3A4B8CA3-F2CC-407B-9180-71254F56C6CD

Hasan H. Yıldırım & Hüssein Erkan

Recep Tayyip Erdoğan, Kürdistan’ın Güneybatısı’nı (Rojava) işgal etmek için ABD’ye verdiği süre bitti. Geri sayım başladı. Burada soru şudur: Türkiye işgale kalkışır mı? Kalkışırsa ABD’nin tutumu ne olur? Gündemin konusu bu.

Recep Tayyip Erdoğan’nın AKP İhvanı Müslim İktidarı yol ayırımına gelmiştir. ABD ve Batı dünyası ile tam olarak yollarını değiştirecek mi, yoksa sorunlu da olsa, onlarla birlikte yoluna devam mı edecektir? İş bu kerteye gelmiş durumdadır. Her ne kadar defalarca dediklerini unutmuş, tükürdüklerini yalamış, yeni gündemlerle o konuları tartışma dışında bırakmışsa da; bu son çıkış bir dönüm noktasıdır. Geriye dönüşü yoktur.

Kürdistan’ın Güneybatısı’nı işgal etmek üzere büyük hazırlıklar yapmış, sınıra büyük bir askeri güç yığmış, ABD’ye gün vermiştir. Verilen süre bitmiştir. İşgale girişse bir dert, girişmese başka bir dert. ABD ve Batı ile yoluna devam etmesi durumunda içte iktidarda kalamaz. Türk devlet aklı İhvanı Müslim’i iktidar yaparken her halükarda ABD’nin Orta Doğu projesini bozmak için yol vermiştir. Muhalefet ve toplum buna göre hazırlanmıştır. Ne olursa olsun, Kürd milletine bir statü verilmemelidir. Bunu yapamayan bir iktidarın sürmesi Türkiye’de mümkün görünmüyor.

Zaten ABD’nin başlattığı birinci körfez savaşıyla bu politika adım adım örüldü. ABD ile Türkiye arasındaki çelişki gün be gün derinleşti. Şu an Kürdistan’ın Güneybatısı’nda askeri olarak karşı karşıya gelme noktasına geldi. Türkiye bunu göze alır mı? Verilen mesajlara bakılırsa öyle görülüyor. Biz buna çok küçük bir ihtimal dahi versek te; olmayacak bir durum değildir. Bu da Türkiye’nin Yugoslavyalaşması, Iraklaşması ve Suriyeleşmesi demektir. ABD ve müttefik güçlerin tüm uyarılarına karşın Türkiye böyle maceraya kalkışırsa bu demektir ki; Türk devlet aklı bunu göze almıştır.

Burada belirleyici güç ABD olacaktır. Şöyle bir soru sorulmaktadır. Türkiye, Kürdistan’ın Güneybatısı’nı işgale kalkışırsa ABD’nin tutumu ne olur? Bu konuda farklı yaklaşımlar var. Bize göre ABD buna karşı çıkar. Kürdleri korur. Zaten ABD yetkililerin daha evvel yaptıkları açıklamalar da bu yöndedir. Böyle olması durumunda, her ne kadar ABD’nin bu aşamada tercihi olmasa da; Türkiye ile askeri olarak karşı karşıya gelecektir. Bu da beklenen İran operasyonunu geciktirecektir. Zaten Türkiye’yi işgale yönlendiren Rusya’nın ve tabii ki İran’ın planı budur. Türkiye bunu görüyor ama kendini buna zorunlu da görüyor. Dedikleri şudur: İran düşerse sıra zaten bize gelir ve bizim dayanma gücümüz olmaz. O zaman bu iş yarın olacağına ne olacaksa şimdi olsun demektedirler. Ki; Erdoğan’ın İhvanı Müslim İktidarı’nın devamı için zaten bu gereklidir.

AKP İhvanı Müslim İktidarı, Türkiye toplumunu savaşa göre motive etmiştir. Topluma verilen mesaj; “Neye mal olursa olsun Fırat’ın doğusunu işgal edeceğim, PYD/YPG terörünü yok edeceğim, Arapları oraya yerleştireceğim, Kürd sorununu kökten çözeceğim, böylelikle Türkiye’nin bekasını koruyacağım.“ İç ve dış kamuoyuna verilen mesaj bu kadar açık ve nettir. Bu konuda muhalefet başta olmak üzere tüm toplumun desteğini arkasına almış durumdadır.

Erdoğan, Türkiye’de İhvanı Müslim İktidarını ne kadar kurumsal bir yapıya dönüştürmüş tüm verileriyle bilmiyoruz. Fakat devletin çok önemli kriz merkezlerini ele geçirdiği biliniyor. Ortada kendisi için tehlike arz edecek bir yapı bırakmamıştır. Hemen hemen tamamına yakınını kendine tabi duruma getirmiştir. Kendisine cepheden saldıracak bir yapı bırakmamıştır. Bu konuda bir korkusu yoktur.

Fakat içte ve dışta siyasi ve ekonomik kriz yaşıyor. Uluslararası alanda keza tecrit durumu var. İçte ekonomi çökmüş, kriz her geçen gün daha da derinleşiyor. Halk açlıkla boğuşuyor. Toplumda homurdanmalar baş gösteriyor. Bunun sokağa taşınmasının kaçınılmazlığı tartışılıyor. Gerçi bu koşullarda Türkiye’de hiçbir güç bunu göze almaz. Korku Kürd/Kürdistan sorunudur. Bu konuda gizli ve açık olarak bir milli mutabakat oluşturulmuştur. Velevki kendiliğinden gelişen bir kalkışma olursa AKP İktidarı bunu çıplak zorla sindirilmesi güçtedir ama bunun kurtuluş olmayacağınıda biliyor. Her ne kadar insanları habire zindana tıksa da, ceza verip kontrol altına alsa da, bunun yeterli olmayacağını kendisi de görüyor. Daha radikal tedbirlere ihtiyaç olduğunu görüyor. Bu tedbirler idamın yeniden getirilmesinden tutun, sınır ötesi işgale kadar uzanır. Bu planlamalar sadece Erdoğan kiliğiyle sınırlı değildir. Bir bütün olarak sistemin tüm kanatlarının politikasıdır.

Kürd/Kürdistan sorunu sürdüğü sürece Türkiye’de iç savaş olmaz. Savaş Kürdler ile Türk egemenlik sistemi arasında sürecektir. Kim mi kazanır? Bu ABD’nin izleyeceği politikaya bağlıdır. ABD kimden yana tavır koyarsa o kazanır. Bu süreçte Kürdlerden yanadır. Umudumuz bunun devamıdır.

4 Ekim 2019