Fecri Dost

Sivas Özgür-Der Şubesi seminerini “Barış Pınarı Hareketine Sevinenler ve Üzülenler” başlığıyla Hamza Türkmen’i 04 Kasım 2019 konuşturmuşlar

Yıllarca orduda emek vermiş emekli bir askeri güvenlik uzmanı mı bu Hamza Türkmen tanıyamadım doğrusu. Baas rejiminin Amerikan uşağı olduğunu anlatıyor sıkılmadan. Marshall yardımı alan, NATO üyesi olarak Kore’ye giden ve İncirlik gibi üsslerden savaş uçaklarıyla Irak, Suriye gibi yerlerin bombalanmasına aracı, köprü olan Suriye’miş gibi davranıyor. İncirlik, Kürecik, Konya ve diğer bilmediğimiz askeri üssler Suriye’de yıllaradır kurulmuş gibi sallıyor. Esad Amerikancıymış.. İkide bir Trump’un ayağına gidip yalvarıyormuş. Kahrolsun Amerikancı Esed.

BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU?

Şu Hamza efendi diyor ki, Esed’in katilliğinden bahsederek, Türkiye’nin Rojava’daki operasyonunu haklı çıkarmaya çalışıyor. Kuzey Kıbrıs cumhurbaşkanının da dediği gibi adına barışı alet ettikleri kan pınarının dünyada büyük bir tepki aldığına işaret ediyor.. Güya dünyanın her tarafında Türkiye’yi katliamcı diye servis(!) etmişler. Bugüne kadar Türkiye’ye tek bir taş bile atmamış Rojava Kürtlerini yurtlarından çıkarıp, onların topraklarına kandan beslenen çeteleri yerleştirmek Hamza efendiye göre haklı bir davaymış. Yurtlarından çıkarılması, evlerinin talan edilmesi, varlıklarının çalınması ümmet davasıymış.

Bu Hamza efendi “asıl katliamcı yıllardır ABD ve emperyalizmin uşağı olan Baas Rejimidir” diyor ya, ne kadar gülünç olduğunu bir bilse. Ne çabuk unutmuş televizyonlara çıkıp, “ABD derhal askeri müdahalede bulunmalı ve iktidarı radikal İslamcılara teslim etmeli” dediğini.

Şimdi de: “Ankara antlaşması ile Türkiye Amerika ile anlaştı. Sonra ikinci unsur olarak Rusya’yı masaya oturttu. Bu büyük bir hamledir.” Diyor.. Neyin adına bunu savunuyor bilmek zor. Pastadan pay almayı büyütmek için mi, yoksa devşirmelerin varlık ispatı mı anlamak kolay değil.

“Türkiye iki güçlü devleti geri çekilmeye zorladı, gerçekten tarihi bir öneme sahiptir.” Dedikten sonra yeniden diline pelesenk ettiği tarifini bir türlü beceremediği “ümmet” sakızını çiğnemeye başlıyor. Tam bir komedi, Türkçülüğün kalıplarına sıkıştırılmış bir ümmet salvosu.. “Dünya Savaşı’ndan bu yana Ümmet coğrafyasında emperyal güçlere karşı yapılan ilk başarıdır, ilk harekettir.” Diyor ya, ümmet tarifi budur işte. İslam dünyasının, Filistin’in, Kuzey Kıbrıs Cumhuriyetinin, bütün Arap ülkelerinin, İran’ın karşı olduğu bir operasyonu ümmet ile ilintiliyor.

Yıllaradır Filistin edebiyatı yapan Hamza Türkmen efendi, “İsrail’den aldığımız İHA’lar önce İsrail’in kontrolünden geçip sonra bize bilgi veriliyordu, zaten ikide bir de bozuluyorlardı yani işin içinde tezgahı vardı.” Diyerek İsrail ile ilişkiyi deşifre ediyor. Faşistlerin bile konuya daha naif bir dille yaklaştığı olaya kendisi ırkçılığın üst perdesinden Rojava’da Kürtlerin güçlenmesi karşısında adeta kuduruyor… “Burada 120 kilometre uzunluğunda 30 kilometre derinliğinde bir Rojava Kürt Devleti planlanıyordu. Lakin bu hareket ile PKK, PYD, YPG ve HDP’nin umutları parçalandı.” Diyor. Kendisine hak, Kürtlere haram gördüğü devlet kelimesi onun kudurtmuş anlaşılan.. Yine, “Kardeşler, bugün PKK’nin etkileyebileceği en fazla Kürt Türkiye’de yaşıyor. Türkiye’de HDP ve diğer bileşenleri Kürtlerin % 40’nı etkiliyor, % 60’na hükmedemiyor.” Derken Özgür-Der ve benzeri çalışmalarla Kürtlerin arasında fitne çıkarmakta, münafıkça komplolarda başarılı olduklarını, Hüdapar gibi geçmişleri karanlık olan kesimleri parmaklarında oynatabildiklerini ima ediyor. Laik Kemalist seküler Türk ulus devletin savunmasını yaparken, tıpkı Erdoğan’ın “Küffara karşı şeddit oluruz, tıpkı Suriye’de yaptığımız gibi!” diyerek Kürtleri Müslüman görmediğinin mesajını vermesi gibi, seküler teranesi çığırıyor.

SON TANGOLAR

Hamza efendi, “ümmetten koptuk, düştük, laik, seküler bir hale getirildik” derken bir şey kaçırıyor.. Halkı Müslüman ülkeler 100 yıl önceki Müslümanlar değil. Hepsi Osmanlıyı işgalci, kötülük ve fesad merkezi, saldırgan, talancı, hegemonyacı ve emperyalist olarak görüyor. Rumdan devşirme Hamza efendi Türkçülük yaparken bile sıkılmadan, “vahy, Kur’an, sünnetullah, ıslah, inşa” gibi kavramlara sarılmaktan çekinmiyor. “Evet yükselen bir Türkçülükle karşı karşıyayız.” Derken bile, o ve şürekasının çok sinsice ve münafıkça Türkçülük yaptıklarını bilmeyecek kadar saf olduğumuzu düşünüyor olmalı.

Daha bir sürü gargara yapıyor ama üzerinde konuşmaya bile değmez. Hamza efendinin Milli Mücadele ekolünden gelmiş olması, bu ekolden gelen Cemil Çiçek ve Ahmet Davutoğlu gibilere yakınlık duymasını kaçınılmaz kılıyor. Bu ekol devletçidir, ispiyoncudur, her ortamın rengine girer.. Birgün ABD’yi Suriye’ye operasyona çağırırlar, birgün İrancı, birgün Turancı olurlar. Stratejik Derinlikle Suriye savaşına bir sürü genci göndermeye teşvik eden ve bunların rantıyla beslenen çevrelerdir. Allah akıl fikir versin veya ishal etsin…

Konuşmasından da anlaşıldığı gibi iflas etmişler. Son tangolarını oynuyorlar. Aslında tangoyu beceremezler, köçeklik tam da onların karakterine uygun düşer.

Konun linki: https://www.haksozhaber.net/sivas-ozgur-derden-baris-pinari-harekatina-sevinenler-ve-uzulenler-semineri-120742h.htm