59D706D4-8F84-4196-808E-EC6130DA92BF

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Sakin olun. Önce yazdıklarımızı anlamaya çalışın. Yanlışsa doğrusunu yazın, bizi ikna edin. Fakat eleştiri ve teşhire gittiğimiz için bizi suçlamayın. Şunu anlayın. Kürdistanlı hiçbir siyasal hareketin düşmanı değiliz ama yanlışlarının militanıda değiliz. Hata yapanı dostça eleştiriyoruz. Suç işlendi mi teşhir ediyoruz. Olumluluklarını teslim ediyoruz, sahiplenip savunuyoruz. Duruşumuz budur. Kürdistani duruştur. Korkmayın bu duruş kaybettirmez. Sizde deneyin.

Bu hafta gerçekleşen Irak-PDK Gençlik Kongresi’de bir konuşma yapan Mesud Barzani, “Parti güçlüyse Kürd milleti güçlüdür,“ dedi.

Birçok birey ve çevre denilenin ne anlama geldiğini sordulamadan söz konusu konuşmayı manşete çıkardı. Oysa Kürdistan’ın dört parçasında rezaletlerin müsesibi olan Barzanicilik ve Irak-PDK’cilik olmasına karşın Mesud Barzani’nin bu belirlemesi dostlara şenlik babındaydı.

Bir milletin güçlülüğünün kıstasını bir partinin güçlülüğüne indirgeyen Mesud Barzani, bu tutumuyla bir kez daha çapınıda ortaya koymuş oldu. ABD belgelerinde denildiği gibi, “Mesud Barzani, Kürdlere liderlik yapacak donanım ve kapasite sahibi değildir. Onun liderlik sınırı kendi aşiretiyle sınırlıdır.”

Gerçeklik budur.

Bir milletin büyüklüğü milli siyasetidir, milli birliğidir, şeffaf yönetimidir. Barzanicilik ve Irak-PDK’den uzak olanda budur.

O zaman Barzaniciliği ve Irak-PDK’yi geçmişinden bugüne sorgulamak gerekir. Evet konumuz Barzanicilik. Kimse ne kendini, nede Kürd milletini kandırmasın. Mustafa Barzani ailesi, Kürd milletinin başına gelmiş, geçmiş en büyük felaketlerden birisidir. Kürd milletinin geleceğini kararttı. Geçmiş hata ve suçları açık ve nettir. Onlara geleceğiz ama önce şu an yaşananlara bir bakalım.

27 sene iktidarda olmalarına karşın devleti devlet yapan tek bir kurum oluşturmadılar. Bağımsızlık koşullarını yaratmadılar. Aile hanedanlığını kurdular. Aile ekonomisini, istihbaratını, peşmergesini oluşturdular. Toplumu kutuplaştırdıkları gibi Kürdistan’ın Güneyi’ni coğrafya olarak böldüler. Kürd millet servetini sömürgecilerle hortumladılar.

Ayda içeriye milyar dolarlar girmesine karşın Kürdistan Hükümeti, 10 binlerce milyar dolar borç batağına saplanmıştır. Bu paranın nereye gittiğini Barzaniler ve birde Talabanilerin dışında bilen yoktur. Bunca milyar dolar Kürdistan’a akmasına rağmen memur, peşmerge, dul ve yetimlerin maaşları ödenmemektedir. Halkın hiçbir zaruri ihtiyacı karşılanmamıştır. Şu anki nesil bir yana Hewler İktidarı’nın izlediği politika ile Kürd milletinin geleceği karanlığa sürüklenmiştir. Kürdistan’ın yeraltı ve yer üstü servetini habire satıyorlar. Türk, Rus ve Dana şirketleri ile yaptıkları anlaşmalar en bariz olanlardır. Gelen paralar devlet kasasına değil, Barzaniler ve Talabanilerin kasasına gidiyor. Halkımız aç ve perişanken onlar dolar milyoneri oldular. Ele geçirdikleri paralarıda ülkede yatırama değil, başta Türk ve İran bankaları olmak üzere yurtdışına kaçırdılar. Ülkenin kalkınması için tek bir çivi çakmadılar.

