59D706D4-8F84-4196-808E-EC6130DA92BF

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

İlk toplantı gerçekleşti. Haber ajansların geçtiği habere göre rejim Kürd heyetine kendi önerilerini bir paket halinde sunmuştur. Kürd Heyeti bunu değerlendirip ikinci toplantıda kendi önerileriyle geleceklerini belirtmiştir.

Rejimin sunduğu istemlere bakılırsa Kürdleri kendi denetimlerine almaya çalıştığıdır. Güler misin, ağlar mısın Şam rejimi kendini hala Suriye devletinin meşru yönetimi görüyor.

Oysa Şam rejimin böyle bir meşruiyeti kalmamıştır. Çünkü ortada Suriye diye bir devlet kalmamıştır. Şam rejimi insiyatifini kaybetmiştir. Bundan sonra bunu elde etmesinin koşullarıda yoktur. Gerçekleşmeside mümkün değildir. Bugünden sonra Kürdlerin ele geçirdiği avantajlarını rejimin denetimine vermesi düşünülemez bile. Hele ki ABD’nin alanda kalacağı düşünülürse. Ki Kürd tarafı olarak Şam rejimi ile müzakereler yapan heyete yer alan Demokratik Suriye Meclisi (DSM) Yürütme Konseyi Başkanı İlham Ehmed, görüşme sonrası yaptığı basın toplantısında konuya açıklık getirdi. “Özgürleştirilen alanların hiçbir tarafa teslim edilmesi söz konusu değildir,” dedi.

Süreci takip edenler şunu net görmektedir. Şam rejimin Kürdler ve de Sunni Araplar üstündeki insiyatifini kaybetmiştir. Bu nedenle Şam rejimin Suriye’yi toparlamasının koşulları kalmamıştır. Yanı sıra bölgede süper güçler vardır ve Suriye’yi dizayen edecek güçlerde bunlardır. Şunu kimse inkar edemez. Kürdistan’ın merkezde olduğu Orta Doğu’da ismine ister 3. Dünya Savaşı veya başka bir şey deyin süper güçler, bölgesel devletler ve yeni aktörler arasında kıran kırana bir savaş sürmektedir. Bu bir paylaşım savaşıdır. Lozan anlaşmasıyla çizilen sınırların değişmesi savaşıdır. Çizilen sınırlar içinde kurulan devletlerin miladanı doldurduğu ve yeni bir dizayenin şart olduğu savaşıdır. Başkalarını bilemeyiz ama bize göre sorunun merkezinde Kürd/Kürdistan sorununun çözümü vardır.

ABD Merkezi İstihbarat Dairesi (CIA) ve Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) eski Başkanı Michael Hayden’in işaret ettiği gibi: “Irak ve Suriye sınırları, Batı çizgileridir. Bugüne kadar yapay iktidarlar tarafından yönetildiler. Şimdi yeni bir formüle ihtiyacımız var… Ortadoğu’da I. Dünya Savaşı sonrası devlet yapısının ortadan kalktığını… Kürt halkına bir borçluluk duygusu içerisinde olduğumuzu düşünüyorum… Ortadoğu’yu ele aldığımızda, Kürtler onyıllardır Amerika’nın en iyi dostu olmuştur…“

Bunun sonucu olarak Kürdler, birinci Körfez Savaşı sonrası hem Kürdistan’ın Güneyi ve hemde Güneybatısı’nda ileri mevziler kazandılar. Bu ABD-Kürd ittifakı sonucudur ve bu ittifak sürüyor. Zaten bu nedenle Kürdistan’ı egemenliği altında bulunduran sömürgecilerimiz anti-ABD bir politika izlemektedir. Burada şuna vurgu yapmak istiyoruz. Düşman cephesinde “Kürdler ABD’ye güvenmiyor, ABD Kürdleri sattı veya satacak,“ gibi masa başında üretilen yalan haberlere bakıp yanlış tespitler yapmaktan Kürdler kaçınmalıdır. Yok öyle bir şey. Bu tür asparagas haberlerin altında yatan neden ABD ile Kürdleri düşmanlaştırmaktır.

