Mücadeleyle geçen bir yaşam: İbrahim Ayhan

 

9EC2CD32-40AF-420D-905C-D558EC911D4E

Erdoģan Alayumat – Mezopotamya24– Lise yıllarında tanıştığı Kürt özgürlük hareketi ile devrimci mücadeleye atılan İbrahim Ayhan, hayatının sonuna kadar bu alanda mücadele etmiş bir Kürt siyasetçisi olarak akıllara kazındı. Yaşamı boyunca ilkelerinden ve inandığı mücadeleden tek bir adım geri atmayan Ayhan, sürekli devletin hedefi oldu. Yaşamı baskı, işkence, cezaevi ve sürgünlerde geçen Ayhan’ı ailesi anlattı.

Geçtiğimiz günlerde Federe Kürdistan’ın Hewlêr kentinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa eski milletvekili İbrahim Ayhan, sürgünde yaşamını yitiren ne ilk Kürt siyasetçisi ne de son. Lise yıllarında tanıştığı Kürt özgürlük hareketi ile politik mücadele içinde yer alan Ayhan, üniversite yıllarına geldiğinde ise Kürt siyasi hareketi içinde öne çıkar. Ayhan, devletin dikkatini çeker ve hayatı boyunca bitmeyecek baskı furyası da böylece başlamış olur. Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biri olan 90’lı yılların zorluklarında siyaset yapmaya başlayan Ayhan, Kürt siyasi hareketi içinde kurulan bütün siyasi partilerde aktif görev alır.

‘EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ MÜCADELECİ RUHU’

Ayhan dik duruşu, tavizsiz kişiliği, halka ve mücadeleye olan bağlılığı, alçak gönüllülüğüyle kısa sürede toplumun saygınlığını kazanır. Dostları, mücadele arkadaşları ve ailesi İbrahim Ayhan’ı anlatırken onun en önemli özelliklerinden birinin mücadeleci bir ruha sahip olduğunu söylüyor. Lise yıllarından bu yana Ayhan’ın yaşamını Mezopotamya Ajansına (MA) anlatan yeğeni Fatoş Nujen Ayhan, “İbrahim bu mücadeleye yaşamının ilk yıllarında bir emekçi olarak başladı. Daha ilkokul yıllarında aileye ekonomik olarak katkı sunmak için çalışmaya başladı. Daha sonraki yıllarda kişiliği, duruşu ile yaşama yön veren tavrı ile bizim en değerlimizdi. Bu kimliğiyle ileriki yıllarda tüm toplum için bir değer haline geldi. Toplumda büyük değer gördü, insanlar için iyi bir rehber yol gösterici oldu, toparlayıcı oldu” dedi.

BASKILARA KARŞI SÜREKLİ MÜCADELE ETTİ

İlkokullar yıllarından sonra sınavlara girip Adana Erkek Lisesini kazanan Ayhan, liseyi kazandıktan sonra ailesinden ayırılır. Liseye gitmeye başladıktan kısa bir süre sonra Kürt özgürlük hareketiyle tanışır. Liseyi kazandıktan sonraki yıllarda sancılı bir hayat yaşayan Ayhan, Adana’da Kürt gençlerine dönük baskılara karşı mücadele etmesinden kaynaklı sürekli saldırı ve baskı ile karşılaşır. Küçük yaşta farklı toplulukların içinde yer alması ve bu toplulukların içinde yaşadığı yabancılaşma ve ötekileşme onda mücadele ruhunu tetikler.

‘BASKILAR ONU YOLUNDAN ÇEVİRMEDİ’

Adana Erkek Lisesini bitirdikten sonra üniversite sınavına giren Ayhan, Maraş Sütçü İmam Üniversitesi Elektrik bölümünü kazanır. Üniversiteye girdikten kısa süre içinde Kürt gençleri içinde örgütlenmeye başlayan Ayhan, kısa sürede hem üniversite gençliğinin hem de üniversite idaresinin dikkatini çeker. Kısa sürede okul içinde sevilen ve saygı duyulan bir genç haline gelen Ayhan, okulda politik faaliyetler içinde olmasından kaynaklı ırkçı yapılar tarafından saldırıların hedefi haline gelir. Tüm bu saldırılar karşısında geri adım atmayan Ayhan, kısa süre sonra politik faaliyetlerinden kaynaklı üniversite birinci sınıftayken okuldan uzaklaştırılır. Yaşadığı baskılar ona engel olmazken, okuldan atıldıktan sonra politik faaliyetlere daha çok katılmaya ve her zaman kararlı bir şekilde kendi tercih ettiği yoldan gitmeye devam eder.

