İdam isteyen Tayyip, insafa gelip, af mı istiyor?

63229E2A-4082-48A2-92C9-66E6D94565DD

Bu ne tezat! Acaba ileride kendisi de bu aftan yararlanabilecekmi? MHP’nin Türk İslam sentezinin Türkçü kanadını oluşturması dolayısı ile eşkıya üyelerinin bir de derin devletin adamları oluşları, MHP’nin hangi haydutlar için af istediğini ortaya koyuyor. Komando lakaplı canilerin hamisi ve sahibi MHP’nin kimin affını istediğini ve kimler için idamı getirmek istediğini anlamak için, ülkücü faşist katillerin kurbanlarını ve hedeflerini anımsamak gerekir.

Yoksa idam yasası gelince,Kriz vaar!…’ diyenleri de asarlar mı?

Kriz falan yokken, dış mihrakları anladıkta, elektrik, su ve doğalgaz faturalarını yükseltenler, sakın ajan veya fetöcü olmasın!

Aklıma şöyle bir soru takılıyor: Güya Lazkiye’de yakalanan sözde itirafçı Yusuf Nazik, talep edilen sözde itirafları, af vaadi olmadan mı yapıp, hayatını karartmıştı ve hemen akabinde, bu af tesadüfen mi gelmişti?

Hukuk babası demek, hukukçu diye anlaşılmasın; Üretmekte babalıktır, soymakta, hortumlamaktababaların işidir.  Devletin tek söz sahibi olması nedeni ilebabaların egemenliğindeki bu ülkede, hepsinin veya her şeyin babası Tayyip efendidir. Asırlar boyu süregelen ve çağımıza ulaşan hukuk çalışmalarını ve birikimi elinin tersi ile itip, sorunları İskender’in kördüğümü misali, bir kılıç darbesi ile kesmesi, hukuken kendince her şeye çözüm getirmesi, bir hukuk dehası değil de nedir?

Hukuk okuyanlar halt etmiş anlaşılan.  

Düşünün, idamı getirmek isterken, affı getiren, yani adalet terazisinin bir kefesine uygun gördüklerinin affı, bir kefesine de hasımlarının idamı koyan bir babaya ne demeli? Böyle bir babaya hukuk babası demeyelim de,ne diyelim?

649D3A46-9568-46D4-9131-08FCFAFF469A

ÇAKICI AFFI

Af ne için çıkarılır?

Ceza niye verilir diye bilemezseniz, affın ne için çıkarıldığını bilmeniz zor olur. Çetelerin partisi MHP’ninaffı kim ve ne için istediği belli değil mi? Her gazetede yayınlandı. Ne iktidar ne de muhalefet karşı geldi.

Hepsi işbirliği halinde.

Acaba işkence gören ve hapishanelerde inim inim inletilen masumlardan birisi aftan yararlanabilir mi?

Esas önemli ve en tehlikeli cümle, Tayyip efendinin söylediği ve devletin kişilere ait suçları affetme yetkisinin olmadığıdır. Tam bir şeriatçı bakış. Dünyanın en geri hukukunu, yani şeriat hukukunu yaşayan Suudi Arabistan’da, bir insanın kolu veya başı kesilecekse, af için, suç işlediği kişinin af etmesi gerekir ki, o şahıs affedilebilsin. Bu nedenle, sanık hapse düşer düşmez pazarlıklar başlar; Apartman mı istersin, araba mı istersin, altın mı istersin, adamın karısını mı, kızını mı istersin, muvafakat sağlanana kadar af olmaz.

Modern hukuk karşısında, Tayyip’in getirmek istediği bu hukuka, varın siz bir ad bulun.

VEKİL KİMİN VEKİLİ?

Gerçekte devlet, kişileri temsil etmiyorsa, devletin kişilere karşı işlenen suçları affetme yetkisi de olamaz. Af yetkisi, demokrasilerde olur çünkü vekil, bireyin de, toplumun da vekilidir. Suudi Arabistan’ın dünyanın en katı monarşisi olması nedeni ile devletin bireyin işlediği suçu af etme yetkisini kullanmaması, bunu o ülkede vekil yani milletvekili seçimlerinin olmaması ile açıklamak mümkündür.

Erdoğan’ın bu sözü sarf etmesi, onun vekile halkın verdiği vekâleti gasp etmesi ile ilintilidir.

Peki, vekâleti olmayanın yasama yetkisi de olabilir mi? Elbet hayır! İşte meclisin devre dışı bırakılmasının nedenini de burada aramak gerekir. Vekilin yetkilerini gasp eden, meclisin de yetkilerini gasp ederek, her türlü meşruiyete gölge düşürmüştür.

VEKİL YETKİSİNİ DEVREDEBİLİR Mİ?

er bir vekil yetkisini devredebilme hakkına sahip olsaydı, aynı şey, bir devlet başkanı için de geçerli olurdu; Yani devlet başkanı, ülkeyi istediğine teslim etmeveya satma hakkına sahip olurdu. İşte o zaman devlet denen mülk, bir şahsın mülkü olurdu. Onun içindir ki, devletin mutlak hâkimi olan sultanlar, halkaVatandaşlarım!’ yerine, ‘Kullarım!’ diye hitap ederler. Oysa demokrasilerde bir milletvekiline verilen vekâlet, bu vekâleti kullanma hakkını verir, devretme hakkını vermez.

