ÖLÜMCÜL HAMLE!

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan


0E2C04B7-71B1-41E7-ADD0-000847A3F90EABD, İran’ı hedefe koydu. Çok yönlü bir ablukaya tabi kılmaya çalışıyor. Bunun için önce müttefikleriyle görüştü ve görüşmeler devam ediyor. Önlerine yapmaları gereken konuluyor. İlk aşamada İran ile var olan anlaşmalarını uzatmamaları ve yeni anlaşmalar yapmamaları konusunda uyarılıyor. İkinci adım; müttefiklerin zarar görmemesi için kısmi ambargoyu Ağustos ayında uygulamaya koydu. Üçüncü aşama; ölümcül hamledir. 5 Kasım 2018 tarihinede devreye sokulacaktır. Ambargoyu delen şirket ve devletlerede ambargo uygulanacaktır. Böylelikle İran tam bir ablukaya alınacaktır.

Bunun için ABD, askeri ve diplomatik heyetler kurup müttefikleriyle görüşmelerini sürdürmektedir. Şu an Irak’ta yoğun bir çaba içindedir. İran-Irak, İran-Kürdistan’ın Güney sınırlarında keşif yapılmakta ve kontrole alınmaya çalışılmaktadır. Irak ve Kürdistan’ın Güneyi ABD ile İran arasında bir savaş alanına dönerse kimse şaşmasın. Türkiye ile konu tartışılıyor. Ambargoya uymaması halinde ona karşıda sert tedbirler alınacaktır.

ABD-İran arasındaki mücadele sadece ekonomik ambargodan ibaret değildir. Ekonomik ambargonun yanı sıra İran içinde halk hareketlerini devreye koyacak ve destek verdiği örgütlerle askeri yönelimleri başlatacaktır. İran dışındaki askeri hedeflerine karşıda askeri müdahalede bulunacak ve oradan sökülecektir. Zaten İsrail gün boyu Suriye’deki İran askeri hedeflerini vurmaktadır. Helsinki’de bir araya gelen Trump-Putin görüşmesinde bu konuda bir anlaşma sağlandığı söylenmektedir. Bu nedenle Rusya her ne kadar İsrail’in İran hedeflerine yönelik askeri operasyonundan memnun olmasada direk karşıda çıkmamaktadır.

Rusya bir taraftan İran’ın aşırı yayılmasından, diğer taraftan İran Molla Rejimin ABD ve müttefikleri tarafından bir bütün olarak tasfiye edilmesinden rahatsızdır. Bu nedenle bir sıkışık durum yaşıyor. ABD ve müttefiklerin İran’a karşı operasyonunu durduramıyor. Şimdilik bunu gecikmenin yolunu arıyor. Bunu Türkiye ile yapmaya çalışıyor. Suriye’de Türkiye’ye alan açmasıda buradan kaynaklanıyor. Kendisinin direk yapamadığını Türkiye eliyle yapmaya çalışıyor. Bu nedenle radikal cihatçı teröristlerin imhasına girişilmedi. En aşağı şimdilik. Bunlar, Rojava’da Kürdlere ve tabii ki ABD’ye karşı kullanılmak isteniliyor. Türkiye, Rusya’dan destek alırsa buna girişir. Böylesi bir durum İran’a nefes aldırır. Bu konuda bildiğimiz kadarıyla Türkiye-İran arasında bir anlaşmanın olduğudur. ABD, İran’a karşı operasyon sürdürürken Türkiye bunu kendine karşı olarak okuyor. Bu nedenle ABD durdurulmak isteniliyor. Bu düzeyde yüksek derecede dile getirilen bu istemler gerçeğe dönüşür mü, yoksa blüf olarak kalır mı ileriki süreçte açığa çıkacaktır.

