Eksem Neîsa: İdlib anlaşması geçicidir

A54D12EF-EC9C-4B96-ADBD-298276EDBE3C
Mezopotamya24-Eksem Neisa: “Idlib konusu, Tahran Soçi toplatıları ile ikili görüşmelerde varılan anlaşmalar her an değişebilir. Ne muhalifler nede rejim krizi çözemez. Türkiye ise bölgedeki çetelerin, teröristlerin stoğudur” dedi.

Suriyeli muhalif siyasetçi Eksem Neisa, Idlibe yönelik anlaşmaların kısa süreli olduğunu ve Türkiye’nin Suriye’ye müdahale amacının Kuzey Suriye’de kurulan demokratik sistemi tasfiye etmek olduğunu ifade etti.

Neisa, Suriye krizi, uluslararası devletlerin toplantıları ile Idlib konusuna ilişkin sorularımıza Neisa’nın yanıtları şöyle:

  • Garantör adını alan birçok devlet arasında Idlib’e ilişkin toplantılar gerçekleşti. Size göre Suriye’deki gelişmeler, özelliklede Idlib nereye doğru gidiyor?

Başta şunu belirtmek isterim. Garantör ülkeler arasında, çatışmasız bölgeler, anlaşması sonuç vermeyecektir.

Tahran, Soçi toplantıları öncesi ve sonrasında gerçekleşen toplantılar ve alınan kararlar sürelidir ve her an bozulmaya müsait durumdadır. Aslında bu anlaşmalar Türkiye ile Rusya’nın kendi çıkarları temelinde ellerindeki kartları sahaya sürdüklerini gösteriyor. İşgalci Türk devleti siyasi çıkarlarını garantiye almak için kullandığı bu kartlarla bölgesel ve küresel güçleri bir şekilde tahrik etmek istiyor. Asıl amaçları kuzey Suriye’dir.

Türk devleti dengeleri kendi lehine çevirerek, kuzey suriye’de ortaya çıkan ortaya çıkan özerk yönetimi zayıflatarak ortadan kaldırmak ve bu alanda kendi hakimiyetini geliştirmek istiyor. Türkiye bu amaçla Soçi toplantısında kapılarını açarak sorunların ortaya çıkmasını istedi.

Rusya’da ise; Türk devletinin İdlib’deki gözlem noktaları ile çetelerin Suriye-Türkiye sınırı üzerindeki oradaki varlığını kabul etmiyor. Çünkü bu üsleri ve çeteleri Suriye’deki varlığı açısından tehlikeli görüyor. Onun için zamana yaymak suretiyle çeteleri eritmeye tabi tutuyor.

Suriye krizinde birçok gücün parmağı var. Suriye anayasasındaki 2254.madde kabul görmediği sürece sorun da çözülmeyecek. Suriye rejimi demokratik siyasi çözüm önünde engel teşkil ediyor. sonuç olarak, Suriye rejiminin demokratik dönüşümü krizin çözümünde temel koşuldur.

  • Türkiye’nin kendisini dünyaya ispatlamak amacıyla Idlib’te teröre karşı savaştığını göstermeye çalışıyor. Heyet Tehrir El-Şam’ı utangaçça da olsa terörist olarak nitelemesi de bundandır. Türkiye’nin bu yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Qamişlo halkı Efrîn için yürüdü
Çeteler, teröristler Türkiye üzerinden Suriye’ye geçiş yaptılar. Türkiye, çetelerin toplandığı ana merkez durumundadır. Türkiye’yi ziyaret eden herkes binlerce çetenin İstanbul sokaklarında ve diğer kentlerde elini kolunu sallayarak rahatça dolaştığını görecektir.

Türk devletinin çete gruplarına her türlü silah ve lojistik destek verdiğini herkes biliyor. Türkiye utangaçça Heyet Tehrir El-Şam çete grubunu terörist grup olarak ilan etse de, batılı bir çok basın yayın organı Türk devletinin bunlara her türlü desteği verdiğini yazdı, çizdi.

Türkiye’nin tavrı tüm taraflar için açık bir mesaj taşıyordu aslında. Çünkü çete gruplarının kaderi türk devletinin elindedir. Türk devletinin bu çetelerin geleceğinde söz sahibi olması müzakere masasında elini güçlendiren bir unsurdur.

Her Garantör devletin kendine göre Idlib’te hedefleri var. Sizce eğer bu devletler Suriye’deki krizde ve özellikle de Idlib konusunda bir anlaşmaya varamazlarsa aralarındaki ilişki bundan nasıl etkilenir?

Türkiye’nin kendi çıkarları için bu tür kartlar sahaya sürmesi oldukça normaldir aslında. Ki elindeki kart ise bu çete gruplarıdır. Hatırlayalım, Türkiye önce Idlib’teki çete gruplarının sayılarının belirsiz olduğunu söyledi ama hemen ardından, ne zaman ki İdlib’de çatışma olasılığı artınca, burada binlerce çetenin olduğunu açıkladı. Savaşın çıkması durumunda Suriye rejimi ile Rusya’nın büyük kayıp vereceğini, açıkladı. Aslında bu güçleri bir şekilde tehdit etti. Aynı Türk devleti, anlaşma yaptıktan sonra da binlerce çeteyi oradan çıkardı.

Mevcut tablo için neler söylemek istersiniz?

Astana, Soçi, Cenevre büyük toplantılardır. İkili, üçlü toplantıların zamanı geçti. Şimdi kriz başka bir aşamaya geçiyor artık. Ne bölgesel güçler ne de kendisini muhalif olarak nitelendirenlerin Suriye krizinin çözümünde söz hakkına sahip değiller. Bu da onların bu kaos içindeki yenilgisinin ispatıdır.