Şu sıralar tüm antenlerim Rojava ve Suriye’yi gösteriyor. Çünkü bir yandan Kürdlerle müzakereler başlarken diğer yandan İdlib’de nihayet ‘temhid’ başladı.

2950E59A-4752-4751-9320-917CD62B4E86

Yavuz ÖZCAN

Şu sıralar tüm antenlerim Rojava ve Suriye’yi gösteriyor. Çünkü bir yandan Kürdlerle müzakereler başlarken diğer yandan İdlib’de nihayet ‘temhid’ başladı. Araplar buna ‘hazır ol’ diye bir anlam yüklüyor. Bir zamanlar yaşadığım ve çok sevdiğim mekanları olan Suriye’de anlaşıldığı kadar herkes bu aralar ‘temhid’ halinde. Hepimiz biliyoruz ki İdlib savaşının sonuçları Kürdlerin de kaderini belirleyecek.

Suriye Ordusu, İdlib’e giden yollarda büyük bir hareketlilik içinde. Askeri birlikler bölgeyi kuşatıyor. Son bir kaç gündür uzun menzilli toplarla Cihatçı grupların dış mevzileri dövülüyor. Elbette aynı hazırlık rejim karşıtları cephesinde de sürüyor ve onlar da karşılık veriyor.

Bugün konuştuğum Suriyeli bir yetkili ‘ordu ve milis güçlerine hazır olun emrinin’ verildiğini söylüyor. Mukaveme Suriyyi’nin Genel Komutanı da ‘bize hazırlıklarınızı yapın, eksiğiniz olmasın’ talimatının geldiğini ve son bir haftadır gece boyunca topçu atışı yapıldığını söylüyor. Ona göre düzenli topçu saldırısı 7 yıllık savaşta hep bir işaret olarak kullanılmış: ‘Genellikle böyle yaparız, ağır topçu ateşi en az 20-30 km uzaktan yapılır.’

Harekata katılacak İran ve Hizbullah milisleri dışındaki Suriyeli güçler ise; 4. Ordu 35. Kolordu, askeri istihbarat Kalkan güçleri, Kaplan güçleri, Mukaveme Suriyyi ve Hama’daki irili ufaklı resmi olmayan güçler olarak planlanmış.

Suriye Genelkurmayı ilk olarak Cisir El Şuğur’u alarak, Halep – Lazkiye otoyolunu güvenceye almayı planlıyor. Cisir El Ahmar da konuşlanarak hakim tepeleri tutan birlikler saldırıya hazırlanıyor. Bunun için Gap Ovası da denetime alınmış. Gap, son kuzey ucu Cisir El Şuğur’a uzanan açık bir parçası. Hama bölgesinin kuzey ve kuzeybatısında yer alan bu kasaba Türkiye sınırının 20 kilometre güneyinde.

Suriye Ordusu Dera ve Guta’dan sonra ülkenin kuzeybatı kesiminde bulunan ve Türkiye sınırında yer alan İdlib’e karadan ve havadan kapsamlı bir harekata hazırlanıyor. Bölgeye İran milisleri dışında 7 bin Hizbullah milisi ve 15 bin kadar Suriye askeri yığılmış durumda. Bölge zaman zaman uçaklarca da bombalanıyor.

Rusya, İran ve Türkiye’nin 15 Eylül 2017’de Astana’da yaptığı toplantıda, İdlib’te çatışmaların azaltıldığı bölgeler oluşturulması konusunda anlaşma yapmıştı ve bu konuda garantör ülkeler olmuşlardı. Türkiye, bu kapsamda bölgede 12 gözlem noktası oluşturdu. Rusya ve İran ise 19 ayrı gözlem noktası kurdu.

Üç ülkenin, çatışmasızlığı izlemek üzere 30 askeri gözlem noktası kurduğu İdlib’de bu şekilde 7 yıllık savaşın en kritik noktasına gelinmiş durumda. 26 Cihatçı grubun faaliyet gösterdiği İdlib’teki muhalif yapıların iç çatışmaları da devam ediyor. Suriye harekatın fiilen başlamasına dek bu çatışmalar süreceğe benziyor.

Suriye ile radikal gruplar arasında sınırı oluşturan bu alana askeri teçhizat, ağır silah ve mühimmat takviyesi yapılırken  Rusya’dan onay bekleniyor. Rusya’nın masa altı görüşmeler yoluyla şehri teslim etmeleri konusunda hem bazı grupların liderleriyle, hem de Türkiye ile görüşmeler yapıyor. Suriyeli ordu yetkilisinin telefondaki sesine göre; “Rusya’nın Türkiye’ye söyleyeceği tek şey, ‘Suriye Devleti topraklarında denetimi sağlayacak güçte, çekilmeniz uygunudur’ bunu söylerler, ötesi olamaz.”

Rusya’nın idlip kırsalındaki askeri ve teknik kadroları ile ailelerini tahliye ederek Halep, Hama ve Lazkiye’ye yoladığını da söylüyor.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad da, Dera ve Guta’dan sonra ordu güçlerinin öncelikli hedefinin İdlib olacağını söylemişti. “Ordumuz bu bölgeyi teröristlerin elinden almaya hazırlanıyor” derken bayağı ciddi imiş!

Muhalefeti Türkiye’nin garantörlüğüne sığınıyor!