Hedef Kürdlerdir. Şunu görüyorlar. ABD, Orta Doğu’yu yeniden inşa etmeyi Kürdler üzerinde yapıyor. Bunu engellemenin büyük çabası veriliyor. Bir taraftan askeri yönelimle Kürdlere darbe vurulmaya çalışılırken, diğer yandan önlerine statüsüz hedefler konuluyor. En büyük argümanlarıda sömürgeci ülkelerin “siyasi ve toprak birliğini korumak“ çok işleniliyor. Bu durum Kürdler açısında büyük bir handikap oluşturuyor. ABD, bu konuyu aşmak için Kürdleri sürekli uyarıyor. ABD, statüsüz bir çözüm istemiyor. Bu, bildiğimiz üzere resmi düzeydeki yetkililerin ağzıyla sözle pek ifade edilmiyor. Fakat eski yöneticiler, akademisyenler tarafından sürekli işleniliyor. Yanı sıra pratikte Kürdlerin önünü açıyor ve ileri mevzilere taşınılıyor. Bu da, sömürgecilerimizi korkutuyor ve ortak çalışmasına yol açıyor. Bu nedenle ABD’nin İran’ı hedefe koyduğu bu süreçte Türkiye’nin Suriye’de sorun yaratmaya çalışması tesadüf değildir.

ABD için Türkiye’nin Rojava’da sorun yaratması ve hele PYD/YPG’nin egemen olduğu ve siz ABD olarakta okuyabilirsiniz Fırat’ın Doğusu’nu işgal etmeyi politika edinmesi kabullenilecek bir olay olmaması bir yana İran’a yönelik planını zora sokuyor. Böylesi bir durumda İran öncesi ABD-Türkiye savaşı gündeme oturur. ABD’nin bu süreçte istediği bir durum değildir ama Türkiye kendini ilahi dayatırsa ABD buna mecbur kalır. Aslında bu gelişme Kürdistan’ın Kuzeyi’nin kurtuluşunu sağlar. Türkiye bu hatayı yapar mı? Keşke diyelim mi?

Bu ihtimal yok değildir. Bu nedenle ABD, Rojava’ya habire silah yığıyor. Üst düzeyde bir savaş hazırlığı yapılmaktadır. Eski partiler bir yana son on gün içinde silah dolu binlerce tır YPG’ye teslim edildi.

Bu gelişme Kürdistan’ı sömürgeleştiren devletleri korkuttuğu gibi Rusya’yıda korkutuyor. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: “Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik ana tehdit, ABD’nin doğrudan kontrol ettiği ve fiiliyatta bağımsız özerk yapıların kurulduğu Fırat’ın doğusundan yükseliyor,” demesi Rusya’nın Orta Doğu’ya ilişkin politikasının özetidir. ABD planını bozmak için sarıldığı konu Kürdistan’ı sömürgeleştiren ülkelerin “siyasi ve toprak birliğininin korunmasıdır.“ Buna gücü yeter mi? Hayır! Buna direnecektir ama zafer ABD’nin olacaktır. Tabii ki Kürdlerin.

İran’da direnecektir. Hemde Rusya ve Türkiye’den fazla. Elinden geleni yapacaktır. Batı’da uyuyan hücrelerini harekete geçirecektir. Suikastlara girişecektir. Orta Doğu’da Şiilerin hamiliğinden vaz geçmeyecektir. Bunun için “Şii Hilalı“ni gerçekleştirmeye çalışacaktır. Her yönüyle desteklediği Hizbullah, Hamas, Heşdi Şebi terör örgütlerini harekete geçirecektir. Rusya ve Türkiye’nin desteğini almaya çalışacaktır. Bu desteğin boyutu ne olur bilemeyiz ama açıkça ABD’ye karşı İran yanında direk savaşmasalar bile el altında İran desteklenilecektir. Tüm bunlara rağmen ABD ile karşı karşıya gelen İran kendini koruyabilecek mi sorusunu akla getiriyor. İki güç ve müttefiklerin gücü değerlendirildiğinde bunun mümkünü olmadığı ortaya çıkıyor.

