3A4B8CA3-F2CC-407B-9180-71254F56C6CD

Hasan H. Yıldırım & Hüssein Erkan

Millet olarak tüm insani ve milli haklarımız sömürgeciler tarafından gasp edilmiştir. Tarihte yok edilmemiz için soykırım dahil üzerimizde her türlü yol ve yöntem kullanılmıştır. Bundan vaz geçtikleride yoktur. Ama Kürdler kendilerine yönelen her yönelime karşı elde silah kendilerini korumaya çalışmışlardır. Kendilerini korumuş ve bugüne taşımışlardır. Fakat düşmanı ülkesinden kovamamışlardır. Bu Kürdlerin politikasızlığı ile izah edilemez. Bunun ötesi Kürdlerle sömürgecileri arasındaki mücadelede dünya süper güçleri hep sömürgecilerimizi desteklemişlerdir. Bu nedenle Kürdler tek başına tüm bu güçleri yenemezdi. Zaten yenemedi. Ama boyunda eğmedi.

Bugün farklı bir süreç yaşanıyor. Sömürgecilerimiz ile onları destekleyen dünya süper güçleri arasında bölgemizde bir hakimiyet mücadelesine sahne oluyor. Özelikle ABD’nin başını çektiği Batı sistemi, Orta Doğu’ya yeniden bir düzen vermek istiyor. Bunun için bölgemizdeki statükoda çıkarı olan sömürgecilerimize yöneliyor. Onları tasfiye etmeye çalışıyor. Bu arada sömürgecilerimiz gerilerken, Kürdler alan ve mevzi kazanıyor. Bugüne kadar Kürdleri tarihte silmek için uğraşan sömürgecilerimizi destekleyen dünya süper güçleri Kürdlerle müttefik duruma gelmişlerdir.

Bunu görmek zor değildir, olan bitene baksın yeter. ABD ve İsrail Genişletilmiş Orta Doğu Projesi’ne(GOP) uygun olarak emin adımlarla terör örgütlerine ve onların arkasındaki terörü destekleyen devletlere karşı hamleler yapmaya devam ediyorlar. Irak ve Suriye devletlerine karşı yaptıkları bir yana son dönemlerde İran ve Türkiye’ye karşıda güçlü hamleler yaptılar.

ABD ve İsrail, birlikte Irak’ta bulunan İran destekli Haşbi Şabi ve IŞID karargahlarını defalarca bombaladılar.

Bunun yankısı bitmeden yine İran yanlısı güçlerin yuvalandığı Abu Kemal kasabasını vurdular. Önemli zayiatlar verdirdiler.

Bu arada ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) El-Kaide devamı terör örgütlerin üs edindiği İdlip’in kuzeyini bombaladılar. Terör örgütlerine önemli zararlar verdirttiler. Ki bu terör örgütlerin Türkiye’nin desteği, yönlendirmesi ve Rusya, İran ve Suriye’nin teşvikiyle Rojava’ya saldırı planları yapıldığı bir dönemde. Hemde Rusya, İran ve Suriye’nin birlikte İdlip’te yuvalanan Hayat Tahrir el-Şam terör örgütüne operasyon sürdürdüğü bir süreçte.

Bu operasyonlar aynı zamanda bu terör örgütlerine her türlü desteği veren Türkiye’ye verilen bir mesajdı. “Senin artık Suriye’de kalman süren bitti“ mesajıdır. “Pılını pırtını topla sınırına çekil“ mesajıdır. Türkiye bunu anlamamazlıktan gelsede sonuçta bunu kabullenmek zorunda kalacaktır.

Şu an Türk yetkililerin haddini aşan mesajları düştükleri kuyunun derinliği ile ilintilidir. O koyu kör bir kuyu ve orada kurtulmaları mümkün görünmüyor. Türklerde bunu görüyor ve zaten hırçınlamalarının nedenide bu oluyor. Kimseye bir zararı yok. Çünkü düşleri çekilmiş kapıya bağlanmışlardır. Kürdistan’ın Güneybatısını korumaya alınması için çekilen sınır bunun göstergesidir.