Bu koşullarda bağımsızlık ilanı mümkün olmadığı gibi Kürd toplum dinamikleri bu iki aile tarafından kutuplaştırılarak milli birliğe tamiri mümkün olmayan büyük darbeler vuruldu. Yanı sıra sömürgecilerimiz ve özelikle Türkiye, İran ve Rusya ile iş tutularak ABD düşmanlığı pompalandı. Sözde “bağımsızlık referandumu“ ile bunu en üst bir boyuta sıçrattılar.

Barzaniler ve Talabanilerin, Kürd milletini düşünmediği, bağımsızlık diye bir dertlerinin olmadığı var yok bireysel ve aile çıkarları olduğu bugüne kadar izledikleri politikalarıyla açık ve net olarak ortaya çıkmıştır. Bundan sonrada değişecekleri yoktur. Böyle bir emare ortalıkta görünmemektedir. Bu arada iktidarda kaldıkları sürece Kürd millet servetinden ne çaldılarsa kendilerine kar bilmektedirler.

Barzanilerin/Irak-PDK, sadece Güney halkımızın bağımsızlık mücadelesi önünde ket olmakla kalmadı, Kuzey ve Güney-Batı Kürdistan’da halkımız bunca felaketlerle karşı karşıyayken onlar, neyle uğraşıyorlar ona bakın. Türkiye ve İran çıkarlarını dert ettikleri verdikleri her mesajlarında görülmektedir.

Bu mudur Kürd miliyetçiliği? Bu mudur Kürdistan yurtseverliği?

Talabani ailesini bir başka yazıya bırakalım. Şimdi Barzani ailesinin icraatlarına bakalım.

Kısa bir gezinti yapalım. Barzaniciliğin/Irak-PDK’ciliğin icraatlarına bir bakalım. Mustafa Barzani döneminde, İran Şahı’na tetikçilik yaptılar. İran-PDK’nin başta Süleyman Muini olmak üzere onlarca yöneticisini ve de TUDEH’in 7 önderlerini öldürdüler. Bunların 4’dü Kürd idi. Cesetlerini İran Şahına hediye olarak gönderdiler. Karşılığında para ve silah aldılar. Bu süreci SAVAK ajanı İsa Pijman yazdığı hatıratlarında çok detaylı olarak izah etmektedir. Ve yine o dönemi kaleme alan Aso Zagrosi, “1967-1968 olayları“ adı altında yazdığı seri makalelerinde izah etmiştir. Bunlar mutlaka okunmalı.

Mustafa Barzani’yi buna iten neydi? Sözde Eylül Devrimi için! Sonuç ne oldu? İran Şahı, Mustafa Barzani’yi sattı. Mustafa Barzani, ne yaptı? 1975 yılında beyaz bayrak çekip, halkı ve peşmergeyi yüzüstü bırakıp İran Şahı’nın kucağına kaçtığında elinde 120 bin Peşmerge, her türlü silah, 17 milyon mermi ve 40 bin metrekare alan vardı.

O zaman Irak-PDK yöneticisi olan Dr. Mahmut Osman, 1975 yenilgisi için diyor ki; “Paramız vardı, silahlarımız vardı, insan vardı, kurtarılmış alanımız vardı, ispat ettik ki biz boş bir önderlik idik.“

İşte bu boş önderlik, arkasına bakmadan İran Şahı’nın kucağına koşarken, 120 bin peşmergeye silahlarıyla birlikte faşist Irak devletine teslim olun emrini verdi. Birçok peşmerge komutanı ve peşmerge bu ihaneti protesto ederek intihar etti. Bu acı ve utanç bir durumdur. Videosu var. İsteyen bakabilir. Bizde çamur atma yok. İftira yok. Belgeli konuşuruz.

