B37F5547-BC0F-4A60-B4C7-8D3108DF423E

Mehmet Mamaş

Corona (Covid19) salgınının Aralık 2019’dan beri Çin’de aktif olduğu, Ocak 2020’de Çinli bir doktorun sosyal medya hesabından olayı duyurmasıyla dünyanın “ancak haberdar” olması, Dünya Sağlık Örgütü’nün acil kodlu ‘pandemi’ ilanı sonrası dünya adeta bir soğuk cehenneme döndü. [Olayı dünyaya duyuran Çinli doktorun şüpheli ölümünü de not alalım]

Ajansların ve medyanın panik butonuna basmasıyla, insan aklının alamayacağı süratte pandemik şoklar yaşadık. Ağır bir dijital bombardıman altındayız. Bu bir zihinsel çökertme operasyonu sanki. Salgının çıkış yeri olan Wuhan ve çevresindeki şehirlerde 60 milyon insan ordu tarafından karantinaya alınmıştı. Ajanslarda Çin ordusunun Wuhan’ı içindeki herkesle toptan imha etmeyi düşündüğü dahi duyurulmuştu. Ve her yerde uyuştucuru yüklü gemiler ihbar edilmiş gibi o gemi bu gemi, şu uçak bu tren ve orada burada Corona tespitleri dijital bir yağmur gibi akmaya başladı. Ani ve kitlesel biçimde belirli ülkelerde ölüm haberleri; İran, İtalya, Fransa, İspanya, Almanya, ABD…

Kevgir misali delikdeşik bu küresel bilgi çağında Dünyanın en gelişkin istihbarat aygıtlarına sahip devasa devletler salgını bilmiyorlardı da, insani duyguları ayaklanan Çinli bir doktorun sosyal medya hesabından duyurmasıyla mı salgını öğrendik? Veya o ana kadar hiçbir anomalinin olmadığı İtalya’da bu “öğrenme” ile birlikte neden kitlesel Corona vakaları ve ölümleri başladı? Duyurulmasıyla kitlesel patlak vermesi bir. Bu nasıl olabilir ki?…

Birbuçuk milyar nüfuslu Çin’de bu ‘virüsün’ sadece Wuhan’da hapisli kalması, ama kıtaları aşarak Avrupa’da ‘önüm arkam sağım solum sobe’ yapması Corona’nın bizimle ‘saklanmayan ebecilik’ oynadığını gösterir.

Haberler gelmeye devam etsin; Corona’nın Sars virüsünün mutasyonu olduğu, daha önce insan akciğerlerindeki ACE 2 proteinine bağlanma yeteneği olmadığı, ama şimdi Covid 19’la reseptörlere tutunmayı başardığı; bu ACE 2 proteininin de en çok tropik kuşak olmak üzere Asya toplumlarında ve ondan biraz az olmak üzere Akdeniz kuşağında bulunduğu gerçeğinden hareketle buralarda etkisini göstermesi gerektiği ifade edilmektedir. [Tıp tekniği anlamında bu tanıya birşey diyemezsek de] O halde Çin’in etrafındaki Vietnam, Kamboçya, Endonezya, Hindistan, Pakistan , Kore vd bir dizi ACE 2 proteini ve nüfus popülasyonu yüksek ülkeleri teğet geçip İtalya’yı kasıp kavuruyor. Ve sonra bir dizi ülkeyi. Sizce de biraz matah değil mi?…

Sonunda salgının kendi ülkelerinde sona erdiğini açıklayan Çin’de tek bir vaka bildirimi yok. Fakat uzmanlar ve ajanslar yıl sonuna kadar süreceğini ve milyonlarca insanın öleceğini püskürtmeye devam ediyorlar. Bu durumda akla birkaç ihtimal geliyor; ya bir Frankeistein dünyamıza onların bildiği bizim bilmediğimiz bir biyolojik silah denedi; ya Çin’in Wuhan’daki virüs labaratuar merkezinde sızıntı oldu ve Çin bununla nasıl başedileceğini bilip gizliyor; ya da dijital panikle salgının çarpanını büyütüp bu olay üzerinden yeni düzen arayışına ve ticaret savaşına tramplen yapılıyor. [Paniğin bağışıklık sistemini çökerttiği ve enfeksiyona karşı savunma duvarlarımızı yıktığını ifade edenlerin bu tespitini de not alalım]

Haber akışını biraz daha sürdürelim; Corona’nın 65 yaş üzeri için ölümcül olduğunu kendinden emin bir biçimde duyuran ajanslar; İtalya’da pik yaptıktan sonra virüsün 40’lı yaş grubunda hızlı yayılma gösterdiğini duyurdular. Ardından 20’li yaşlarda ve hatta bebeklik ölümlerin servis edilmesi izledi. Corona’dan başka şey konuşmayan spikerlerin çenesi hiç durmuyor. Dijital yağmur sağanak gibi üzerimize boşalıyor. [John Hopkins Üniversitesi yayınlamış olduğu raporda; Covid 19’u virüs olarak tanımlamaktan imtina ediyor. “Bir protein molekülü” diyor. ]

