F42600BB-9C98-449F-9F1A-8F5068DD0AB8

Recep Maraşlı

“Kanla yoğrulmuş topraklar” gibi söylemler doğrusu IRKÇILIĞIN dik alasıdır.

Zaten kanla, acıyla, göz yaşıyla yoğrulmuş bu toprakların geleceği için ne kadar güzel bir MÜJDE…

Vatanı, coğrafyayı; üzerindeki yaşam güzelliği ve kalitesiyle değil de, ne kadar çok kişinin birbirini boğazladığıyla ölçmek akıl ve vicdan işi mi?

Sanki “senin” askerin öldüğünde kanı toprağa karışıyor da; öldürdüğün insanların kanı buhar olup uçuyor mu; ya da onlardan kan değil de “su” mu akıyor toprağa?

Hatta senin hesabına göre daha çok “düşman öldürmekle” övünüyorsan, onların kanı daha ç ok karışmış oluyor toprağa; yani onlar da kan dökmüş oluyorlar o topraklara ve demek ki onların da vatanıdır bu topraklar ve onların da kanlarıyla yoğrulmuştur!

O halde bu kısır döngü niye?

Gerisi “Benim kanım daha kırmızıdır, daha kutsaldır” diyen ırkçı bir anlayıştır. Herkesin kanı kırmızıdır, herkesin kanı canı kıymetlidir. Toprak parçalarını bir birimize mezar ve cehennem yaparak değil; birlikte, birbirine saygı ve güzellikler içinde yaşayarak, yaşatarak VATAN yapabiliriz. Diğeri VATAN tarifi değil MEZARLIK tarifidir.

Düşünün bir kere… Şu toprak “bizim vatanımız, bu toprak öbürünün vatanı” diyoruz da, toprağın. suyun, dağın, ovanın, akarsuyun bundan haberi var mı?

Dünyanın neresinde hangi toprak parçası, birisi öldüğünde onu koynuna almak istememiş? Hangi toprak “burası senin vatanın değil, yanlış yerde yaşadın ve öldün!” diye onu gök yüzüne fırlatmıştır?

Ki insan sadece toprağa karışmaz, büyük bir bir kısmı da gaz olup havaya karışır. Gökyüzünü hangi ölçüye göre parselleyeceksiniz!

Geçiniz efendim bu safsataları.

Mesele seçilmiş bir alan üzerindeki iktidar kavgasıdır, mülkiyet kavgasıdır. Bir soy, bir ulus; bir sınıf, bir din, bir ideoloji adına iktidar alanı yaratıp diğerlerini bu iktidara tabi kılmak ya da olmuyorsa sürüp çıkarmak, öldürüp yok etmek.

Son 100 – 150 yıllık yakın tarihimize bakalım; sürgünler, katliamlar, soykırımlar; bir zümreyi, bir soyu, bir ulusu,bir dini, bir sınıfı diğerlerine egemen kılmak için yürütülen zalimane savaşlar, yok etme sindirme politikaları ile dolu değil mi? Onların bıraktığı sorunları, acıları, tekrar tekrar yaşamıyor muyuz?

Ben bu anlayışın kendi kendini başka biçimlerde, başka gerekçelerle yeniden üretmesiyle değil bu anlayışın tamamen reddedilmesiyle İNSAN olabileceğimizi düşünenlerdenim.

“REİS” beyefendi buyuruyor ki “Toprak kanla yoğrulmazsa arazi olur!”

Toprak kanla yoğrulduğu zaman da sizin için yine “arazi” oluyor; oraya devasa TOKİ inşaatları, Saraylar, çiftlikler kuruyorsunuz…