Sonra oğlu Mesud Barzani, 1979 yılında İran Molları’na tetikçilik yaptı. Yüzlerce İran-PDK kadro ve peşmergesini pastarlarla birlik olup öldürdü. Karşılığında ekmek ve silah aldı. Onunda videosu var. Irak-PDK peşmerge komutanı anlatıyor. Mutlaka seyredin.

Mesud Barzani, Saddam’ın yanındaki kardeşleri ve amca çocuklarını kendisi için potansiyel tehlike gördüğü için onlardan kurtulmak için bir komplo kurdu. Saddam Hüseyin ile anlaşma yaptı. “Sen kardeşlerimi ve amca çocuklarımı bırak, bende seninle birlikte İran’a karşı savaşırım,“ dedi. Saddam, “tamam“ dedi. Kardeşlerine ve amca çocuklarına yol verdi.

Mesud Barzani, ne yaptı dersiniz? İran pastarlarının önüne düştü Saddam’ın karakollarına saldırdı. Saddam’da bunu yapan sen misin deyip başta Mesud Barzani’nin kardeşleri ve amca çocukları olmak üzere Barzan aşiretinden 12 bin insanı öldürttü. Şimdi de Mesud Barzani, bunların arkasından timsah gözyaşları döküyor. Hem katliamın yolunu aç, sonrada sebep olduğun katliamı siyasi ranta dönüştür.

Enfal ve Halepçe katliamlarıda böyle gerçekleşti. Ondan önce Saddam güçleri Kürdlere karşı savaşıyordu ama bu tür canavarlıklar yapmıyordu. Ne zaman buna baş vurdu? Mesud Barzani ve Celal Talabani İran Pastarlarının önüne girip Saddam’a karşı savaştığından sonra. Bundan kim ne anlarsa artık. Bize göre bir sömürgeciye karşı diğer sömürgecinin tetikçiliğini yapmanın bedeli budur. Tıpkı bugün İran ve Türkiye’ye tetikçilik yaptıkları gibi.

Devam ediyoruz. Enfal ve Barzanilerin kemikleri dahi bulunmadan Barzaniler, katil Saddam Hüseyin’in çocukları ile 1994-1998 arası Asya ve Cihan şirketleri ile petrol ortaklığı yaptılar. Petrolu Türkler vasıtasıyla piyasada sattılar. Neçirvan Barzani, Saddam’ın iki oğluyla birlikte bu ortaklığı Dicle kenarında kutlayan resimleri var. Olay Neçirvan Barzani’ye sorulduğunda “bir elimiz onların üstünde olsun,“ ile cevapladığı bilinmektedir.

Sahi bunu sorgulayacak kafa var mı? Olmadığını görüyoruz. Enfal katliamın her yıldönümünde meselenin özü bilinmeden insanlarımız hura “telin ediyorum,“ deyip duruyor. Kimi telin ediyorsunuz? Saddam’ı telin edin ama buna yol açanlarıda unutmayın.

Bitmedi daha. Saddam Hüseyin iktidarı son bulunca onun döneminin çete başları ve peşmerge katillerinin çoğu Irak-PDK’de yöneticiliğe suyundu. Gereken ilgiyede mazhar oldular. Bunların öne çıkanları Emin Begé Bétwateyi ve çocukları, Dostki ve Köysancak ağaları, 10 peşmergenin katili Zaxo’lu İsmet Dino. Bu katil bir dönem Mesud Barzani’nin danışmanlığını bile yaptı. Bétwateyi beğleri, Saddam Hüseyin güçleri tarafından gerçekleştiren Enfal katliamını o zaman Irak gazetelerine ilan vererek desteklediler ve Saddam Hüseyin’i bu icraatından dolayı kutladılar. Şu an Irak-PDK saflarındalar.

Şehit çocukları, dul ve yetimler açlıkla cebeleşirken Saddam Hüseyin dönemindeki çeteler, katiller, yarbay, albay ve generallık rütbesiyle yüksek maaşla emekliye sevk edildiler. Eski caşlar, çeteler, katiller mükafatlandıran Irak-PDK, kendine muhalif olan aydın, gazeteci ve yurtsever insanlarımızı infaz etmekten kendilerini alıkoymadılar. Katlettiklerinin içinde iki yoldaşımızda vardır. Sinolu Erdeşér ve Kerküklü Dr. Nézar. Burada katilleri telin ederken, yoldaşlarımızı bir kez daha anıyoruz.