‘SÜREKLİ KENDİNİ GELİŞTİREN BİR YAPIYA SAHİPTİ’

Üniversiteden uzaklaştırıldıktan sonra tekrar sınava giren Ayhan, politik duruşuna yön verecek olan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Mühendisliği bölümünü kazanır. Van’a gittikten sonra politik olarak kendini geliştiren Ayhan, burada kısa sürede öğrenci gençliği arasında sevilir ve sayılır hale gelir. Nujen Ayhan, dayısının ilk gençlik yıllarından buyana sürekli kendini geliştirdiğini ve sürekli okuduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Okul tatillerinde bizi ziyarete geldiğinde benim kütüphaneme bakardı. Daha çok Türk klasik edebiyatını okuduğumu görünce ‘Bu kitapları okuma bu kitaplar ruhen ve psikolojik olarak seni çöküntüye sürükler’ derdi. Daha çok bana dünya klasiklerini ve Rus edebiyatını önerirdi. Kendisi sürekli okur ve o derin bilgi kuyusuna milyonlarca bilgi sığdırdı. Bu okudukları ilerleyen yıllarda daha kararlı ve daha bilinçli mücadele yürütmesine neden oldu.”

Van’da okuduğu yıllarda yaptığı politik faaliyetlerinden kaynaklı bu kez Van polisinin dikkatini çektiğini dile getiren Ayhan, “Tabi o yıllar zor yıllardı. 90’lı yıllar ateşli yıllardı Kürtler için. Öğrenci gurupları içinde bir takım çalışmalarda yer alıyordu. Kürt halkının özgürlüğü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için mücadele ediyordu ve Bu mücadelesinden kaynaklı büyük baskılara maruz kaldı” diye konuştu.

İLK SÜRGÜN YILLARI

Van’da yaptığı politik faaliyetlerden kaynaklı tekrar okuldan uzaklaştırılan Ayhan hakında davalar açılır ve yakalama kararı çıkarılır. Yaşamının ilk sürgünlüğünü 1991 yılında yaşayan Ayhan, bu yıllarda aranır vaziyete düşer ve kendi yaşadığı ülkede sürgün hayatı yaşamaya başlar. Yaklaşık 3 yıl boyunca aranan Ayhan, yakalanmamak için Adana, İstanbul ve Ankara gibi bir çok farklı şehirde yaşamak zorunda kalır. O dönem Ayhan ailesi de yaşanan baskılardan nasibini alır. Ayhan ailesi sürekli polis baskınları ile karşılaşır ve bu durum 3 yıl boyunca devam eder. 1993 yılında dönemin iktidarı ile PKK arasında yaşanan görüşmelerden kaynaklı baskılar gevşer, Ayhan hakkında arama kararı kaldırılır ve Urfa’ya ailesinin yanına yerleşir.

ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNDEN MAHALLE GENÇLİĞİNE…

Bu yıllarda Urfa’nın Siverek ilçesinde yaşayan ailesinin yanına yerleşen Ayhan, politik faaliyetlerine burada devam eder. Ekonomik anlamda hayatını idame etmek için çalışmaya başlayan Ayhan, işten arta kalan zamanlarda kurdukları gençlik derneği ile ilgilenir. Dernekte kültürel faaliyetler yapılırken, bir yandan da ülkenin içinde bulunduğu politik ve siyasal durum değerlendiriliyor. Dernek üzerinden yüzlerce genci bir araya getiren Ayhan, kısa sürede ilçe genelinde sevilen bir kişilik haline gelir.

EMEK MÜCADELESİ İÇİNDE KISA SÜREDE SEVİLİR

1995 yılında üniversiteler için af yasası çıkarıldıktan sonra eğitim hayatını tamamlayan Ayhan, 1998 yılında öğretmenlik hayatına başlar. Öğretmenlik yıllarında emek hareketi içinde mücadele etmeye devam eden Ayhan, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim Sen’de çeşitli görevler alır. Sendikal mücadele içinde kısa sürede sevilen biri haline gelen Ayhan, sırasıyla şube yöneticiliği, örgütlenme sekreterliği ve şube başkanlığı yaptı.

SENDİKAL MÜCADALEDEN SİYASAL MÜCADELEYE

Sendikal faaliyetler ile yetinmeyen Ayhan, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) içinde siyasi faaliyetler yürütmeye başladı. 2007 yılında yapılan genel seçimlerde Urfa’dan bağımsız milletvekilliği adaylığına gösterilen Ayhan, partisinin barajı aşamaması nedeniyle BDP Urfa İl Başkanlığı görevini yürütür. BDP Urfa İl başkanlığı görevini yürütürken başlayan KCK operasyonlarında gözaltına alınıp daha sonra tutuklanan Ayhan, birkaç yıl cezaevinde kalır. 2011 yılında yapılan genel seçimlerde tekrar BDP’nin gösterdiği bağımsız milletvekili adayları arasında yer alan Ayhan bu kez 80 binin üzerinde oy alarak cezaevindeyken milletvekili seçilirb. Ancak iktidarın yürüttüğü baskı politikalarından kaynaklı hemen tahliye edilmez. 3 Ocak 2014’te Anayasa Mahkemesi’nin tutukluluklarının makul süreyi aştığı ve seçilme haklarının ihlali iddiasıyla yaptıkları başvuruyu haklı bulması sonucu tahliye edilir. Böylece Ayhan, yasama faaliyetlerine katılmaya başlar.

