37616153_1962705614020759_6576666451501907968_n

Mihrac URAL

Herkesin karamsar olduğu, Türkleşmiş Arapların ahlaksızca Kürd düşmanlığı yaptığı, Suriye’yi en yakın dostu Kürdlerden tecrit etmek için ırkçı Türkçülerden beter davrandılar. Küfür yığını abeslerine rağmen, Suriye düşmanı kimi Kürdlerin sıklıkla bana saldırmalarına ve Suriye’yi bilmemelerinin cehaleti altında Türkiye gibi kanlı ve kirli yönelimler içinde olduğu, kimyasal silah kullandığı Kürdlerle er ya da geç savaşacağı heyulasını yaydıkları bir kesitte ısrarla ve kararlılıkla şunları dedim.

1- Suriye ve kürdler bölgenin iki yerli halkları ve dostudurlar. Tarihi misyonları da aynı hatta olmayı gerekli kılıyor. Bu iki dost güç arasında asla bir savaş çıkmayacaktır.

2- Suriye yakın ve uzak tarihinin hiçbir kesitinde Türkiye, Irak, İran gibi ülkelerle yaşanan sorunların zerresi bile yaşanmadı, gelecek bu geçmiş üzerinde barışçıl yollarla diyalogla kurulma ihtimale en uygun alanları açıyor.

3- Suriye ortak vatanında Kürdlerle ortaya çıkan tüm olumsuz sorunlar kısa sürede devletin barışçıl çabasıyla çözülmüştür. Bu sorunlar daha çok yerel ırkçı-milliyetçi dış güçlerle irtibatlı Saddamcı, yayılmacı vatan haini Arap aşiretleriyle olmuştur. Suriye ordusu her zaman toplumsal barış için girişimle bu sorunların aşılmasına katkı sunmuştur, taraf olmamıştır.

4- Kürdlerin en büyük düşmanı Amerika ve onun bölge işbirlikçileridir. Suriye’de Kürdler bu gerçeği en iyi bilen ve bunu yaşama aktaran siyasal askeri etkinliklere sahiptir. Bu nedenle Fırat’ın doğusunda ortaya çıkan fiili durum (SDG- ABD ilişkileri) asla stratejik Kürd ABD ilişkileri anlamına gelmez. Bu bir yayılmacı Arap aşiretlerinin oyunudur. Kürdleri topun ağzına sürerek ABD’nin bölgede kökleşip petrol kaynaklarına el koyma girişimleridir. Bu bölgenin çoğunluğu Araplar olması itibariyle Kürdlerin bu oyuna asla gelmemesi gerekir. İlk ihaneti de bu kaypak Arap aşiretlerinden görecektir.Bu nedenle gerçek dostu Suriye devletiyle diyalog içinde ortak hareket etmek kürdün tarihsel misyonuna en önemli davranıştır.

5- Halep örneği esasında Kürdlerle Suriye yönetiminin nasıl da tam bir uyum içinde teröre karşı mücadele ettiklerinin bir göstergesidir. Birlikte (Suriye ordusu ve YPG) omuz omza Halep zaferini yazdılar. Hala birlikte Halep’i koruyorlar. Diyalogla da tüm devlet kurumlarını yönetime teslim ettiler ortak vatan bayrağının dalgalanmasını sağladılar.Bunun stratejik anlamını bilmeyenler bu iki dost ilişkisini asla kavrayamaz.

6- Küd siyasi ve askeri güçlerinin komutanları kadroları sürekli olarak Lazkiye, Şam, Halep ve devletin denetiminde olduğu her yerde devletin özel evraklarıyla dolaşırlar Büroları vardır temsilcileri bellidir. Şam merkezli kriz yönetme odalarında birlikte çalışmaktadırlar. Bunların olduğu bir ilişkide bu iki dostu hangi güç düşman edebilir ki.

7- Bu iki dost güç tarihsel misyonları gereği ortak cephededir. Yani iki tarafın yönetimlerinin iradesinden bağımsız olarak özgürlük ve demokrasi yönelimlerinde hak ve hukuk ihtiyaçlarında ortak bir çizgidedirler. 80 devletin Suriye’ye karşı kirli ve karanlık terör savaşını dayatması topraklarını işgal etmesi aynıyla Kürdlerin başındaki belalarla aynıdır. Her iki dost için özgürlük ve demokrasi yaşamsal bir gerekliliktir. Bu tarihsel misyon nedeniyle bu ik dost er ya da geç bir arada olmalılar.

