3882F084-4E60-4558-B2B4-D1D3198CFE4D

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Uzun süreden beri Kürdleri kendi milli mücadelesinden uzaklaştırmak için birileriillahi barışdeyip duruyor. Kulağahoş gelsede üzerinde ciddi olarak eğildiğinde içi boş bir söylem olduğu görülür. Çünkü yaşamda karşılığı olmayan bir söylemdir.

Evet barış içinde yaşamak çok güzel. Kanın dökülmediği, coğrafyanın, tabiatın tahribata uğramadığı, toplumun maddi vemanevi kaybına yol açmadığı bir ortamdır barış ortamı. Kim bunu istemez dememek gerekir. Herkesten çok Kürd millet düşmanları bunu istememektedir. Çünkü kendi bekasını, yanivar ve yok olmayı barışta değil, savaşta görmektedirler. Savaşonların kendi iktidarının sürdürülmesi için vaz geçilmez ortamlardır. Çıkarları bunu gerektirir. Hak gaspını kendilerine hak bilirler. Buna itiraz edeni düşman görürler. Bunu savaş nedeni sayarlar. Varlığını sürdürmeyi itiraz edeni yok etmeyi politika edinirler. Dahada ileri giderek hakkı gasp edilenin varlığının inkarına kadar vardırırlar. Bugün Kürd milleti ile Türk devleti arasında yaşanan budur.

Kürdlerin millet olarak varlığı kabul görülmüyor Türk devleti nezdinde. Durum bu olunca barış sözcülüğüde burada anlamını yitiriyor. Savaşlar gibi barışta düşmanlar, muhataplar arasında yapılır. Fakat Türk devleti Kürdleri millet olarak kabul etmedikleri için muhatap olarakta kabul görmüyor. Kürd/Kürdistan sorununuterör sorunuolarak görüyor vebunuda askeri olarak çözeceğini politika edinmiş bulunuyor. Burada şuna dkkat etmek gerekir. Bu hükümetlerin sorunu değildir. İktidar ve muhalefetiyle birlikte devletin tüm kanatlarının ortak politikasıdır. Dünden bugüne dek sürdürülegelen politikadır. Verilere bakıldığında da bu politikanın değişmeyeceği ve sürdürüleceğidir.

Durum bu oluncaillahi barışsöyleminin bir getirisinin olmayacağı gibi Kürd milletinin reflekslerini domura uğratma gibi negatif bir rol oynamasına yol açmaktadır. Bu istem bilinçli olarak Kürd siyasi hareketlerin önüne konulmuştur. İsim babası Türk devletidir. Bu istem ve ona bağlı istemler silsilesihalkların kardeşliği, ortak vatan, birlikte yaşamdevletin derin dehlizlerinde oluşturulmuş, Kürd siyasi hareketlerin önüne konulmuştur. Bu hareketlerde bunu ister bilinçli, ister bilinçsiz yapsın sonuç olarak Kürd milletini boş bir beklentiye sokmuş ve sonuçta kendine olan güvenini yitirmesine vesile olunuyor. Bununlada Türk devletine sonsuz hizmete bulunuyorlar. Bu politika dünden bugüne Kürd milletine kayıp ettirdi. Derhal terk edilmelidir.

Kürdlerin millet olarak kabul görülmediği, tarihten silmeyi politika edindiği, kölelik dışında hiçbir statüyü vermeyi aklının ucundan geçirmeyen, Türk egemenlik sistemi ile neyin barışını yapacaksınız? Hangi dünyada yaşıyorsunuz? Akılı olun. Karşınızda Türk yönetim biçimi var. İnkar ve imha sistemidir. Bu realite bilinmesine karşın ikide birillahi barışsöylemi havada su dövmek, milletin enerjisini boşa tüketmektir bunun adı.