ABD’nin bu hamlesiyle ters köşeye yatan Türkiye aldığı bu ölümcül darbenin acısını kuzeyli Kürdlerden almaya çalışmaktadır. Diyarbakır, Van ve Mardin Belediyelerine sömürge valilerini kayyum olarak atanmaları, buna eş zamanlı sürdürdüğü operasyonlarla yüzlerce Kürd yurtseverini göz altına almaları, taşeronlarını organizeli olarak sokağa salmaları, milli hareket hakkında süpekülasyonlar yaratmaya çalışmaları ile bu süreç devam etmektedir. Devleten beklenen hamlelerdi.

Daha evvelde defalarca izahata çalıştığımız gibi Orta Doğu ve Kürdistan’ın genelinde olumlu gelişmeler yaşanırken Kürdistan’ın Kuzeyi’nin Kürdlerini zorlu bir süreç beklemektedir. Bu süreçte Türk devleti Kürdlere karşı soykırım dahil her türlü uygulamayı devreye sokacaktır. Kürdler bunu görmeli ve ona göre imkanları dahilinde tedbirlerini almalıdır. Bu arada kimi çevrelerce ki devletin kendilerine empozesiyle dilendirilen kardeşlik ve barış görüşmeleri yalanı Kürdleri hazırlıksız bırakma politikası görevini yapacaktır.

Varlığı bile kabul edilmeyen bir güç ile barış mı olur?

Kürdlerle Türkler arasında bir barışın olması için Kürdlerin bir millet, Kürdistan’ın Kürdlerin anavatanı olarak kabulünü gerektirir. Ortalıkta böyle bir emare yoktur. Bunun ötesi Türkler, Kürdlerin varlığı kendi beka sorunu, yani varlık, yokluk sorunu olarak görüyorlar. Bu nedenle her halükarda Kürdleri tarihte yok etme üzere bir politika oluşturmuşlar. Bundan vaz geçecekleride yoktur.

Fakat bu politikanın geleceğide yoktur. İnsanlığın geldiği bu aşamada 50 milyonluk bir milleti soykırımdan geçirmek bir yana bugünden sonra dilini yasaklamanında geçerli bir nedenide yoktur. Dünya insanlığı bunu kabullenemez. Bu sorunun şu veya bu şekilde çözümüne çalışılacaktır. Zaten ABD önderliğindeki Batı sistemin yaşadığımız coğrafyaya müdahaleside bu sorunun çözümünüde içermektedir.

Türkler bunu gördüğü için Batı sistemin düşmanlığını politika edindiler. Yoksa Türkiye’nin Kürd/Kürdistan sorunu dışında Batı sistemi ile bir problemleri yoktu. Bugün var. Türkiye ile ABD’nin başını çektiği Batı sistemi arasındaki açı giderek derinleşecektir. Hatta ileride ki bu İran operasyonu sonrası olur sıcak bir çatışmaya evrilecektir. “Türkiye GOP kapsamı içindedir“ denildiğine göre. O sürece kadar Kuzey Kürdleri kendi dinamiklerini korumalıdır. Mümkün olduğu kadar sivil alanda devletle sıcak bir çatışmaya girmemeye özen göstermelidir. Devletin ve de sahaya sürdüğü taşeronlarının provakasyonuna gelmemeye özen göstermelidir.

Burada Kürdlerin en büyük zaafı kendini konuşturabilir. Düşman hakkında pembe hayaller Kürdistan halkına empoze edebilir. Bunu özelikle kimi Kürd siyasi çevreleri politika edinmiştir. Argümanlarıda hazırdır. “Türklerle kardeş, dost ve stratejik müttefiğiz“, “ortak vatan“, “birlikte yaşam“ gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan hedeflerle Kürdlerin refleskleri domura uğratılmaya çalışabilirler. Bu mekanizma zaten iş başındadır. Ve çok kötü bir rol oynadığıda ortadadır.

Fakat Kürdistan halkı bunu görmekte ve bu oyuna gelmemektedir. O çıkarının nerede olduğunu görmektedir. Çıkarının ezeli Kürd millet düşmanı Türk, Arap ve Farslarla birlikte değil, onlara karşı harekete geçen ABD ve İsrail’den yana olduğuna inanmaktadır. Bu damar diridir ve Kürd milletinin geleceğini temsil etmektedir. En büyük avantajımızda budur.

11 Eylül 2019