260358D8-26A0-4FA6-8178-E08B1D2530CB

Yakup Aslan

Tarih boyunca saltanatların, krallıkların, devletlerin, iktidarların en çok korktuğu çocuklardır.. Topluma uyguladıkları zulüm dolayısıyla yalnızlaşıp, kabuklarına kapandıklarından hayal kurma özellikleri gelişmiş.. Hayal dünyaları o kadar geniş boyutlara uçmuş ki, toplumu sihirbaz ve ruhbanlarıyla uyuşturup bir şekilde susturmalarına, muhaliflerini etkisiz kılmalarına rağmen çocukların varlığından korkmaktaydılar.. Onların büyüyüp, iktidar ve sermayenin hakim olduğu dünyayı değiştireceklerini düşündüklerinden, daha beşikte imha etmeyi bir politika olarak benimsediler.
Fravun bir sihirbazının uyarısı üzerine yeni doğan bütün çocukların boğazlanarak öldürülmesi emrini verdi.. Devletin politikası olduğundan, çocukları öldürenler suçlu görülmedi. Bu İsrailoğullarına uygulanan bir soykırımdı. Bilindiği gibi İsrailoğullarının Mısır’a gelmesi Yusuf peygamber zamanında olmuştur (12/93-101). Geçen zaman içinde (Tevrat’a göre 430 yıl) İsrailoğulları Firavun ve onun önde gelen (Mele’si) adamları tarafından bir soykırıma tabi tutulmuşlardır (2/49-14/6-7/141). “Kendi halkını fırkalara bölen Firavun ve adamları bu gruplardan bazısına ağır işkenceler uyguluyordu. Size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun Hanedanından sizi kurtarmıştık…” (28/2-6). Yeni doğan çocuklar öldürülüyor, kadınların rahimleri kontrol ediliyordu.. Yeni doğmuş bebeğini soykırımdan kurtarmak isteyen Musa’nın annesi onu bir sepete koyup Nil Nehrine bırakmıştı (20/38-39). Nehirde yüzen sepetin içindeki bebeği Firavun’un karısı bulur ve onu yetiştirmek için saraylarına alırlar (28/8-9). Kendisini ilahlaştıran Fravun’un bir hesabı vardı. Kendi iktidarını garantiye almak için çocukların kanını akıtmaktan çekinmiyordu. Allah’ın da bir hesabı var… En korktuğu çocuklardan birini Fravun’un karısı Nil Nehri’nde bulup gizlice saraya soktu…
Cahiliye döneminde Araplar da kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. “Diri diri toprağa gömülen kız çocuğunun hangi suçla öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman… ” (Tekvir, 81/8-9) Arap cahiliye sisteminde kadının adı yoktu.. Kız çocuğu doğuran kadın erkeğin onurunu kırışı bir fiil işlemiş kabul edilirdi. Kadını mal gibi kullanan cahiliye toplumu, kız çocuklarına tahammülü yoktu ve doğumu gizli tutarak kız çocuğunu diri diri toprağa gömüyorlardı. İktidarları, erkeklik onurları için yeni doğan çocukları toprağa gömerek öldürmek onların geleneği haline gelmişti. Farkında değillerdi ama soykırımdı.
Osmanlı saltanatında çocukların katledilmesini yasal hale getirdiler. İktidar korkusuyla başkalarının çocuklarını öldürüp, devşirmenin yanında çoğunlukla anneleri cariye olan kendi çocuklarını beşikte öldürme yasası çıkardılar. Saltanatları tehlikeye girmesin diye, veliahtları beşiğinde boğazlıyorlardı. İnsanda bu nasıl bir yürektir ki, gözlerinin içine bakan bir masum yavruyu beşiğinde boğazlayabiliyor. Yüz bin devletin, bir masum çocuğun kanı kadar değerli olmayacağını bilmiyorlardı.. Sonra üstün ırk paranoyası politika haline geldi. Diğer ulusların imhası süreci başladı… Rumlar, Nasturiler, Ermeniler ve toplum mühendisliğiyle Kürtler…
Cumhuriyetle birlikte bu daha planlı yapıldı.. Yüzlerce toplu katliamın yanında Zilan, Ağrı, Koçgiri ve Dersim bu ülkenin tarihinde kara bir leke olarak hep duracaktır. Necip Fazıl Kısakürek ‘Son Devrin Din Mazlumları’ kitabında Dersim Katliamıyla ilgili bölümde bunu şöyle özetliyor: “…ana prensip ve manasıyla tespit ettiğimiz bu facianın, tarihte bir benzeri gösterilemez.
