Suriye kurtuluş savaşı bitmeden, yeni bir savaşı(İran) ilan eden tamtamlar duyuluyor. Kimilerine göre fırsat, kimilerine göre mesele ölüm kalım, kimilerine  göre bir çalım. Şimdi soru şu, bu kadar kıyımdan ve vahşetten sonra savaşa artık tamam mı, devam mı diyelim?

75776E21-0530-4E9F-8D0A-C533745DAEA2.jpeg

Cemil HAYEK

Burada bir tarih yazılıyor ve bu tarihi Suriye’nin kadim halkları yazıyor. Kürtler Amerikan ve İsrail vaatlerini elinin tersi ile itiyor, çünkü barışı devletler değil, ancak halklar çizerse kalıcı olur. Suriye’de halklar beraber olacak, emperyalizm de darmadağın olacak.

BU BİR TAVİZ Mİ?

Kürtler çok çekti, kimilerine göre her fırsat mubah, kimilerine göre halkların dayanışması esastır.

Kürtler bir fırsat mı kaçırıyor?

Şimdiye kadar olan deneyimler, bunun tersini gösterdi; Ne Irak’ta, ne Türkiye’de emperyalizm onlara destek olmadı, yolun ortasında sattı ve gitti.

Peki ya Suriye, Suriye neden satmasın, savaşı kazanıp güçlenince, neden sıra onlara gelmesin?

Cevap gayet basit; Suriye, dengelerle ayakta duran bir ülke. Hafız Esat’ın gelmesi ile iktidarın tüm  halklar ve etnisiteler arasında paylaşılması, bir tek gücün tekelleşmesini engeller ve hep engelledi. Her ne kadar Suriye’de demokrasi bir dikensiz gül bahçesinde yeşermiyorsada, demokrasi  güllerinin yeşermesi için her türlü zemin mevcuttur. Bir yandan halkların iktidarı sağlam bir Kürt ayağı daha kazanırken, öte yandan Kürt talepleri, Suriye’ye daha geniş bir demokrasi için ivme kazandıracaktır.

KAZANIM NEDİR?

Kürtler sadece Suriye’de yaşamıyor. Suriye kurtuluş savaşına bakalım ve bu savaşta Suriye’nin dostlarına bakalım; Suriye savaşta en başta Rusya ve İran yardımlarını almıştır. Günümüz savaşlarında artık bir ülkenin tek başına dostu olmadan zafer kazanması çok zordur. Her ülkenin tedarikçi dostlara ihtiyacı vardır. İkinci dünya savaşında, dünyanın en büyük kara ordusuna sahip olan Almanya, maden ve nice kaynak sıkınntısına girmiş ve savaşı kaybetmiştir, tek sebep bu olmasa da.

İşte Kürt halkının en büyük tedarikçisi de, Suriye Kürtleri olacaktır.

TC destekli Maraş katliamı Hatay’a yöneldiği zaman, Hatay’a gönderilen Suriye silahları bunu nasıl engellediyse, bundan sonra Kürt illerindekikatliamlar da, Suriyeli Kürt yiğitlerinin ve Suriye devletinin katkıları ile engellenebilecektir.

Bir Arap kadim kenti olan Hatay’da HDP’nin ilk kez bir milletvekili çıkarabilmesi, halkların dayanışmasının tüm bölgede oynayabileceği rolü göstermektedir.

TÜRKİYE’NİN SOYDAŞLARI KAVMİDİR

Türkiye, soydaşlarına sadece ırkçı açıdan bakmıştır. Hiçbir şekilde yurt dışındaki Kürtler veya Araplar için ‘soydaş’ terimini kullanmamıştır. O kavmin bulunduğu her kesime de, ‘Misak-ı Milli demiştir. Çünkü Türk-İslam sentezi markalı devlet, ırkçı bir gelenek edinmiştir. O bakış, tek dilden, tek milletten, tek mezhepten, tek ırktan sonra, tek adama kadar taşınmış, diyer ulusları kaldıramama noktasına taşımıştır.

Kaldı ki, komşu ülkelere de bir misak-ı milli fırsatı vererek, en büyük tehlikeyi kendine hazırlamıştır.

Bu bir yıkımdır. Vatandaş yerine ırksal bakış, kendini en bariz şekli Ermeni ve Rum tehcirinde göstermiş,devletin ancak Türk soyundan gelenlerin devleti olduğunu kanıtlamıştır.

Artık halkların dayanışması da, direnmesi de,meşru bir zeminde sağlanabilecektir. Bu zemin, Suriye’de mevcuttur.

Suriye, devlet yapısında kurduğu dengelerle, kavmi veya ırksal ya da mezhepsel bir oluşuma meydan vermemektedir. Suriye öyle bir devlet ki, bir halkı kucaklamak için, savaşın ortasında bile ismini deyiştirebiliyor,  ‘Arap cumhuriyeti’ yerine, ‘Suriye cumhuriyeti’ diyerek, kardeş Kürt halkını selamlıyor.

Kürtler bunu hak ediyor, yani bu bir haktır, salt bir lütuf değil ve bu denge, emperyalizmin vereceği teminatlardan çok daha güçlü ve esaslıdır.

Suriye’deki Bayır Bucak Türkleri’ni  soydaş diye ayaklandıran Türkiye, Kürt illerini kimyasal ile vuramayacaktır artık. Sınırların yanıbaşında bulunan yiğit Kürt serhildanlarını hesaba katmak zorunda kalacaktır. Sınırın ötesi, özgürlük isteyen ve zulüm altındaki her Kürt için bir güvenli liman olacaktır.

YENİ SURİYE’NİN SINAVI

Suriye daha ilk yıllarda, Türkiye’de soykırıma uğrayan Ermenilere kucak açmıştı. Fakirdi, açtı, güçsüzdü ama her Ermeni’yi kucaklamıştı.

Şimdi Suriye, aynı sınavı Kürtler için verecek. Tam bağımsızlığı tüm vatan sathında kazanan Suriye’nin savaş sarhoşluğu yerine, bir halk devleti olarak ve Suriye’nin tartışmasız evlatları olan Kürt halkını kucaklaması, kurtuluş savaşından sonra ülkenin bekası konusunda, en az Ermeniler’in sadakati kadar, Kürt sadakati ile karşılaşacaktır.

Emperyalizm tarafından tuzaktan tuzağa düşürülen ve satılan Kürt halkı, bundan böyle sırtını dayabileceği bir devlet zemini bulacaktır. Böylellike,  Şimdiye kadar Kürtlerin en büyük kazanımı, Suriye devleti ile bütünleşmesinde sağlanacaktır.Suriye, asla salt bir Arap devleti değil artık; Suriye, Arapların olduğu kadar, Kürtlerin de devleti olacaktır. Kürtler, Suriye’nin sanıldığı gibi, her zayıf anda ayaklanmağa çalışan bir zaman bombası veya yumuşak karnı değil, tüm komşu ülkelerin tersine, bu ülkenin en sağlam kayalarını oluşturacaktır.

Kürtler sadece Suriye kurtuluş savaşında değil, tüm ortadoğunun antiemperyalist savaşındaki yerlerini, kahramanca alacaklardı. Bu durum, tek ulus istemleri yerine, özgürlük arayışlarına güç katacak, katı despotların iktidarlarını sallayacaktır.

Kürt bağımsızlık hareketini tarih sadece yazmayacak, meşruiyetini de ilan edecektir.

29. 07. 2018