Bunları dile getirdiğimizde Barzanilerden maaşlı kuzeyliler, “Bıjı bıjı Serok Barzani” demeleri onların ancak düşürülmüşlüklerine işaret eder. Bizimde midemizi bulandırıyor. Ne yazık ki bunların içinde eskide “yoldaş“ bildiklerimizde vardır.

Güney Kürdistan’ın Güneyi’nde deneyimli politikacı Qadır Eziz, bundan bir süre önce bir Tv kanalında yaptığı bir konuşmada dedi ki: “Düşünün Nawşirwan Mustafa’nın 6 yıllık partisi, 70 yıllık KDP’nin alternatifi ve eğer askeri zor olmasa onu yenecek durumdadır. Artık bu partinin değişmesi gerekir, değişmese bu şekliyle bu halkın başına bela olur. Bu partinin mantığı ile bu çağda yürümesi mümkün değildir.“

Bizim ki merak işte. Kuzeyli ihaleciler, maaşçılar neden hala bunu anlamıyorlar. İhaleden olma, maaşlı memurluktan olmasın?

Barzanilere/Irak-PDK, Türklerede tetikçilik yaptılar. Mustafa Barzani, MİT’in emriyle Sait Elçi, Sait Kızıltoprak (Dr. Şıvan) ve arkadaşlarını kurduğu bir kumpasla öldürttü. Cesetlerini Türklere verdi. Bu, bizim iddiamız. Vermediyse bu yurtseverlerin cesetleri nerededir? İki Sait ve arkadaşlarının ismini yıllarca kullanarak siyaset yapanlar şu an Saitleri ve arkadaşlarını katledenlerin kapısında kemik kovalıyorlar.

Yine Türk Jitemi, Irak-PDK’ye bağlı Parastın ile birlikte Zaxo’da bomba patlattılar. 70 insan oldu. Yüzlerce insan yaralandı. Burada maddi hasarın hesabı bile yapılmaz. Bunu Irak-PDK-Parastın’ın eski bir üyesi deşifre etti. Bu konu da üç video var. Mutlaka seyredin.

Niye mi yaptılar? O zaman savaş halindeki YNK’ye yüklemek için. Ama kimseyi buna ikna edemediler, kuzeyli yalakacıların dışında tabi.

Saddam’ada tetikçilik yaptılar. 1996 yılında Saddam’ın askerlerinin önüne takıldılar. Hewler’e getirdiler. Birlikte binlerce yurtsever Kürd öldürdüler.

Şemdin Sakık’ı paketleyip Jiteme teslim ettiler. Teslim ettikleri gün Neçirvan Barzani Ankaradaydı.

Osman Baliç ve üç yaşındaki kızı Rewşen, egemenlik alanları Zaxo’da katledildi. Olayın üzerinde beş sene geçti. Olay hasıraltı edildi. Bu cinayetede Irak-PDK’nin istihbarat örgütü Parastın’ın parmağının olma ihtimali çok yüksektir. Şoreş ve kızı öldürülmeden önce dışardan bakıldığından içerdekiler görünmeyen simsiyah istihbarat arabaların evlerinin önünde olduğu bir ortamda başkalarının bunu yapması mümkün görünmüyor. Olayın ilk şokuyla olay PKK’ye yüklenildi. Ama PKK olayı üslenmedi. Öyle anlaşılıyor ki bu cinayetinde Barzanilere Türk ihalesi olma ihtimali yüksektir.

Sait Çürükkaya’nın ölümü üzerindeki sis perdesi henüz kalkmadı. “Bomba patladı, Sait öldü,“ ile izah edilecek bir olay değildir. Bize göre olay bir plan dahilinde gerçekleşti. Türk devleti ve Irak-PDK’in artık hangi kademesinde olan biri veya birilerinin ortaklaşa uygulamaya koydukları bir komplo sonucu Sait öldürüldü.

