C76A2D7C-A1D9-403C-99A2-E1813801D609

Nami TEMELTAŞ

Diyarbakır Sur ilçesi Diyarbakır’ın kendisidir aslında.

Surlu olmak belki de bundan dolayı ayrıcalıktır.

Özellikle de 12 Eylül öncesi Sur’da yaşam farklıdır.

Sur bir ailedir. Sur’da yaşayanlar birbirini tanır, sever, kollar. Sur’da yaşamak başkadır. Sur’u tatmış olmak bir sevdadır.

12 Eylül, birçok insanı yaptığı gibi Sur’luları da sürgün etmiştir ülkesinden. Henüz 7 yaşındayken, doğduğu Sur’a doyamamışken, henüz gülüp eğleneceği, arkadaşlarıyla doyasıya oynayacağı günler varken sürgüne gider ailesiyle. Bilinmezlikler içinde büyütür isyanını, sevgi ve hasreti ile birlikte.

Sur’a karşı özlemi asla bitmez. Özlemi her an yanındadır. Rüyaları bile Sur doludur.

Bir de üstüne Sur yıkılır. Bombalarla parçalanır. Kurşunlarla delik deşik edilir. Ne ev kalır ne yaşam. Geçmişiyle, yaşanmışlıklarıyla, kurulmuş hayalleriyle yıkılır.

Geri döndürmek imkansız bir geçmiş içinde sıkışıp kalan özlemler artık kavuşulması imkansız aşıklar gibi durur kalır zamanın içinde.

Özlediği sokakları, o sokakların yaşamını, yaşayanlarını bir daha göremeyecektir.

Geçmişinin ispatı olan, özleminin tam ortası Sur artık yoktur

Köklerinin yeşerdiği topraklarda kan vardır. Gözyaşları sel olmuş, havar’lar dağlarda yankılanır. Silah seslerinin susmadığı coğrafyadaki biriken acılar da yerleşir yüreğine. Yürek sıkışır.

Gideremeyeceği özlemini, biriken acılarını, sıkışan yüreğinden akıtır kelimelerle.

Bir çay içimi yapılan sohbetler gibi anlatır özlemini.

Sürgünü, yabancı ellerde sıkışmışlığını;

Dört yarım dil, dört yarım dünya

Neresine sığayım

Cümlesiyle döker yüreğinden.

Konuşur gibi, karşısındakine. Kısa cümleler çıkar düğümlenmiş boğazından. Uzuna takati kalmamıştır. Uzatamaz.

Sadece ülkesi, şehri, Sur’un sokakları yoktur, acısı dünyadır, dünya kadardır, dünyaya sığmaz.

Gazze’li çocuklar için;

Oyuncak diye ellerine verdikleri, taş.

Taştan bebek

Taştan araba

Taştan top

Taştan her şey

Her şey taş zaten

Acımasız coğrafyanın,

Diyerek döker acılarını.

Hevsel bahçelerini anlatırken eluce’yi de (Yeşil erik) unutmaz, bir de Diyarbakır’ın meşhur karpuzunu,

Anlatır karpuzu hayallerinde kaldığı kadarıyla;

Şimdilerde olduğu gibi karpuzun rengi Diyarbakır’da öyle yeşil falan değil

Yani iki ton yeşil

Açık ve koyu yeşil

Ama karpuzun rengi çocukluğumda

Yeşil-kırmızı

He kurban

Yeşil-kırmızıdır

Yeşil- kırmızı Diyarbakır’ın flama rengidir

Yeşil-Kırmızı Diyarbakırspor’un da rengidir

Diyerekten.

Çocukluk dönemini anlatırken, ben örgüt üyesiyim! der

Sivas için de sorusu vardır. “Siz hiç can çekiştiniz mi?”

Yazarlık konusunda iddiası olmayan, kendi halinde, sürgünde yetişmiş, özlemlerini ve biriken acılarını kendine has cümlelerle ifade etmeye çalışan biridir, Ayşe Sökülmez.

Olurda, anlattıklarını dinlemek istersiniz diye dökülmüş cümleleriyle var olmaya çalışıyor.

41 bölümden oluşan kitabı seveceğinizi umarak, iyi okumalar dilerim.

Düş Dedim Hayal Dedim

Ayşe Sökülmez

Lis Yayınları 1 Kasım 2017