3882F084-4E60-4558-B2B4-D1D3198CFE4D

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Recep Tayyip Erdoğan, Kürdistan’ın Güneybatısı’nın (Rojava) işgalini gündemde tutmaya devam etmektedir. ABD ile güvenli bölge meselesinde “İki hafta içinde buradan bir sonuç çıkmazsa kendi hareket planlarımızı devreye sokacağız.” Dedi ve işgal sinyalini verdi. Buna hazırlık olarak sınır bölgelerinde doktorlara hazır ol komutunu verdi. Gelişmelere bakılırsa bugünden yarına bir işgal hareketinin başlayacağını sanmak mümkün. Olur mu? Olmaz diye bir şey yok. Ama bu Türkiye’nin sonu olur.

Gerger’de nefsi Gerger olmak üzere dört köy halkı Azerice konuşur. Gerger kalesi beyleridirler. Nefsi Gerger’den oturan bir aile Persu köyünden çocuğuna bir kız isterler. Nişan takılır. Sonra ne olduysa kız babası vaz geçer. Bunun üzerine iki kardeş sabahın seherinde kızın babasını tarlada öldürürler. Tabi tutuklanırlar. O sırada kızın babasının bir yeğenide Gerger hapishanesinde tutukludur. Yeğen iki katili iyi karşılar. “Ellerinize sağlık. İyi yaptınız. Her ne kadar amcam olsada yaramaz adamdı. Siz vurmasaydınız çıksaydım ben vuracaktım“ deyip iki katile güven verir. Yeğen bu ara hazırlığını yapar. Dışarıda bir balta içeri sokar. Herkes yatınca yeğen sırayla iki katilin kafasına birer balta indirir. Biri anında ölür. Biri felç kalır. Derken Kıbrıs savaşı başlar. Adamın biri nefsi Gergerli birine, “Kevre Alo haberin var mı? Bizimkiler ile gavurlar lec (savaş) edi. Ne diyorsun bu işe?“ Gergerli şu soruyu sorar. “Persulu Koçu kimden yana?“ Persulu Koçu dediği yeğendir. Adamda, “Kimden yana olacak? Elbetten bizden yana“ diyor. Gergerli, “Peki neyine ne yaptığım bu gavur neyine güveni ki bizimle lec edi?“

Bizde merak ediyoruz bu Erdoğan neyine güveniyor ki ABD’nin tüm uyarılarına rağmen kendilerine gün veriyor. İçtede seferberlik ilan ediyor. Anlaşılan bu iş keçinin çobanın ekmeğini yemesine dönecek. Hani eceli gelen keçi çobanın ekmeğini yer ya. Erdoğan’ında işte o mesele. Anlaşılan başka çareside kalmamış. İçte kaosta, dışta tecrite. Ekonomi batmış. Kaos ve tecrit giderek derinleşiyor. İçte halk giderek memnuniyetsizliğini yüksek sesle ifade ediyor. Türkiye normal bir ülke değil, Erdoğan sıradan biri değil. Faşist, cihatçı bir sistem ve başında bir diktatör. Böyle birinin seçimle gitmesi eşyanın doğasına aykırı. Ancak darbe ile alaşağı edilerek ondan kurtulunur. Bunu yapacak iç dinamikler yok. ABD’ninde böyle bir plan-projesi yok. Fakat mevcut durumda da Erdoğan daha fazla iktidarda kalamaz. Peki nasıl kalacak? Tek çare savaş. Erdoğan, ömrünü uzatmanın ötesinde ele geçirdiği iktidarı bir daha bırakmamak kaydıyla baş vuracağı tek çare savaş kalmıştır. Artık bu devlet sınırları içinden mi, yoksa sınırlarını aşan bir alanda mı olur bilinmez ama Erdoğan iktidarı savaşsız olamaz.

Savaşın gerekçesi hazır. Kürdlere bir statü fırsatı verilmeyecek. Bunun için Kürdistan’ın Güneybatısı’ndaki kazanımlar her halükarda tasfiye edilmesi gerekir. Bunun içinde Rojava’nın işgal edilmesi gerekir. Erdoğan’ın tüm çabası bunu sıcak tutmak ve bulduğu ilk fırsata bunu uygulamaya koymaktır. Bu neye mal olur? Türkiye’nin Suriyeleşme, Iraklaşma, Yugoslavyalaşma demektir. Anlaşılan dile getirilenler eğer blöf değilse Erdoğan bunu göze almıştır demektir. Savaş delisi Türk toplumu bunu baştan kabul eder. Avrasyacı ve ırkçılar dünden buna hazır. Geri kalan muhalefet tam destek verir. Rusya ve İran fitikler. Zaten üçlü zirve sonrası Erdoğan’ın dahada gürlemesi tüm bunlara işaret ediyor.

Erdoğan’ın bu zırlamasının iki nedeni olabilir. Birincisi, ABD ile Türkiye arasında birçok konuda müzakereler sürüyor. Bu kadar hırlamasının bir nedeni süren müzakerelerden avantaj sağlamaktır. İkincisi, zaten “GOP alanı içindeyiz. İran sonrası bize yönelecekler. ABD, İran ile uğraştığı ve seçimlere gideceği bu süreçte fırsat bu fırsat kendimizi bir deneyelim“ diyebilir. Bunların yanı sıra içte ve dışta yaşanan kaos ve tecrit ancak bir savaş ortamı ile tartışma ortamından çıkarılabilir mantığıda yabana atmamak gerekir. Ama her halükarda burada belirleyici tutum Türkiye’nin Rojava’yı işgal durumda ABD’nin takınacağı tavırdır. Bugüne kadar dile getirilenlere bakıldığında ABD’nin Rojava’yı koruyacağıdır. Türk işgaline karşı koyacağıdır. İşte bu durumda İran öncesi Türkiye sorununun çözümü öncelik kazanır. Her ne kadar bu süreçte ABD’nin Türkiye ile askeri olarak hesaplaşması düşünülmüyorsada bu da Türkiye’nin tutumuna bağlıdır. İki hakta bir süre denildiğine göre bizede beklemek ve görmek düşer.


21 Eylül 2019