Daha bitmedi. İŞID terör örgütü, Şengal’e saldırmadan önce orada binlerce Peşmerge vardı. İŞID’ın saldıracağı biliniyordu. Hatta o dönem Neçirvan Barzani, o dönem Türkiye Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu’nu telefonla arayarak, “İsterseniz Musul Konsolosluğunuzu koruyalım,“ dedi. İstem kabul görülmedi. Çünkü Türkler, İŞID ile birlikte çalışıyordu. Bu bir yana maddem bu kadar güçleri var idiyse Türkiye Musul Konsolosluğunu koruyacaklarına peki niye Şengal halkını İŞID teröristlerine karşı korumadılar? 400-500 İŞID teröristi saldırınca binlerce peşmerge arkasına bakmadan kaçtı. Şengal halkını İŞID terör örgütünün saldırıyla baş başa bıraktılar. Yaşanan trajedi biliniyor.

ABD ve Koalisyon Güçleri olmasaydı, Hewler’i bile İŞID’a bırakıp kaçıyorlardı.

Çok sonraları ABD öncülüğünde Koalisyon güçleri, Şengal’ı İŞID teröristlerinden kurtardı. Mesud Barzani, binlerce peşmergeyi arkasına takıp Şengal’e gidip miktofunun başına geçip, “Şengalı kurtardık,“ diye hava attı. Kürdistan bayrağıyla birlikte Irak bayrağı gündere çekildi. Irak merkezi hükümetinden Şengal idaresinin maaşlarını verilmesini talep edildi. Bununla “kurtardık“ dedikleri Şengal’ı Irak’a teslim edildi. Bunlar olurken PKK’nin desteklediği Ezidi askeri örgütlenmesine “Şengal’de çekil,“ denildi. Kürd milliyetçiliği, Kürdistan yurtseverliği bu mudur?

Sorgulayıcı bir gözle meseleye baktığınızda şunu net olarak görürsünüz. Barzaniler kendilerini daima sömürgecilere dayayıp yaşattılar. Bugünde onlara sırtını vermiş yaşattıyorlar. Kendi denetimindeki kesimi Türk işgaline açmaları bunun sonucudur.

Bilindiği üzere Irak-PDK ve YNK arasında ülke gelirlerinin paylaşılması konusunda bir anlaşma sağlanamayınca 1994 yılından başlayan ve 2000 yılına kadar süren bir iç savaş yaşandı. Binlerce Kürd bu savaşta karşılıklı öldürüldü. Bu bir yana Türkiye “barış gücü“ kisvesi altında Kürdistan’ın Güneyi’ne taşındı. Bu girişim Irak-PDK ve Türkiye’nin sinsi bir planıydı. O gün bugün bu güce habire Türk işgal gücü eklenerek Irak-PDK’nin hakim olduğu Behdinan alanı Türk işgal güçlerin işgaline terk edildi. Kimsenin sayısını bilmediği karakol, asker ve techizatla donatıldı. Bu koşullarda ikide bir bağımsızlıktan dem vuran Barzaniler ve Irak-PDK yetkilileri burada samimiyetsizliklerini ortaya koyuyorlar.

“İran ile bir sorunumuz yok. Bize silah verdiler, kendilerine teşekkür ediyorum. Türklerle kardeş, dost ve stratejik müttefiğiz” diyen Mesud Barzani kendisidir. Bu mantıkla mı bağımsızlık ilan edilecek? Gülünç olmayın. Tanıyın bunları.

Hele kendinize bir sorun. Güneyliler niye bağımsızlık ilan etmiyor? Büyük bir şovla “Bağımsızlık Referandumu,“ yapıldı. Halk iradesini sandığa yansıttı. Evet dedi. Peki buna rağmen niye bağımsızlık ilan edilmedi?