Babalarını arayan ve yanına gitmek istediklerini söyleyen iki masum çocuğun Hozat Kaymakamı tarafından süngületilerek babalarının yanına gönderilmesi… Kendisinin öğretmen ve köy halkıyla alakasız bir şahıs olduğunu iddia ederek alevler içinden fırlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atılması ve karşısında sigara içilmesi… Buğday sapları üstünde yakılan, daha evvel kurşunlanmış bütün bir köy halkı… Annesinin karnından sivri uçlu aletle çıkartıldıktan sonra yaşamakta devam eden ve hala topuğunda bu sivri uçlu aletin izini taşıyan çocuk… Bir dere içinde boğazlanan ve bu fiili yerine getiren celladın bulunması bir hayli zorluğa yol açan yirmi masum…
Cesetleri değil, manaları muhakeme ve idam eden tarih, bakalım bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kız, kadın, hasta, alil Müslüman cesedine karşılık kaç ferdin manası üzerinde ebedi idam kararı verecektir? Elazığ Ortaokulunda okuyan iki çocuk… Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat’a geliyorlar ve facianın tam üstüne düşüyorlar. Hozat yakınlarındaki köylerine geldikleri zaman babaları Yusuf Cemil’in öldürtülmüş olduğunu öğreniyorlar ve ağlama ya başlıyorlar. Onlara şu karşılık veriliyor:
– Sizi de onun yanına götüreceğiz!
Çocuklar odadan sürükletilerek çıkartılıyor ve jandarma muhafazasında gittikleri yolda süngületiliyorlar. Böylece babalarının yanına gönderilmişlerdir.
Yusuf Cemil’in köyünden 200 kadın ve çocuk öldürtülmüş ve bunların cesetleri buğday sapları üzerinde yakılmıştır. Bu arada Hozat’ın Zımbık köyünde (Şekspir)in hayaline bile taş çıkartacak, bir vak’a cereyan etmektedir. Erkekleri tamamıyla doğranmış olan köyün 100 kadar kadın ve çocuğu, sivri uçlu aletle (süngü) öldürülüyor. Öldürülen kadınlar arasında biri doğurmak üzere bir gebedir. Bu kadının karnına giren sivri uçlu alet, barsaklarını yere döküyor, rahmini parçalıyor ve kendisini öldürüyor. Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çıkan birkaç kadın, ölüleri gözden geçirirken, bu kadının rahminden düşen çocuğun sağ olduğunu dehşetler içinde görüyorlar. Muazzam bir kader cilvesi olarak yaşamakta devam eden çocuğu alıyorlar, emzirtip büyütüyorlar ve ona “Besi” adını koyuyorlar.
Hozat’ın Dolantanır köyünden Veli isminde bir genç, Elazığ Muallim Mektebinde okuduktan sonra öğretmen olarak Trakya’ya gönderilmiş, orada evlenmiş, 3 çocuk sahibi olmuş ve tam da Dersim hareketi başlamak üzereyken, karısı ve çocuklarıyla, yaz tatilini geçirmek üzere köyüne gitmiştir. Genç muallimin köyü, erkekli ve kadınlı, çocuklu ve ihtiyarlı doğranırken, kendisi, karısı ve çocukları da aynı akıbete mahkum edilmiş ve cesetleri yakılmıştır.
Mazgirt Tersemek nahiyesinin halkı doğranmakta… Merhamet sahiplerinden biri, birle on yaşı arasında 20 kadar çocuğu alıp bir derenin içine saklamıştır. Vaziyet birden haber alınıyor. Çocukların öldürülmeleri emri veriliyor. Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En katı yürekliler bile, böyle müdafaasız masumlara silâh kullanamayacaklarını söylemeye mecbur kalıyorlar. Tecrübe birkaç defa akamete uğruyor ve hayli sıkıntı mevzuu oluyor. Nihayet en kara yüzlü çingenelerden daha karanlık suratlı bir adam bulunuyor ve bir dere içinde titreşe titreşe bekleyen 20 masumun işi bitiriliyor. Murat suyunun kandan kıpkızıl aktığını görenler olmuştur.
Bir kıvılcım halinde gösterdiğimiz Dersim yangınının kömürleştirilmiş 50.000 cesedinde, kutup şahsiyetler dışı bir yığın olarak din mazlumluğunun en çarpıcı levhasını seyredebilirsiniz.”
