyle hayata geçirilen sistem yaşıyorsa, bunu silahlı olmalarına bağlamak gerekir. Yoksa Arap gericiliği orada Kürtleri hemen boğardı.

Diğer halklardan Kürtlerin eksik yanı olmadığına göre bu körlük neden sürüp gitmektedir? Sömürge şartlanması, Kürdü genelde kendine güvensiz kıldığından, hatta kendinden utanır hale getirdiğinden bireysellik hemen görülür. Artık suyun üstünde kalmanın yolunu arar. kişisel ve klansal çıkarı önde tutan biri olur. Böylesi için Kürdistan‘a, Kürt halkına, toprakları üzerinde devlet olma söz konusu olur mu? Müslümansa daha fazla Müslüman, Aleviyse, daha fazla Alici kesilir.

Namütenahi yeraltı yerüstü zenginliği olan Kürdistan‘a sahip çıkacağına, düşmana açmada hizmet eder. Halkına karşı sömürgecinin kılıcını kuşanır. Saddam‘ın yüzbinlere varan korucu gücü olur. Gerilla kemiklerini kargo ile gönderen AKP‘nin uşağı olur. Kürdistan‘ın her stratejik tepesine Karakol veya kalekol yapan faşist Türk ırkçı sisteminde  kemik kapmak için, Türkçe bilmese de Türkçü kesilir. Velhasıl acayipleşir. Burada haksızlık yaptığımı, bu halkın kızını oğlunu verdiğini, maddi yardım yaptığını söylediğinizi duyar gibi oluyorum. Yeter mi? Yetseydi bu halkın sırtı yerde olmazdı. Demek ki ya öncü kadrolar yanlış yapıyor, ya da sömürgeci güçlü ve zalim. Bence suçu önce kendimizde aramalıyız. Kürde ulusal bilinç vermedikçe, nesilleri demokratik ulus anlayışıyla kararlı kılmadıkça havanda su döveriz.

Türklerle „kardeşlik“ kavramına da bir son verelim. Şüphesiz çok sayıda Türk yoldaşımız var. Ama Fransızların Cezayir‘de kendi halkına karşı savaşan, Fransız halkını bu haksız sömürgeci savaşa karşı ayaklandıran Fransızlar gibi yoğunlar mı? Etkililer mi? İki üç dönem rüyasında görmedikleri milletvekili yapılan dostlarımız nekadar Türke ulaştı? „İdris Baluken hapiste ölsün mü?“ diye soran Milletvekiline AKP sıralarından verilen yanıt: „Ölsün!“ oluyor. Selahattin, Gültan Kışanak ve daha binlerce zindandaki Kürt ölsün isteniyor. Bu AKP ve MHP faşist ırkçı Türk sistemi Kürde tek seçenek bırakmış. „Ölsün!“

Durum bunca barizken, bu halka yapılan yoketme ve zulüm gözler önünde yapılırken, Müslümanın Müslümanlığı, Alevinin Aleviliği sadece sistemi canlı tutmaya yarar. Kürtlerin üzerindeki toprağı atmalarının zamanı geldi geçti. Türk-Kürt sahte kardeşliği yerine, Demokratik ulus bilinciyle dolu yeni nesillerin mücadelesini yükseltmek gerekmektedir. Türkler, Kürdü ya inkar ediyor, ya da kapısına bağlanmış köpek gibi görüyor. Buna layık olmadığımıza göre bir yol aramak zorundayız.