Onuda geçtik. Niye milli birlik oluşturamıyorlar? Milli birliğin gerçekleştirilmediği bir ülkede bağımsızlık ilan edilmeyeceği bilinmiyor mu? Bal gibi biliniyordu. Peki onca “bağımsızlık“(!) çığırtkanlığı neydi? İçte ve dışta sıkışmışlık ve Türkiye’nin Kürdlerin bağımsızlık yürüyüşüne erken doğum yaptırmanın ötesinde bir amacı yoktu. Bunu Barzaniler/Irak-PDK ve onların suç ortağı YNK’lilerle birlikte başardılar.

Neyse konu uzun. Şimdi destan mı yazalım, yoksa hikaye mi anlatalım? Böyle devam edersek kesin bir ansiklopedi ortaya çıkar. Yaz yaz bitmiyor hata ve suçlar.

Hey kuzeyli ihaleciler, maaşçılar, kemikçiler! Bunlar yalan mı? Yalan olmadığını sizde biliyorsunuz ya. Sizin yaptığınız ne biliyor musunuz? Uzatmayalım. Olan biteni bal gibi bilmenize rağmen susuyorsunuz. Bunun adı en hafif deyimle işlenen suça ortak olmaktır.

Bitmedi daha. Kürd Millet servetini sömürgeci ile birlikte hortumluyorlar. Halk ekmeğe muhtaçken onlar milyonlarla oynuyorlar. Kürd milletini siyasi olarak böldükleri gibi ülkeyide coğrafik olarak böldüler. Ülkenin ortasına Dergele sınırını çektiler. Halkı kutuplaştırdılar. Düşmanlaştırdılar. Sömürgeciler adına kontrol altına aldılar.

Kürdistan’daki petrol kuyuların çoğunluğunu Türkiye şirketlerine verildi. Bu yetmedi Türkiye’nin istemi üzerine Rus Neft şirketi ile büyük bir petrol anlaşması yapıldı. Bu ve benzer politikalarla ABD’nin tepkisini üzerlerine çektiler. Bu gelişmeler üzerine ABD, Hewler İktidarı’nın üzerini çizdi. “Bağımsızlık Referandumu“ sonrası Irak merkezi hükümetin Kürdistan’a saldırmasının yolunu açtı. Hewler İktidarını cezalandırdı. Bu duruma en çok İran ve Türkiye sevindi. Hewler İktidarı kaybetti. Suçuda “kardeş, dost ve stratejik müttefiğiz,“ dediği Türkiye’de buldu. O günden sonra, “Bu yolla siz, bizi soktunuz ve bizi yarı yolda bıraktınız,“ demeleri bir fayda getirmedi.

Oysa ABD, Saddam Hüseyin İktidarı’na son verdikten sonra Kürdlere çok büyük bir misyon biçti. Irak merkez iktidarında çok önemli mevziler sağladı. Cumhurbaşkanlığı, Parlamento yardımcılığı, Dış İşleri, Maliye Bakanlıkları, Irak Ordusu Genelkurmay Başkanlığı gibi hayatı mevzilerdi. Bu mevziler doğru dürüst kullanılsaydı Kürdler önemli bir güç olurdu. Fakat bunu yapmadılar. Bunun yerine ele geçirdikleri bu mevzilerin kasalarını boşaltmakla zaman tükettiler. Şimdi başta Irak-PDK’li Irak Genelkurmay eski Başkanı Babekir Zébari ve Mesud Barzani’nin dayısı Irak eski Dış İşleri Bakanı Huşar Zébari olmak üzere çok kişi hakkında Irak mahkemelerinde büyük yolsuzluk davaları açılmış bulunmaktadır. Gerçi Irak’ın kendisi yolsuzlukların ülkesi ama Irak-PDK ve YNK yetkililerin bu suça bulaşmaları Kürdler için olumsuz bir durumdur.