8- Suriye ve Kürdlerin 1000 yıldır ortak düşmanı barbarlardır. Barbarlar bölgenin tüm sorunlarının kaynağıdır da. Osmanlıdan yeni Osmanlıya Erdoğan’ın eli kanlı diktatörlüğüne uzanan bu süreç bu iki dostun kime karşı nasıl omuz omuza olması gerektiğini göstermeye yeterlidir.

9- Kürdlerin çözülmesi gereken çok sorunları var. Suriye’de milliyetçi bası eğilimler bunun karşısında engel olsa da Suriye, Kürdlerle sorunlarını diyalogla çözebilecek tek ülkedir. Bunun için bölge ve dünya dengelerini doğru çözümlemek ve Kerkük -Afrin sendromlarının verdiği derslerden doğru yararlanarak sabırlı bir çalışmaya yönelmelidirler. Bunun için de koşulsuz diyalog ortak vatan algısıyla bir arada sorunları çözme çabası önde olmalıdır.

10- Suriye’de Kürdler ne Suriye düşmanı Kürdlerin ne de Türkleşmiş Arapların, milliyetçi ırkçı Arapların kışkırtmalarına ve engellerine bakmadan uygar Suriyeli karar sahibi güçlerle ilişki ve diyalog içinde olmalı; ortak vatanın ortak kararlarıyla sorunları çözmeye yönelmelidir. Amerika’yla dost olunmayacağını kendi tarihi tecrübelerinden çıkararak Fırat’ın doğusunda kurulu tüm bağları bir biçimde tasfiye ederek ortak vatan yönetimiyle bölgenin yönetimine yönelecek adımları atmalıdır.

11- Artık Kürdler bölgedeki saflaşmanın farkında olmalılar. Tek başına hareket ederek değil bölgenin direnme saflarında kendi yerlerini alma çabaları içinde olmalılar. Akdeniz sahillerinden Hindistan’a kadar bu bölgede tüm yabancı güçlere diz çökertecek çevre bu çevredir. Kürdlerin doğal yeri buradadır. Türkiyeli devrimcilerin yeri buradadır. Bu gün bunun somut anlamı Suriye’yle omuz omuza
olmaktır. Suriye de Kürdlerin ortak vatanıdır.

12- Şam’da başlayan Suriye-Kürd diyalog tüm som ağızları tıkayan bir adımdır. Bir adımdır bunun arkası gelecek. İstenilen sonuç alınmasa da diyaloglar hep devam edecek. Demirel “demokrasilerde çözümler tükenmez” derdi. Ben diyaloglarda çözümler tükenmez diyerek bu adımı kutluyorum.

Bunlara eklenecek yüzlerce cümle kurduk. Bunları, tahminlerin aksine bizim ise ısrarla vurgularımıza uygun şekilde SDG’li heyetin Şam’da Suriye yönetimiyle koşulsuz görüşmeleri üzerine hatırlatmak istedim. “Görüşme ve diyalogun zemini hazır değil” diyenlerin kulaklarını çınlatarak söyleyeceğim son şey şudur; SURİYE VE KÜRDLER İKİ DOST GÜÇTÜR TARİHSEL MİSYONLARI DA AYNIDIR. BUNUN İÇİN BU İKİ DOST GÜÇ OMUZ OMUZA VEREREK HEM SORUNLARINI HEM DE BÖLGE SORUNLARINI ÇÖZECEK EN BÜYÜK DİNAMİĞİ OLUŞTURURLAR. Bölgemizin barışı buna şiddetle ihtiyaç duymaktadır.

Altta Yavuz Özcan dostumun yayınladığı bu müjdeli haberi okumanız dileğiyle.

http://www.imp-news.com/tr/news/35755/kurdler-ve-suriye-arasinda-gorusmeler-basladi

Mihrac Ural – 28 Temmuz 2018 / Cumartesi