90530A5B-F718-4D4E-A3DB-E0364C159047

Fecri DOST

Dr. Şıvan’a Karşı Hareket

           Dr. Şıvan Hareketini hayranlıkla izleyen karşıtlarının tedirginliği gün be gün artar. Aleyhindeki davranışları ile tutarsızlıklarını sergiledikleri için başta, Dr. Şıvan ve güçlenen partisine güçleriyetmez. Barzani ve özellikle kumandanları Dr. Şıvan’ın sıradan bir Kürt olmadığı, her yönüyle iyi yetişmiş üstün yetenekleri olan bu cesur atik elit kişiliği göz ardı etmenin güçlüğünü sezinlemişlerdir. O dönem Eshad’ın Şıvan’a ihtiyacı vardı Şıvan kendisine Avrupa’ya gitmesi için pasaport temin ediyordudiyorDr. Mahmud Osman.

           T-KDP’nin bütüne yakın üyelerinin iki üç ay içinde Dr. Şıvan’ın kurduğu partiye geçmesi, Irak-KDP bazı yöneticilerini yüreklendirir. Barzani müdahale etmediği süreçte, Türkiye cephesinde varsa, yoksa Şıvan ve partisi olur. Şıvan’ın beklenmedik başarısı, özellikle T-KDP’yi şoka sokar.

          T-KDP’nin “Türkiye onaylı aza” denilen üç kurucu üyesi Dr. Sait’e güçlerinin yetemeyeceğini anlar bu gelişime, “liderliğin önündeki engel” diye Molla Mustafa Barzani’yi uyarmaya başlar. Bu arada Şerafettin Elçi, Şıvan’ı yargılandığı mahkeme savcısına ihbar eder.

         Şerafettin Elçi, Dr. Şıvan’ı Savcıya İhbar Ediyor:

          “…Sanık Şerafettin Elçi… Sait Kırmızıtoprak’ı tanıdığı, Sait Kırmızıtoprak’ın aşırı solcu olduğu ve Türkiye’de bulunan Kürtlerin ihtilal yoluyla ayrılması fikrini savunduğu onunla fikren anlaşma imkânı olmadığı, kendisinin aldığı terbiye itibarı ile muhafazakâr bir zihniyete sahip olduğunu…” (T-KDP İllegalÖrgüt Dosyası/1971 hazırlık sor). Amacı Barzani’ye hizmettir! Bunu kendisine iletmekten gecikmez, Barzani’ye iletir: “Dr.Şıvan bütün ülke çapında partimizin tabanına sahip oldu biz sizi düşünmeye, tehlikelerden korumak zorundayız. Dr Şıvan devrim için Irakta teşkilatlanıyor, yakında Türkiye’de silahlı mücadele başlayacak, Türkiye üzerimize gelecek” şeklinde  ihbar sözlerle Barzani’yi yumuşatırlarsa da, Barzani deneyimiyle,  iyi bir neden bulmadan kesin kararlı olmak istemez, zamana bırakır. O zamanın da Irak’ta yapılan T-KDP Kongresi olduğu anlaşılıyor.

          T-KDP içten çökmüş, sahneden silinmiştir. Artık Iraklı Kürt halkınca gündemleşen Dr. Şıvan ve partisidir. Partiden çok, Barzani karşı itibarlarını koruma istemi, her yolu “hak” görme içgüdüleri üzüntülerini, kine hileye hatta kalleşliğe dönüştürür. “Barzani’ye hizmeti milli görevi sayan” Şerafettin Elçi ve Derweşe Sado başta olmak üzere T-KDP yöneticiler çare arar. Dr. Şıvan’ın başarısını sindiremez. Dr. Şıvan’ı karalayan iftira ve suçlama kampanyası başlatılır. Bu suçlamalar içinde neler yok ki? örneğin: İftira Kampanyası.


