3882F084-4E60-4558-B2B4-D1D3198CFE4D

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Türk devlet aklı Kürdistan’ın Güneybatısındaki kazanımları yok etmek için harekete geçmiş bulunuyor. Girdik ha gireceğiz deyip duruyorlar. Fakat bazı engeller var. Başta ABD olmak üzere Batılı devletler ve özelikle Fransa. Buna rağmen Türkler girer mi? Duruma bakılırsa gireceğiz diyorlar. Peki, girerlerse başta ABD ve Fransa olmak üzere, Batının diğer devletlerinin tavrı ne olur? Bu konuda daha evvel ki açıklamaları var. Kabul edilemez dediler ve hatta ABD engeleriz dedi. Peki işgal halinde ne olur; onu da o zaman görürüz.

Yalnız burada bir sorun var. Kimi Kürd çevreleri eski alışkanlıkları gereği emperyalizm kötü, güvenilmez, kahrolsun deyip duruyorlar. Burada emperyalistlerden gizli bir beklenti vardır. Emperyalizmi kurtarıcı bir güç olarak görme var. Bu olmayınca ona düşmanlık etmek işin başka bir boyutu. Fakat aynı çevreler Batı emperyalizmi için bu tür kaygılar taşırken başta Rusya olmak üzere sömürgecilerimizin Kürd kazanımlarını engeleyici politikalarına karşı sessiz durmaları ayrıca muama. Sebebi ne ola ki? Şöyle bir muhakeme yapılmaz. Gelişen olaylarda ister Batılı, ister Doğulu ve isterse yerel emperyalistlerin çıkarı nedir? Buna doğru bir cevap bulunursa emperyalistlerin olay boyutunda iyiliği, kötülüğü kendiliğinden ortaya çıkar.

Emperyalistlerin Kürdler ve düşmanlarıyla olan ilişkisi bugün bu temelde seyrediyor. 1991 yılından bugüne ABD ve müttefik güçlerin Kürdlere zararları olması bir yana, hep yararları oldu. Bu Kürdleri çok sevdiklerinden değil, stratejik çıkarları bunu böyle gerektirdiği için. Soruna bu temelde bakarsanız Türkiye’nin Kürdistan’ın Güneybatısını işgali halinde tutumunu tahmin etmek zor değildir. ABD bir plan ortaya koymuştur. Pratikleştirmiştir. Orta Doğu sistemlerini değiştirmeye koyulmuştur. Önemli adımlar da atmıştır. Buna en çok karşı çıkan Rusya ve şu an onunla hareket eden Kürd millet düşmanları olan Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleridir. ABD’nin planını bozmak için harekete geçmişler. Rusya ve İran Dışişleri Bakanlarının açıklamaları bu devletlerin niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Kürd siyasi hareketleri bu konuda tutumlarını açıkça ortaya koymalıdır. Ya Rusya, İran ve Suriye’nin desteklediği Türkiye’nin Kürdistan’ın Güneybatısına başlatmak istediği işgali destekleyerek ihanet edecekler, ya da YPG’nin yanında saf tutup yurtsever bir tutum takınacaklar. Orta bir yol kalmamıştır.

Bu aşamada kurtarılan Kürdistan’ın Güneybatısı üzerinde mücadele kızışmıştır. Rusya, İran ve Suriye’nin desteğini alan Türkiye işgale hazırlanmaktadır. YPG hazırlıklıdır. İşgale karşı can ve kan pahasına direneceklerdir. Açıklamaları bu yöndedir. ABD elinden gelse işgali durdurur. Durduramasa stratejik çıkarı gereği yeni bir hamlede bulunur. Bu direk Türk işgalcilerine karşı savaş mı olur veya geri çekilip sadece arkada YPG güçlerini mi destekler; bunu da bu süreçte göreceğiz. Daha evvelki beyanlarından bildiğimiz şudur; “Türk işgalini engelleriz. Müttefiklerimizi koruyacağız“! Müttefik dedikleri başını YPG’nin çektiği güçlerdir. Temennimiz ABD’nin sözlerinin arkasında durmalarıdır. Kürdlerin ezilmesi onlarında stratejik çıkarlarına darbe olmasının ötesinde bundan böyle güvenirlilikleri masaya gelir. Ki ABD bunu istemez. Fakat genel stratejik hamleleri neyi gerektirir şimdilik bir belirlemede bulunmak bizim açımızda zor. Her şeyden öte olası İran operasyonu var. ABD, Türkiye’ye karşı bu süreçte nasıl bir pozisyon alır beklemek gerekir. Ki; bu konuda kesin bir şey söylemek te bu aşamada mümkün değildir.

Fakat bunun tersini söyleyenler de var. Ortada fol yok, yumurta yokken alışkanlık olsa gerek; kimi çevrelerin durduk yerde hemen anti-emperyalistliği tutar. Soğuk savaş döneminde kafalarda iz bırakan bir tortu olsa gerek. Bu çevrelerde anti-emperyalizm çıkmazı beyinleri işlevsizleştirmiştir. İşte bu çevreler hem islamizm, hem emekçi sınıflar adına koyu bir anti-emperyalist söylem sahibidir. O kadar ileri giderler ki; kendi ülkesini, milletini yüzyıllardan beri işgal etmiş, milli egemenliğine el koymuş Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerine yönelmesine karşın, bu sömürgeci ülkeleri emperyalizme karşı savunur. İşte akıl tutulması dediğimiz olay budur. Kimi Kürdlerde bu mantık hala hakimdir.

