PJAK ile İran rejimi arasında Eylül 2011 yılından bu yana uygulanan fiili ateşkesin sonlanmak üzere olduğu bildirildi. Meriwan’da 15 Pasdar’ın öldürüldüğü saldırı ardından Tahran’dan “intikam” çağrıları yapılıyor. Bu arada son bir hafta 10 Kürd tutuklunun idam edildiği bildiriliyor. pjak-463760.jpg

Şîno DERBAZ

İMPNews – PJAK ile İran rejimi arasında Eylül 2011  yılından bu yana uygulanan fiili ateşkesin sonlanmak üzere olduğu bildirildi. Meriwan’da 15 Pasdar’ın öldürüldüğü saldırı ardından rejim yetkililerinden “intikam” çağrıları yapılıyor. Bu arada son bir hafta 10 Kürd tutuklunun idam edildiği bildiriliyor.

Tahran rejimi bir yandan Kürdistan’da askeri operasyonlarını sıklaştırırken, diğer yandan idam, tutuklama ve baskı siyasetini sıkılaştırıyor.

İran’da son bir haftada 10 Kürd’ün ülkenin farklı cezaevlerinde idam edildiğine dikkat çeken kaynaklar, Kürdlerin bu baskılara karşı daha fazla hareketsiz kalamayacağını ve İran devletine karşı birkaç cephede savaşa girişebileceklerini ifade ediyor.

İran devletinin Güney ve Rojava’da da Kürdlere karşı her türlü etkinliğin içinde olduğu, içeride de baskılarını sıkılaştırarak Kürd taleplerini tümden bastırmak istediği bildiriliyor.

Siyasi gözlemciler, Kerkük’ün işgalinde başrolü oynayan İran’ın Rojava’da da Suriye ve Türkiye ile işbirliği yaparak Afrin ve Cerablus’un işgalinin kolaylaştırılmasında devrede olan Tahran rejimi ile Kürd güçleri arasında uzun süredir fiilen devrede olan ateşkesin sona ereceğine vurgu yapıyor.

Çatışmalar tırmanıyor

Son bir ay içinde PJAK ve diğer Kürd örgütleri ile İran ordusu arasında çıkan çatışmalarda da iki taraftan da çok sayıda can kaybı meydana gelmişti.

Ancak PJAK’ın askeri kolu YRK’nin Meriwan’da bir İran karakoluna yaptığı ve 15 Pasdar’ın öldüğü saldırı sonrasında İran rejiminin PJAK’a karşı resmi ve fiili saldırıya geçme sinyalleri verdiği görülüyor.

Uzmanlar İran ordusunun YRK güçleri karşısında şimdiye dek ciddi bir varlık gösteremediğini, savaşın kızışması halinde Kürd güçlerinin ittifak ederek, Tahran rejimine ciddi zararlar verebileceklerini kaydediyor.

İran rejiminin, Türk ordusunun Kandil’e yaptığı askeri hamleden faydalanarak YRK’ye karşı faaliyete geçtiğine dikkat çekerek, İran rejiminin PJAK’ın bu karmaşık ortamda kendilerine karşılık verecek gücü bulamayacağı hesabını yaptığını savunuyor.

İran rejiminin Kandil’in kendi tarafındaki bölgelerine geçen PKK yöneticilerine baskı yaparak PJAK’ı engelleyebileceği hesabı yaptığı da kaydediliyor. Ancak Türk ordusunun Kandil’i bombalarken İran’dan da istihbarat aldığı, PKK’de de özellikle Afrin ve Kerkük’deki tavrından sonra Tahran ile yumuşak siyaset yolunun sonuna yaklaştığı yorumları yapılıyor.

Tüm bu olup bitenlerde İran’ın ABD ve Batı ülkeleri ile bozulan ilişkilerinin etkili olduğu, Doğu Kürdistan’da tırmanacak Kürd ayaklanmasının Rojava benzeri bir efekt yaratabileceğine inanılıyor.

PJAK, ateşkesten sonra Rojava Kürdistan’ında illegal olarak siyasi etkinliklerde bulunmasına rağmen, dağlık bölgelerde de gerilla üsleri oluşturuyor. İran ordusunun saldırılarına karşılık misilleme eylemleri ile yanıt veren PJAK’ın, şimdiye kadar ateşkesi sonlandırmaktan imtina ettiği bildiriliyor. PJAK’ın, son yıllarda Doğu Kürdistan ve Horasan eyaletlerinde örgütlenme çalışmalarına hız verdiği, YRK’nin de sınır boylarında da askeri yığınak yaparak, Zagros dağlarının önemli geçitlerinde mevzilendiği biliniyor.

PKK’nin Rojhilat Kürdistan’ındaki kolu olan Partiya Jiyana Azad ya Kurdistanê (PJAK) İran rejimi ile geçmişte şiddetli çatışmalara girişmiş, saldırılarda aralarında general rütbesinde olan subayların da olduğu çok sayıda İran askeri yaşamını yitirmişti. Tahran rejimi bu saldırılara karşılık uzun süre Güney Kürdistan’ın sınır boylarındaki yerleşimleri bombalamış, çok sayıda sivilin ölümüne ve göçüne neden olmuştu.

Bir grup PJAK savaşçısı

 

İran Kürdleri sahada

İran rejimi, aralarında İKDP, HDK ve Komela da olduğu Kürd örgütlerin saldırılarından ve sınır boylarındaki etkinliklerinden Erbil hükümetini sorumlu tutuyor.