Bu olay özgülünde olay örgüsünün dışına çıkmanızı öneririrm. Dijital yağmura odaklandığınızda, teknik bildirimlere boğulduğunuzda [mesleki körlüğün yanısıra] onların ağına takılırsınız. En başta yaptıkları sizi zihnen çökertmektir. Kolektif düşünme ve davranma yetilerinizi yoketmektir. Sizi karantina altına almayı sizin arzunuza dönüştürürler. Evinizde hapis yatarsınız. Savunma duvarlarınız yıkık biçimde hastanelere yığılırsınız ve bu yığılma zaten enfekte ortamı yaratır. Kısacası demem o ki, tıbbî teknik olay örgüsünün ve dijital yağmurun dışına çıkarak felsefik yaklaşım gösterin, derim. [İşin gerçeği püskürtülen haberlerin doğruluk derecesini bilmiyoruz. Aklıma Çavuşesku’nun devrilme sürecine dönük haber akışına benzeyen, sonradan kurgusal olduğu kanıtlanan medya bombardımanı geliyor. ]

Tıbbı ve bilimi asla yadsımam, ancak bilimin kapitalizm koşullarında kimin hizmetinde olduğunu da unutmamak lazım. Özgür bir bilim gerçeğinden ziyade, sermayenin kontrolünde ve idaresinde olan bir bilim gerçeği var. Ama felsefe özgürdür. Kimse sizin düşünme biçiminizi sizden alamaz. Bu konular Hollywood filmlerinde sıkça işleniyor. Kendilerini enfeksiyon var diye gettolara hapseden ve o yönetimin her dediğini yerine getiren kitleler; aksini düşünen ve sınırlarının dışına çıkan cesur bir avuç insanın yıllar sonra enfeksiyonun bir kurgu olduğunu anladikları vb senaryoları şimdiki durumla karşılaştıralım…

Düşünün; Wuhan’lı doktor sosyal medya hesabından bu duyuruyu yapmasaydı “bu salgın olacak mıydı (!). Felsefedeki temel iki zıt iddia misali; “düşündüğünüz için mi var, var olduğu için mi düşünüyorsunuz?” Düşünceniz mi salgını belirliyor yoksa salgın mı düşüncenizi belirliyor? Olay küresel bir şizofreye sürükleniyor.

Bu bir dijital müdahale midir?…

Ben şahsen bu kanaatteyim. Bunun en önemli sebebi ise; salgının dijitalleştirilmesi ile aynı anda sistemin ideologlarının “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, yeni bir dünya düzeni kurulacak, Harari’nin deyişiyle derimizin altına yerleşmek isteyen yapay zeka çağı, yeni bir çağ başlıyor vs” söylemlerdir.

Değerli arkadaşlar bizler Marksistiz; bir çağı başlatan ve sonlandıran ana faktör üretici güçlerin devinimi ve değişimi dinamiklerinin temelden kopuşmasıdır; PANDEMİ DEĞİLDİR. Bir salgın asla Çağ değiştiremez. Öyleyse bu anakronik çıkışların sebebi salgınla örtülmektedir. Burdan hareketle diyoruz ki kapitalist düzen ve onun NEOLİBERAL DOGMASININ yarattığı toplumsal düzen kırılmanın eşiğindedir. Bu salgını kullanıp sistemi halkların direncini bloke ederek yeniden tanzim etmek istiyorlar. Sermayenin klasik kanadı ile dijital tabanlı kesimi arasındaki iç savaştır. ABD’deki Mortgage krizinden beri süren iç savaştır, bu! Kapitalizmin “burjuvazisizleşme” muharebelerinden birisidir. Fransız devriminden günümüze devamedegelen burjuvazinin “ilerlemeci” ve belli bir kültürün misyon taşıyıcısı karakterli yapısıyla; dijitalden gelen ve zaman mekan kavramını büken kesimin kavgasıdır. [Bill Gates ve Elon Mask gibi despotik şirketleri ve yeni kölecilik ilkelerini düşünün]. Kapitalist sistem her tıkandığında yeniden yapılanmak için iki temel şey yapar; birincisi toplumsal direnci kırar [1970’lerde cuntalarla yaptılar] ve ikincisi yeni  alanlar açar [1970’lerde Demir Çelik, Beyaz eşya, gemicilik sektörleri yerini yazılım, kimya ve biogenetik gibi hegemonik sektörlere devretti]. Şimdi Corona ile toplumsal direnç pasifize ediliyor. Ve “derialtına” yerleşmek isteyen yapay zekalılar. Sermaye yeni değerlenme alanları yaratıyor. Bununla kimi sermaye grubu değersizleşecektir. Kavga bunun kavgasıdır…

01.04.2020