Dr Şıvan “MİT ajanı, Irak Asıllı, Aşiretinin devletle işbirliği içinde Şeyh Sait’e karşı savaşmış, Şıvan Irak’a ‘Serok’u öldürmek için gelmiş, İnançsız k..baş” şeklinde ipe sapa gelmez yakıştırmalar. Bunlardan netice çıkmaz, bu kez Mollanın inanç bilinci gıdıklanır; Şıvan; “Dersim inançsızı, Marksist, komünist” yapılan karalamaların ve gönderilen “ihbar”ların “Serok”a ulaştırılmadan direk Dr. Şıvan’a verildiği şeklinde Barzani’nin kumandanları da bu iftira suçlamalardan payını alır. Bundan kasıt kendinden yana olmayan kumandanları tecrit etmektir. Şerafettin Elçi: “Dr. Şıvan bilgili, üretken bir zekâya sahip, Marksist ideolojiyi kavrayıp benimsemiş atak bir karaktere sahipti. Kürt sorununa Marksist açıdan yaklaşırdı… Aşırı derecede kendini beğenmişti. Ruhi dengesi pek sağlıklı değildi. Ne zaman, nerede ne yapacağı belli olmazdı. Yolu üzerinde gördüğü her engeli acımasızcayok etmekte sakınca görmezdi. İktidarı kendisi için isterdi.Dr Şıvan ihtiraslı ve iddialı bir insandı, ihtirasları aklından öndeydi” (Rafet Ballı, Kürt Dosyası, s. 607).

          Komplocular uyumsuzdurlar. Derweşe Sado:Dr Şıvan bütün ülke çapında partimizin tabanına sahip oldu” derken, Şerafettin Elçi: “Dr. Şıvan diğer birçok aydını gibi haktan kopuktu” (Rafet Ballı, Kürt Dosyası, s.608) der.

          Dr. Şıvan’ın başarısı karşısında şaşkına dönen T-KDP’nin üç patentli üyesi; Derweş, Şerafettin, Şakir kendilerini dışlayan, yüz vermeyen hatta görüşmek bile istemeyen IKDP önderleri karşısında “Dr. Şıvan halktan kopuk” savları ciddiye alınmaz..   Derweşi Sado , WAR dergisindeki yazısında şunları yazar:

       “Ben, Şerafettin Elçi( Durnas), Ramazan Haşim, Tahir ve Mele Şehap bu heyette idik. Ancak Serok Barzani’ye sunduğumuz arz name, iki imza taşıyordu bu imzalar benim ve Durnas’ın (Şerafettin Elçi) imzaları idi.

        Bu yazı özetle parti olarak intikam peşinde olmadığımızı, fakat böyle bir olayın bir daha olmamamsı için suçluların cezasız kalmamaları arzusunda olduğumuzu, ancak Kürt çıkarlarının neyi gerektirdiği konusunda en doğru ve yerinde kararı verebilecek. Serok Barzani’nin bu yolda vereceği her türlü kararına hiçbir itirazının olmayacağı şeklinde idi. Ancak bu dönemde, T-KDP’nin dışında Türkiye’deki pek çok kişi tarafından suçluların cezalandırılması isteğini taşıyan mektuplar da Serok Barzani’ye gönderilmişti”.                                               

                                                            ***

 

          KOMPLO SENARYOLARI
           1. Senaryo:

 

          Sait elçi Irak’a gider, Partinin Zaxo Komitesi Başkanı Osman Gazi kendisini konuk eder. Osman Gazi Dr. Şıvan’a: ‘Sait Elçi yanımda, sizinle görüşmek istiyor gelin alın diye haber gönderir. Dr. Şıvan, Çeko ve Brusk gelir Sait Elçi ve arkadaşını alır götürür yolda öldürürler’.
Derweşe Sado: “Ertesi gün telgrafa cevap geldi Osman Gazi Sait Elçinin 23-24-25 Mayıs günleri Zaxo’da misafir kaldığını ve 25 Mayısta Brusk ve Çeko tarafından Partinin yerel merkezinden alınarak Dr. Şıvan’ın Meqeri’ne götürülmüş olduğunu beyan etmiştir” diye de yazar (Seid Veroj,s.70-71).

          Ancak burada iki aksama oluyor. Birincisi Osman Gazi Sait Elçin’in kendi bölgesine gelmediğinive Elçiyi görmediğini ısrarla belirtir. İkinci Dr. Şıvan gelen habere inanmadığı için gitmemiştir.

          Osman Gazi, bu 1. senaryo’yu  aksatması  üzerine, Derweş, Şerafettin Elçi, Şakir, aralarında yeni plan hazırlar.  Molla Mustafa Barzani’ye, bu senaryoları “Türkiye  istemleri” olarak sunmak  için Derweş ve Şakir görev verilir. Derviş ve Şakir Irak’a  molla M.Barzaniyi ikna turuna çıkarken, Şerafettin Elçi de,  “Elçi” soyadı benzerliğini kullanarak Barzani Bölgesinde miting yapma hazırlığına girişir.