Bu koşullarda Kürdlere gün doğuyor. Bizim gibi düşünmeyen ve hele ezeli Kürd millet düşmanları tarafından habire yalana dayalı haberler servis ediliyor. Ki bunların çoğu düşman güçler tarafından paraya boğulan sözde “analist“ diye servis edilen kişiler tarafından yazılıyor. ABD, Kürd ilişkisini değerlendiren bu çevreler “ABD bölgeden çekilecek, Kürdler yanlızlığa terk edilecek,“ tezini işliyorlar. Bu tez sahipleri ABD’nın 21.Yüzyıl projesi olan GOP’nı anlamadıkları ortaya çıkıyor. ABD, okyanus ötesinde canı sıkıldı diye Orta Doğu’ya geçici olarak seyahat etmeye gelmiş değildir. 20.Yüzyılda Orta Doğu’ya verilen statükoyu bozmaya ve yeni bir statüko vermeye gelmiştir. 21.Yüzyılda ve de 22.Yüzyılda dünya egemenliğini sürdürmek için Orta Doğu’ya müdahale etmiştir. Burayı bırakıp gitmesi demek bu amacından vaz geçmesi gerekiyor.

ABD bunu niye yapsın?

Dahası bunu yapmasına mecbur bırakacak bir güç mü var ortada?

Bu güç Rusya, İran, Suriye, Irak ve Türkiye mi?

Bunu iddia eden çevrelerde yok değildir. Ama bu güçler büyük bir yanılgı içindedirler. ABD bölgede kalıcıdır ve İsrail’den sonra en güvendiği güçte Kürdlerdir. Bu nedenle bugünden sonra Kürdleri bölge sömürgeci güçlerin insafına bırakmayacaktır. Çokça dile getrilen Efrin ve Kerkük meselesi bu güçlerin tezlerine haklılık göstermiyor. Efrin ve Kerkük meselesi kendi başlarına incelenmesi gereken özgün konulardır. ABD’nin güncel öncelikleri ve Güneyli kimi Kürd siyasal hareketlerin sömürgeci güçler ile birlikte ABD’nin planını boşa çıkarıcı politikalar sürdürmelerinden kaynaklanmaktadır. Bunlar açığa çıkarılmadan ABD niye Efrin ve Kerkük konusunda sesiz kaldı demenin tutarlı bir tarafı yoktur. Yanı sıra Kürd millet düşmanları bu konuyu haddinden fazla işliyor. “ABD çekip gidecek. Biz bize kalacağız. Bu nedenle ayağınızı yorganınıza göre uzatın,“ diyerek Kürdlere gözdağı verdiklerinin büyük payı vardır. Buna inanan az Kürd siyasi hareketide yok değildir. ABD ile ilişki geliştirmeleri gereken Kürdler, düşman propagandanın tesiriyle ABD’den uzak durup sömürgeci ülkelerle iş tuttuyorlar. İşte Kürd hareketini zaafa uğratan en büyük kırılmada bu oluyor.

Kürd siyasi hareketi, Kürd milletine kaybettiren bu uğursuz siyaseti terk etmelidir. ABD’nin sömürgecilerimize ölümüne saldırdığı, siyasi ve toprak birliğine yöneldiği bir süreçte ABD’den uzaklaşıp sömürgecilerle iş tutan kim olursa olsun Kürd milletine ihanet etmiş olurlar. Hiçbir Kürd siyasal hareketin bu duruma düşmesini istemeyiz ama düşen olursada onları teşhir etmekten kaçınmayız.

Sonuç olarak; 5 Kasım 2018 tarihi bir dönüm noktasıdır. Önemli gelişmelerin öngünüdür. Sömürgecilerimiz için idam sephalarının kurulmasıdır. Burada Kürdlere düşen görev saldalyayı altlarından çekmek kalıyor. Haydi hayırlısı!

23 Eylül 2018