Olması, yapılması, izlenmesi gereken açık ve nettir. Kürdler bir millettir. Ülkeleri Kürdistandır. Kürd/Kürdistan parçalanmış, bölüşülmüş, işgal edilmiş, Kürd milletinin egemenliği gasp edilmiş, ülke ve millet olarak sömürgeleştirilmiştir. Bu koşullarda her millet gibi Kürdlerinde millet olmasından kaynaklı devletleşme hakkı vardır. Kendini geleceğe taşımanın yegane yoluda budur. Bu hak tartışılmaz. Üzerinde pazarlık yapılmaz. Geri istemlere indirgenemez. Kürd siyasal güçleri bu koşullarda her halükarda Kürdlerin bağımsızlığını savunmalı ve elde etmesinin politikasını yapmalıdır. Kurtuluşu sömürgecinin kapısında gören kimi siyasal güçlerin iddiasına karşın Kürdlerin kendileri dışında kardeşleri yoktur. Kimseyle ortak vatanlarıda yoktur. Amaçları bulanmaya gelmeyecek kadar berraktır. Bu da parçalı ülke ve milleti birleştirmek ve bağımsızlaştırmaktır. Bunun koşulları dünden farklı olarak fazlasıyla vardır. Hem halkımız bunu istemektedir, hemde ABD’nin başını çektiği Batı sisteminin çıkarı bunu gerektirmektedir.

Bunun Türk devleti tarafından kabul edilmesi halinde barış niye olmasın? Kürdler ile Türkler arasında bir barışın olması için: Türklerin Kürdleri bir millet, Kürdistan’ı Kürdlerin vatanı olduğunu kabul etmesi gerekir. Kürdistan’daki tüm güçlerini çekmesi gerekir. Kürdleri millet olarak muhatap alıp masaya oturması gerekir. Bu koşullarda barış olur. Bunun dışındakiillahı barışistemleri çığırtkanlıktan öte bir anlamı yoktur.

Niye çığırtkanlıktır ona bakalım. “İnadına barış ne demektir? Amaçlanan ne? Yaşamdaki karşılığı ne? Kiminle barış? Barışalım dediğin kim? O senin varlığını bile tanımadığı bir zeminde nasıl barış olacak? “İllahi barış demeden önce bu ve benzeri soruların cevabını verirseniz nasıl boş bir işin peşinde koşulduğu görülür. İşte bu gerçeklikle karşılaşmaktan korkulduğu için bu ezber tutturulmuş gidiliyor. Birileri o çıkmaz çukura bata dursun düşman boş durmuyor. Kürd dinamiklerini birer birer tırpanlıyor. Kürdistan coğrafyasını yakıp, yıkıyor. Bu ve benzeri uygulamalar karşısında bile kimisi de halaillahi barış deyip duruyor. “İllahı barış söylemi burada Türk egemenlik sisteminin Kürd milleti ve vatanına karşı uyguladığı icraatlarınaaminanlamına geliyor. Anlayın artık bunu.

Bunu anlamaktan uzaksanız Diyarbakır HDP İl Binası önünde sergilenen politikaya bakın. Orada sergilenen bir oyun değildir. Kürd milletine karşı topyekün saldırının ön hazırlığıdır. Gelişmelere bakıldığında HDP’nin kapatılacağıdır. Kapatılma gerekçesi şimdiden bellidir. Bu da, “terör odağı suçlaması olacaktır. Bu neye yol açacaktır? Kapatılma sonrası yoğun bir tutuklama furyası başlayacaktır. Bununla yetinilmeyecektir. Toplum korkunç bir baskı altına alınacaktır. Keyfi uygulamalar başını alıp gidecektir. Özelikle Türkiye metropollerinde Kürdlerin can ve malına yönelik devlet destekli saldırılar başlayacaktır. Kürdlere Ermeniler, Rumlar ve Yahudilere yapılanların aynısı uygulanılacaktır. Bu kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu iyi mi, kötü bir yana Kürdlerle Türklerin birbirinden ayrılmanın yoluda ne yazıkki buradan geçecektir. Herkes buna hazırlıklı olmalıdır. Bu nedenle ikide birillahi barışdeyip Kürdlerin reflekslerini öldürmeye kalkılmasın.

15 Eylül 2019