Zikê zaroka tijeye gotin lê zimanê wan nagere. – Çocukların karınları söz doludur ama dilleri dönmez.

448713FB-4B04-45C8-92AF-8DC8FB265AA7

Metin ÇÎYAYÎ

KÜFÜR DELİNİN POLİTİK SLOĞANIDIR. M.Ç

Küfür aciz insanların işi derlerdi de inanmazdım. Çünkü ben katıksız kürdili küfürü Viranşehir sokaklarında duydum, Xıncık mahallesinde öğrendim, Can babanın küfürleriyle de doktoramı tamamladım. Onun için küfür aciz insanların işidir diyen değerli devrimci abilerimden, duyduğumda başımı sallar bıyık altında da gülümserdim. Rahmet ve saygıyla andığım Can babanın kartpostal gibi küfürleri, inek şabanımızın kahkaha tufanı yaşam biçimi haline getirmesem de onlardan geri kalmamaya çalıştım.

Küfür acizlerin işimi, yoksa yoksulun umudu ve psikolojik terapisi mi ? ona karar vermeden önce size küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi kimi insanlara göre küfür bir acizliktir. Bana göre küfür delinin politik sloganıdır, fakirin intikam umudu, Kürdün yaşam biçimidir. Nasıl diyen ve hemen ağzı köpüren dostlarım olsada, biraz sabretmelerini isteyeceğim. Küfür bir intikam umudu olduğu gibi, gücü gücüne yetmeyen için de psikolojik terapidir.

‘Ereba Li Talane me Xıst Me Bı Xebera Niştek Nehişt’, Kürt ata sözünü Türkçe’ye çevirdiğimizde Kürt köylüsünün talana, katliama karşı kullandığı bir atasözü görürüz;(Araplar Talanımızı Vurdu, onlara küfür ederek hiçbir şey bırakmadık). Araplar bütün ürünü veya değerli ne varsa alıp götürüyorlar. Kürde ise arkasında bakıp, yedi ceddinden başlayıp doğmamış çocuğuna kadar küfür etmek kalıyor. Doğruluğu yanlışlığı bir yana ama burada bana göre o küfürlerde bir intikam sloganı olabildiği gibi, psikolojik bir rahatlama aracıdır da. Çaresiz olan insanların acizliklerinin belirtisi olabildiği gibiintikam yemini yerine geçip aynı zamanda kendini avutma madunu da yaratıyor. Bir yandan kaybedenin mücadele azmini, hırsını belirtirken, diğer yandan kendi yöntemiyle kendinin terapisti olmasidir.

Dersim Tertelesi, Helepçe, Enfal, Zilan, Koçgiri, AMED ve yüzlerce katliamdan geçmiş bir halk olan yetim Kürtlerin küfüre sarılması kadar normal bir durum söz konusu olamaz. Hem yetim, hem de dört tarafı puşt zulasıyla sarılmış. Dört sömürgeci devlet, NATO, Varşova paktı artıkları, Arap devletleri ve Avrupa’nın modern çarıksız devletleri. Bütün bu olumsuzluklar yan yana geldiğinde ve buna birde yüz yılın geri bırakılmışlığı eklenince, bugünkü Kürt özgürlük mücadelesinin ulaştığı düzey adeta bir mucizedir. Yüz yıldır sabırla didinerek kültürel olarak direniş, Demirci kava destanıyla Mazlumlaşınca asıl direnişin ve direnmenin yaşamak olduğu gerçeği bütün Kürt ulusuna kendini dayattıktan sonra da uzuz, küfürler yerini bilimsel ve daha felsefik küfürlere bıraktı. Düne kadar yaptıkları her tür alçaklığı dinle kamufle eden yaratıklar, Kürt özgürlük hareketi şahsında Kürt ulusuna karşı çaresiz kalmış ve daha çok katliama başvurmuştur. Artık bizden çok bu kişiliksizleşmiş alçaklar küfür etmektedirler. Tabi biz Kürt delilerinin ayrı bir özelliği var ve Sömürgeci devletlere ne yapılırsa yapılsın, ne kadar darbe vurulursa vurulsun bizim ne yüreğimizi nede ruhumuzu tatmin etmeye yetmez. Biz deli gönüllülerin dinginliğe kavuşması için mutlaka ve mutlaka Bağımsız Birleşik Demokratik Kürdistan kurulmalıdır ki yüreğimiz ve ruhumuz huzura kavuşsun. Ancak o zaman küfrümün dilini edebiyat diline çevirir, kuru topraktan Babil bahçeleri yaratırız. Gerçi biz o kadar ustalaştık ki, küfürlerimiz bile kazancı bedihin deyimiyle notalıdır.

Şimdi gelelim dallama güç sahiplerine. Özellikle sömürgeci, faşit devşirme Türk devlet büyüklerine. Bunlar ne çapına ne de büyüklülüklerine, aldıkları görev ve sorumluluğun bilincinde olduklarından bu görev sorumluluk yerlerde sürüklenmeye başlayınca da başlarlar küfür etmeye. Korkudan ininden çıkmayan tilki gibi.

