37400803_2609405475751868_1950155047782318080_n.jpgHabercilerden.com-Diyarbakır’da akşam el ayak çekildiğinde farklı bir dünya başlar gece alemlerinde. Pek yazılmayan, görülmeyen ama meraklılarının bildiği bir dünyadır gece alemleri. Kentin en lüks semtlerinde ya da alt gelir grubunda yaşayanların bulunduğu yerlerde açılan birahane-cafelerde başlar gece eğlenceleri… Kimi yerde gece yarısına kadar, kimi yerde ise sabaha kadar süren eğlencenin baş aktörleri “garson” adı ile çalıştırılan konsmatrislerdir.
Müdavimleri ise gencinden, yaşlısına, zengininden, fakirine geniş bir yelpazeyi barındırıyor.
İstanbul, Ankara, Mersin, Adana kadar olmasa da Diyarbakır’da yaşanan gece eğlenceleri, bu illerle boş ölçüşecek düzeye gelmiş şimdiden…

Diyarbakır tarihi, kültürel ve politik yapısının yanı sıra, pek dile getirilmeyen ya da öne çıkması istenmeyen gece hayatıyla da ünlü bir kent.
Yoksulluk, göç, işsizlik ve bir yanında da her geçen gün sayıları artan ‘birahane’ adı altında açılan ve bir çoğunda konsmatrislerin çalıştığı mini pavyonlar bu gerçeklikle tezat oluşturuyor. Ve bu yerlerde Azerbaycan, Fas, Moldovya, Gürcistan, Rus, Ukrayna gibi ülkelerin haricinde, Türkiye’nin batısından Samsun, Çanakkale, Ordu, Antep, Konya, Aksaray, Mersin gibi kentlerden getirilip çalıştırılan konsmatrisler…

Eskiden ‘Pavyonlar Sokağı’ vardı

Diyarbakır’ın gece hayatı 30 yıl öncesine kadar Dağkapı semtinde “Pavyonlar Sokağı” diye bilinen yerde sürerdi. 70’li ve 80’li yıllarda Diyarbakır pavyonlarının ünü Doğu ve Güneydoğu’da meşhur idi. Gönül Yazar, Dilber Ay, Emel Sayın, Şükran Ay gibi birçok sanatçı bu pavyonlarda sahne almıştır vakti zamanında. 90’lı yılların başında Urfa yoluna “Tesisler” denilen yerde açılan pavyonlar, buranın bir otele dönüşmesi ardından, bu sektör artık kentin Bağlar ve Yenişehir ilçelerine taşındı.

Hesap bir anda artabilir…

Bu tür mekanlarda müşteri çekmenin en kısa yolu ise ‘garson’ adı altında çalıştırılan konsmatrisler.
Konsmatrislerin çalıştırıldığı bu mekanların bir çoğunda masadan kalktığınızda hesap dudak uçuklatan cinsten.
İçkiler normal piyasa fiyatının üzerinde. Ancak masanıza konsmatris veya sahnede şarkı söyleyen batıda 5. sınıf görülen ve kendilerine ‘sanatçı’ diyen uvertürleri çağırıp bunlara ‘içki’ ısmarladığınızda gece sonunda gelen adisyonu da hesaba katmanız gerekebilir.

Sanatçı’nın sesi değil, fiziği makbul. Ki sahneye çıkanların çoğu da öyle…
Playback yaparak şarkı okuyanlar yada bet sesiyle okuyabildiği kadar ses çıkaranlara rastlayabiliyorsunuz.
Ama bu “sanatçı”lara bir şişe viski ısmarlamak için bin beşyüz TL’yi gözden çıkarmanız gerekir.

Para yarı yarıya bölüşülür

“Sanatçı” şerefine içi gaz ile doldurulmuş “şampanya” patlatmanızın veya piyasada paketi 50 kuruşa satılan peçete destesini sanatçının başından atmanızın cebinize yansıması 50-60 lirayı buluyor.
Bu paranın yarısı mekan sahibine, diğer yarısı ise sanatçıya kalır. Aynı şekilde açılan bir gerçek viski şişesinin 500 TL’si mekan sahibine, bin TL’si “sanatçıya”…
Masanıza davet ettiğiniz kadına ısmarladığınız ve aslında tamamı gazoz ya da renklendirilmiş sudan ibaret olan ve “Bayan içkisi” denilen “bira”nın fiyatı da 50 TL’dir. Bu “içki” ücretlerinin de bir yarısı mekan sahibine, diğer yarısı masanıza davet ettiğiniz dekolte giyimli kadınlaradır.

Viski niyetine elma suyu…

Bardakta duble yada tek “viski” adına gelen içki ise elma suyudur. Bunu garson, mekan sahibi ve konsmatris bilir, müşteri ise “sanatçıya” ya da konsmatrise “viski” ısmarlamanın şerefi havasındadır yandaki masalara karşı…
Masalara oturan kadınlara kaç kadeh “içki” geldiği ise her bardaktan sonra masaya garsonlar tarafından tepsi içinde getirilen ve kadının koluna takılan plastik bilezik sayısı ile hesaplanır mesai bitiminde mekan sahibiyle…

Bu tür eğlence yerlerinde çalışan kadınların tamamı takma isim kullanırlar. Gerçek kimliklerinde Huriye, Emine, Fatma, Döndü, olan kadınlar, bu mekanlarda Açelya, Derya, Şelale, Manolya, Didem, Ahu gibi isimleri kullanır…
Gelen kadınların çoğu menajer denilen organizatörler aracılığı ile ihtiyaç olan kentlere, ya da iş yapılabilecek mekanlara gönderilir. İç Anadolu ve Ege bölgesinden gelen kadınlar ağırlıkta. Mekanlar, konsmatrislerin çalışma yoğunluğu ve güzellikleri ile ayakta durur.

‘Garsonları batıdan yada çevre illerden getiririz’

Görüştüğümüz bu eğlence mekanlarından birinin ortaklarından M., Diyarbakır’daki bu eğlence kültürünü anlatıyor: “Konsmatrisler batı illerinden gelirler, yada çevre illerden. Bunlarla ya yevmiye usulü çalışırız, ya da müşteriye ısmarlattıkları içkiden alınan pay üzerine anlaşırız. Yevmiyeler günlük genelde 600+700 TL arasındadır. Yatacak yeri biz ayarlarız.”

Batıda İstanbul, Ankara, Mersin, Adana gibi kentlerde pavyon gibi yerlerde eğlence kültürü nasılsa Diyarbakır’da da aynısının yapıldığını kaydeden M., “Bizim yanımızda çalışan kızların fuhuş yapmasına izin vermiyoruz. Ama çalışma saatleri dışında kendi dostu, arkadaşı, sevgilisi olur ona karışmayız. 3-4 ay kalanlar olur, iş yapamayınca gider
Ancak 6-7 yıldır burada kalanlar var…” diyerek piyasayı anlatıyor.

‘Zengini de geliyor, fakiri de…’

Mekan işletmecisi M., müşterilerinin her kesimden olduğunu belirterek şunları söyledi: “Müşteri geliyor köyden, kırsaldan. Yaşlısı var, genci var. Memuru var, esnafı var. Zengini de geliyor, fakiri de geliyor. Normal hayatta bir araya gelemeyeceği dekolte giyinmiş, genç ve güzel bir kadınla baş başa saatler geçirmesi, oynaşması ona yetiyor da artıyor bile. Biz de gelen paraya bakıyoruz.”