KÜRDLERİN TRAJEDİSİ ve KURTULUŞU İÇİÇEDİR!
 Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan


59D706D4-8F84-4196-808E-EC6130DA92BF

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Barış içinde Kürdlerin kurtuluşu mümkün görünmüyor. Bu, Kürdlerden öte ezeli Kürd millet düşmanı güçlerin politikalarından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle barıştan öte Kürdler, büyük bir trajedi ve geniş kapsamlı bir soykırımdan geçmekle karşı karşıyadır. Diğer sömürgeciler bir yana Türkiye’nin hazırlığı buna işaret etmektedir. Bu, aynı zamanda ülkemizin bu parçasınında kurtuluşunu peşi sıra getirmeyide içinde barındırmaktadır. Tüm dünyada büyük sorunlar ancak böyle çözülmüştür.

İster kabul edilsin veya edilmesin çokça dile getirlen “Ümmet Birliği,“ “Halkların Kardeşliği,“ burada önemini yitirmektedir. Hiç kimse dahası Kürdlerin ezeli düşmanı Türk, Arap ve Farslar, Kürdlerle ne “Ümmet Birliği,“ ne de “Halkların Kardeşliği“ temelinde eşitçe birlikte yaşamak istemiyorlar. Geçmiş ve bugünkü icraatları ortadadır. Değişirler mi? Mevcut sistemleriyle, iktidarlarıyla, politikalarıyla bu mümkün görünmüyor. Kurtuluş; Kürd’ün kendi evini inşa etmekten geçiyor. Bunun başka yoluda yoktur. Önerilen diğer yollar sömürgeci köleliği kabulleninle eştir.

Sömürgecilik-sömürge koşullarında –Kürd ile Türk, Arap ve Fars ilişkisi gibi- Kürd’de hak, hukuk, eşitlik, adalet, özgürlük…, beklemek Kürd aydın ve siyasetçisi geçinen sömürgecilik sevicilerin işi olsa gerek.

Bir kere şu kavranılmalıdır. Kürd milletinin egemenliğini gasp etmiş Türk, Arap ve Farsların şaşmaz amentüsü; Kürdlerin varlığının kabul edilmeyiş ve yok edilmesidir. Durum bu olunca hangi hak, hukuk, eşitlik, adalet ve özgürlükten bahsedilebilir. Hangi barıştan söz edilebilinir.

Bu üç barbar devletin Kürd milletine karşı tarihte uygulamaları ortadadır. Tam bir vahşet ve soykırımdır. Bu mantığın değişmesi emareleride ortada görülmüyor. Zaman zaman bazı güçler, belirse de acımasızca tasfiye ediliyorlar. 15 Temmuz 2016 kalkışmasında bunun gördük.

Türk, Arap ve Fars sömürgecileri, Kürd milletine karşı soykırım dahil bugüne kadar tüm bu yaptırımları uygularken hem emperyalist, hem sosyalist blok tarafından tam destek gördüler.

Şimdi durum değişmiştir. Sovyet Blok’un dağılmasıyla Kürdistan’ın merkezinde yer aldığı Orta Doğu’ya yeniden bir çeki düzen verilmeye ABD öncülüğünde çalışılmaktadır. Bu müdahale sömürgecilerimizi zor durumda bırakmış durumdadır. Çünkü “toprak bütünlükleri“ne yönelik bir uygulama ile karşı karşıyadırlar. Bu nedenlede Batı dünyası ile müttefiklikleri eskisi gibi yürümemektedir. Aralarındaki açı giderek genişlemektedir.

Bu durum ABD karşıtı Rusya’nın işine gelmektedir. Bunu fırsat bilen Rusya bu gerici ülkeleri kanatları altına alma politikasını gütmektedir. Bu konuda başarılıda olduğu gözlenmektedir. İran, Irak’ın bir kesimini, Şam yönetimi ve Türkiye’yi kanatları altına almış bulunmaktadır. Bu durum karşısında ABD, politikalarını uygulamakta zorlanmaktadır. Bu konuda en çok zorluk çıkaranların başında bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın temsil ettiği islamist kesimi ve mafyalaşmış “milliyetçi“leride arkalayan Ergenekon gelmektedir.