Bir milletvekili yetkisini devretme hakkına sahip olsaydı, seçimlere de gerek kalmazdı. Her vekil, sultanlar gibi, belirli bir süre sonra, seçim yerine, bir veliahta yetkisini devrederdi. Bu yetki, seçmekle işbaşına gelmeyi ilke edinmiş devletlerin temel felsefeleri ile çelişir ve asla meşru olamaz. Demokrasi kavramı ile taban tabana zıt düşer. Tayip efendi, bu ülkeyi demokrasiden arındırmak için musallat edilmiştir çünkü onu seçim yasağından devlet başkanlığına getiren dış devletlerin hepsinin temel yapısı ile çelişir.

Halkın verdiği vekâlet hakkının gasp edilmesine direnmeyen bir vekil, vekâleti devreden, yani halkına, seçmenlerine ihanet eden bir vekil demektir.

Her şeyi iki dudağının arasından çıkan sözlerle yöneten adamın devletine ne denir? Devlet hangi evraklarla yönetilir? Erdoğan ve halefi damat, sabahtan akşama kadar sadece imzalarla uğraşsalar bu işi beceremeyeceklerine göre, devlet bir adamın kafa sallaması ile yönetiliyor demektir ki, bu sistem, ancak veancak kabilelerde ve aşiret reislerinde yürütülmektedir.

Bunları düşünün ve bir zamanlar orta doğunun tek demokrasisi(!) diye seslendirilip şişirilen devletin, şimdi ne hale getirildiğini, içeriden nasıl fethedildiğini düşünün!

ÖNCE MUHALEFET İSTİFA ETSİN

İktidara talip olamayacak veya oylarına sahip çıkamayacak bir muhalefetin her faaliyeti bir ihanettir. Bir parti liderinin iktidar olma hedefi, amacı yok ve kendinialternatif gösteremiyorsa, siyasi adaylığından itibaren,aldığı maaşa kadar halka ihanet içerisinde demektir.

Umutsuzluk yaymak, bir muhalefetin siyaseti olamaz, çünkü umutsuz bir muhalefetin varlık nedeni veya siyaseten var olma hakkı kalmaz.

Onurlu bir vekil, bir muhtar kadar yetkili olamıyorsa, mecliste bir gününü dahi geçirmemelidir, mecliste geçireceği her gün, seçmene ihanettir.

HALKIN SİNESİNE ÇEKİLMEK

Halkı temsilden aciz ve dolayısı ile aldığı aylığı haram olan bir muhalefettin, halkın sinesine çekilmesini beklemek, abesle iştigaldir. Böyle bir muhalefet, halk muhalefeti olmaktan uzaktır Bu nedenle halka dönemez; İnkâr etse bile, halktan, halk düşmanı iktidar kadar korkmak zorundadır.

CHP halktan mı söz eder, milletten mi?

Arşivlere bakalım!

Halk ismini taşıyan partiler, batıda sağcı ve aşırı sağcı partiler olarak bilinirler. Bizde sol olarak biliniyorsa, burada bir siyasi veya kavram kargaşası var demektir.Halkları göremeyen bir partinin, halkın tanımından dahi söz etmemesi ve etnik milliyetçilikte yerini alması, halkçılıkla taban tabana zıttır, halka ihanettir.

ÇARE, İDAM DEMOKRSİSİ Mİ?

Erdoğan aniden bir demokrasi havarisi kesildi. Dünya ülkeleri beş devletten büyük olduğuna göre, 81 milyon vatandaş adına tek başına karar alan Erdoğan, 81 milyondan büyük mü oluyor?

Meclisin yetkilerini gasp eden bir adamın, BM’de adalet araması, entarisinin altında don giymekten aciz Suudi Arabistan sultanı ve körfezdeki türevlerinin, Suriye’de adalet aramasına benzer. Halkı susturan Erdoğan’ın dünyayı da susturabileceğini sanması, ancak içine düştüğü ruhsal durumla açıklanabilir, adalet veya siyasi kavramlar ile değil.

Öte yandan, Erdoğan BM Genel Kurulundan bu sözleri sarf ederken, salonu terk etmeyen kaç devlet temsilcisi kalmıştı, Türk medyasında bunu görmek mümkün mü?

Ya Almanya’da, Türk basını Erdoğan’la başlayıp, Erdoğan’la biterken, neden Almanya’daki protestolardan söz yok?

Demokrasinin bolluğundan mı?

Yoksa önce kendini idam eden, idamlı, üstün bir demokrasi mi keşfedildi?

Terörist diye adlandırdıkları arasında, göstermelik hasım fetöcüler dışında, bir tek radikal İslamcı çete var mı?

Göstermelik isteyip, sonra da Türkiye’de aklamak, hiç mi aklına gelmedi?

Hadi, o da bir dahaki sefere olsun, kopya çekin bakalım.

Cemil Hayek

29. 09. 2018