İran Kurdistan Demokrat Partisi (İKDP), Hizbi Demokrati Kurdistan (HDK) ve Komela örgütleri 2 yıl önce ülkeye Peşmerge gönderme kararı alarak, yeniden örgütlenme kararı almıştı. Adı geçen örgütler arasında ortak bir askeri cephe kurma girişimleri halen devam ediyor. Adı geçen partiler ülkeye dönüşün savaş ilanı anlamına gelmediğini, sadece kendilerine saldırı yapılması durumunda meşru müdafaa haklarını kullanacaklarını açıklamıştı.

Bu partilerin Peşmerge güçleri ile İran ordu birlikleri arasında geçtiğimiz yıldan bu yana çıkan çatışmalarda en az 100 kişi yaşamını yitirdi. Ülkeye dönüş kararı alan İKDP’nin ilk aşamada iç bölgelere gönderdiği en az 50 Peşmerge İran askerlerinin pusularında yaşamını yitirmişti.

İran rejimi Kürd partilerin, Süleymaniye ve Erbil’deki ofis ile kadrolarına yönelik son bir yılda en az 5 bombalı ve suikast saldırısı düzenledi ve bu olaylarda en az 10 Peşmerge yaşamını yitirdi.

İran Kürdleri 1992 yılından bu yana silahlı mücadeleye son vermiş, İran rejminin Kürdistan Bölge Yönetimine baskı yapmasına neden olmamak için de ülke içinde ve sınırlarda askeri ve siyasi faaliyetlerden uzak durmuştu. Ancak IŞİD saldırıları ile birlikte özellikle İKDP, bu hassasiyetin geride kaldığını, Güney Kürdlerinin artık İran’dan korkmasına gerek kalmadığına dikkat çekerek, askıya aldıkları askeri ve siyasi çalışmalara dönme kararı almıştı.

İKDP Peşmergeleri

 

Bir haftada 10 Kürd idam edildi 

Bu arada Meriwan’da ve diğer iki bölgede PJAK ve İKDP ile girişilen çatışmalardan hemen sonra İran rejiminin Pazar günü Urmiye’de Kemal Sultani (Bokan), Mihemed Hemzezade ve Faruk Deryayi (Şino) adlı Kürd tutukluları idam ettiği bildirildi.

Kermanşa’da da suçları ve isimleri açıklanmayan beş Kürd tutuklu asılarak idam edildi. Doğu Kürdistan İnsan Hakları Örgütü’ne göre İran rejimi son bir haftada  toplam 10 Kürd tutukluyu çeşitli suçlamalarla idam etti.

İnsan hakları aktivistleri, İran rejimini Kürd tutsakları rehine olarak tuttuğunu ve güvenlik güçlerine karşı yapılan eylemler ardından intikam amacı ile idam etmekle suçluyor.

Tahran rejimi son haftada 10 Kürd tutukluyu idam etti

 

İran, Erbil’i tehdit ediyor

Bu arada Meriwan saldırısı ardından Tahran rejiminden sert açıklamalar yapılıyor. İran İçişleri Bakanı Güvenlik Yardımcısı Hüseyin Zülfikari, Erbil hükümetini kasetederek, sınırları bombalamakla tehdit etti. Zülfükari Pazartesi günü yaptığı açıklamasında şöyle dedi: “Söz konusu örgütlerin (PJAK, İKDP) geçmişi bazı komşu ülkelere dayanıyor. Komşu ülkelere bu teröristlere karşı gereken müdahaleyi yapmalarını bildirdik, ancak gerekli müdahalelerin yapılmaması durumunda ülkemizin güvenliğini sağlamak için teröristlerin sınırlardaki mevzilerini hedef alacağız.”

İran Yargı Kurumu Başkanı Ayetullah Sadık Laricani de aynı gün konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu cinayeti gerçekleştirenler ve bunun arkasında duran unsurlar bu tür cinayetlerle İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgede ve dünyadaki tavırlarını etkileyebileceklerini düşünüyor. Bu kesinlikle yanlış bir algı. Zira İran halkı İslami İnkılap tarihi boyunca bu ve bundan da daha büyük saldırıları geride bıraktı. Ancak ilkelerinden bir adım bile uzaklaşmadı” dedi.

Pastaran Sözcüsü Tuğgeneral Ramazan Şerif

 

Pastar Tuğgenerali Şerif’ten intikam tehdidi

İran Devrim Muhafızları (Pasdaran) Sözcüsü Tuğgeneral Ramazan Şerif de aynı gün konuya ilişkin yaptığı açıklamasında Pasdar karakoluna yapılan PJAK saldırısının intikamını alacaklarını söyledi. Tuğgeneral Şerif, Doğu Meriwan’da Devrim Muhafızlarının karargahlarına yapılan PJAK baskını ile ilgili bir yazılı açıklama yaptı. Saldırıdan yabancı istihbarat teşkilatlarınının sorumlu olduğu iddia eden Şerif, “Yabancı istihbarat teşkilatlarını son olayın ağır intikamının gündemimizde olduğunu konusunda uyarıyoruz. Bu teşkilatlar terör örgütlerini destekleme ve teşvik etmekten vazgeçmezse İran güvenlik güçlerinin ağır demir yumruğuyla karşı karşıya kalacak ve doğrudan bedel ödemek zorunda olacak” şeklinde ifadeler yer aldı.

Meriwan kenti kırsalında 20 Temmuz’da İran askeri birliğine yapılan saldırıyı PJAK’ın askeri kolu YRK üstlenmiş, açıklamada 15 Pasdarın öldürüldüğünü, 8’nin de yaralandığı belirtilmişti. YRK, saldırının daha önce İran ordusu tarafından öldürülen 4 gerillaları ile bir sivilin intikamını almak amacı ile düzenlendiğini bildirmişti.