‘OHAL’de en çok Diyarbakır ve İstanbuldaki gazeteciler mağdur oldu’ MEDAR (Medya Araştırmaları Derneği) ile The Guardian Foundation’un ortaklığı ve Norveç Sosyal Bilimler Derneği’nin desteğiyle hayata geçirilen “Gazetecilerin Alternatif Medya ve Yurttaş Haberciliği Algısı Araştırması” tamamlandı.

 EF2DFD00-8A4F-4D65-BF3C-075E34B70861

İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Adana ve Antalya illerinden 306 gazeteciyle bilgisayar destekli telefon (CATI) ve yüz yüze görüşme yöntemleriyle hayata geçirilen ve saha çalışması Şubat-Mayıs 2018 tarihlerinde tamamlanan araştırmanın sonuçları gazetecilerin yurttaş haberciliğine bakış açılarına dair önemli ipuçları sunuyor.

Tüm dünyada bir süredir “Yurttaş Haberciliği” gazetecilik alanının sınırlarına dair yeni sorular sormamıza yardımcı oluyor. Yeni medya teknolojilerindeki gelişmelerin sunduğu fırsatlar, ana akım medyada gazeteciler için var olma imkanlarının daralması, haber üretimi ve dağıtımı üzerindeki siyasal baskı düzeyinin artması gibi nedenlerden kaynaklı olarak profesyonel gazetecilikle alternatif habercilik pratikleri arasındaki temas noktaları ve geçişkenliklerin giderek arttığı bir medya dünyasına doğru ilerliyoruz. Bu noktada, yurttaş haberciliğini tüm boyutlarıyla kavramak için yalnızca bu merkezden haber üreten platformların analiz edilmesi ve haber üretimindeki özgüllüklerin anlaşılması analizlerimizi yetersiz bırakıyor. İlişkisel bir yaklaşım içinde profesyonel gazetecilerin yurttaş haberciliğine dönük algısını hem farklı perspektiflerden hem de barındırdığı tüm çeşitlilikle birlikte kavrayabilmek daha bütünsel bir bakış oluşturabilmek için oldukça önemli görünüyor.

Gazetecilerin Mesleki Kimliklerine Dair Bulgular

Görüşülen gazetecilerin medya sektöründe çalışma süresi ortalama 13 yıl olarak belirlendi, dolayısıyla kendi alanlarında uzun süredir çalışan ve mesleki tecrübelerinin yüksek olduğu bir grup ile bu çalışmayı gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz. Sektörde 20 yıldan fazla zamandır çalışanlar görüşmeciler arasında en yüksek oranı oluşturuyor (%30). Bu kişilerin %60’ı ise yazı işleri müdürlüğü, haber koordinatörlüğü, bölüm şefliği gibi yönetsel rollerde bulunduklarını beyan ediyorlar. Sektöre yeni giren ve 5 yıldan az çalıştığını belirtenlerin oranı ise %17,6. Gazetecilerin yönetsel bir rolde veya haber üreten bir pozisyonda olup olmamalarına göre de sorulara verdikleri yanıtlarda belirgin sayılabilecek farkların ortaya çıktığını görüyoruz.

Hangi gazetecilik?

Türkiye’de gazetecilik yapmaya çalışan kişilerin içinde bulundukları en önemli zorluklardan bir tanesi fiilen yaptıkları gazetecilik ile yapmak istedikleri gazeteciliğin tanımları arasında önemli bir fark bulunduğunu beyan etmeleri. Görüşülen kişilere “yaptığınız gazeteciliği nasıl tanımlarsınız” sorusunu yönelttiğimizde bu soruya ilk verdikleri cevap karşı bir soru oldu: “Bu kurumda yaptığımız gazetecilik mi, yoksa yapmak istediğimiz gazetecilik mi?”. Bu sorudan bile şu an hali hazırda ağırlıklı olarak anaakım medyada çalışan gazetecilerin daha çok ideallerini tarif ettiği bir sıralamaya ulaştığımızı söyleyebiliriz. Katılımcılar yaptıkları gazeteciliği ilk sırada objektif gazetecilik (%38,9), ikinci sırada hak odaklı gazetecilik (%38,6), üçüncü sıradaysa tarafsız gazetecilik (%33,3) olarak tanımlıyorlar. Hak odaklı gazetecilik yanıtının, anaakım medya etiğinin temel kriteri sayılabilecek objektif gazetecilik ile neredeyse aynı orana sahip olması özellikle dikkat çeken bir gösterge. Medyanın ağırlıklı sahiplik durumu ve yapılan haberlerin niteliği düşünüldüğünde, bu soruya verilen cevapların ağırlıklı olarak mesleki kısıtlara ve çalıştıkları kurumun kimliğine karşın kendi sahip oldukları gazetecilik değerlerini yansıttığını belirtebiliriz.

