Nami TEMELTAŞ YAZDI: Sudan Sebepler

 

A85D8561-5400-4A72-AC41-BF90DCF26CDF

İstanbul’da yapımı süren, henüz adı konulmayan ve “3. Havalimanı inşaatı” olarak basına yansıyan inşaat Türkiye’nin en büyük şantiyesi. Dünyada sayılı havalimanları arasına girecek olan 3. Havalimanının yapım maliyeti ve 25 yıllık kirası 35 milyar euro’yugeçiyor.

Her yıl yaklaşık devlete 1,1 milyar Euro kira ödeyecek olan yapımcı şirket İGA (İstanbul Grand AirportLimak-Cengiz-Mapa-Kolin-Kalyon konsorsiyumu inşaatın yapımını üstlenmiş durumda.

12 yıl için DHMİ’nin verdiği gelir garantisi toplam 6.3milyar Euro. Konsorsiyumun ise bu süre içinde devlete vereceği kira toplam 13,2 milyar Euro.

Havalimanı, yaklaşık 1 ay sonra bir bölümü ile hizmete girmesi planlanıyordu.

3. Havalimanı, inşaatında çalışan işçilerin, iş ve yaşam koşulları nedeniyle yaptığı eylemle yeniden gündeme geldi

Eylem yapan işçilerin taleplerine baktığımızda, havalimanı inşaatındaki çalışma ve yaşam koşullarının hiç de iyi olmadığı açıkça görülüyordu.

Yatakhane, lavabo ve banyo gibi yaşam alanlarının temizliği ve tahtakurusu sorununun çözümü, Servis sorunu, Revir personelinin aşağılayıcı çalışmasının engellenmesi, Geçmişe dönük ödenmeyen maaşların ödenmesi, maaşların tamamının hesaba yatırılması ve elden verilmemesi, iş cinayetlerinin çözümü ve işten atmaların durdurulması gibi basit taleplerle eyleme başlayan çalışanların talepleri kabul edilmedi.

Jandarma aracılığı ile yatakhanelere baskınlar düzenlenip 600 civarında işçi gözaltına alındı. Eyleme katılmayan işçiler baskıyla iş başı yapmaya zorlandı. Eylem sessiz de olsa devam ediyor.

Maaşların bir kısmının elden ödeniyor olması, yapılan usulsüzlüğü de göz önüne seriyor.

Havalimanında kayıtlı 31 bin işçi çalışıyor. Bunun içinde Vietnam ve Almanya’dan getirilenler de var. İşçiler köle muamelesi görüyor, sosyal aktiviteleri de yok. Yemekhanelerde doğru düzgün bir yemek dahi yok. Banyoları koku içinde.

Bir işçinin Anlatımı şöyle;

“Hayvan bağlasanız burada yatmaz. Ama Almanya’dan gelen işçi burada ki işçilerin içinde yemek yemiyor, kendi yemeğini, yatma yerini, konteynırını tır’la kendi ülkesinden getirttiriyor. Vietnamlı işçilerin de yövmiyeleridolarla.

Buradaki aynı işi yapan işçilerden daha fazla. Kesin olmamakla birlikte 2.500 dolardan bahsediliyor, bununla birlikte sigortaları da yüksek primle yatırılıyor.

Ama Türkiye yurttaşı işçiye sözleşmeyi asgari ücretten imzalatıyorlar. Ama işçi 12 saat çalıştırılıyor. Üstünü elden vereceğiz diyorlar. Vermeseler de işçi hiçbir hak talebinde bulunamıyor. Artık o paranın verilip verilmemesi patronun vicdanına kalmış. Bir keresinde, Batman’dan gelen duvarcılar çalıştılar ama o işçilerin parasını patronlar vermeyip yedi” 

Ayrıca bugüne kadar şantiyede yaşanan iş kazaları sonucunda en az 400 işçinin öldüğü ve ölümlerin gizlendiği de söylentiler arasında. (1)

T24 isimli haber portalına konuşan ve 2 yıl havalimanı inşaatı çalışmalarına katıldığı belirtilen bir saha mühendisi, 1000 kişinin öldüğü iddiasını gündeme getirirken, DİSK’e bağlı Dev Yapı-İş Sendikası teyitli olarak en az 35 işçinin yaşamını yitirdiğini, bu sayıyı aşan iddiaların da bulunduğunu, inşaatta yaşanan kazaların tamamının önlenebilir olduğunu vurgulamaktadır. (2)

Çalışan işçilerin, iş ve yaşam koşullarıyla başlattığı eylem sonrası basında, eylem yapanlar kötülenmeye, “vatan hainliği” suçlamalarıyla karşılaşmaya başladı.

Hıncal Uluç, eyleme katılanların 100 lira aldığını da yazdı!

Bugün, Haber Türk yazarı Fatih Ataylı ise, işçi taleplerini sudan sebepler olarak niteleyip, 4 yıl 3 aydır seslerini çıkarmayan işçilerin, açılışa 5 ay kala eylem yapmalarını manidar bulduğunu söyledi!

4 yıl dayandık 5 hafta daha idare ederiz’ demeleri daha makul bir insan tavrıyken, coplanma, gözaltına alınma, tazminatsız kapının önüne koyulma gibi riskleri bu kadar kısa bir süre için göze almaları son derece mantıksız görünüyor. diye devam eden Altaylı, HDP milletvekillerinin şantiyeyi yol geçen hanına dönüştürdüğünü de ekledi.

Altaylı son ayda suya % 60 zam geldiğinden habersiz! Artık sebepleri suyla ölçemezsin! “Sudan sebepler” dediğinde, % 60 daha fazla düşüneceksin!

Sadece havalimanı çalışanları değil, her insanın, yaşam koşullarının iyileştirilmesini isteme hakkı vardır ve bu hak “sudan sebep” değildir.

Tahtakurusu ile yaşamak istememesi, aşağılanmak istememesi, daha iyi yemek çıkmasını, servislerin düzeltilmesini istemeleri, hele hele, yasadışı yöntem olan ve vergi kaçırıldığının ispatı maaşların elden ödenmesinin iptali ve hesaba yatırılmasının istenmesi, “sudan sebep” değildir, Sayın Altaylı!

Haklarını aradıkları için gözaltına alınmaları, hatta belki de işten atılacak olmalarını basite indirgeyerek, açılışına 5 ay kala eylem yapmalarını mantıksız olarak değerlendirmen, bunları yazmak için “sudan sebepler” aramaktır!

Hak aramayı kötülemek, aranan haklardan bahsetmemek, yapılanın altında başka nedenler aramak, o çalışanlara hakarettir, Sayın Altaylı.

O insanlar, yaptıkları 3. havalimanına sadece emeklerini değil, önlenebilir iş kazalarıyla kanlarını, canlarını da koydular!

Önlenebilir iş kazası cinayettir Sayın Altaylı ve bu konuda hiçbir zaman sen ve senin gibi gazeteciler işçilerin yanında olmadı!

Alın terlerini ve kanlarını dökenlerin yanında olacak kadar yürekli olmalısın.

Bunu yapmak seni kötü yapmaz. Belki işinden olursun ama onurluca!

Bir gün utanacağının kesin olacağı günler geldiğinde, özür dilemek zorunda kalacağın insan sayısının çokluğu karşısında şaşırır gibi yapma!

Belki özür dilemek bile yeterli olmayacak!