03D5E5B5-3C2A-461E-BCF7-33F53AF3A028

M. Mamaş

Trump; “Küreselciler, ABD mallarının üretimi için dış kaynak kullanıyordu. Bazı küreselciler bizim gerçekten para kaybetmemizi istiyor. ABD, bu insanların umurunda bile değil”

“Ben küreselcilerin tam tersiyim. Ben bütçe açıklarını sevmiyorum. Ben bu ülkede fabrikaların ve tesislerin kapatılmasından, başka bir ülkeye gitmelerinden de hoşlanmıyorum” diye konuştu.

“Ben küreselci değilim. Bu ülkeyi seviyorum. Bu ülkeye sahip çıkacağız”

(17.12.2019 https://tr.sputniknews.com/abd/201912171040851907-trump-kureselciler-para-kaybetmemizi-istiyor/)

Bu sözler ABD yönetimindeki fikir ayrılığı ve irade dağılmasının itirafı gibidir.

Suriye’den çekilme kararı kapanmacı ve küreselci iki sermaye kesimi arasındaki çatışmayı gözler önüne sermişti. Bu sorun; sermayenin iki birikim modeli arasındaki çatışmadır.

Amerikan burjuvazisinin kapitalizmin 21. Yüzyıldaki yeniden yapılanması konusunda yaşadığı hesaplaşmanın bir dışavurumu.

Kapanmacı kesim; Batı dünyasının jandarmalıgını yapmanın ABD’ye getirdiği külfetin ekonomik olarak kendilerini AB ve Çin’in gerisine düşüreceğini ve bunun içeride yaratacağı sorunlarla uğraşmanın kendilerini zamanla bitireceğini ifade etmektedir. Sadece ulusal çıkarlarına yoğunlaşmak ve olabildiğince pragmatik davranmak gerektiğini savunmaktadırlar. AB’nin ABD için yük olduğunu, bunun yerine Rusya ile ortak hareket etmek gerektiğini dillendirmenin yanında gerekirse NATO ittifakından çekilmek gerektiğini ve hatta AB’nin dağıtılması gibi fikirleri dahi tartışmaya açmaktadırlar.

Küreselci kesim ise; Rusya’yı dizginlenmesi gereken bir hasım olarak görmekte ve ABD’nin Batı liderliğini Anglo-Sakson öncülüğünde yürütmesi gerektiği fikrine sahip. İngiltere’nin Brexist süreci sanırım bu kurumlanmanın bir parçası. Bu durum ise Almanya ve bağlaşığı kesimi endişelendirmektedir.

Geldiği günden itibaren kendi ‘ Külliyesine’ çevirdiği Beyaz Saray ekibiyle Suriye’den çekilme kararı veren Trump, Rusya’nın doğan boşluğu hızla doldurmasına yol açtı. Ve en sadık ABD müttefikleri dahi Rusya ile irtibatlanma sürecine girdiler. ABD’nin hızlı biçimde mevzi kaybına uğradığı görüldü.

Trump’ın ABD yönetiminde yarattığı irade çatlaması kendi partisi içinde bile büyük endişeye sebep oldu. Böylece azil süreci hızlandırılarak Trump’ın etrafındaki çember daraltılarak sıkıştırıldı. Trump ABD’nin kurumsal işleyişinin bütün ağırlığını hissetmeye ve bir çıkış yolu veya aralığı bulmaya çalıştı.

Bu arada Rusya-Çin ve İran Umman Körfezinde ortak tatbikat icra ettiler. [ https://www.amerikaninsesi.com/a/iranla-cin-ve-rusyadan-ortak-tatbikat/5224247.html ]. Gelgitli politikalar Irak’ı İran’a, Suriye’yi Rusya’ya bırakmıştı. Ve Körfez ülkeleri de Rusya ile anlaşmalar yapmaya koyuldular. Kararsız ABD tablosu tüm Orta Doğu’yu Rusya’ya açık hale getirdi. Belki de Umman Körfezindeki tatbikat ABD için son bir alarm sesiydi.

Kasım Süleymani’nin Bağdat Havalimanında füzelerle vurulması emri kanaatime göre Trump’ın bir özeleştirisi ve verdiği hasarı ödeme çabasıdır. Bu olayla Trump geri dönemeyeceği bir sarmala dolanmış bulunuyor. Küreselci kesim Trump’ı kendi polikalarına dönuk işleterek mevcut hasarı onarma yolu izleyecektir.

İran’ın Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan gibi yerlerde yarattığı Şia Kalkanı vurularak ‘Dışsal İran’ darbelenmek suretiyle içeriye hapsedilecek ve ambargolarla sıkboğaz edilecektir. Buradan hem Rusya, hem Çin ve hem de AB’ye deyim uygunsa yeni bir ayar veya duvar çekilecektir.

Kasım Süleymani suikastı Genişletilmiş Orta Doğu Projesi’nin yeni bir safhaya geçmek üzere olduğunun işaret fişeği midir? Yoksa Trump’ın kendini kurtarma operasyonu mudur? Bunun cevabı şimdilik askıda bekliyor. Fakat 2017 yılında CIA Başkanı’nın Kasım Suleymani”ye mektup gönderdiğini ve uyardığını da bir not olarak hatırlatmış olayım. [ ‘ [http://www.hurriyet.com.tr/dunya/cia-duyurdu-suleymaniye-mektup-yazdik-ama-acmadi-40666367] ]

Eğer bu suikastla Genişletilmiş Ortadoğu Projesi yeni safhasına girme işareti vermişse, bu durumda Irak üçe bölünecek ve İran vurulacaktır demek mümkün. Bu durumda Kürdistan’ın güneyi ABD’nin en önemli üslenme alanı olacaktır. Hewlêr’de İncirlik’tekinden daha büyük bir üssün inşa edilmesi İran ve gittikçe Pakistan ve Hindistan’a ve hatta Orta Asya içlerine uzanan yeni bir müdahale alanın oluşması demektir. Kuzey Afrika’dan başlayan sürecin bu bölgelere taşınması olasılığı güçlüdür.

06. 01.2020