İdlib’de neler oluyor

Yavuz Özcan



D8A727B0-5F5A-4F52-9F1A-CB5F50C5200A

Rusya ve İran desteğindeki Suriye ordusu, İdlib’e harekat için son hazırlıklarını sürdürürken, Türkiye’nin cihatçıları koruma ve Rojeva da Kürdlerin herhangi bir statüye kavuşmaması için yoğun çaba sarfettiği görülüyor. Rusya, muhaliflerin teslim olup güç kullanmadan sorunun çözülmesinde ısrar ederken silah bırakılmaması halinde bölgede üç aşamalı bir savaş planı için harekete geçileceğini bildirdi. Bu kapsamda yakın zamanda kara harekâtına başlanması ve yeni yıla girmeden İdlib’in tamamen alınması hedefleniyor.

İdlib’e yönelik gerçekleştirilecek harekât öncesi Türkiye, İdlib’deki cihatçı grupları birleştirme ve Türkiye’nin şartlarını kabul etmeyen El Nusra ile temaslarını artırdığı belirtiliyor. Kent merkezi ve çevresini kontrol eden cihatçı grupların büyük bölümü, silahların bırakılmasına karşı çıkıyor. 

 

Türkiye’den yeni plan

 

Türkiye’nin İdlib’e yönelik çalışması, Rusya ve rejimin saldırılarını geciktirmeyi hedefliyor. Türkiye Rusya’ya verdiği sözlerden biri, Heyet Tehrîr El-Şam grubu silahlarını teslim edip bölgeden çıkarılacak. Bölgeden çıkarılan bu cihatçı gruplarHalep’in kuzeydoğusundaki Çobanbey yakınlarında hazırlanacak güvenli bölgeye sevk edilecek. Bu gruplar, İdlib harekâtı sonrası ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) karşı harekâta hazırlanacak. İdlib’den gelen siviller ise Efrin bölgesine yerleştirilecek. Bu planla birlikte Öncüpınar sınır kapısı ve Cerablus arasında Türk ordusu tarafından işgal edilmiş Çoban beyde cihatçı grupların kalabilmeleri için inşa edilecek kamplar için meteryal aktarımı devam ediyor. Suriye ordusu ise bölgeye yığınak yapmaya devam ediyor. Suriye ordusu ve milis güçleri komutanları ise uygulayacak planı bize şöyle aktarıyorlar. İlk aşamada, Hama’nın kuzeyi, Han Şeyhun, Miherêt El-Nuhman, Halep’in batısı, Türkmen Dağı, Cisr eş-Şuğur denetime alınacağını, İkinci aşamada, Hama-Halep arasındaki uluslararası M-5 otoyolu ile Lazkiye-Halep arasındaki uluslararası M-4 otoyolu ve son aşama olarak M-4 otoyolunun kuzeyi ile İdlib’in Türkiye ile olan sınırı kontrol altına almayı planladıklarını belirttilerMezopatamya24’te bilgi veren Suriyeli milis kuvvetleri komutanları açıklamaları esnasında ilginç detaylarda verdiler. Bunlardan ikisini aktarayım. Türkiye’nin Suriye’nin parçalanması durumunda 2. Abdülhamid’in kendi döneminde Suriyede kendi adına aldığı toprakları geri almak üzere 49 mirasçıdan vekalet alarak avukatlara verdiğini belirtiyorlar.” 

Bu araziler, hangi ülke alırsa onun olurdu. Ancak şahsa ait olursa o şahısta kalırdı. Bu nedenle Abdülhamid’in mülkü olarak kalmıştır. Bugün Suriye’deki birçok çiftliğin tapuları hala Abdülhamid’in üzerinde olduğu biliniyor. Türkiyenin Abdülhamit adına kayıtlı 15 köyle ilgili olarak Abudhur hava alanı çevresinde bulunuyor bu köyler, Türkiye’nin bu hazırlıkları yapmış olması generallar arasında büyük tepkilere yol açtı. Abdülhamit burada çok güzel ovaları pamuk buğday hububat ambarı olan Abuduhr havaalanında üzerine konuşlandığı alanları özel mülk olarak almış. Suriyede islah zirai ( toprak reformu) sonrası bu araziler  köylülere dağıtılmış ve bu toprakların mülkiyeti bu köylülerindir. Abu duhur ovası tamamen Sultan Abdülhamit’in özel mülküymüş ve Türkiye bu kozuda elinde tutmak istiyor’ diyorlar.

