B99B6F48-B06F-4EC9-8F8B-ABC7DEFD39C6ABD Başkanı Donald Trump, Türklerle daha evvelden parafe edilmiş anlaşmayı Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı bir telefon görüşmesiyle uygulamaya konulmasının yolunu açtı. Kürdistan’ın Güneybatısı “artık bizden değil, Türklerden sorulur“ düzeyinde meseleyi ortaya koydu. Bu durum beklenilmeyen çok ilginç gelişmelere yol açtı. Türkler araya zaman koymadan işgale giriştiler. Dünya şaşkın. Kimse Trump’un bu tutumuna bir anlam veremiyor. Ama ezici çoğunluğun dediği Donald Trump’un Kürdlerden öte ABD çıkarlarına ihanet ettiği şeklindedir. Bu yüksek seslede ifade edilmektedir. Hatta Trump’un bu kararının ABD yasalarını ihlal ettiği şeklinde ifade edilmektedir. ABD kurumları başta olmak üzere kamuoyu bu gelişmelere tepkilidir. Fakat gelişmelerin önünü almak tepkili olmak yetmiyor. Kimi adımlar atılsa da, Trump elindeki yetkilerini şimdilik kullanıyor. Bu işin nereye varacağını kimse tahmin edemiyor. Dünya ayakta. Sorunla ilgilenmeyen tek bir güç yok. Herkes çıkarına uygun mevzileniyor. Sorun şu veya bu şekilde çözülecek ama bu arada işgal ile Kürdler büyük bedeller ödemeyle karşı karşıya kalacaklar. Fakat biz şuna eminiz. Kürdler bu gelişmelerle bir statü elde etmeyle çıkacaklar. Buna inancımız tamdır. Bu konuda özelikle yenilgi telalığı yapan Kürdleri uyarıyoruz. Bundan vazgeçin. Bu tutumunuzla düşmanı sevindiriyorsunuz, Kürdleri paniğe sürüklüyorsunuz. Yapmayın bunu.

Trump’un ABD yasalarını da çiğneyerek böyle bir adım atabileceğini beklemiyorduk. Bunun Kürdleri de aşan bir boyutu var. Trump ile ABD devlet aklı arasındaki bir çatışmaya kadar ulaşan bir boyut. Seçileli beri zaten bu sorun yaşaya geldi. Bunu daha evvel ki yazılarımızda izah etmeye çalıştık. Şunu herkes, özelikle Kürdler kavramalıdır. Trump’un tavrı ABD devlet aklı tavrı değildir. Trump bu tavrıyla elbette Kürdleri Türk barbarlarının önüne atmıştır ama bu ABD devletinin politikası değildir. Biz bu inancımızı şimdi de koruyoruz. Şimdi mesele Kürdler ile Trump arasında mesele olmaktan öte Trump ile ABD devlet aklı arasındaki meseleyle ilgilidir. Trump’u engeleyebilirler mi, esas politikalarına dönebilirler mi; bilmiyoruz ama bunu başaramazlarsa Kürdlerin kaybedeceği kadar ABD’de büyük kaybeder. ABD kurumları da bunu görüyor. Bazı adımlar attıkları görülüyor. Verdikleri mesajlarda bunu görmek zor değil. Bu konuda başarı sağlayamazlarsa bu kesimlere bir diyeceğimiz yok ama bundan sonra Kürd-ABD ilişkileri farklı bir mecrada yürür.

Sahada savaşan Kürd güçleri yani PYD/YPG her ne kadar Trump’un kararını eleştirse de bugüne kadar “ABD bizi sattı, ihanet etti, arkadan hançerledi” gibi kavramlarla meseleyi değerlendirmiyorlar. Bunun ötesi ABD’de birçok kurumun, Amerikan halkı ve sahadaki ABD askerlerinin farklı düşündüğü görüşünü muhafaza ediyorlar. Fakat kimi birey ve çevreler, bilerek “ABD Kürdleri sattı, arkadan bıçakladı, ihanet etti“ deyip duruyorlar. Bu ifadeleri kim kuruyor? Bunlar mercek altına alındığında Kürdleri satılık birer meta olarak gören kesimler olduğu görülüyor. Bunu politika edinenlerin Kürd millet düşmanı oldukları anlaşılıyor. Bunu özelikle bazı karanlık güçlerin politika edindiğini ibretle seyrediyoruz. Kürd millet düşmanı resmi devlet kurumlarından öte medyada Che Guvara, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi şahsiyetlerin resimlerini profil ve sahte isim kullanan, adresi beli olmayan kimi karanlık güçlerin görev bildikleri ortadadır. Ki; bunu yaparlarken keskin anti-emperyalizm, anti-ABD, Kürd dostu kisvesi adı altında yaptıkları da sır değildir. Bu itlere dikkat edilmelidir.

Bizim için bu it ve mitlerin açıklamaları anlaşılır ama kimi geri bilinç seviyeli Kürdler tarafından ciddiye alınmaktadır. Bu kesimlere söyleceğimiz şudur: Sahada savaşan Kürdlerin açıklamalarını ciddiye alın. PYD/YPG sorumlularının açıklamaları makuldur. Dedikleri şudur: “Evet ABD güçlerini sınırdan çekmişlerdir. Bunu doğru bulmuyoruz ama diğer alanlarda birlikte çalışmaya devam ediyoruz.“ Burada anlaşılması gereken ABD bir tarafa gitmemiştir. Gideceği de yoktur. Gitmesi durumunda Kürdler elbette büyük darbeler alır ama ABD’nin kendisi de kaybeder. Orta Doğu’ya yönelik GOP çöker. Alan ABD düşmanlarına terk edilmiş olur. ABD bunu göze alamaz. Göze alması; ABD’nin dünya hegemonya mücadelesinde vaz geçtiği, dahası yenildiği, teslim olduğu anlamına gelir.