Biz, bu gerçekleri dile getirdiğimizde kendinize kılıf yaptığınız “savaşıyorlar“ meselesi var ya, acizliğinizi gösteriyor. Niye savaştıklarını bile kavramamışsınız. Elbette savaşacaklar. Petrol okyanusu üzerine oturuyorlar. Barzaniler, Talabaniler, Kürd Milleti’ne ait bu serveti hortumlayıp dünya milyarderleri arasında yerini çoktan aldılar. Bunu kolay kolay bırakırlar mı? İşte bunun için savaşıyorlar. Bunların Kürdistan için savaştığını mı sanıyorsunuz? Başta Kerkük olmak üzere, “tartışmalı bölgeler“i tek bir kurşun atmadan Irak’a teslim etme örneği ortada.

Ax Kürdler ax! Şimdi size ne diyelim? Ki savaşanlarda, ölenlerde halkın çocukları. Siz hiç Barzani ailesinden, Talabani ailesinden tek bir kişinin savaşta öldüğünü işittiniz mi? Yok ki işittesiniz. Ha bu arada yüzlerce korumayla bazen bir cepheye giderler. Resim ve video çekerler. Yayınlarlar. Sizin gözünüze sokarlar. Sizde alkış tutarsınız. İşte bu kadar kör ve cahilsiniz. Sizin adam olacağınız yok. Çıkarcısınız. Bir ihaleye, bir maaşa tav olmuşsunuz. Ülke satılmış, millet satılmış umurunuzda mı? Köle ruhlusunuz. Kalın öyle.

İster kabullenin, ister kabullenmeyin. Hewler İktidarı’nı ele geçirenlerin gerçekliği budur. Biz bu gerçekliği yazdığımız için birilerinin karın sancısı tuttuyor. Kıvranıyorlar, burunlarından soluyorlar. “Yazdığınız gerçeklikler doğru değildir,“ diyemiyorlar ama “Güney kazanımlarına düşmanlık yapıyorsunuz,“ diye iftira attıyorlar.

Hele beriye gelin! Hangi kazanımlardan bahs ediyorsunuz? ABD’nin kucaklarına koyduğu ülkeyi bile sattılar. Şu an Kürdistan’ın Güneyi, İran ve Türkiye’nin arka bahçesi olmuş. Irak’ın işgali altında. Her köşe başında sömürgecinin istihbarat büroları var. Hem de gizli falan değil, aleni. Ekonomi tam teslim.

Bu da yetmedi. Hewler iktidarını gasp eden Barzaniler ve Talabaniler, sözde ülkeyi idare ediyorlar. Ama peşmergenin denetimindeki toprakların %50’ni, petrol kuyularının çoğunu, gümrük kapılarının kontrolunu bir kurşun sıkmadan anlaşma sonucu Irak’a teslim ettiler. Kerkük başta olmak üzere “tartışmalı bölgeler“ Irak merkezi hükümete teslim edildiğinde Irak-PDK ve YNK karşılıklı olarak birbirini suçladılar. “İç ihanet“ dediler. Evet ortada bir ihanet var ama bu ihanet Hewler İktidarı tarafından yapılmıştır. Yani Irak-PDK ve YNK tarafından ortaklaşa yapılmıştır. Çünkü ortada Irak merkezi hükümeti ile Hewler İktidarı’nın yaptıkları bir anlaşma vardır. Bu anlaşma, Mesud Barzani’nin emri ile Peşmerge Bakanlığı tarafından Koalisyon Güçleri’nin gözetiminde Irak Savunma Bakanlığı ile yapıldı. Anlaşma 22 temmuz 2016 tarihlidir. Belge Arapçadır, tercüme edip yayınlayacağız. Ki Irak-PDK Sekreteri Fazıl Mirani bunu doğruladı. Kerkük düştüğü dönemde bir Arap Tv’nuna yaptığı açıklaması vardır. Videosu var. İsteyen dinleyebilir.

Yalan mı tüm bunlar?

Gerçeklik budur. Kürd Milleti’ne kaybettiren gerçekliktir, bu. Kimileri buna kazanım diyor. Gelde gülme!

11 Ağustos 2018