          Derweş, Dr. Şıvan ve patisinin yok edilmesi için her yolu “mubah” sayar, Şakir o kadar zalim bir hainlikten yana değil. Bu nedenle İdris Barzani Şakir’i de tutuklatarak itirafçılaştırıyor.

          Derweş, yazdıklarında;  “İdris ile görüşmemiz kısa sürdü… Serok Barzani ile görüşmemiz Hacıümran’daki misafirhanesinde gerçekleşti. Bu durumu kendilerine detaylı olarak arz ettim. Bana, Mam Eshad Xoşveri’ye iletilmek için bir mektup verdi. Mektupta, Sait Elçi, Dr. Şıvan ve arkadaşlarının derhal Haciümran’a gönderilmesi emri,  yer almaktaydı… Orada Serok Mela Mustafa’nın mektubunu Mam Eshad Xoşveri’ye verdim. Mektubu okudu. Akşam saatlerinde oraya vardığım için, o akşam yapılacak bir iş yoktu. Yemek yedikten sonra, santraç oynadıkve Mam Eshad Xoşevi beni erken yatırdı, istirahat etmemi söyleyerek ayrıldı”  diyor.(Seid Veroj s.71-2-3).

         Bu satırları yazan Derweş, gittiği yer olan Kürt diyarında “Kralmuamelesi görüyor. Barzanilerin Haciümran’daki Misafirhanesinde  konuk ediliyor. Barzani Kumandanına göndereceği mektubu kendisine veriyor ve içinde ne yazıldığını biliyor. Bu talimatı alan Derweş, bir süre önce kendilerini kovan, mektuplarını okumadan yırtıp yerlere atan ve “biz Dr. Şıvan ve partisinde başka kimseyi tanımıyoruz, bir daha gelmeyin” şeklinde sözler sarf eden İso Suwar’ın devre dışı bırakıldığı, Eshad Xoşveri tarafından “Kral” gibi karşılandığına tanık oluyoruz.

        Derweş “mektup” derse de Derweş’in istemi doğrultusunda Eshad’a yazılmış bir talimattır. Senaryo için yeni bir tanık bulmaya gerek bırakmayacak düzeyde kesin bir emir. Bu talimatta Molla M. Barzani Dr. Şıvan ve arkadaşlarını tutuklanma emrini vermiş durumda. Bu daha önce oğlu İdris tarafından, yerine getirilmesi istenen bir planın, yaşama geçirilmesidir. Bu emirde, ne birinin yeni bir senaryo yazmasına ne de Selim Tilki’nin düzmece ifadesine gerek duyulmamış ayrıca.

          Selim, Derweş’in teklifini ilk anda tehlikeli görür, yaklaşmaz Derweş’in anlatımı ile “ Burada adam vurma ile sinek vurmanın farksız olmadığını benim fazla ileri gitmemem gerektiğini, burada ne aradığımı” sordu diyor. Selim Tilki Derweş’in akrabası, O, Dr. Şıvan’ın yanında depo bekçilik görevine, Sait Elçi’nin Dr. Şıvan’a ricası ile getirildiğini de çok iyi biliyor. Sonra bu teklifin arkasında Barzani ve Kumandanları olduğunu sezince dediklerini yapma durumunda kalır, Derweş’e uyar. Derweş, Selim Tilki’yi razı ettikten sora Mam Eshad’a gider.

       “Durumu Mam Eshad’a arz ettim, Selim Tilkinin bir şeyler bildiğini; O’nu sıkıştırdığı takdirde bazı şeyler söyleyebileceğini belirttim…” Neticede Selim Tilki’ye şu sözler dikte ettirilir:

        Dr. Şıvan, Çeko ve Brusk tanımadığım iki kişiyi getirip, nöbetçi olduğumuz cephanelikte hapsettiler. Bize, bu adamların Türk casusları olduklarını söyledilerÇeko’yu yanımıza bıraktılar. Bir hafta sonra Dr. Şıvan ve Brusk geldiler, bu adamları çıkarıp götürüp infaz ettiler”

       TKDP Genel sekreteri ve kendisinin işe alınmasında aracı olan Sait Elçi’yi Selim Tilki tanımaz mı? Eşkıyalıkta, aşiret ağalığında, ilkel milliyetçilikte, cinayet,  pis işlerde vebal, günah, iftira dediğin ne ki!   Şeriat la tüm pis gizli ilişkileri gizleme  geleneğine sahip bir mıolla için bunlar ne ki? Şeriat aklamaya kadirdir! Molla sadece aracı!