Ordunun harekatını engellemek, geciktirmek isteyen Suriyeli muhaliflerinin Müzakere Heyeti Başkanı Nasr al-Hariri de, bir süre önce“İdlib’de savaşın patlak vermesini önlemek için Türkiye ile birlikte tedbirler almaya çalışıyoruz” demişti. Hariri’ye göre, Ordu İdlib’te bir savaş başlatma arzusunda değil ve böyle bir savaşı başlatmak için koşulları uygun değil! İdlib’de sivil halkı korumak için garantör ülke Türkiye ile işbirliği yapacaklarını, şehrin kaderini askeri denklemlere bağlı bırakmayacaklarını söyleyen Hariri, son dönemlerde Şam hükümeti ile muhalefet arasında yapılan anlaşma sonucu diğer bölgelerden bu vilayete yerleşen birçok silahlı elemanın aileleri ile göçtüğüne dikkat çekerek, bunların durumlarının netleşmesi gerektiğini, aksi takdirde sonuçlarının ağır olacağına vurgu yapmıştı.

Ancak göründüğü kadarı ile kimsenin savaşı engelleyecek sihirli bir sopası yok.

Rejime karşı 75 bin savaşçı!

İdlib’e yönelik operasyon hazırlığı yapan rejime karşı muhalif güçler de yeni düzenlemeler yapıyor anlaşılan. Aldığımız haberlere göre bölgedeki muhalifler güçler, orduya karşı koymak için 75 bin milisten oluşan yeni bir ordu düzeni kurmuş durumda. Geçtiğimiz haftalarda rejim ile muhalifler arasında varılan anlaşma sonucunda Guta ve Dera’dan bölgeye geçenler de bu orduya dahil olmuş.

İdlib’deki grupların militan sayısı 60 bin civarında olduğu tahmin edilirken, son zamanlarda dışardan gelenlerle bu sayının 75 bine ulaştığı sanılıyor.

Kürdler destek verecek mi?

Elbette tüm bunlar olup biterken Rojava Kürdlerinin tavrı da çok önemli bir yerde duruyor. Suriye’de Kürdlerin dahil edilmediği oyunların kurulamayacağını hem rejim, hem muhalifler hem de uluslararası güçler açısından tecrübe ile sabit.

Geçenlerde konuştuğum PYD Dış İlişkiler Sorumlusu Salih Müslim, Suriye Ordusu’nun İdlib’e yönelik harekatına davet edilmeleri halinde destek vereceklerini söylemiş, “katılmaya hazırız” demişti. Elbette bunun için çeşitli şartları olduğunu da ifade etmişti. Öte yandan ordunun YPG desteği olmadan bu harekatta başarı kazanma şansının daha düşük olacağı ve savaşın uzayacağı da biliniyor. Askeri uzmanlar İdlib’deki savaştan kara harekatı ile sonuç alınabileceğini, ordunun kuşatacağı muhaliflerin de çetin bir direniş göstereceğini söylüyor. Bu nedenle YPG’nin desteğinin önemi daha da artıyor.

Konuştuğum Suriyeli askeri yetkili ise, YPG ile görüşmelerin henüz sürdüğünü, bölgede SDG’nin olmadığını, Halep’te konuşlanmış ve Afrin’den çekilerek bölgeye yayılmış YPG birliklerinin en azından ihtiyat güç olarak operasyonu takip edeceklerini, ihtiyaç anında müdahelede bulunacaklarının hesaba katıldığını söylüyor.

Kara gücü olmadan İdlib’in alınması oldukça zahmetli. Bu konuda Suriye Ordusu, YPG gibi deneyimli bir güç olmadan İdlib’in merkezine ilerlemesi, alması çok zor. Ancak Rojava Federasyonu ile Suriye arasındaki müzakerelerin İdlib harekatı öncesinde bağıtlanması Kürdler açısından hayati bir durum. Nedenlerini de İMPNews’in Yayın Yönetmeni Faysal Dağlı’nın yazısından aldığım şu bölümle izah edeyim:

“Müzakere sürecinen temel maddeleri üzerindeki anlaşmanın ve Suriye’nin yeni Anayasa sürecinin İdlib Operasyonu öncesinde sonuçlanması Kürdler açısından elzemdir. Rejim ise elini güçlendirmek için müzakere sürecinin İdlib sonrasına sarkmasını isteyecektir. Suriye Ordusu, İdlib Operasyonu’nu tek başına yapacak kapasitede değildir. Suriye’de savaşan ve hayatta kalan deneyimli onbinlerce radikal savaşçı İdlib’de ölüm kalım mücadelesi verecektir. Sığınabilecekleri başka güvenli alan kalmamıştır. Türkiye de kendi başına bela olacak ve sonraki süreçlerde de kullanamayacağı bu başıboş tehlikeli grupları sınırlarından içeri almayacaktır. En fazla ailelerin geçişine izin verecektir, kimilerini Afrin veya Cerablus’a aktaracaktır. Operasyon her ne kadar Rusya tarafından havadan desteklenecekse de esas olarak karadan sonuç alınacaktır. Türkiye, masa altından bir anlaşma olmadığı sürece İdlib’deki radikalleri her şekilde desteklemeyi sürdürecektir. Bu nedenle Suriye yönetimi YPG’nin operasyona katılımına ciddi ihtiyaç duyacaktır.

Rojava Kürdleri, Musul Operasyonu’nda Güney Kürdlerinin düştüğü yanlışa sürüklenmemelidir. Kürdler, muhaliflerin tasfiyesine katılıp rejimi güçlendirdikten sonra farklı bir konjonktür gelişeceğini hesaplamalıdır. İdlib zaferinden sonra Suriye yönetimi taleplerinin çıtasını yükseltecek, Kürdlerden istediğini alamazsa bir süre sonra güç toplayarak Rojava Kürdistanı’na karşı saldırıya geçecektir. Merkezi hükümet, İdlib’i ele geçirdikten sonra Kürdlere karşı Türkiye, İran, Irak, Rusya gibi müttefikler de bulacaktır.”