ABD’nin büsbütün Suriye ve Kürdistan’ın Güneybatısında çekilmesi İŞID yeniden canlanacaktır. Herkes tarafından kabul görülen görüş budur. Her ne kadar Trump, “İŞID bizim sorunumuz değil, bunu AB düşünsün“ dese de bu büyük bir sorundur ve tüm insanlığın sorunudur. Bugüne kadar bu sorunun büyümesini canları pahasına engeleyen Kürd gençleriydi. Bunların Türklere vurdurtulması durumunda İŞID terör güçlerin dünyanın başına bela olacakları ortadadır. Özelikle Avrupa’nın korkusu budur. Yarın her köşe başında canlı bir bomba kendisini patlatırsa bundan Kürdlerden başka herkes sorumludur. Dünya bunu görüyor. Be nedenle de Kürdlere desteğini sürdüreceklerdir. Uluslararası arenadaki girişimlerde bunu gösteriyor.

Bilindiği gibi Trump, “dostu“ Erdoğan’ı İŞID Gardiyanı olarak kayyum atadı. Bu zaten başlı başına bir sorundur. İŞID’ı örgütleyen, her alanda destekleyen Türkiye bundan sonra da bunu herkese karşı koz olarak kullanmaya devam edecektir. Dünya bunu görüyor. Bunun önlemini mutlaka alacaktır. Bunun yolu da Kürdlerin ezilmemesinden geçiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un bu yönlü açıklamaları önemlidir. İki gün önce PYD sorumluları ile Elsey Sarayında yaptığı görüşmede Trump’u kastederek; “Başkalarına benzemeyiz. Müttefiklerimiz Kürdleri koruyacağız“ sözünü verdi. Bunu önemsiyoruz.

Trump izlediği politikalarla ve özelikle de Türklere Kürdistan’ın Güneybatısını işgal yolunu açmasıyla hem devlet nezdinde, hemde ABD kamuoyunda güvenirliliğini yitirmiştir. Senato’daki en büyük destekçilerinden Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen Senatörü Lindsey Graham, “Başkanın yalanına kendisinden başka inanan kimse yoktur” demesine kadar iş varmıştır. Bu büyük bir suçlamadır. Dünyadaki gelişmeler bir yana konuya ilişkin sadece ABD’deki gelişmelere bakıldığında Tramp artık o koltuğu hak etmiyor noktasına gelmiştir. Toplumun her kesiminden kendisiyle dalga geçtiği bir fenomen olup çıkmıştır. ABD’nin delisi deyin geçin.

Sonuç olarak diyeceğimiz şudur: Paniğe gerek yoktur. Kürdler olarak bu vartayı da atlatacağız. Hemde uluslararası bir statü kazanarak bu süreci atlatacağız. Bu arada büyük bir bedel de vereceğiz. Bu koşullarda Kürdlere bir statü kazandırılması bedelsiz olmayacağını kabullenelim. Her Kürd öldürüldüğünde eyvah öldük bittik ruh halini terk edelim. Kazanan biz olacağız.

YPG ölümüne direniyor. Direndikçe uluslararası destek çığ gibi büyüyecektir. Maddi ve manevi desteğe dönüşecektir. Bu kısa dönemde bu yönlü emareler gittikçe artmaktadır. Bu kabak Trump ve Erdoğan’ın başından patlayacaktır.

50 milyonluk bir milletiz. Kimse bizi öldürerek bitiremez. Dersimli Sakine ananın dediği gibi; “Beşikteki bebeği büyütürüz. Mücadeleyi sürdürürüz.“ Kürdistan Genelkurmay Başkanı General Mazlum Kobani’nin; “7 sene savaştım, 7 sene daha savaşırım.“ Bu ruh bizde oldukça başaracağız. Fakat bu tek başına yetmiyor. Yeni bir şey yazmadan 10 Ekim 2017 tarihinde paylaştığımız şu notu eklemekle yetinelim.

“Milletler kuşkusuz bağımsız devlet sahibi olmak ister ve bunun için silahlı mücadele dahil hukuki her yol ve yönteme baş vurur. Bu, bir milletin devlet sahibi olmak için ön şartıdır ama yeterli değildir. Yeterlilik ancak bunu destekleyen uluslararası süper bir güç veya blok’un olması şartı ile tamamlanır. Çünkü devlet kuran milletler değildir. Devlet yıkan ve kuranlar uluslararası süper güçler veya süper bloklardır. 1920’lerden sonra olan biten budur. Devlet, mevcut sistemin bayi görevini görür. Sistem sahipleri ihtiyaç halinde devlet yıkar veya kurar. Bunun istisnai durumu var mıdır bilmiyorum. Norveç konusunu pek inceleyemedim. Okuduklarımla Norveç’in İsveç’ten ayrılması bu istisnai duruma örnek gösterilebilir. Veya Hindistan. Kürdistan istisna grupta değildir. Olsa idi yüzyıllardır eşi benzeri olmayan ağır bedel ödenmesine karşın devletleşemedi. Çünkü kendisini destekleyen uluslararası bir güç yoktu. Fakat şimdi var. ABD ve müttefik güçler gibi devler var. Bu nedenle Kürdistan bağımsızlığa kavuşacaktır. Çünkü sistem için sürecin bayilik görevini yerine getirecek potansiyele sahiptir. Bunu hızlandırmak Kürd siyasi güçlerin izleyeceği politikaya bağlıdır. Fakat mevcut politika ile olmaz.“

Trump bile bunu engelleyemez.

11 Ekim 2019