Biz Kürdüz. Egemenliğimiz gasp edilmenin ötesinde varlığımız inkar edilmektedir. Bu koşullarda Kürdler boyutunda gerçekten Orta Doğu despotizmi –Türkiye, İran, Irak, Suriye- emperyalizmin alternatifi midir? Hangi aklıevvel Kürd bu iddiada bulunabilir? Bu despotlar Kürdistan’ı işgal etmişler mi? Kürd millet egemenliğini gasp etmişler mi? Kürdlerin insani ve milli haklarını tümden ellerinden almışlar mı? Bu despotlar veya bu yerel emperyalistler (Türkiye, İran, Irak ve Suriye) Kürd toplumunun gelişmesine ket vuruyor mu? Tüm bunların ötesinde varlığımız yok sayılıyor mu? Peki nasıl olur da bu despotlar emperyalizme karşı savunulabilir? Buna itirazı olan var mı?

Geçmişi bir yana bırakalım. 1991 yılından bu yana gerek Orta Doğu’da, gerek Kürdistan’da olan bitenleri görmek çok mu zor? Kürdistan’ın Güney ve Güneybatısındaki kazanımlarımız az şey mi? Bunları kimin sayesinden kazandık dersiniz? Sadece Kürdlerin direnişiyle mi kazanıldı bu kazanımlar? Elbette değil.

İşinize gelse de, gelmese de, kafanızdaki şablonunuza uysa da, uymasa da bu kazanımlar beğenmediğiniz ABD emperyalizmi tarafından elde edildi. Bugün de onlar tarafından korunuyor. Onlar Kürdler üstündeki şemsiyeyi kaldırırsa Kürdlerin yerel emperyalistlerin –Türkiye, İran, Irak ve Suriye- saldırısına kaç gün dayanabilir?

IŞİD’ın saldırısında gördük. Güneylilerin dağa kaçmak için tüm hazırlığını yaptığını hepimiz seyrettik. ABD devreye girmeseydi herkes soluğu dağda alırdı. IŞID Kobani’ye saldırdığında Güneyin tersine can ve kan pahasına direnildi ama ABD son anda müdahale etmeseydi birkaç gün sonra düşerdi. Bunlar olan biten gerçeklerdir.

Sonra ne mi oldu? ABD’nin eğitim, taktik ve strateji belirlemesi ve teknik olarak donatılmasıyla bugün Orta Doğu’da benim benim diyen devletlerle savaşacak güce erişen Kürd ordusu YPG oluştu. Bunu ABD’ye borçluyuz. Bunu görün. “Biz direndik, kazandık“ burada bir şey ifade etmiyor. Kuşkusuz Kürd savaşçıları ölümüne direndi ama bu direnme tek başına kazanmanın nedeni değildir. Bugün Türkiye, Rojava’yı işgale hazırlanıyor. Saldırması halinde ABD başta olmak üzere dünya sessiz kalsa Kürd savaşçıları kaç gün dayanabilir sizce? Bu koşullarda Kürdlerin kazanma şansı var mıdır?

Sahada savaşan Kürd güçleri ABD’nin rolünü çok iyi kavrıyor ve ilişkilerini güvene dayalı bir düzeyde götürüyor. İyi de yapıyor. Bu ilişki devam ederse Kürdler kazanır, düşmanlarımız kaybeder. Bu kötü mü olur? Ama soğuk savaş döneminde kalma kafalara bakarsanız şiar belidir: “Kahrolsun emperyalizm“(!) Biz demiyoruz. Çünkü bu emperyalizm çok güzel dostum diyoruz. Çünkü bu emperyalizmle kazanacağız. Bu emperyalizmle devletleşeceğiz. Bundan iyisi can sağlığı değil midir? Batı emperyalizmi ve özelikle ABD olmasa Orta Doğu’da neler olur? Kürdistan’da neler olur? Hele bu aşamada Rojava’da neler olur? Bir düşünsenize.

Türk diktatörü zırlıyor. “Ansızın gelebiliriz. Belki bugün, belki yarın“ deyip duruyor. Gelsin de bu adamlar neye geliyor düşünsenize. Rojava’daki Kürd kazanımlarını yok etmeye geliyorlar. Namusumuza el atmaya geliyorlar. Kürdleri oradan çıkarmaya geliyorlar. Arapları oraya iskan etmeye geliyorlar. Kürdistan’nın demografik yapısını bozmaya geliyorlar. Ve bunu BM kürsüsünde dünyanın gözüne baka baka söylüyorlar. Gelsinler mi dersiniz? Gelirlerse tek başımıza bunu engeleyebilir miyiz sizce? Engeleyemeyeceğimize göre, emperyalizm bunu engelliyorsa, „yok sen kötüsün, engeleme“ mi demeliyiz? Birilerine bakılırsa aynen öyle demeliy mişiz? Çok beklerler. Biz demeyiz ama burada belirleyici olan emperyalist güçlerin alacağı tutumdur. Kimi desteklerse o taraf kazanır. Tarafsız kalsa bile biz kaybederiz. Çünkü eldeki teknik üstünlük düşmandadır. Bu nedenle kazanmamız için mutlaka ABD veya başka bir dış gücün desteğine ihtiyacımız vardır. Çünkü düşmanlarımız Orta Doğu despotizmidir. Bu despotizm emperyalizmin alternatifi değildir.

Son olarak şu belirlemede bulunmak istiyoruz. Baskı altında olan, milli egemenliğine el konulan milletler bağımsızlık için mücadele ederler ama bunu gerçekleştirmek için sadece kendi güçleri buna yetmez. Bağımsızlığın kazanılması super bir gücün desteğini şart koşar. Dahası eskiden olduğu gibi şimdide devletleri yıkan ve kuran güçler dünya sistem sahipleridir. Kürdler bu gerçeği görerek politika yapmalıdırlar. Kazanmanın başka bir yolu da yoktur.

6 Ekim 2019