Birde çapına gücüne bakmadan elindeki güçle küfür edenler var ki, bunlara soysuzlar diyebiliriz. Seyis Erdoğan ve onun devşirme bakanı Süleyman soysuz gibi. Bunlar tilki kadar kurnaz olduklarından, ilk bakışta normal hatta biraz masum ve biraz mağdur görünürler. Dini bilgileri, İslamiyeti kullanmadaki becerileri onları iyi korur. İmam Hatip ve istihbarat inlerinde iyi yetiştirilmiş birer hatiptirler. Bu kişilik bozukları o kadar çok çalar çırparlar ki, gözlerinde sadece dolar ve altın görür. Kazandıkça kazanmak isterler, kokarca misali kokuları insanı da hayvanı da zehirler. Aynı zamanda muhaliflere karşı çok acımasızdırlar. Kürtlere ve azınlıklara özel alerjileri var. Tıpkı vampir yarasalar gibidirler. Hem toplumun kanını emerler hem de tükürük bezlerinde salgıladıkları 280 çeşit bakteriyle tohumu felç ederler. Bunların bir diğer özelliği yılan gibi sessiz olmaları. Avını yakalamak için gerekirse elli kabuk değiştirirler ve avına yaklaşırlar. En büyük özellikleri belirli bir süre yol aldıktan sonra kendi ortaklarını yutmalarıdır. Tıpkı Fetullah Gülen ve kediciklerin pezevengi Adnan Oktar gibi. Bütün bu özelliklerine rağmen sıkışınca gemiyi ilk terk edip kaçan fare elinde göç olunca da, sırtlana dönüşürler. İşte ne yazık ki dünyanın nadide ülkelerinden ikisi olan Anadolu ve Kürdistan’ı bu çakallar sürüsü yönetmektedir. Her türlü hileyle, hırsızlıkla çaldıkları oylarla ve verdikleri rüşvetlerle tekrar iktidar oldular ancak, yinede köpek gibi Kürtlere ve Kürtlerin politik temsilcilerine havlamaktan geri durmadılar. Ellerinde bu kadar güç olmasına rağmen küfretmek acizliğine ancak böyle çapsızlar tenezzül eder.

Tilkiden kurnazı yoktur ama ortalık derisiyle doludur.

Elinde her türlü gücü bulunduran insanların, onurlu insanlara küfür etmesi en büyük alçaklık ise o noktadan hareketle de düşmanının acizliğinin, çürümüşlüğünün başlangıcıolduğunu anlamakta önemlidir. T.C ve onun sözde bakanları, komutanlarının, çapsız mafya babalarının tehdit ve küfürlerine alışık olan sevgili halkımız ilk defa bir devşirme SEYİS’in küfürüne tanıklık ediyor.

Bana göre de T.C sözde cumhurbaşkanı HDP’ye ağız dolusu für ediyorsa bu acizliktir. Elinde bir milyon resmi ordusu olan, beş yüz bin polisi olan ve rivayete göre İŞİD, El NUSRA ve diğer İslam soslu çetelerle birlikte Türkiye , Kürdistan ve Ortadoğu da bir milyon sivil ve askeri milis gücü olan bir SEYİS kalkıp, dünyanın en demokratik halkıolan Kürtlere ve onun siyasal gücü olan, yasal zeminde onu temsil eden bir partiye ana avrat küfür etmez. Ederse dibe vurmuş demektir. Tıpkı perde arkasındaki sahipleri gibi Kürt halkının, haklı taleplerine karşı çaresiz kalmıştır ki küfür etmektedir. Kusura bakmayın ama ben bir Kürt bireyi olarak benim temsilcilerime küfür eden Davar oğlu devar, puşt oğlu puşt şeyisine de bütün küfürlerini iade etmekten onur duyar ve ona Ula kebleme ne zaman adam oldun ulan deyip keblemenin suratını Kemal Sunala havale ediyorum. Oda yetmez ise, Kürdistan’ın  bütün delilerinin selamını da söylüyorum. Hem ona hem de onun gibi soysuz olan bütün sözde T.C yönetici ve alçaklarına.

Şimdi ben soysuzdan başlayacaktım cacıklamaya, ama ne yaparsın ki Kürdün kaderi böyle, sömürgeci devletlerin hepsinde, özelliklede Türkiyede elini sallasan SEİSE-Reise değiyor. Ben bütün Reis kılığına girmiş SEYİSLERİN gelmiş ve geçmiş ruhuna fatiha okuyarak Avanos Çakalı, Mehmet Ağar’ın eniği, İçişleri bakanı Kerxane bakkalı Süleyman Soysuz’a lafı getirmek ve lafı gediğine sokmak istiyorum ama bence bu kebleme ona bile değmez kendisi Erdoğan SEYİS’ine biat ettikten sonra, yani 7 Haziran öncesi “Allah şahittir ki bütün bedenim kan gölüne dönse de Erdoğan’dan ayrılmayacağım” diyen Tilki Süleyman Soysuz bu tavrı ve dönek dümbelekliğiylekırmızı plakayı kapan bir devşirmedir. Onu ve reisini Xançepeklilere emanet ediyorum.