HALKLA BÜTÜNLEŞMİŞ BİR VEKİL

Vekil seçildikten sonra halkın içinden çıkmayan Ayhan, daha çok halkın sorun ve sıkıntılarını gündeme getirmesi ile öne çıkar. Yaşamı boyunca inandığı ideallerinden geri atmayan Ayhan, mecliste gösterdiği duruşu ile tüm Türkiye halkları tarafından kısa süre içinde tanınır ve sevilir bir hale gelir. O artık tek bir bölgenin değil tüm Türkiye halklarının temsilcisi olur ve buna uygun yaşamaya devam eder. Halkı için çabalayan nadir vekillerden biri olduğunu söyleyen Nujen Ayhan, zamanının büyük kısmını kırsal ve dağ köylerinde geçirdiğini ve kendisini çok nadir gördüklerini ifade etti.

ZORLU ZAMANLARIN VEKİLİ OLDU

2015 yılında seçim öncesi Urfa genelinde yapılan teamül yoklamalarında halk Ayhan’ın yeniden aday olması ister ve bunun üzerine Ayhan yeniden ve bu kez Halkların Demokratik Partisi (HDP) sıralarında milletvekili adayı gösterilir ve o yıl tüm Türkiye’de tarihi bir çıkış yakalayan HDP Urfa’da da tarihi bir oy oranı alarak İbrahim Ayhan ile birlikte 4 milletvekilini Meclis’e gönderir. Seçimlerde istediği sonucu alamayan iktidar, seçim tekrarına giderek 1 Kasım 2015 yılında yeni bir seçim kararı alır. Ayhan bir kez daha HDP sıralarında milletvekili adayı gösterilir ve yeniden seçilerek Meclise girer. Bu yıllarda ülke çalkantılı bir sürecin içine girer. Çözüm süreci bozulur, Kürt kentlerinde sokağa çıkma yasakları ilan edilir ve kanlı bir süreç başlar. Ayhan bu süreçte katliam ile yüz yüze kalan halkın yanında yer alırken özellikle Mardin’in Nusaybin ilçesinde sokağa çıkma yasağının başladığı dönemde günlerce kentte kalarak katliamın önüne geçmeye çalışır.

Bu yıllardan sonra Kürt siyasi hareketi üzerinde baskılar ciddi oranda artarken, Ayhan da bu baskılardan nasibini alır. Önce milletvekilliği dokunulmazlığı kalkar ardından hakkında hazırlanan fezlekeler bir bir davalara dönüşür ve en son hakkında verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası onandıktan sonra vekilliği düşürülür.

‘YORGUN ZAMANLARDAN GEÇİYORUZ’

İbrahim Ayhan’ın kısa yaşamına çok şey sığdıran ender kişiliklerden biri olduğunu söyleyen Fatoş Nujen Ayhan, son olarak şunları söyledi: “Son zamanları hep sıkıntılar içinde geçti. Aslında yaşamının her anı sıkıntıyla geçti. Nerede bir haksızlık varsa hep oradaydı. Ama gitmeden önce çok fazla sıkıntı çekiyordu. Son zamanlarda yaşadığı en büyük stres hiç bir şey yapamamanın verdiği stresti. Yerinde durmak ona göre değildi o yüzden bir şey yapamamak onu çok yoruyordu son sözü de ‘yorgun zamanlardan geçiyoruz ve yorulmaktan başka bir şey yapamıyoruz’ oldu. Bu onu gerçekten büyük bir stres altına sokmuştu. Hiçbir zaman bulunduğu ülkeyi bırakmak isteyen biri değildi. Son süreçte hiç bir şey yapamamanın verdiği çaresizlikten yönünü başka tarafa verdi. Avrupa fikrine hiçbir zaman sıcak bakmadı. ‘En azından mücadele edebileceğim bir alana gidebilmeliyim’ derdi. Keşke yarıda kalmasaydı, keşke kalbi bu kadar yorgun düşmeseydi ve ilerlediği yolda istediği hedefe ulaşabilmek için daha uzun yıllar çaba gösterebilse