Gelirlerinden Mutsuzlar!

Medya çalışanlarının Türkiye’de uzun yıllardır güvencesiz çalıştırılmaları, bu sektörde faaliyet gösteren firmaların sosyal hakları karşılamadaki yetersizlikleri biliniyor. Maaşların bile uzun süre ödenmemesi gibi durumların oldukça sık yaşandığını biliyoruz. Hele hele AKP döneminde medya sahipliğinin iktidar merkezli olarak köklü bir değişime uğraması bu kurumlarda çalışma koşullarını çok daha zorlu hale getirmiş durumda. OHAL döneminde doğrudan kapatılan yüzlerce medya kurumu aracılığı ile işsiz kalan ve yasal haklarını kaybeden gazeteciler ise son dönemin en büyük “güvence” sorununu teşkil ediyor. Bu manzarada mevcut kurumlarında gazetecilik yapmaya çalışanlara “aylık gelirlerinden ne kadar memnun oldukları” sorusunu yönelttik. Aldığımız cevaplar beklentilere paralel olarak okunabilir. Araştırmaya katılan gazetecilerin %49’u elde ettikleri kazançtan memnuniyetsiz olduğunu ifade etti (5’li ölçekte memnuniyetsizim+kesinlikle memnuniyetsizim cevaplarının toplam oranı). %22,9’u ise “ne memnunum ne memnuniyetsizim” diyerek belirgin bir tercih ifade etmedi. Aylık kazancından memnun olanların oranının ise %27,8.

10 gazeteciden 4’ü hiçbir mesleki eğitim almamış.

Görüşülen her 10 gazeteciden 4’ü meslek hayatında bugüne kadar herhangi bir mesleki eğitim almadığını belirtti (%40,8). Eğitim almış kişilere ne tür mesleki eğitimler aldığını sorduğumuzda ise en yüksek eğitim alma oranının %35 ile kurum içi oryantasyon eğitimlerinde ağırlık kazandığı görülüyor. Sivil Toplum Kuruluşları ile sendikaların verdikleri eğitimlere katılanların oranı %25,5; uluslararası bir kuruluştan mesleki eğitim aldıklarını belirtenlerin oranı ise %18. Oldukça düşük bir oranda ise “online bir eğitim programına” katıldığını beyan edenler bulunuyor (%6,9).

Araştırmaya katılan gazetecilerin 5’te 2’si meslek örgütü üyesi

Araştırmaya katılan gazetecilerin 5’te 2’si bir meslek örgütüne üye olduğunu açıklamış. Üye olunan örgütler içerisinde ilk sırayı %23.9 ile Türkiye Gazeteciler Sendikası alırken, TGS’yi, %17 ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti izliyor. Bir meslek örgütüne üye olan gazetecilerin %14.7’si ise yerel gazeteci cemiyetlerine üye olduklarını beyan etmişler.

Ana akım ve Alternatif Medya Çalışanı farkı belirgin

Araştırmaya katılan gazetecilerin sorulara verdikleri yanıtlarda yaşanan farklılaşmalara bakıldığında, gazetecilerin Anaakım veya alternatif medya kuruluşlarında çalışmalarına bağlı olarak belirgin farklar sergilediğini görüyoruz. Alternatif medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin daha genç, kadın ağırlıklı ve örgütlü oldukları görülürken, bu grubun yurttaş habeciliği konusunda da çok daha bilinçli bir grup olduğu dikkat çekiyor. OHAL koşullarından da en olumsuz etkilenenler yine alternatif medya çalışanları olmuş. Bu araştırmayı yapanlar kadar, sonuçlarını okuyanları da çok şaşırtmayacağını varsaydığımız bir diğer veri de alternatif medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin gelirlerinden memnuniyetsizlik oranlarının anaakım’a göre daha fazla olması oldu.

