Teslim TÖRE YAZDI: ERDOĞAN’A AFRİN’İ RUSYA VERDİ, RUSYA DA ALACAK, PEKİ NEDEN ?


2E84DE18-1894-491A-936F-9C5F7C4D772A

Teslim TÖRE

Erdoğan sözüm ona ‘’ecdadım‘’ dediği yeni Osmanlılık politikasını Suriye’de hayata geçirirken kendi kavlince işini başkalarına maşa olarak yaptırmaya çalıştı. Buna karşın Rusya da bilinçli ve usta taktiklerle Erdoğan’la oynamaya başladı, Cenevre’nin karşıtı olarak Astana, Soçi gibi alternatifler üretti, Erdoğan Türkiye’sini buralara çekerek Erdoğan’a karşı oynayacağı taktik oyunları keyfince oynamayı başardı. Erdoğan Suriye’yi parçalanmış, bölünmüş, bir daha toparlanamayacak bir leş olarak görüp ne kopartırsam kârdır anlayışıyla Suriye düşmanı ne kadar şeriatçı güç varsa hepsiyle iş ve güç birliği yaparak işgalci bir tutum sergiledi. Suriye yönetimi düştü düşecek konumunu yaratmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Sadece Türkiye’de değil dünya çapında ‘Esat kaçtı kaçıyor’ gibisinden propagandalar geliştirdi. Henüz Rusya devreye girmemişken Erdoğan kendi payına Suriye’nin işini bitirmiş havasıyla gidip Emevi Camisi’nde namaz kılmaya hazırlanıyordu.

Beşar Esat’a ‘’Eset git’’ derken son derece ciddiydi. Hayalinde şeriatçılara Suriye’yi işgal ettirip Şam’a bir vali atayarak Osmanlı dönemimde olduğu gibi Şam’ı İstanbul’a bağlı bir vilayet haline getirecekti. Kurmuş olduğu bu ham hayallerin peşinden koşarken Beşar Esat daha kurnazca davranarak Rusya’yla anlaşmalar imzaladı. Belirtmem gerekir ki Suriye yönetimi Hafız Esat döneminde de SSCB ile son derece sağlam ve sağlıklı ilişkiler içerisindeydi. Suriye’nin hava savunmasını SSCB üstlenmişti. Suriye’nin hava savunmasını Sam 7 füzeleriyle sağlıyordu. İsrail’in Şam’a 25 km yaklaşmış olduğu ’76 savaşında İsrail uçakları Şam’ı keyfince bombalarken bizim de görerek tanık olduğumuz bir anda aniden Sam 7 füzeleri çıkarak beş İsrail uçağını, içindeki bombalarla patlatmıştı. Arkasından bir uçak filosu daha geldi, onlar da havada imha edildiler. Ondan sonra İsrail’den gelen hava akımları kesildi ve İsrail ordusu Golan’a kadar geriye püskürtüldü.

Ancak süreç içerisinde İsrail Sam 7 füzelerinin frekansını bazı Suriyeli yetkililerden elde ederek Avaks uçağı kanalıyla Sam 7’ler İsrail tarafından etkisiz hale getirildi. Yine tanığı olduğumuz şekilde fırlatılan Sam füzeleri hedefsiz gökyüzünde dolaşıp kendi kendini patlatıp intihar ediyordu. Bu durum Sam sisteminin tümden değiştirilmesini zorunlu kılıyordu. SSCB bu olumsuzluktan çok etkilendi, sistemini baştan sona değiştirmek zorunda kaldı. Dönem Brejnev dönemiydi. Brejnev Esat’a tavır aldı, Suriye‘nin istediği Sam 5 füzelerini Esat’a koşullu verdi. Brejnev’in koşulu: Sam 5’leri Suriye’ye verecekti ama Hafız Esat dahil hiçbir Suriyeli yetkili Sam 5 füzelerinin olduğu karargâha ve alana giremeyecekti. Brejnev, Sam 5’leri bu koşulla vermişti Suriye’ye, sanırım aynı koşulu Putin de devam ettirdi. O nedenle Rusya’nın Suriye’deki askeri üsleri sadece Rus askerleri tarafından yönetiliyor. Yanılmıyorsam Beşar Esat da babasının vermiş olduğu tavizle Rusya’yı Suriye’ye getirebildi.

Kuşkusuz Hafız Esat dönemindeki Suriye ile SSCB arasındaki ilişki, Putin’le Beşar Esat arasındaki ilişki gibi değil. O dönemde yani Brejnev ve Hafız Esat dönemindeki ilişki sömürüye yönelik bir ilişki değildi, daha samimi, daha içten bir ilişkiydi. Putin’le Beşar Esat’ın kurmuş olduğu ilişki Rus emperyalizminin sömürü ilişkisine dayalı bir konumdadır. Putin’le Beşar Esat arasındaki ilişki dostluğa değil, çıkara dayalı bir ilşki olduğu için Berjnev dönemindekinden farklı olarak sadece tarafların çıkarını ilgilendiriyor. Elbette bu durum Rusya’nın tümüyle Suriye’den bağımsız kararlar alacağı anlamına gelmiyor, mutlak bir şekilde iki ülkenin anlayışı doğrultuşunsa kararlar alıyorlardır . Çünkü Rusya’nın çıkar ilkişkisi geçerliyse Suriye’nin çıkar ilişkisi de o kadar geçerlidir. Bu bağlamdan hareketle diyebiliriz ki Afrin’in Erdoğan tarafından işgali esas olarak Rusya’nın kararıyla ama Suriye’nin de onayıyla olmuştur.

