8E1C0E57-7022-4F0E-ADF2-8E6BC05909F9

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Bir konu hakkında durum tespiti yaparsınız. Öngörüde bulunursunuz. Durum tespitiniz ve öngörünüz alay konusu da edilebilir. Karşı tezler ileri sürülebilir. Durum tespitiniz ve öngörünüzü boşa çıkarmak için çok çaba verilebilir. Fakat siz durum tespitinizden ve öngörünüzden eminsiniz. Ararsınız ama bir türlü bir kanıt bulmayabilirsiniz. Fakat bir bakmışsınız ki hiç tahmin etmediğiniz bir kaynak önünüze o kanıtı bırakıvermiş. Hayat değişkendir, üretkendir. Bu nedenle kimse peşin hükümlü davranmasın. Olayların kanıtlarıyla ortaya çıkması yer ve zaman meselesidir.

Bunu niye yazıyoruz?

Arkadaş çevresi olarak gelişmeleri yorumluyoruz. Olup bitenlere dikkat çekiyoruz. Doğru olanı sahipleniyoruz, savunuyoruz. Yanlışları dostça eleştiriyoruz. Suçları teşhir ediyoruz. Bu, bizim yöntemimiz. Hiçbir Kürd siyasal gücün düşmanı olmadığımız gibi ama kimsenin yanlışlarınında militanı değiliz. Eleştiri yapmaktan, suçları teşhir etmekten korkmayın. Bu, kazandırır. Fakat hata ve suça karşı sessizlik onu onaylama anlamına gelir. Bu da, herkese kaybettirir.

Birileri, birilerinin hatalarını eleştirdiğimiz, işlenen suçları teşhir ettiğimizi dikkate alacağına “way efendim, ona, buna düşmanlık ediliyor,“ ile suçlamaları onların öngörüsüzlüğüne, art niyetine, cahilliklerine bağlıyoruz. Bir suçlama yapılmadan önce dediklerimiz yanlışsa doğrusu nedir onu belirtmeleri gerekmez mi?

Fakat bu kişi ve çevreler, bunu yapmıyorlar. Çünkü onlar hata yapan ve suç işleyenlerin savunuculuğunu siyaset biliyorlar. Veya üç maymunu oynuyorlar. Sebebsiz değil. Çünkü kişisel, çevresel çıkarlarına uygun davranıyorlar. Ülke satılmış, millet satılmış onların omurlarında değildir. Onlar, ikbal aradıkları kapı sahiplerinin ve birde kendi bireysel ve çevresel çıkarını savunmayı esas alıyorlar. Bu politika belki onlara kişisel ikbal sağlar ama millet olarak kaybetmeye yol açar. Tüm uyarılarımızda buna dikkat çekiyoruz.

Burada işin tuhaf tarafı nedir biliyor musunuz?

Bu kişi ve çevreler bunu “vatanseverlik,“ “bağımsızlık,“ kisvesi altında yapıyor olmalarıdır.

27 senedir Güney parçamızın yönetimine el koymuşların devleti devlet yapan tek bir adım atmadıklarını eleştiri konusu yapmazlar. Ülkeyi siyasi ve coğrafik olarak bölmelerini görmezler. Araya gümrük duvarını örmelerinin ne ifade ettiğini anlamazlar. Milli politika ve milli birliği bir tarafa bırakıp Orta Doğu’ya özgü aile hanedanlıklarını kurmalarını normal görürler. Halkı kutuplaştırıp düşmanlaştırmayı normal karşılıyorlar. Kürd Milleti’nin bağımsızlık yürüyüşüne erken doğum yaptırmak için sömürgecinin önlerine koydukları “Bağımsızlık Referandumu“ oyununu görmediler. Müttefik güçlerin uyarılarını dikkate almadılar. Sonuçlarını tahmin bile edemediler. Sonuçta referandum kararı alan ve uygulayanlar hezimete uğradıklarında sömürgeciye, “Bizi bu yola siz koydunuz ve bizi yarı yolda bıraktınız,“ serzenişlerini işitmediler. Doğru ya! Onlara göre sömürgeci, “Kardeş, dost ve stratejik müttefik“tir ya. Sömürgeciye bu güven niye diye bir soru sormazlar.

Burada bir parantez açalım. Merakımıza sayın. Sahi sömürgeci, güneylilerin; “Kardeşi, dostu ve stratejik müttefikleri,“ ise güneylilere yalakalıkta prim yapanların neyi oluyor? Bunu bile sorgulayamayacak kadar akıl fukaralarıdırlar, bunlar.

Güney’de sözde bağımsızlık ilan edeceklerdi. Bunun için referanduma gitmişlerdi. Kuzeylı açık ve gizli hayranları bu havaya girmişti.

Sonuçta ne oldu?

Ülkenin %50’ni, gümrük kapılarını ve petrol kuyularını tek bir kurşun atmadan düşmana teslim edildi. Bizi, “Güney kazanımlarına düşmanlık yapmak“la suçlayanlar, bunu bile eleştirmediler. Güneye sömürgeci orduyu davet ettiklerinde suspus oldular. Güneyin her köşesinde sömürgeci istihbarat servisleri aleni iş yapmasına gözlerini kapattılar. Kürd Millet servetini kelepir fiyatına sömürgeciye peşkeş çekilirken oralı olmadılar. Ama biz bu milli olmayan politikaları dile getirdiğimizde “kazanımlara düşmanlık yaptığımız“a hükmettiler.

Şimdi bunu neye yorumlayalım?

Beyinsizliklerine mi, yoksa yalakalıklarına mı?

Gerçi ikiside var ya!

Ne diyelim, neye inanıyorlarsa yardımcıları olsun.

14 Temmuz 2018