SDG tarafından tutuklanan 600 IŞİD mensubu ile ailelerinin durumu uluslarası bir soruna dönüştü. İdam cezasının olmadığı Kuzey Suriye Federasyonu’nda yüzlerce IŞİD mensubunu vatandaşı oldukları ülkeler iade almıyor.

f2ef26a2-cfb1-4644-a7cb-3d04428e60e9.jpg

IMPNews – Rojava’da Demokratik Suriye Güçleri (SDG) tarafından tutuklanan 600 IŞİD mensubu ile ailelerinin durumu uluslarası bir soruna dönüştü. İdam cezasının olmadığı Kuzey Suriye Federasyonu’nda yüzlerce IŞİD mensubunun uzun yıllar cezaevlerinde tutulmasının ciddi bir sorun olduğu bildiriliyor.

SDG yetkililerinin teslim etmek istediği yabancı uyruklu IŞİD’lileri vatandaşları oldukları ülkeler geri almak istemiyor.

ABD Savunma Bakanlığı, halen 600 yabancı uyruklu IŞİD’linin Rojava’da tutuklu olduğunu açıkladı.

Pentagon Sözcüsü Sean Robertson, bugün yaptığı açıklamada “Temmuz 2018 itibariyle 40’tan fazla ülkeden yaklaşık 600 yabancı terörist DSG tarafından gözaltında tutuluyor” diyerek,  gözaltında tutulan 400’den fazla Suriyeli’nin de olduğunu söyledi.

CNN’e konuşan bir diğer ABD’li bir askeri yetkili Albay Thomas Veale, gözaltında tutulanlardan 40’ının Rusya’dan yaklaşık bir düzine kadarının da Almanya ve Fransa’dan geldiğini aktardı. Albay Veale  DSG’nin uzun bir süre boyunca bu kadar çok savaşçıyı tutuklama kapasitesine sahip olup olmadığı konusunda endişelerini dile getirdi. Veale, gözaltı merkezlerinin koşullarının iyileştirilmesi amacıyla DSGye fon sağlandığını ancak ne ABD’nin ne de koalisyon güçlerinin gözaltı faaliyetlerinde yer almadığını belirtti.

Avrupa devletleri IŞİD’li vatandaşlarının iadesini istemiyor

Geçtiğimiz yıl yapılan Rakka operasyonu sırasında da en az 300 IŞİD mensubu DSG güçleri tarafından esir alınmıştı. Şehrin dışında cezaevine dönüştürülen bir kampta tutulan IŞİD’lilerin durumu ABD’li askeri yetkilileri endişelendiriyor. ABD’li yetkililer, Irak’taki Buka Cezaevi’nde yaşananların tekerrür etmesinden korkuyor.

New York Times gazetesi, Beyaz Saray yönetiminin tutuklu IŞİD’lilerin durumu ile ilgilenmediğini aktaran bir haber yayınlamıştı. IŞİD’li tutukluların geleceği konusunda SDG ile Koalisyon güçleri arasında henüz bir anlaşma yapılmadığı da bildiriliyor.

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Şubat ayında gazetecilere verdiği demeçte, Suriye ve Irak’ta savaşa katılan yabancı uyruklu şavaşçıların iadesi için vatandaşı oldukları ülkelerin sorumluluk alması gerektiğini belirtmişti.

Ancak aralarında çok sayıda Avrupa vatandaşının olduğu IŞİD’lileri kimse iade almak istemiyor. YPG yetkilileri ile Fransa hükümeti arasında yapılan görüşmelerde Fransız makamları IŞİD üyesi vatandaşlarının iadesini kabul etmemişti.

YPG yetkililerinden Mustafa Bali, Rakka operasyonu ardından tutuklanan yabancı uyruklu IŞİD üyeleri ile ilgili “bazı ülkelerin kendi vatandaşlarını iade konusuna istekli yaklaştığını ancak Avrupa ülkelerinin bu konuya sıcak bakmadığını” söylemişti.

Rojava Halk Savunma Mahkemesi avukatlarından Halil İbrahim de, tüm zanlıların avukat tutma hakkı olduğunu, mahkemede yapılan oturumların ardından bunlar hakkında karar verildiğini söyleyerek, Kuzey Suriye Federasyonu yasalarına göre idam cezasının olmadığı, suçlamaların itiraf etmeleri için de işkence yapılmadığını söylemişti.

New York Times, yabancı uyruklu IŞİD’lilerin Koalisyon güvenlik güçleri tarafından incelediğini, ABD güvenlik yetkililerinin tutuklanan IŞİD’lilerin parmak izi ve ifadelerini ve uluslararası bağlantılarını sorguladığını bildirmişti.

New York Times’a konuşan IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyonu Sözcüsü Ryan Dillon, “Uzun süre bir arada tutulan teröristlerin nelere yol açtığını daha önce gördük. Aynı şeyle karşılaşmak istemiyoruz” demişti.

ABD yönetiminin batılı güvenlik güçleri ve yargı mercileri ile koordine halinde çalışmaları için dışişleri, savunma ve adalet bakanlığı yetkililerinden oluşan bir timi görevlendirdiğini, ancak Pentagon’un konuya müdahil olmadan yabancı uyruklu IŞİD’li sorununun çözülmesini istediği ifade edilen habere göre Koalisyon, “Irak ve Suriye’de tutuklanan yabancı uyruklu IŞİD’lilerin uluslararası koalisyon güçlerine teslimini istemiyor.”

ABD’li kaynaklara göre de kamplarda en çok Tunus asıllı IŞİD mensupları var.

Tutukluların durumu

İnsan hakları örgütlerinin de IŞİD üyeleri ve ailelerinin tutulduğu cezaevlerine ilişkin bilgi talebinde bulunuyor. Kızıl Haç’ın kamplarda özellikler çocukların durumunu incelemek istediği daha önce açıklanmış, SDG yetkilileri bu talebe olumlu yanıt vermişti.

Rojava ve Suriye’de savaş esirlerinin tutulduğu 3 kampı ziyaret eden gazeteci Arin Şeyhmuz, New York Times’e, “Aralarında kadın ve çocukların da olduğu ve bu kamplarda bulunan 100 kişinin Endonezya, Rusya ve Kazakistan’a iade edilmesi kararı alınmış” demişti.

YPG yetkilerinden Mustafa Bali de, kampların uluslararası standartlara uygun dizayn edildiğini söylemiş, soruşturmada öncelikle IŞİD üyeleri ile örgütün çeşitli kurumlarında zorunlu hizmete tabi tutulanları ayrıştırdıklarını, savaşa katılanları mahkemeye sevk ettiklerini söylemişti. Bali’ye göre örgütün zorla hastahane, belediye ve diğer kurumlarda çalıştırdığı kişilerin sorgudan sonra adli makamlara teslim edildiğini, bunlar arasındaki 400 Suriye vatandaşının suçsuz bulunduğu için serbest bırakıldıklarını açıklamıştı.

1500 Avrupa vatandaşı IŞİD’li döndü

Avrupa kaynaklı istihbarat raporlarına göre, 120 ülkeden yaklaşık 40 bin kişi IŞİD’e katılmak için Suriye ve Irak’a geçti. 5 bininin Avrupa vatandaşı olduğu bu militanlardan 1500’ünün ülkelerine döndüğü belirtiliyor. Irak, Suriye ve Rojava’daki çatışmalarda binlerce yabancı uyruklu IŞİD’linin öldürüldüğü söyleniyor. Birçok IŞİD’linin Cerablus ve Rakka savaşlarından sonra Türkiye, Yemen, Libya ve Filipinler’e sığındığı iddia ediliyor.