9E9735D6-9853-450B-AC24-200CC4061D48

Nihat Veli Yüce

Türkiye siyaseti tarihsel bir yol ayrımında. Uluslararası sermaye ve onların yerli uzantıları olan klikleri arasında cereyan eden çatışmaların ve gelişmelerin halka yansıyan boyutu, faşizan baskı, zam ve zulmün dışında birşey vaat etmiyor.

Saray rejiminde ifadesini bulan AKP, MHP ve VP eksenine oturan işbirlikçi, ırkçı, faşist klik ile demokratik halk hareketi arasında cereyan eden mücadelede, İYİ parti ve CHP’nin gerici, ırkçı kanadı saray rejimine yakın duruyor. Bu düzlemde İYİ parti ve CHP’nin gerici ve ırkçı kanadınıda saray kliğine ekleyebiliriz. Bu kliğin ana dayanağı uluslararası sermayedir. Uluslararası mali sermaye bileşenlerinden hangisine yakın durdukları, hangi klikten feyz alarak hareket ettiklerinin iç politika açısından bir önemi yoktur.

Bilinirki uluslararası mali sermaye dediğimizde homojen bir yapıdan bahsetmiyoruz. Mali sermayeyenin başat unsurları arasında ve tali unsurları arasında süregelen küresel rekabette, hangisinin safında kılıç kuşandığınızın bir önemi yoktur. Zira özünde planlarınız ve projeleriniz mali sermayenin ana yada tali unsurlarının hizmetinde olacaktır. ABD’ci, İngiliz’ci, AB’ci veya Rusya’cı ve Çin’ci olmanız uluslararası mali sermaye sistemi ilişkilerinin dışına çıktığınız anlamına gelmiyor. Bunlardan birine yamanmanız yerli, milli ve vatansever olduğunuz anlamınada gelmiyor. Küresel rekabetin küçük dayanak adacıkları olarak temel göreviniz mali sermayenin şu veya bu kesimlerine hizmeti öncelikli görev olarak icra etmenizdir. Türkiye’de cereyan eden devlet siyasetindeki gel gitlerin, ayrışmaların ve birleşmelerin özü, uluslararası mali sermayenin kendi içindeki çatışmasının yerele yansımasıdır. Ortada, yerli, milli, vatansever, yurtsever vb. uzatabileceğimiz bir durum yoktur. Mali sermayenin küresel çaptaki çatışmasının yerel hizmetkârlara yansıması vardır. Yerele sunulan pastadan kimin ne kadar pay alacağı çatışmasıdır.

Türkiyede yerli, milli veya vatan sever olarak pazarlanan asla mali sermaye karşıtlığı değildir. Kürt, Alevi ve bütün mekçi yığınlara karşı bir karşıtlıktır. Kürt düşmanlığının, Alevi düşmanlığının, bilimum emekçi yığınlara karşı düşmanlığın ifadesi yerli, milli ve vatanseverlik ifadeleri olmuştur. Yerli-milli-vatansever kavramlarının açılımının özü budur. Sarayda ifadesini bulan yönetici erkin birleştiği tek nokta budur. Zira demokratik halk hareketi, bütün saray zebanilerinin ortak çıkarlarını tehdit etmektedir. Bu birleşmenin, bu birleşmeyi İP, SP ve CHP’nin en gerici ve bağnaz kesimlerine doğru genişletmenin özüde budur. Bu temelde cereyan eden taht savaşlarının, yeni ittifak arayışlarının ve ayrışmaların temel dinamiğini başta kürtler ve aleviler olmak üzere, bütün Türkiye emekçi halklarına olan düşmanlık oluşturuyor. Birleştikleri tek ortak paydaları budur. Ayrıştıkları tek nokta ise uluslararası mali sermayenin yerele bıraktığı paydan kimin daha fazla pay kapacağıdır. Aslan payını kapabilmek için sırtlanlar sürüsü gibi bir birlerine madik atmaktadırlar. Bir birlerini ısırmakta, ortadaki leşten daha fazla pay kapmaya çalışmaktadırlar. Bunları ayrıştıranda mali sermayenin önlerine attığı leştir, leşten daha fazla pay alma yarışıdır. Bunların birleşmesinde ve ayrışmasında emekçi yığınlar lehine iyi bir şey çıkması düşünülemez. Elbette ayrışmaları, birleşmelerinden iyidir.

Demokratik Halk Hareketi gelinen aşamada, kendini saray özcesi Erdoğan karşıtlığı üzerinden ifade etmeye kalkıştığında büyük bir yanlışa düşer. Şu ana kadar demokratik muhalefet kendini Erdoğan karşıtlığı dışında kapsamlı bir programla ifade edemedi. Kimi bileşenler bunun dışına çıkmaya çalışsa da, bu belirleyici olamadı. Mücadelenin taktik bir aşaması olarak sarayın hedef alınması, bu ortak payda da buluşulması, muhalefet cephesinin genişletilmesi açısından olumlu rol oynamıştır. Gelinen aşamada bu yeterli değildir. Halk muhalefetinin kapsamlı bir demokrasi programı etrafında birleştirilmesi zorunludur. Aksi taktirde, halk muhalefeti, saray da yaşanan taht kavgalarının tarafı olmaya düşmek gibi bir yanlışa sürüklenebilir. Bu nedenle kapsamlı bir barış ve demokrasi programını demokratik halk hareketi kendi içinde ivedilikle ele alıp, partiler üstü bir halk kongresi ile netleştirmeli. Bu program temelinde birleşilebilecek en geniş kesimleri bir araya getirerek, geleceğe hazırlanmalıdır. Demokratik Halk Hareketi’nin demokrasi programına dair önerileri bir dahaki yazımda ele alacağım.