Bu üçlü ekibe karşı Batı değerlerini özümlemiş asker ve bürokrasi içindeki liberal demokrat kesimler bir örgütlülüğe gitti. İşe tabuları kırmakla başladılar. Toplumu içte dönüştürmeye giriştiler. Engel olan Ergenekoncu güçlerin bir kısmını içeriyede tıktılar. Fakat Ergenekon ekibi ve mafyalaşmış “miliyetçiler“ boş durmadı. İşe, Recep Tayyip Erdoğan’ın çevresini ablukaya almakla başladılar. Eşini, kızını, eniştesi ve çevresini düşürdüler. Hırsızlığıyla saçından tırnağına kadar suça batmış ve çevresi boşalan Recep Tayyip Erdoğan, kendilerine teslim olmak zorunda kaldı. Sonuç olarak bir gecede içeride olan Ergenekoncular serbest bırakıldılar. Şimdi de içerdeki mafyalaşmış “miliyetçileri“ serbest bırakmakla meşkuller. Bu üçlü grup, bir ittifak kurup Batı yanlısı liberal demokrat güçlere karşı tasfiye sürecini başlattılar. Bunu sezen bu güçler, kendini korumak için 15 Temmuz 2016 günü hazırlıksız olarak harekete geçtiler.

Bilindiği gibi Recep Tayyip Erdoğan ekibi, mafyalaşmış “miliyetçi“ MHP ve Ergenekoncuların “darbe“ olarak lanse ettikleri “15 Temmuz 2016 kalkışması“ aslında bir darbe değildi. Bu ekip ülkeyi mafya cumhuriyetine çeviren bu üçlü blok’a karşı kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi“ olarak adlandırdı. “Yurtta Sulh Hareketi“ adı altında kendilerini bu üçlü ekibe karşı korumaya çalıştı. Direnişe geçtiler. Bu direniş başarılamadı. Aslında güçlü bir ekipti. Üçlü karşısında öyle kolay yenilecek bir güç değildi. Eğer Rusya’nın desteği üçlü blok’a verilmeseydi. Rusya’nın 15 Temmuz 2016 kalkışmasında oynadığı rolü daha evvel ki makalelerimizde izah etmiştik. Öğrenmek isteyenler o makalelere bakabilir.

Bildiğimiz şudur. Ordu ve bürokraside bayağı güçlü olan liberal demokrat kesimi tasfiye etmeyi göze alamayan üçlü blok –AKP, mafyalaşmış sözde “miliyetçi“ MHP ve Ergenekoncular- Rusya’dan aldığı destekle ancak başarılı oldular. Rusya kendilerine destek vermemiş olsaydı bu iki kanat bir iç savaşa tutuşurdu. Rusya’nın desteği üçlü blok’un zaferine yol açtı. Böylelikle Batı yanlısı liberal demokratlar devleten tasfiye edildiler. Buradan hareketle Ergenekon ekibi kaybetmiş oldukları iktidara yeniden kavuştular. Hemde Recep Tayyip Erdoğan ekibinin kitle desteğini arkalarına alarak. Görünürde her ne kadar Recep Tayyip Erdoğan ekibi iktidarda görünsede aslında Türkiye politikasını belirleyenler “Özel Harp Dairesi“ veya derin devlettir. Recep Tayyip Erdoğan ekibinin buradaki rolü sadece icraatçı olmalarıdır.

Şu an Türkiye’yi bu üçlü ekip birlikte yönetmektedir. Saldırgan bir savaş politikası gütmektedirler. Giderek daha da radikalleşmektedirler. Devlet içindeki liberal demokratları tasfiye etmeden bu politikayı uygulayamazlardı. 15 Temmuz 2016’da bunu sağladılar. Batıdan uzaklaşan bu üçlü ekip Avrasyalaşmaya hızla koşmaktadır. Kimi çevrelerce Batı dünyası ile anlaşacaklar denilsede bugünden sonra bu mümkün değildir. Değildir, çünkü izledikleri politika Türkiye’nin bekasının tehlikede olması üzerine inşa edilmiştir. ABD öncülüğünde uygulamaya konulan GOP’nin Türkiye’yi böleceğine inanılmaktadır. Bunu engelemeyi de kendi varlık nedeni saymaktadırlar. Bu nedenle ABD’nin başını çektiği Batı dünyası ile eskisi gibi birlikte hareket etme durumu ortadan kalkmış durumdadır.

Korkuları var. Nedir bu? ABD’nin öncülük ettiği GOP ile Kürd devletinin kurulacağı korkusudur. Bu nedenle Kürd milletine karşı soykırım dahil her uygulamaya gideceklerdir. Kürdlere en ufak bir müsamaha göstermeyeceklerdir. İçte bunu engeleyecek bir güçte kalmamıştır. Bugünden sonra kimse Türkiye’den Kürdler lehine hak, hukuk, eşitlik, adalet, özgürlük…, beklentisi içinde olmamalıdır. Böylesi bir beklenti Kürd halkını tedbirsizliğe sevk eder. Bunun bedelide ağır olur. Yapılması gereken gelecek felakete karşı Kürdlerin kendilerini korumak için araçlarını şimdiden oluşturmalarıdır.

30 Ağustos 2018