          Derweş’in yazdıklarını okumaya devam edemiyorum…      Bu tarz, adi, basit, cahilane, kendini ele veren, sorumsuz düzmece, vahşet içerikli hal, tavır, kinli düşün; normal insanlarda olamaz. Hasta ruhlu bir insanın yaptırımından, kendinden çok toplum, burada O’nun bu “hastaruh” düşünü yaşama geçirten Liderlik sorumlu. Ne ki karşılıklı “teslimiyet” bir çürümüşlüğe dönüşmüş, her yönü saran pis kokular mide bulandırıyor…

           Tablonun  görünür ucu bize : Barzaniler Kürt liderliği, Kürtleri kurtarmak yerine, şimdi salt kendi liderlik itibarını  koruma çabasına düştüğünü seğiliyor. 

           Şıvan için iyi hoş, güzel olumlu sözler eden, övgüler yağdıranların, bir anda O’nu olmadık suçlarla donatmaları, yok etme istek ve çabalarının “normal”liği düşünülemez. Ellerinde, kendilerinin yazdığı düzmece yakıştırmalarından başka hiçbir belge bulunmayanların onu öldürdükten sonra; Dr. Şıvan ve Partisinin Sait Elçi için aldığı ölüm kararları olduğunu, Şıvan’ın MİT, komünist olduğu, hatta İdris Barzani’nin “Dr. Şıvan’ın bunu para karşılığı yaptığını”söyleyecek kadar ileri gitmesi gibi akla hayale gelemeyecek seviyesiz yakıştırmalar, Ulusallık adına yola çıkan hiçbir halk hareketinde görülmemiştir.

        Dr. Şıvan tutuklandıktan sonra bütün varlıklarına el konur. Bütün maddi manevi birikimleri yok edilir. Dr. Şıvan adına “itiraf ve ifadeler” düzenlenir. Günlük notlarında, ajandalarında, değişiklik yapılır.“Kendi el yazısı ile ifadesi, itirafı”, denilerek tanzim edilen bu “sahte” belgeler Kürt çevrelerine dağıtılır. Dr. Şıvan ve arkadaşları, hiç kimseyle görüştürülmez (Politbüro üyesi Dr. Mahmud Osman, “Dr. Şıvan’ı görmek için üç dört kez gittim beni görüştürmediler. Tutuk evinden Mesut Barzani sorumluydu”diyor). Oysa D. Şıvan o anlar yaşamıyordu ki.

         Ancak “kendi el yazısı ile itirafı ve ifadesi”denen bu sahte belgeler isteyen her kese gösterilir ve okutulur. Yargılamanın yapıldığı imajını yaratmak içinde öldürülmesi “Şeriat” hükmüne dayandırılır.

 

         2. Senaryo

 


“Dr. Şıvan, Çeko ve Brusk tanımadığım iki kişiyi getirip, nöbetçi olduğumuz cephanelikte hapsettiler. Bize, bu adamların Türk casusları olduklarını söylediler… Çeko’yu yanımıza bıraktılar. Bir hafta sonra Dr. Şıvan ve Brusk geldiler, bu adamları çıkarıp götürüp infaz ettiler”.
Oysa Brusk o sıralar Türkiye’deydi. Hanımını ve oğlunu almaya gelmişti. Hatta çevremle ilişki kurdu ve Dr. Şıvan’ın eşi ile çocuklarını Irak’a istediğini söylemişti. Ben, bu yönde bir yetkimin ve olumlu bir düşüncemin olmadığı, direk eşiyle konuşmasını önermiştim. Öyle de yaptı. Onlar gitmeyince Brusk yalnız kendi eşi ile oğlunu götürdü… Bu olayın tanığı çok. Nitekim Şakir yazılarında salt Dr. Şıvan ve Çeko’dan söz ediyor.

          Partinin Zaxo Komitesi Başkanı Osman Gazi,Sait Elçi bize gelmedi. Ben görmedim diyor. Derweş’le Birlikte olan Şakir Epözdemir, Osman Gazi’nin Kürtlük adına yemin ettiğini, Sait Elçi’yi kendilerine gelmediğini söylüyor. Kimsenin bu çelişen, bir birini yalanlayan düzmeceler üzerinde durduğu yok. Şerafettin, Derweş ve Barzani’nin odaklandığı, önemsediği tek şey, Dr. Şıvan’ın öldürülmesidir.

