F6CF3DD0-CAC7-4DA1-9532-48D598B59BA8

Metin Çiyayi

Keşke aşk ile sevda ile kelimeleri dizebilseydim. Keşke barış, kardeşlik ve özgürlük şiirleri yazabilseydim. Her gün kelimelerime barış ile başlayıp, aşk ile bitirebilseydim. İnanıyorum ki birçok dostum, yoldaşım ve arkadaşım da aynı duyguları paylaşıyor.

Barış sürecinde benimle birlikte inanıyorum ki, milyonlarca insanın da umudu artmış ve barış dolu günleri sabırsızlıkla bekler olmuştu. Ancak soysuzlar çetesi, tecavüz cumhuriyetinin derin oruspuları devreye girmişti. O günden beride binlerce masum insan, genç kadın çocuk öldürülmüş, tecavüze uğramış ve bir o kadar insanda zindana atılmıştı.

Barış sözcüsü dilimize kilit vurulmuş, ruhumuz ve bedenimiz savaş tamtamları tarafından esir alınmış oldu. Barış diyenlerin son solukları işkence tezgahında, dört duvar arasında işkenceci katillere teslim ediliyor.

İŞİD zihniyeti toplumun her kesimine empoze edilmeye çalışılıyor ve bu uğurda binlerce insan katlediliyor. Artık Kürt katliamı günlük, saatlik, anlık rutin halini alan sıradan bir olay haline geliyor. Tecavüz Cumhuriyetinin günlük olarak beş, on sivil Kürdü öldürüyor ve bütün dünya devletleri sözlü kınamanın dışında ciddi bir tavır koymuyor.

Barış kardeşlik diyeceğiz ama Türkiye İŞİD Cumhuriyeti öyle garabet bir haldır ki, bırakın kardeşlikten söz etmeyi arkadaşlıktan bile söz etmekten utanır olduk. Hangi kardeşlik, hangi arkadaşlık, hangi barıştan söz edeceğiz. Bin bir parçaya bölünmüş, birbirini yiyen bir toplum ve nerdeyse her sokakta tecavüz olayının yaşadığı sürüleşmiş, robot bir toplumla neyin kardeşliğinden, neyin barışından söz edeceğiz.

Barış için karşında insan olması gerekiyor. Konuşabilen, dinleyebilen ve anlayabilen birilerinin olması gerekir. Bizim karşımızda kim var. İŞİD lideri Erdoğan. Tecavüz Cumhuriyetinin cumhur başkanı, İşid lideri, El Kaide, El Nusra gibi kanlı katillerin hamisi ve sözüm ona, dünya lideri bir Kürt düşmanı.

Diğer yandan tasmalı faşist bir iç işleri bakanı. Soysuz bir megoloman bir çete lideri. Katilliği tescillenmiş fısılman soslu bir mahlukat. Bu öyle sıradan bir mahlukat değil.

Haremi yapılanmasına dönmüş, katliam, soygun ve tecavüzden başka bir şey bilmeyen savaş yeteneğini kaybetmiş bir ordu. Hırsını ve kinini kadın, çocuk ve yaşlılarda alan, katletmekten zevk alan bir subyancı ordu.

Adaleti geneleve düşmüş bir yargı sisteminde yüz bin Kürt gözaltına alındı, 14 bin Kürt tutuklandı. Kürt siyasi önderlerin hepsi içirde. Başta Selahattin Demirtaş. On dört bin kişi bütün HDP’nin parti teşkilatına tekabül eder. Milletvekillerini, belediye başkanlarını saymaya gerek görmüyorum. Peki Aklı noksanlar siz kiminle barış yapacaksınız. Fate teyze ile mi, Müslümamca ile mi?

Yedi ili, ilçeyi yerle bir ettiniz. Siz barışı yüreği yanan annelerle yapabilecekmisiniz?  Yoksa Rojovada evinden yurdundan ettiğiniz 160 bin Kürtle mi barış yapacaksınız.

O insanların önce delikanlı çocuklarını öldürdünüz, sonra kadın ve kızlarını İŞİT ve diğer selefi piçlere peşkeş çektiniz. Yetmedi, sokakta oynayan çocukların üstüne bomba yağdırdınız, o da yetmedi o çocukların ve onlarca diğer çocukların organlarını çaldınız. O kadar alçaldınız ki,kümesteki tavuğu, tarladaki zeytini ve elinize ne geçerse talan ettiniz.

Şimdi size ve devlet geleneğinize yazıklar olsun diyecek ama siz artık devlet değilsiniz. Onun için size hiçbir şey demeyeceğim, Kürdistan halkı her alanda size cevap olacak.

Ha barış mı diyorsunuz. Biz barışa hiçbir zaman yok demeyiz. Ama kanlı ellerini de kimse sıkmamızı beklemesin…