Gazeteciler sosyal medyayı twitter merkezli ve haber/bilgi takibi-paylaşımı amaçlı kullanıyor

Gazetecilerde sahip olunan sosyal medya hesapları içinde Twitter’ın %90,8 gibi çok yüksek bir oranla ilk sırada geldiği belirlendi. En çok kullanılan diğer hesaplar Facebook (%87,6) ve Instagram (%73,5). Sahip olunan sosyal medya hesapları içinde Twitter’ın %90,8 gibi yüksek bir oranla ilk sırada geldiği belirlendi. En çok kullanılan diğer hesaplar Facebook (%87,6) ve Instagram (%73,5). Gazeteciler sosyal medyayı %93,1 oranı ile en çok haber/bilgi takibi ve paylaşımı amacıyla kullanıyor. Kendi oluşturdukları içerikleri paylaşma amacıyla kullananların oranı %59,5 iken, sosyal çevreyle haberleşme (%17,6) ve araştırma yapmak (%13,4) diğer sosyal medya kullanım nedenleri arasında.

OHAL koşullarında sosyal medya kullanımı nasıl etkilendi?

Araştırmanın sahasının gerçekleştiği Şubat-Mayıs 2018 döneminde halen devam eden OHAL’in gazetecilerin sosyal medya kullanımlarına olan etkilerini de sorduk.Bu soruya yanıt veren gazetecilerin %40.5’i “OHAL’in sosyal medya kullanımlarını etkilediğini” ifade ederken, %59.5’i ise “OHAL’in sosyal medya kullanımını etkilemediğini” söylemiş. Bu oran kent dağılımlarında anlamlı değişiklikler gösteriyor.

OHAL’den en çok Diyarbakır ve İstanbullu gazeteciler etkilenmiş

Sosyal medya kullanımlarında OHAL’den en çok etkilenen kent ortalamanın epey üzerinde bir oranla Diyarbakır olurken, İstanbul’dan araştırmaya katılan gazeteciler de yine ortalamanın üzerinde bir etkilenme yaşadıklarını beyan etmiş. Ankara ve İzmir’de yaşayan gazetecilerde ise bu anlamda OHAL’den etkilenme oranı genel ortalamanın epey altında kalmış, öte yandan Adana ve Antalya kentlerinden araştırmaya katılan gazetecilerin sadece %16’sı OHAL’den sosyal medya kullanımı açısından olumsuz etkilendiklerini ifade etmişler.

Tüm katılımcılar içerisinde “OHAL sosyal medya kullanımımı etkiledi” yanıtını veren %40.5’lik gruba, “Nasıl etkiledi” sorusu da yönlendirildi. Buna göre OHAL’den etkilenen gazetecilerin %82.3 gibi yüksek bir oranı “OHAL’den sonra siyasal açıdan bir risk oluşturan paylaşımlardan kaçınıyorum” yanıtını vermiş. Yine gazetecilerin %8.1’i “OHAL’den beri içerik üretmeden sadece başkalarının içeriklerini beğenip paylaşıyorum” derken, “OHAL’den sonra içeriklerinin riskli olabileceğini düşündüğüm eski paylaşımlarımı sildim” diyenlerin oranı ise %15.3 olmuş.

OHAL’de Gazetecilerin dörtte biri çeşitli şekillerde baskı görmüş

Araştırmaya katılan gazetecilerin %26.1’i “Sosyal medya paylaşımlarınız yüzünden resmi veya gayri resmi baskı gördünüz mü?” sorusunda “Evet gördüm” diye yanıt vermiş. Bu baskının türünü açığa çıkarmaya yönelik devam sorusuna verilen yanıtlarda da gazetecilerin %65’i “Sosyal medyadan küfür, hakaret, troll saldırısı” yaşadığını ifade etmiş. Yine gazetecilerin %43.8’i “Ailem ve/veya sosyal çevremden uyarı” aldım derken, %30 gibi önemli bir oran da saldırı, hatta ölüm tehditleri aldığını beyan etmiş.

Gazetecilerin Yurttaş Haberciliğine İlişkin Tutumları

Görüşülen gazetecilere yurttaş haberciliğini bilip bilmediklerini sorduğumuzda her 10 gazeteciden 3’ünün (%29,7) bu kavramı hiç duymamış olduğu görüldü. Bu kavramı bildiğini ifade eden %70,3’lük kesimin yarısı (%49,3) yurttaş haberciliğinin Türkiye’deki yükseliş evresine tekabül eden Gezi direnişi ve sonrasında (yani 2013’te ve takip eden yıllarda) bu kavramı duyduğunu belirtirken, %17,7 oranındaki bir kesim ise yurttaş haberciliği ile okulda, derslerde veya gazetecilik eğitimlerinde karşılaştıklarını belirtiyor. Yurttaş haberciliğinden 2000’li yıllarda haberdar olduğunu belirten gazetecilerin oranı %14,4. Bu dönem yurttaş haberciliğinin hem küreselleşme karşıtı hareketin kazandığı ivmeyle hem de sosyal medyanın gelişmesiyle görünürlük kazandığı ilk evreye denk geliyor.