Son zamanlarda bu mantık yeniden hortladı… IŞİD, propaganda ve korku salmak için çocukların kafasını kesip sergilemeyi bir savaş taktiği olarak uyguladı.. Sadece Kobanê’de onlarca çocuğun, bebeğin kafası bu mantıkla kesti.. Tarih onları da insan celladı olarak kaydedecektir.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sürdürülen politikalar, günümüzde toplumsal mühendislikte daha değişik yöntemlerle etkisiz hale getiriliyorlar. Devşiriliyorlar, tacize uğruyorlar, en modern yöntemlerle asimilasyon çarklarında eritiliyorlar, küçümsenip, aşağılanıyorlar ve bu çare olmadığında da öldürüyorlar. Son zamanlarda belli bir kısmı yargıya yansıyan ve çoğunlukla katilleri berat eden 477 çocuğun güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğüne dair haberler muhalif medyaya yansımaktadır. Bunlar bilinenler. Kim olursa olsun bir ananın ciğerini politik endişelerle bu şekilde sökmek dünyanın en büyük vebalidir, dolayısıyla çocukların güvenlik güçleri tarafından öldürülmesini önlemek hepimizin insanlık borcudur.
Bu ülkede devlet politikaları doğrultusunda güvenlik güçleri çocukları öldürüyor, çocuk öldürenler ise onlara özel yasalarla korunuyor, cezasız bırakılıyorlar.
2004’te ayağında terlikleriyle evinin önünde öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ile ekmek almaya çıkan 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın vurulup öldürülmesi arasında geçen sürede çocuklara yönelik politikalarda hiçbir değişiklik olmamıştır. Uğur Kaymaz davası başta olmak üzere çocuk cinayetlerinin hemen hepsi ya cezasız bırakılmış veya ödül gibi gülünç cezalarla sonuçlandırılmıştır. Erdoğan, Diyarbakır’daki 2006 Mart olayları sırasında ‘Kadın da olsa, çocuk da olsa gözlerinin yaşına bakılmayacaktır’ dedikten sonra çocuk infazları sistematik bir halde kendisini hissettirmeye devam etmiştir. “Çocuklar Ölmesin Şeker Yiyebilsinler” diyen Ayşe öğretmenler ise cezalandırılıyorlardı…
Öldürülen çocukların çoğunun katili ya bulunmamış, bulunmak istenmemiş veya cezasız kalmıştır. Son birkaç yılda TBMM çatısı altında suç işleyenlere çıkarılan suçsuzluk yasası da asrın garabeti. Katillerin korunup, af edildiği cinayetlerden birkaç örnek… 2006 yılında 18, 2007’de 3, 2008’de 1, 2009’da 12, 2010’da 14, 2011’de yine 31 çocuk katledilmiştir. 2011’de Roboski’de öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktu. Bu açıdan Roboski Katliamı, aynı zamanda bir çocuk katliamıdır. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında Cizre’de yaşanan olaylarda hayatını kaybeden 6 kişiden 4’ü çocuktur.
Bazı sivil toplum örgütlerinin yayınladığı katledilen 95 çocuğun listesi ise şöyledir:
2004 (Toplam: 1 çocuk)
21 Kasım: Uğur Kaymaz (12), Mardin
2006 (Toplam: 18 çocuk)
Zilan Demir (8) Diyarbakır
Şilan Demir (6 Aylık) Diyarbakır
Mizgin Demir (12) Diyarbakır
Evin Dilan Demir (10) Diyarbakır
Nazar Çetinkaya (2) Diyarbakır
Nazlı Çetinkaya (4) Diyarbakır
Abdullah Çetinkaya (9 Aylık) Diyarbakır
Hasan Marangoz (14) Diyarbakır
Emrah Fidan (18)
Mehmet Akbulut (18)
29 Mart: Abdullah Duran (9), Diyarbakır