Erdoğan Suriye’yi şeriatçi güçlere destek vererek işgal ettirirken nasıl ki şeriatçıları bir maşa olarak kulllandıysa, kendi kavlince Rusya’yı da bir maşa olarak kullanarak Afrin’i işgal etmiştir.

Peki neden? En temel nedeni Afrin halkının Apoculuğu temelden özümsemiş ülke gerçekliğine uyarlayarak adeta Rojova devriminin öncülüğünü yapmasıydı. Suriye’de Apo’nun kuramı olan demokratik ulus kuramı en ciddi haliyle kendini Afrin’de ifade etmişti. Bu bağlamda Afrin sadece Suriye’nin bir şehri, bir toprak parçası değil, aynı zamanda Apocu devrim ve kuramın en üst düzeyde hayata geçirildiği bir alandı. Bu somut gerçeklik ne Suriye yönetimi, ne Rusya, ne de Erdoğan Türkiye’si tarafından kabul görüyordu. Apo gerçekliği her üç karşı devrim gücünü de Afrin’i işgal konusunda anlayış birliğine vardırmıştı. O nedenle her üç karşı devrim gücü de Afrin’in işgali konusunda kolay anlaşabildiler. Ama oyun içinde oyun vardı. Erdoğan’ın oyunu: Suriye ve Rusya onay vermişken Afrin’i işgal ederek daha önce işgal etmiş olduğu El Bab ve Cerablus’a ekleyerek geniş bir Suriye toprağı üzerinde egemenlik kurmaktı.O nedenle bu fırsatı hemen değerlendirdi.

Rusya’nın oyun içindeki oyunu ise iki yönlüydü. Birisi: daha önce Afrin halk meclisine defalarca Afrin’i Suriye’ye devretme konusundaki önerisi karşılık bulmadığı için Erdoğan’ın Afrin’in işgaline onay vermesi ama ileriki bir süreçte Afrin’in Suriye’ye tekrardan verilmesi idi. Rusya bu iki amaçlı yaklaşımıyla Erdoğan’ın Afrin’i işgal etmesine açık açık göz yumdu. Suriye Şam yönetimi de öyle. Afrin Suriye’den kopartılmamıştı ama Afrin halkı Apocu özerk bir yönetim sistemine geçmişti. Suriye yönetimi kendisine ait olmayan bir yönetimi Rusya’nın düşündüğü gibi Lavrov’un deyimiyle: ’’Afrin Suriye’ye Türkiye tarafından iade edilecektir’’ anlayışını Suriye yönetimi de benimsedi. Bu oyun içinde oyunlarla Afrin Erdoğan’a işgal ettirildi ama Afrin’in işgali Erdoğan’ın Suriye’yi şeriatçı teröristlere işgal ettirmekten farklı bir boyut kazandırmıştır. Esasında Suriye’nin bütününde Rusya dış politikası Erdoğan’ın Suriye politikasına açık açık galabe çalmıştır. Erdoğan’ın ağzı boşa çıkartılmıştır Suriye’de.

Rusya Suriye’de uyguladığı politikalarla hem Erdoğan’ın desteklemiş olduğu şeriatçi güçleri İdlip‘te toparlayarak; ya hepsinin toptan Türkiye’ye iltica etmesini ya da imha edilmesini sağlamıştır. Sağlamıştır çünkü Türkiye’nin İran, Rusya ve Suriye‘ye karşı savaş açması düşünülemez bile. O nedenle savaşın yapılmaması değil birkaç ay daha geriye ertelenmesi için diplomasi yapıyor. Besbelli İdlip operasyonu Türkiye’nin de yapılacağına inandığı bir operasyon konumuna gelmiştir. O nedenle erteleme diplomasisi yapılıyor. Rusya’nın Suriye’de uygulamış olduğu politika hem Erdoğan’ın Suriye politikasını etkisiz hale getirdi hem de İdlip’te başlayacak olan operasyonu; Afrin’i, El Bab’ı, Cerablus’u da kapsamına alacak bir operasyon konumuna getirdi. Dolayısıyla Erdoğan sadece Suriye’den çıkartılmayacak, aynı zamanda yandaş nezdinde yaratmış olduğu Afrin balonu da patlatılmış olacaktır.

Evet, Erdoğan ABD‘den illallah etti ama kucağına oturmaya çalıştığı Putin’den ABD‘den daha büyük bir kazık yiyeceğine kuşku yoktur. Yakın gelecekte Erdoğan sadece ’’Putin de beni kandırdı’’ diye feryat etmeyecektir. Putin’den yemiş olduğu kazığı uzun süre çıkartmakla meşgul olacaktır. Erdoğan’ın Suriye’de yediği kazıktan sonra S-400’ler, nükleer santreller gibi kazıklar da Erdoğan’ın çıkartmak zorunda kalacağı kazıklar olarak sırada bekliyorlar.

Teslim TÖRE
26 Ağustos 2018