Kürdler bu oyuna gelmemelidir. ABD karşıtlığı temelinde Rusya, İran, Irak, Suriye ve Türk devletleriyle kesinlikle birlikte ortak projeler yapmaktan kaçınmalıdırlar. Bunu yapanlar oldu (Irak-PDK ve YNK) ama bunun bedelini ödüyorlar ve daha da ödeyecekler.

Hepimiz Kürdistan’ın Güneybatı’sında ABD-PYD/YPG arasında güçlü bir ittifakın var olduğunu biliyoruz. Kazanımlarda bu ittifakın sonucudur. Bugünden sonra bu kazanımların Şam denetimine verileceği savı ABD politikalarını kavramamanın sonucudur. Bugünlerde süren Şam rejimi ve Kürdler arasındaki müzakereler ABD’nin desteğinde DSG’in kurtardığı alanları Şam rejiminin denetimine verileceği düşüncesi saçmalıktır. Şam rejimin bu istemi kendi kendine gelin güvey olma meselesidir.

Şunu biliyoruz. ABD öncülüğünde koalisyon güçlerin Suriye’ye müdahalesi ve yeniden dizayen edilmesi süresi 25 sene gibi bir süre biçmiştir. 8 sene birmek üzeredir. Daha 17 sene var. Bu süre doğan olağanüstü koşullarda uzayabilir ve kısalabilir kuşkusuz.

ABD ve koalisyon güçleri, Suriye’ye mudahale ederken önüne koydukları bu 25 sonrası Suriye’ye verilecek statüko şu an Şam rejimi ve Kürd heyeti tarafından sürdürülen müzakereyle kesintiye uğratılamaz. ABD, buna müsaade etmez. Öngördüğü GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi“ne uygun hareket devam edecektir. Suriye için ilk etapta öngörülen statüko üç bölgeden mütteşekil –Kürdistan, Sunni Araplar ve Nuseyriler- gevşek bir federasyondur. Bu oluşturulurken Şam rejimin gücü diğer güçler karşısında en az avantajlı olan kesimdir. Bu avantajıda Rusya’nın verdiği destekten sağlıyor. Dahası Astana ve Suçi’de süren Rusya, İran ve Türkiye ittifakının verdiği destektir. Şam rejimide bunu biliyor. Buna ek olarak Şam rejimi, bir manevra daha yapmak istiyor. Kürdleri denetimlerine almaya uğraşıyor ama bu tutmaz.

Suriye paramparça. Süper güçlerden tutun sıradan aşiret örgütlülüğüne varan yapılar mevcuttur. Tasfiye edilecekler var. Bunların başında cihatçı terörist gruplar gelmektedir. Bugün bu süreç yaşanıyor. Geriye üç aktör güç kalacaktır. Suriye’de şu an derli toplu örgütlü iki güç vardır. Kürdler ve Şam rejimi. Ama heriki güçte ancak denetimlerindeki alanlarda söz sahibidir. Fakat ortada bir başka güç daha vardır. Bugün örgütsüzdür ama örgütlenmeyeceğini kimse iddia edemez ki en büyük nüfusa sahip olanlarda bu kesimdir. Yani Sunni Araplar. Sunni Arapların merkezileşmesi zaman alacaktır. Bu sorun çözülmeyene kadarda “Suriye“ denilen coğrafyada taşlar yerli yerine oturmayacaktır. Bu anlamıyla başlayan Şam rejimi ve Kürdler arasındaki müzakerelere bakıp “Suriye’de çözüm“ diye sunmak yanılgıdır.

Bu müzakereler olsa olsa Şam rejimin Kürdleri artık muhalif bir aktör olarak kabul ettiği açısında önem kazanır. Bu iki güç bu aşamada stratejik olarak anlaşmanın koşullarına henüz sahip değiller. Çünkü tek başlarına karar kılıcı merkezler değildirler. Bu mesele ancak ABD-Rusya’nın anlaşması sonucu çözülebilir.

Süren müzakerelerle ancak enerji ve tarım alanlarının nasıl kullanılacağı konusunda bir anlaşma olabilir. Hayat sürüyor. İhtiyaç meselesidir. Bu nedenle karşılıklı çıkara dayalı belli konularda geçici anlaşmalar yapmak doğaldır. Olan biten budur. Bunun daha ötesi yoktur.

1 Ağustos 2018