30 Mart: Enes Ata (8), Diyarbakır
30 Mart: İsmail Erkek (8), Diyarbakır
Mart: Fatih Tekin (3), Batman
Mart: Ahmet Araç (17), Mardin
3 Nisan: Mahsum Mızrak (17), Diyarbakır
3 Nisan: Emrah Fidan (17), Diyarbakır
5 Eylül: Mizgin Özbek (10), Batman
2007 (Toplam: 3 çocuk)
19 Ocak: Orhan Güleç (14) Şanlıurfa-Bozova ilçesi Karacaören köyü
2 Mart: Yusuf Aydınalp (9) Siirt – Pervari – Belenoluk Köyü
21 Nisan: Süleyman Şengül (9) Şırnak
2008 (Toplam: 1 çocuk)
15 Şubat: Yahya Menekşe (12), Şırnak
2009 (Toplam: 12 çocuk)
23 Nisan: Abdülsamet Erip (14), Hakkâri
24 Nisan: Songül Karatogül (8), Diyarbakır – Silvan
25 Nisan: Maziye Aslan (8), Van
21 Mayıs: Nevzat Akçam (15), Siirt, Pervari
8 Temmuz: Şükrü Duman (12), Siirt, Eruh
5 Ağustos: Hakan Uluç (10), Siirt
9 Ağustos: Caziye Ölmez (16), Şırnak
11 Eylül: Mahsum Teğin (13), Diyarbakır-Kulp
12 Eylül: Mahsun Bayram (17), Diyarbakır
28 Eylül: Ceylan Önkol (12), Lice
8 Agustos Caziye Ölmez (16) Uludere
9 Ekim: Mehmet Uytun (18 aylık), Cizre
2010 (Toplam: 14 çocuk)
11 Mart: Zahir Ap (16), Şırnak-Uludere
31 Mart: Mehmet Nuri Tamçoban (14), Van – Çaldıran
22 Nisan: İzzettin Boz (14), Mardin Merkez – Kabala Beldesi
25 Mayıs: Oğuzcan Akyürek (13), Van’ın Özalp İlçesi
3 Haziran: Diren Basan (14), Şırnak
2 Temmuz: Ferhat Taruk (17), Diyarbakır – Lice
2 Temmuz: Çekdar Kınay (17), Diyarbakır – Lice
21 Temmuz: Canan Saldık (16), Van
16 Eylül: Nurullah Çiftçi (3), Hakkari Geçitli (Peyanis) Köyü
17 Eylül: Enver Turan (15), Hakkari
29 Eylül: İsa İbrahimzade (14) Hakkari
5 Ekim: Ahmet İmre (12), Şırnak – Güçlükonak
10 Ekim: Umut Furkan Akçil (7) – Silopi
11 Kasım: Nûjîyan İdem (4) – İdil
2011 (Toplam: 31 çocuk)
17 Nisan: Baran Özyolcu(12), Patnos
20 Nisan:İbrahim Oruç (17), Bismil
05 Mayıs: Murat Polat (17), Van – Erciş
7 Haziran: Umut Petekkaya (15, Diyarbakır – Çermik
19 Temmuz: Gökhan Çetintaş (16), Samsun-Havza
26 Temmuz: Doğan Taybopğa(13), Şırnak – Silopi
31 Temmuz: Sami İştenyılmaz (12), Van – Çaldıran
11 Eylül: Osman Erbaş (14), Hakkari-Şemdinli
26 Eylül: Sultan Doğrul (4), Batman
29 Aralık Uludere Katliamı’nda öldürülen 22 çocuk: (listeye 18 yaşından küçükler eklenmiştir)
Özcan Uysal (18)
Celal Encü (15)
Erkan Encü (13)
Adem And (15)
Mehmet Encü (15)
Şervan Encü (16)
Cemal Encü (16)
Şıvan Encü (14)
Bilal Encü (15)
Mahsum Encü (16)
Salih Encü (17)
Serhat Encü (17)
Savaş Encü (15)
Çetin Encü (12)
Bedran Encü (12)
Hüseyin Encü (18)
Aslan Encü (15)
Orhan Encü (15)
Fadıl Encü (16)
Vedat Encü (16)
Cihan Encü (16)
Erkan Encü (13)
2012 (Toplam: 10 çocuk)
Özgür Taşan (15), Hakkari – Yüksekova
Yusuf Yılan (9), Erzurum – Karayazı
Ertan Tilaver (14)
Nurhak Çartay (18), Diyarbakır
Mazlum Akay (11), Adana
Sera Yavuz (8), Muş
Veysi Demir (13), Van
Ramazan Kızılgöz (14), Bingöl
Sami Akti (13), Van
Selami Akti (9), Van
2013 (Toplam: 1 çocuk)
Behzat Özen (8), Şemdinli
2014 (Toplam: 3 çocuk)
Berkin Elvan (15), İstanbul
İbrahim Aras (15), Adana
Kadir Çakmak (16), Diyarbakır
2015 (Toplam: 2 Çocuk)
Ümit Kurt (14), Cizre
Nihat Kazanhan (12), Cizre