Devlet toplumun zihnini, yabancı (dış) otlar ıspanağı karıştırıyor’ Toplumun zihni zehirleniyor, toplumun midesi zehirleniyor. Saray ülke ekonomisini tüketip, savaşı tek çıkar yol olarak görüp, Rojava işgaliyle toplumun zihnini zehirlemektedir. Kürtleri kendi ana yurdunda sürgün hayatına mahkum edip, kürtlerin yurtlarına cihatçı çeteleri yerleştirermektedir. Böylece cihatçı terör çetelerini kürtlere karşı konumlandırırken, Türkiye’de de demokrasi ve sekülerizm yanlılarına karşı vurucu bir güç olarak tutmaktadır. 

Bilimum sahte laik kemalistleri, Kılıçtaroğlu gibi sahte laik ve solcu faşist, kafatasçıları ardına takarak, cihatçı çetelerle kol kola çıktığı Rojava Kürdistan’ı işgali toplum zihnini zehirlerken, toplumun midesi de kimyasal zehire bulanmış tarım ürünleriyle zehirlenmektedir. Saray rejiminin cihatçı çeteleriyle Afrin’de giriştiği vahşi cinayetler, tecavüz ve hırsızlıkları, kürt şehrini talanı yücelten bir başka aşağılık şahsiyetten destek almaya devam ediyor. Erdoğan’ın özel ısmarlama şamar oğlanı Kılıçtaroğlu: “…, Afrin’de sivil toplum örgütleri var… Suriye halkına olağanüstü güzel hizmetler götürüyorlar. Askerlerimiz çekilseydi, bu hizmetlerin tamamı yok olacaktı.” diyebiliyor. Peki nedir Erdoğan’ın özel ısmarlama şamar oğlanının güzel dediği faaliyetler? Afrin’li Kürt ailelerin büyük bir zulümle, terör, tehdit, işkence ve tecavüzle, buralardan sürülmesi yerine cihatçı çetelerin ailelerinin yerleştirilmesi. Yani Erdoğan’ın cihatçı özel ordusunun ve ailelerinin yerleştirilmesi. Kılıçtaroğlu denen, kürt düşmanlığıyla, bozkurt selamıyla ortalıkta uluyan şahsiyet bu iğrençliklere ağzından salyalar döküle döküle övgüler diziyor. Bir kez daha şu görüldüki mesele kürtler olduğunda, kemalisti, çakma laiklik şampiyonları, çakma hak, hukuk, adalet şampiyonları, bilimum tecavüzcü faşist ve cihatçı cenah ile kol kola hep birlikte aynı kaptan yal yiyerek, uluyorlar. Kürt kanı içip uluyarak kendilerinden geçiyorlar. Söz konusu olan kürtlerin yeryüzünde her hangi bir coğrafyada siyasi statü elde etmesi olduğunda, kana susamış bilimum kemalist, çakma laikler ve cihatçı, bozkurt sürüsü hemen bir araya gelerek birlikte kürt kanı içmek için ulumaya başlıyorlar. Kendi terör ordularının talan ve tecavüzünü gizlemek için bolca tetörle mücadeleden dem vuruyorlar. Kürtlerin ulusal hakları söz konusu olduğunda AKP-CHP-MHP-İP-VP bir anda tek parti haline geliyorlar, hep birlikte dişlerini kürtlere geçirmek için uluyorlar. Kürt düşmanlığıyla kendilerinden geçiyorlar. 

Bu realiteyi yer yüzündeki bütün kürtler Rajava özgülünde bir kez daha gördüler. Kürtler karşılarında tek bir güç gördüler. Kürtlere karşı, laikçilerle – islamcıların, türkçülerle – cihatçıların nasıl birleştiklerini gördüler. Mevzu kürt düşmanlığıysa gerisi teferruattır dediklerini gördüler. Kürtler şunu bilmeliki ne kadar laiklik, demokrasi, hak, hukuk, adalet derlerse desinler bunların hiç biri kürtler için söylenmiyor. Bu kavramlar kürtleri kapsamıyor. Kürtlere sadece türkleşme ile ölüm arasında seçenek sunuluyor. Ya türkleş, kürtlüğünden ve ulusal haklarından vaz geç, yada öl. AKP-CHP-MHP-İP-VP vb. bilimum ırkçı, faşist, cihatçı cenahın birleştiği tek nokta budur. Kürtleri kendi aralarındaki yal kavgasında araç olarak kullanıp kenara atıyorlar. Kürtler bunlar için ihtiyaç duyduklarında hedefe ulaşmak için yarışa koşulan atlardırlar. Bilinirki yarış atları asla kendileri için koşmazlar, hep başkaları için koşarlar. Umarım kürtler, Rojava işgalinde bunların topunun iç yüzünü bütün çıplaklığıyla bir kez daha görmüşlerdir. Bundan böyle yarış atı olmayı kim dayatırsa dayatsın, kabul etmeyeceklerdir. Kürt cenahı içindeki CHP sevicileri de kaderleriyle baş başa bırakacaklardır.

Saray sınırları aşan büyük yolsuzlukları ile, ailece içine girdikleri yolsuzluk bataklığından çıkış yolu arıyor. ABD’nin Fettullahçılarla uzlaşma karşılığında, yolsuzlukları sümen altı etme şantajına boyun eğmiş durumda. Saray Fettullahçılarla uzlaşma yoluna girdikçe, içeride oluşturduğu ittifakta çatırdamalar meydana gelecektir. Bu çatışma keskinleştikçe, her iki tarafta kürtleri yarış atı olarak kendi hedefleri için koşturmak isteyeceklerdir. Ne zamana kadar mı? Taraflardan biri kazanana, yada aralarında uzlaşma oluşana kadar. Sonra kürtler tekrar baş düşman olacaktır. Önümüzdeki süreçte kürtleri bekleyen tehlikelerden biri budur. Ala vere, dala vere kürt memet nöbete demek için yarışacaklardır. Kürtler kimi desteklerse desteklesinler soğukta nöbete gönderilecekler kürtler olacaktır. Onlarsa sıcacık yataklarında mışıl, mışıl uyuyacaklardır. Kürt halkı bu gerçekleri görerek, bunların yaldan daha fazla yeme dalaşında asla taraf olmamalı, kendi bağımsız demokrasi proğramını etraflıca ortaya koymalı, bu demokrasi proğramı etrafında birleşecek güçlerle hareket etmelidir. Ne cihatçı saray cenahı, nede türkçü ergenekoncu cenah kürtlere asla dost olmazlar. Onlar için kürtler her istediklerinde kandırıp kendi çıkarları için yarışa koştukları birer yarış atıdırlar. Yarış bittiğinde, ata ihtiyaç kalmadığında at mezbahaya kesilmeye gider. Kürtler daha fazla kürtleşmelidirler. Kendi içlerinde daha geniş bir demokrasi kültürü oluşturmalıdırlar. Bir birlerine tahammül etmeliler ve ulusal birliklerini güçlendirmelidirler. Bunun dışındaki bütün seçenekler, ırkçı-faşist işgalci güçleri güçlendirirken, kürtleri zayıflatır.