 

            IKDP Politbüro Üyesi Dr. Mahmut Osman:


            “…İdris, Eshad’dan Sait Elçi’yi Türkiye’den getirtip Şıvan ile birlikte Gılalı’ya gönderilmesini istemişti. Sait Elçi, dört kişiyle Musul’a geldiğinde iki kişi Gılalı’ya gönderilir. Sait Elçi ve M. Bege’yi de Zaxo’ya gönderirler. Zaxo’da Sait Elçi tutuklanır. Şıvan’a da bir mektup yollanır. Sait Elçi Zaxo’ya geldi kendisinin de gelmesi istenir. Eshad bize “Sait Elçi bizim hapishanede tutuklu” demişti. Eshad, İsa ve Türkiye’nin ilişkileri açıktı. Sait Elçi’nin getirilmesi ve Dr. Şıvan’la görüştürülme çabaları tertiptir. Tertibin içinde Barzaniler var…” (N. Büyükkaya, Kalemi. Sayfalar, s 283).

           Bu beyan Dr. M. Osman’ın 4 Haziran 1977’de Almanya’nın başkenti Bonn’da Kürt işçi ve aydınları toplantısında, Yurtdışı Kürdistan Öğrenci Cemiyeti (AKSA)’nin sorularına verdiği yanıtlarla örtüşüyor.

 

         Komplo Kuruluyor

 

         Avrupa’da bulunan Kürt kökenli fanatiklerle Türkiye, Irakta, Suriye bağnaz Kürt mütegalibenin de işbirliği sağlanır. “Dr. Şıvan Sait Elçiyi öldürdü” öç alma imza kampanyaları açılır. Kampanyalar her tarafta bir ahtapotun kolları gibi yaygınlaşır. Bunun için Barzani bölgesinde gösteri amaçlı: “Kongre yapma“yeri istenir. Bütün amaç Türkiye’de KDP ve liderlerine yönelik. Kongreden sonra, edindiği desteği bulduğuna inanan Molla Barzani, Kendini yetiştirmiş, zeki, cesur, atılgan, yetenekli kendisine destek, Kürt ulusal savaşına hayatını adayan, nitelikli bir genç lidere komplo kurmakta gecikmez.

      Oğlu İdris yoluyla Dr. Şıvan’a Irak’ı terk etmesini söyler. Dr. Şıvan “Ben buraya turistik gezi içingelmedim” der ve ayrılmayı düşünmediğini söyler. İdris, “neticeye katlanırsın” tehdidinde bulunur. Şıvan Partisinin kazandığı Kürt halkı güveni, Barzani kumandanları ile olan yakın ilişki güvencesi altında taviz vermez. Komplocular bu kez Dr. Şıvan’ı yalnız bırakma planını yaşama geçirir.

       Şıvan hareketinin içi boşaltılır. Barzani’lerin dayatması ile Şıvan’ Hareketinden, başta sağcılar olmak üzere kopmalar başlar. Dr. Şıvan’ın çok güven duyduğu, okumuşlardan kurulu “birlikte” beklenmedik bir dağılma ve davadan kaçış teslimiyetçi paniği yaşanır. Bununla da kalınmayarak, Şıvan’dan ayrılanların komploculara katıldığı, “Saitler Komplosu”nu olumlamaya çalıştıkları görülür. Dr. Faik Savaş bu ilklerden biri.

        Komployu gizli, derin, kirli işlerin adamları, istihbarat şefleri tezgâhlar. Kürt istihbarat başı İdris Barzani yürütür. “Saitler Komplosu” Sait Elçi’nin Türkiye’de şüpheli götürülmesi ile başlar. KDP politbüro üyesi Dr. Mahmud Osman’ın açıklanmasını tekrar anımsatalım: “…İdris, Eshad’dan Sait Elçi’yi Türkiye’den getirtip Şıvan ile birlikte Gılalı’ya gönderilmesini istemişti” Sait Elçi, dört kişiyle Musul’a geldiğinde iki kişi Gılalı’ya gönderilir. Sait Elçi ve M. Bege’yi de Zaxo’ya gönderirler. Zaxo’da Sait Elçi tutuklanır. Şıvan’a da bir mektup yollanır. Sait Elçi Zaxo’ya geldi kendisinin de gelmesi istenir. Eshad bize “Sait Elçi bizim hapishanede tutuklu” demişti. Eshad, İsa ve Türkiye’nin ilişkileri açıktı. Sait Elçi’nin getirilmesi ve Dr. Şıvan’la görüştürülme çabaları tertipti”.

Devam Edecek