9E9735D6-9853-450B-AC24-200CC4061D48

Nihat Veli Yüce

ABD, çok ağır hakaretler içeren, sokak kavgasında dahi söylenemeyecek derecede aşağılama içeren mektubu neden sızdırdı sorusunu irdelemekte fayda var. Erdoğan’ın bir güç zehirlenmesi içinde olduğu, kibrinin tavan yaptığı, megoloman bir ruh haliyle hareket ettiği ve kendi gerçeğini unuttuğu inkar edilemez bir gerçektir. Yandaş, yalaka tayfasının verdiği gazında etkisiyle, işleri toparlanamayacak düzeyde iyice çığrından çıkardı.

ABD yıllardır Türkiye’de iç operasyonlar yapıyor ve devleti dizayn ediyordu. Devlet bu dizaynlarla iç sıkıntıları atlatıyordu. ABD her koşulda devleti kolluyordu. Şurası bir gerçek ABD – İngiltere ikilisi devletin arkasında olmasa 68 veya 78 kuşağı Türkiye’yi değiştirmişti. Mali sermaye devlet kurumlarının arkasında durarak bunu engelledi ve yolu temizleyerek sermaye için dikensiz gül bahçesi oluşturdu. Bununlada yetinmedi yeşil kuşak projesi doğrultusunda islamcı bir kuşak yetiştirdi.
İslamcı siyaset doğası gereği tekçi, mezhepçi ve tarikatçıdır. İslamcı isen bir tarikata yakınsındır ve bir mezhebe mensupsundur. Mezhepçi olman, mezhep ayrımı yapman kaçınılmazdır. Hıristiyanlıktada bu böyledir. Laiklik anlayışı ile bu sorunu batı kısmen çözdü. Bu islamcı kuşak mezhepçiliğinide kuşanarak içeride biz ve diğerleri anlayışını adım adım işledi. AKP bu anlayışın iz düşümü ve finalidir, moslim brothers ve diğerleri biçiminde toplumu bölen ihvancı anlayışın billurlaşmış halidir. İŞİD, EL NUSRA, BOKO HARAM gibiler bu anlayışın türevleri olarak şekillendiler. Bu anlayışın öncü itici güç kaynağı ise ABD ve İngiltere ikilisiydi, onların yeşil hilal projesinin ürünü olarak şekillendiler. Ilımlı islam projesi bu kuşağı yeni koşullara uydurma çabasıydı ve tutmadı. Zira ılımlı islam bir tık sonra İŞİD, El Nusra, Boko Haram, Ceyş-ul İslam gibi radikal yapılara evriliyordu. Bunu gördüler ve bu proje rafa kalktı. Yeşil kuşak projesinin ilk meyvesi, 6. Filo İstanbula geldiğinde, protestoculara saldırıp, 6. Filoyu kabe yapıp namaz kılanlar oldu. AKP fikriyatının öncüleride bunlardır.
İsrail’de bunları çok sever.
Hatırlarsınız mali sermayenin haşin çocuğu Kudüs’ü ziyaret etmişti. Ariel Şaron “YAHUDİ MİLLETİNİN VE İSRAİL’İN BAŞKENTİ KUDÜS’E HOŞ GELDİN” diyerek Erdoğan’ı karşılamıştı. Erdoğan burada her hangi bir tepki göstermemişti. Memnuniyetini belirtmişti. Pratikte Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan ilk liderdir.
Mali sermayenin haşin çocuğu Erdoğan ABD’nin siyaset mühendisliği sonucu AKP ile iktidara taşınmıştı. Ev ödevini düzenli yapıyordu. Arada bir haşinleşsede bunun iç politikada prim yaptığını bildiklerinden göz yumuyorlardı. Zira iç politikada elinin güçlü olması onlar için iyi bir şeydi. Davos’ta one minute şovu yapıyordu, ertesi gün İsrail ile cumhuriyet tarihinin en kapsamlı askeri işbirliğini imzalıyordu. Bu şovların içeride prim toplaması mali sermayeyi memnun ediyordu. Ezik toplumun ruhunu okşayıp, oy olup akmasına yarayan efelenmelere izin veriyorlardı.

Yıllardır söylüyoruz basın önünde söylenenler, ey Amerika’lar vb. bilimum kabadayılıklar işin şov tarafı ve iç politikaya dönük şovlardır. Uluslararası diplomaside, içerideki şovların hükmü yoktur. Diplomasinin havasıda, ruhuda ap ayrıdır. Erdoğan yıllarca iç politikaya dönük şovlarla hükümet olmayı başardı. Efendileride buna göz yumdu. Gelinen aşamada mali sermayenin haşin çocuğu bu role kendini fazla kaptırıp, çizmeyi aşınca, kendisine, kendi gerçeği hatırlatıldı. Bu mektup sızdırılarak yıllardır yapılan şov balonu patlatıldı. Kamuoyu önünde efelenmene şimdiye kadar izin verdik. Gelinen aşamada bu şov bitti. Kim olduğunu, kimin seni oralara getirdiğini hatırla, fabrika ayarlarına dön mesajı verilmiştir. Bu mektup sızdırılarak efendi – uşak ilişkisi son kez hatırlatılmış, yerini ve haddini bil denmiştir. Erdoğan ile mali sermaye merkezleri arasında yapılan, ülkeye ve bölgeye ihaneti içeren gizli saklı anlaşmalarında sızdırılabilineceğine dair göz dağı verilmiştir.