BF796000-0F45-4F63-A5FA-C1F83EC4D380

Nurettin DEMİRTA

Süreç hakkında konuşurken nereden bakıyor ve hangi ölçütleri esas alıyorsak sonuç da ona göre  şekillenir. Aktüel durum oldukça dinamiktir. Ne denli hızlı da olsa takip edilmesi basittir fakat yüzeysellikle maluldür. Tarihsel-toplumsal arka planıyla birlikte süreç veya sürece dair durum ise daha girift ve derinliklidir.

Tüm insanlık tarihi boyunca kanıtlandığı gibi olaylar yüzeyseldir, düşünceler derindir. Kimi zaman kişiler yüzeyseldir fakat yarattıkları durum derindir. Örneğin Erdoğan ve onu yöneten Bahçeli yüzeyseldir fakat içerisine düştükleri kriz çok derindir; savaşı tırmandırarak içinden çıkmaya çalıştıkça bataklıkta sürekli debelenip duran ve çırpındıkça batan bir konum oluşturuyorlar.
Bataklıkların kokusu çok keskindir fakat içindekiler farkında olmazken farkında olup da kenarında dolananların da onlardan fazlaca bir farkı yoktur.

En kolay idare tarzı, kokuşmuş, çürümüş bir çarkın dişlisi olmaktan doğar. Devletin idare edilmesi kolay ama devletin kendisi derindir. İdare edilmesi kolaydır çünkü bürokrasi ve hiyerarşiye dayalıdır. Derinliği ise toplum üzerinde hegemonyasını sağlayabilme becerisine bakılarak anlaşılabilir. Dünya yüzeyseldir insan dünyası karşısında. Ruhun enginliğine hiçbir şey yetişemez.
(…)
İnancın gücü neyle kıyaslanabilir?

Deneysel bilim yüzeysel, inanç ise çok derindir. Gelenek ise derinlerin derinidir. En çok dikkate alınması ve analize tabi tutulması gerekendir. Köy, kasaba ve kentlerin bir kimliği vardır; tehlikeyi bazen sessizliğe gömülmüş kimliklerde aramak gerekiyor. Belki de suçluluk psikolojisiyle kendini ispat etme arayışında olan kitlelerin boyun eğmesindeki yüzeyselliktir en büyük tehlike. Nereden bakılırsa bakılsın faşizmin sürü-kitlesi yüzeysel, direngen halk damarı ise derindir.

Siyaset günlük, anlık bir iştir; her türlü gelişmeye anında yanıt oluşturmayı gerektirir. Dolayısıyla değişkenler arasında en değişken olanıdır demek yanlış olmaz. Savaş taktikleri açısından da benzer bir değerlendirme yapılabilir. Nihayetinde dar konjonktüre bakıp durum tespiti yapmak kendi içinde yüzeysellikleri ve yanlışlıkları barındırır.
(…)
Düşünce gücünden kopuk, sürekli koşuşturmaca içinde olanlar da her an savrulabilirler. Düşünüp de hiçbir şey yapmayanlar zaten savrulmuştur. Çaresizlik
sadece düşüncesizlikten kaynaklanmaz. Bazen derin düşüncelere dalanlar bile alternatif oluşturmayınca Adorno çaresizliğini yaşarlar.
(…)
Sürekli dünyayı krizlere boğarak insanlığı engelleyeceğini sananlar da yanılıyor.
Unutmayalım ki kriz, kapitalizmin krizidir, direnenlerin değil…Zirveden düşüşe geçen kapitalist modernitedir, demokratik modernitenin ufku ise sonuna dek açılmıştır.

Hakikati güçlü olanın kazanacağı bir zamandayız. Zaman direnenlerden yanadır! Duvarlar ne kadar yüksek ve menzil ne kadar uzak görünse de hakikat hemen yanı başımızda, içimizdedir.