Bir diğer ayrıntıda ‘Güney cephesinden yapılan anlaşmalarla teslim olan ve orduya katılan cihatçıların büyük bir kısmın da İdlib cephesine taşınmış ve cephenin ön saflarına yerleştirilmişler. Üst düzeydeki subaylar çok gergin durumda ve İdlip operasyonunun ertelenmesine hiç iyi bakmıyorlar. Artık siyasi hesapların bitmesini ve ne olacaksa olsun bir an önce diye düşünüyorlar’ diyerek durumu özetliyorlar. Peki Rusya neden geçiktiriyor sorusuna verilecek çok cevap var elbette. Ama biz özet olarak bu cevabı verelim.

Görüştüğüm gazeteciler, siyasiler ve İdlib operasyonuna katılan güçlerin yetkilileri aynı şeyleri söylüyorlar

Rusya operasyondan vazgeçmez. Türkiye’yi kırmadan tüm planlarını tüketmeden operasyonu başlatmak istemediği konusunda her kes hem fikir. Rusya Türkiyeyi şimdiye kadar çok iyi kullandığını ve bunun sonucunda Suriye’nin tüm alanlarındaki cihatçıları boşaltığını ve aynı taktiği İdlib’de de uygulayacağıdır. Erdoğan bir süre sonra sıkça kullandığı aldatıldık cümlesini bir kez daha kullanacağı ve şimdiden Putin tarafından aldatıldığını düşünüyor.

Rus stratejisinin nasıl çalıştığını anlamak önemli. Astana Mutabakatı ile ilan edilen ‘gerilimi düşürme bölgeleri’ Rus stratejisinin ana planıydı. Bu çerçevede özellikle üç cephede elde edilen sonuç önemli. Halep, Doğu Guta ve Dera’da karadan ve havadan saldırılar artırıldı. Buna paralel olarak Hmeymim Üssü’nde oluşturulan Rus Uzlaştırma Heyeti silahlı gruplarla müzakere masasına oturdu. Halep ve Doğu Guta’da Türkiye’ye düşen görev ise silahlı grupların İdlib’e tahliye olmasını kolaylaştırmaktı. Dera’da pazarlıkların bir tarafında Ürdün, ABD ve İsrail de vardı. Silahlı gruplar mutlak bir çöküş senaryosundan kaçınmak için ya ağır silahlarını bırakıp otobüslerle İdlib cephesine gitmeyi kabul ettiler ya da bulundukları bölgede rejimi ordusuna katıldılar. ErdoğanRusya Devlet başkanıyla görüşürken kafasındaki en son planıda söylüyeceği belirtiliyor. Erdoğan’ın kafasında kendi işgalleri altında olan bölgelere ki bu Çoban bey bölgesi olarak belirlenmiş, Türkiye’nin ikna edeceği cihatçıları, burda yapılacak kamplara taşıyacak ve bu ciharçılar burda daha iyi bir eğitimden geçirilerek Rojava’ya yönleri döndürülecek ve bu şekilde yeni bir cephe açılarak YPG yeni bir savaşın içine çekilecek ve takkattan kesilerek zayıflatılacak hesap bu. Suriye ise cihatçıların çekip gitmesini istemekte. İdlip operasyonu, Rusya’nın Türkiye ile yaptığı pazarlıklarda neler elde edip neler vereceği konusuna gelip dayanmış.

Görüştüğüm yetkililer operasyondan vazgeçilmiş değil diyorlar ve ekliyorlar. İdlib’in hem güneybatısında ve hemde güney cepelerinde operasyonlar sürüyor. Türkiyenin El Nusra gibi grupları ikna edemediği, diğer bölgelerden gelen cihatçıların ise uzlaşıyı kabul etmedikleri için buraya geldiklerini  belirtiyorlar açıkça. İdlib’in en az yüzde 70’nielinde tutan Heyet Tahrir el Şam ve müttefikleri zaten hiç bir zaman ateşkes yapmadı ve çözüm istemediler.

 

Türkiye ne yapıyor

 

Türkiye, uzun zamandan beri cihatçı grupları tek çatı altında toplayıp bunlara meşruluk kazandırarak masaya oturtmak istiyor. Bu uğraşları sonucu iki yapılanma ortaya çıktı. Suriye Ulusal Ordusu. Diğeri de Türkiye’nin desteklediği ve Heyet Tahrir el Şam’a rakip olan örgütlerin oluşturduğu Ulusal Kurtuluş Cephesi. Şimdi Türkiye bu iki çatı altındaki örgütleri birleşmeye zorluyor. Bunları birleştirerek elini güçlendirmeye çalışıyor.Eninde sonunda ne olursa olsun bunlar Türkiye’ye girmek zorundadırlar.Bunun için kahin olmaya gerek yok.Önümüzde duran Pakistan’da olanlarabakmak yeterlidir. Pakistan, 1980 ve 1990’larda Türkiye’ninüstlendiği rolün aynısını üstlenerek Afganistan’a müdahalenin merkezi alanına dönüştürülmüştü. Ve dün Pakistan vardı, bugün Türkiye.