Neredeyse her iki gazeteciden 1’i (%45,6) yurttaş haberciliğini «Yurttaşın haber yapması» olarak tanımlıyor. Haber yapanın kimliğine vurgu yapılan bu yanıtlarda yurttaş sözcüğünün yanı sıra sık sık «gazeteci olmayan», «halk», «birey», «sıradan vatandaş» gibi ifadelerin kullanılması haber yapan kişilerin profesyonel olmayan taraflarını ön plana çıkarma eğilimini gösteriyor. İkinci önemli tanımlama ise (%20) ise “yurttaşla ilgili, yurttaşı ilgilendiren konularda veya yurttaşın çıkarına” yapılan habercilik olarak ifade edildi. Yurttaş Haberciliğinin “sosyal medya ve teknolojik gelişmeler aracılığıyla yapılan habercilik” olduğunu düşünenlerin oranı ise %18,1.
Seçeneklerin verilip yurttaş haberciliğini en iyi tanımlayan ifadelerin sorulduğu ve çoklu yanıt alınan soruya (yardımlı bilinirlik) verilen yanıtlarda ise yurttaş haberciliği : gönüllü habercilik (%51,6), hak odaklı habercilik (%47), yeni teknolojiler aracılığıyla yapılan habercilik (%45,6), tanıklık olarak habercilik (%43,7), aktivizm odaklı habercilik (%38,6), yurttaşın herhangi bir motivasyonla haber yapması (%36,3), yerel odaklı habercilik (%32,1) ve bir tür hobi olarak habercilik (%9,8) yanıtları alınmıştır.

En çok bilinen ve takip edilen platformlar

En çok bilinen internet merkezli bağımsız/alternatif haber platformları arasında T24 (%88,6), Duvar (%81,4), Bianet (%80,1) ve Diken (%79,7) var. Bu platformları %71,6 ile Artı Gerçek ve %69 ile Sendika.org takip ediyor. Düzenli olarak takip edilen platformlarda ise sıralama şöyle : T24 (%53,4), Diken (%57,8), Duvar (%48,4) ve Bianet (%47,1).

Yurttaş Haberciliği yapan platformlar arasında ise bilinirliği en yüksek platform dokuz8HABER (%62,1). Ötekilerin Postası ve bir süre önce yurttaş haberciliğini bırakarak video habercilik alanına yönelen 140 Journos bilinirliği yüksek diğer platformlar.

Gazetecilerin yurttaş haberciliği ile ilgili ifadelere katılımı

Görüşülen her 5 gazeteciden 4’ü yurttaş haberciliğinin toplumsal hareketlerle ilgili veya anaakım medyanın yer vermediği haberlere daha kolay ulaşmayı sağladığını düşünürken, aynı zamanda yurttaş haberciliğinde etik hatalar yapılabildiğini veya mesleki deneyim eksikliğinin hissedilebildiğini de ifade etti. Benzer şekilde 4 gazeteciden 3’ü yurttaş haberciliğinde içeriklerin yeterince geliştirilmemiş olduğu ve güven eksikliği yaşanabildiği ifadelerine katılırken bu içeriklerin haber değeri taşıdığını ve yurttaş haberciliğinin gazetecilik kavramını yeniden düşünmemizi sağladığını belirtti. Burada yurttaş haberciliğinin gelişme aşamasında ve sınırları belirsiz bir pratikler bütünü olduğunu göz önünde bulundurarak katılımcıların hem bu alanın sunduğu potansiyellere hem de kendi mesleki kodları çerçevesinde taşıdığı risklere vurgu yaptığı düşünülebilir.

Üç aşamalı olarak tasarlanan bu araştırma serisinin ilki “Alternatif Medya ve Yurttaş Haberciliği Aktif Takipçi-İzleyici Algısı” başlığıyla Nisan-Mayıs 2016 arasında tamamlanarak, araştırma sonuçları 13 Temmuz 2016’da kamuoyu ile paylaşılmıştı. Araştırma serisinin üçüncü ve son bacağı ise “Yurttaş Habercilerinin Profili” başlığıyla 2018’in son aylarında başlatılacak ve bulgular 2019 yılında açıklanacak.

Habercilerden.com